27 Kasım 2010 Cumartesi

#1 Federer-Nadal: Rakamlarla

21: Bugüne kadar iki tenisçi arasında 21 resmi maç oynandı ve bu maçların 14'ünü Nadal kazandı. İki raketin toprak korttaki karşılaşmalarında 10-2 Nadal üstünlüğü bulunurken, çimde 2-1 Federer üstünlüğü var. Sertte durum eşit, 3-3.

2: İki oyuncu daha önce Sezon Sonu Turnuvaları'nda 2 defa daha karşılaştı. 2006 ve 2007 yarı finallerinde. Federer, 2 maçı da set vermeden kazanmasını bildi.

8: İki oyuncunun grand slam'lerde birbirleriyle oynadıkları maç sayısı. Bu 8 maçın 6'sını Nadal kazandı ve bu 8 maçın 7'si finalde oynandı. Yarı finalde oynanan tek maç 2005 Roland Garros'ta idi.

1: Bu büyük rekabette Federer ve Nadal sadece 1 defa sert kort slam'inde karşılaştılar. 2009 Avustralya Açık'ta gülen 5 setlik maçın sonucunda Nadal'dı.

4: Federer'in Sezon Sonu Turnuvası şampiyonluğu sayısı. Federer bu turnuvayı daha önce 2003, 2004, 2006 ve 2007 yıllarında kazandı.

2005: Federer'in bu turnuvada finalde kaybettiği tek yıl. Federer finalde Nalbandian'a karşı 2-0 öne geçtiği maçı 3-2 kaybetmişti.

2: Nadal'ın Federer'e karşı dünya 1 numarası olarak çıktığı maç sayısı. Bu maçlar 2009'da Avustralya Açık ve Madrid'de oynandı. Birini Nadal, diğerini Federer kazandı.

WTF: Federer-Djokovic

Federer bu sefer yanıltmadı, büyük final gerçekleşti: Nadal-Federer.

Djokovic turnuva başından beri çok fazla sallıyor havası vermiyordu zaten. Kazanabileceği maçları kazandı, zor maçları kaybetti bugünkü de dahil olmak üzere. Turnuva öncesinde de kafasının daha çok Davis Kupası'nda olduğunu belirtmişti, hoş görmek lazım. Bugün beklediğim rahat bir galibiyetti Federer'den ve yanıltmadı İsviçreli. Genelde Federer'in her turnuvada bir kötü maçı olur ama bu hafta oynadığı 4 maçın hepsinde çok iyiydi. Bakalım bu kötü maç kontenjanı yarın en olmayacak zamanda mı ortaya çıkacak, yoksa hiç ortaya çıkmadan Federer şampiyonluğu mu gelecek...

Açıkçası şu turnuvadaki oyununu yarına da yansıtabilirse, bugün zaten bir hayli yorulmuş olan Nadal'ın kazanabileceğini düşünmüyorum. Neredeyse 2 saat daha fazla oynadı Nadal ve efor olarak daha yorucu bir maçtı kesinlikle. Djokovic-Federer maçları genelde çok uzun rallilere sahne olmadığı için çok yorucu maçlar da olmuyor eğer çok uzamazsa. Bugün onlardan biriydi. Federer yine iyi servis attı, ayak hareketleri yine iyiydi, ama hepsinden önemli bugün filede, volelerde ve dropshot'larda çok iyi bir Federer izledik. İyi bir Djokovic ikinci seti alabilirdi ama dediğimiz gibi çok konsantre değildi zaten bu turnuvaya başından beri. Taa, ilk tahminlerde Murray, Federer ve Nadal'ın kazanabilecek 3 isim olduğu belliydi ve durum itibariyle bu 3 oyuncu turnuvayı en iyi geçiren oyuncular oldular bence.

Yarın rüya final 19.30'da. Tenis tarihinin bu özel rekabetine dair özel postlar yazmaya çalışacağız maç saatine kadar. Ne de olsa özel bir maç.

Nadal Finalde

-Amca finaldeyiiiiiimm!!!!!!!! :-))))

Ilk 4'un kendi arasinda yaptigi maclar icerisinde yilin en heyecanli maclarindan biriydi herhalde (Murray tekrar ilk 4'te bu arada :)).

Taraflar ilk sete kendi servis oyunlarini iyi oynayarak basladilar. Tie-break oyununa kadar servis kirma puani dahi olmadi. Hatta deuce bile olmadi, gorulen en yakin skor 40-30'du. Nadal tie-berak oyununda 5-2 one gectikten sonra uyuklayinca durum 5-5'e kadar geldi. Ama Rafa Murray servisinde set puanini aldi.

Ikinci set ilk sete benzer bir sekilde baslamakla birlikte Nadal macin arka arkaya gelen ilk 2 servis kirma puanini harcayinca ve defansa cekilince 3-2'den sonra 4 oyun ust uste vererek kaybetti seti. Bunda yaptigi basit hatalarin da rolu buyuktu.

Ucuncu sette Nadal daha ucuncu oyunda servis kirdi. Set sonuna kadar servislerinde bir sekilde hayatta kalmayi basardi ve 5-3'te mac puani yakaladi Murray oyununda. Ama Murray iyi servislerinin de yardimiyla oyuna tutundu. Bu noktada cogu kisi iyice gerilen Murray'in maci kaybedecegini zannediyordu ama o da ne? Defansif oynadigi servis oyunu Nadal mac puani bile goremeden rakibine teslim etti. Daha sonra Murray Nadal'in kendisini oldukca zorladigi oyuna tutunmayi basardi. Simdi Nadal dusunsundu. Nadal dusundu, dusundu ve 15'e karsi kendi servis oyununu kazandi. Zaman tie-break zamaniydi. Nadal tie-break'e olabilecek en kotu sekilde baslayip 3-0 geriye dustu. 2 mini break vermisti ki bunlarin birini hemen geri alip 3-1 yapti. sonra bir Murray'e bir Nadal'a derken 4-2 oldu. Nadal iki puan daha aldi ve 4-4 yapti. Durum esitlenmisti. Kendi servis oyunlarinda bir Murray iki Nadal derken 6-5 Nadal one gecti. One gectigi puanda Murray'i yere yigan Nadal oyun tarizyla rakibini sakatlamaya en cok yaklasan oyuncu oldu. Murray cok kotu durumda degildi fakat ve kendi servisinde ikinci kez mac puani cevirdi ve 6-6 yapti. Nadal bu macin boyle bitemeyecegini dusundugunden Murray servisinde puani aldi ve kendi servisindeki puanla da maci bitirdi.

Her iki taraf da genel olarak zevkli bir mac izlettirdi. Murray'in Nadal'in oyununa duydugu begeninin de etkisiyle iki oyuncunun tarzi benziyor; ozellikle son zamanlarda Murray daha fazla atak yaptigi icin. Her ikisi icin de ayni sey gecerliydi bugun; atak yapmayinca etkisiz kaldilar. Bazen ikisi birden atak oynadi, bazen ikisi de defansa cekildi. Nadal kritik puanlari daha iyi oynadi denebilir ama bu yine de neden mac icin servis atarken servisini kirdirdigini veya 2 mac puani kacirdigini aciklamiyor. Servis kirdirdigi bir oyunda Nadal'in 0-40'tan kurtulana kadar fazlasiyla atak oynadigini ama beraberlikten sonraki iki puanda yine defansif kalip servis kirdirdigini gorduk mesela. Bir de Nadal'in ikinci, Murray'in ise 3. setteki kotu ilk servis performanslarina deginmek lazim.

Bu mac Murray'in bir 3 set uzerinden oynanan macta ilk kez iki tie-break kaybettigi mac olmus. Ilginc. Nadal ise 1000 puani cebe atti finale giderek. Bir de ucuncu setin sonlarina dogru oyanan bir puan yilin puanlarindan biriydi. Iki tane arka arkaya cok cok iyi cikartilan top gorduk. Nadal-Murray maclarina ozel bir puandi bence.

(Foto: yahoo.sports)

Foto: Amanin Kelle! Kelle!

(Foto: yahoo.sports)

WTF: Nadal Antremani

Berdych maci oncesi vole antremani.

WTF: Federer Antremani

Soderling maci oncesi antreman goruntuleri.





WTF: Nestor-Zimonic vs Bryan-Bryan


Maci anlatmadan once biraz ciftler haberi verelim. Bu turnuva Nestor-Zimonic ikilisinin son turnuvasi. Zimonic seneye Llorda ile oynamak istediginden ikili ayriliyorlar. Llorda'nin neden son zamanlarda file onunden ayrilmadigini daha iyi anlayaniliyoruz boylelikle. Nestor ise yoluna Mirnyi ile devam edecekmis. Bu ise Bhupathi'nin simdilik acikta kaldigi anlamina geliyor. Zimonic'in yeni partneri Llorda file onunde cok iyi ama yine de Nestor ondan daha iyi vole aliyor bence. Fakat Nestor 38 yasinda.

Ilk sette taraflar servislerine tutunarak ilerlediler bir sure. Setin sonlarina dogru Bryanlar servisinde iki cift hata olunca servis kiran taraf Nestor-Zimonic ikilisi oldu. Bir sonraki oyunda 40-40'da karar verici puanda puani alan Nestor ve Zimonic seti tamamladi. Ilk sette Bryan'larin oyunlari servis agirlikli gecerken, diger ikili Zimonic servis oyunlarini daha rahat oynadi. Bunda hem Zimonic'in daha iyi servis atiyor olmasinin hem de Nestor'un iyi vole aliyor olmasinin etkisi var.

Ikinci setin basinda taraflarin tutundugu 2 servis oyunundan sonra arka arkaya servisler kirildi. 4-2'de Nestor ve Zimonic'in 0-40'da arka arkaya 4 servis kirma puanindan yararlanamamasi servis kirma serisinin sonunu getirdi. Ikinci set de 63 ile bitti ama bu sefer seti kazanan Bryan kardesler oldu. Bu sette Zimonic ilk sete gore daha kotu oynadi ve daha kotu servis atti. Farki yaratan en onemli unsur buydu.

Super tie-break setinde taraflar bir onceki setteki kotu servis performanslarini unuttururcasina mac puanina kadar servislerini birakmadilar. Servis puanini kaybeden ilk takim olan Bryanlar maci da kaybetmis oldular. Skor 12-10.

Boylelikle toprak slami sampiyonlari sert kort slamlerinin sampiyonlarini yenmis oldu. Nestor ve Zimonic birlikte son maclarini yarin finalde oynayacaklar.

(Foto: yahoo.sports)

WTF 6. Gün: Fotolar Fotolar...

Baygın bakışlı genç ona doğru döndü ve, "olmaz, başım ağrıyor" dedi.

Karşıdan cevap geldi: "Benim de benim de..."

"Ehehe şaka şaka, bu sefer sağlamım"

Flash TV'de amerikan güreşinde Goldberg vardı böyle çıkan, onu hatırladım, evet...

What the fuck?

Pat Cash (solda)

Vera'ya arkadaş çıktı...

"I'm the coolest guy ever" bakışı gelmiş Cash abimizden, yakışır.

WTF: Ciftler Raporu

Ciftleri sevdigimden zaman zaman bahsediyorum blogda. Teklerdekinden daha farkli bir durum, baska bir taktiksellik oldugunu dusunuyorum. Ornegin Shvedova ve King ayri ayri degerlendirildiklerinde slam almalari cok cok buyuk supriz oluyorken ikisi bir arada arka arkaya iki slam alabilecek derecede guclenebiliyorlar.

Bu yil WTF'daki ciftler mucadelesine "sizan" iki tekler oyuncusu vardi; Wimbledin sampiyonlari Petzschner ve Melzer. Onlarin disinda A grubunda Bryan kardesler, Dlouhy-Paes ve isimleri ile ciftler haberi yazmaktan sogutan Fyrstenberg-Matkowski ikilisi var. WTF sonuna kadar Polonyali bu ikiliden Fyr & Mat diye bahsetmek istiyorum izninizle.

B grubunda 1 numarayi bu yil Byran kardeslere kaptiran Nestor-Zimonic ikilisi, Paes'in eski partneri Bhupathi'nin Mirnyi ile olusturduklari takim, Moodie-Norman ikilisi ve Kubot-Marach ikilisi bulunuyor.

Grup maclarinin ilk iki gununde drama yasanmadi. Oynanan 12 macin sadece 3'u super tie-break gordu. Sadece bir macta mac puani cevrildi; Fyr & Mat ikilisinin Bryan kardesleri yendigi macta. Mac puanlari ikinci sette cevrilmis. Ciftlerdeki super tie-break kurali nedeni ile taraflar istikrarli olduklarinda aslinda tie-break setinde mac puanlari havada ucusur ama bu sefer oyle olmamis.

Mac puaninin cevrildigi tek mac A Grubu'nun lider ekibini belirlemis oldu. Fyr & Mat mac kaybetmeden lider olarak gruptan cikarken Byran kardesler iki galibiyetle ikinci siraya yerlestiler. Grubun en zayif halkasi mac kazanamayan Dlouhy-Paes ikilisi. Bu ikili bu yil Roland Garros'ta final oynamislardi.

B Grubunda ise Nestor-Zimonic ve Bhupathi-Mirnyi ikilileri yari finale yukseldiler. Her iki takimda birer galibiyet aldilar. Nestor-Zimonic ikilisinin Marach-Kubot ikilisine 60 16 10-6 gibi garip skorlu ancak super tie-break olan bir macla kaybetmeleri onlari lider yapan unsur oldu.

Yari final eslesmeleri Byranlar ve Nestor-Zimonic (Nadal-Federer misali buyuk bir kapisma) ile Fyr & Mat ve Bhuphathi-Mirnyi arasinda olacak.

Madrid 08 SF: Nadal vs. Simon




Bir zaman önce bunun gibi bir Moya-Nadal maçı atmıştık yanılmıyorsam 3 partlık özeti olan. O da bunun gibi efsanevi bir maç kesinlikle. Simon'un kariyerinin en iyi maçı, üstelik karşısında harika bir Nadal varken...

26 Kasım 2010 Cuma

WTF??!! Gunun Olayi

Oncelikle embed olayini bu videoda beceremedigimden buradan izleyin.

Senaryo ozetle su; Berdych'in cizgiye dusen bir topunda Nadal topa vurduktan sonra gelen bir out overrule durumu ve tam bu esnada Nadal'in kalkan kolu var. Karar duzeltmeden sonra Berdych hakeme veryansin ediyor ve hakem de "Istersen itiraz edebilirsin" diyor. Berdych itiraz ediyor ve topun icerde oldugu goruluyor. Bu sefer Bernardes puani Berdych'e verince bu sefer Nadal itiraz ediyor; cunku puan karar degisiminden sonra bitirilmisti, yani tamamlanmamisti. Puan tekrari olmasi gerek. Nadal uzun uzun yetkililerle tartistiktan sonra puan Berdych'in oluyor yine de.

Burada kabahatli olan kisi Carlos Bernardes. Iki tane cok onemli hatasi var. Ancak kritik bir detayi goremiyoruz malesef; Nadal ve hakemi karar degisimine giden surecte ayni karede goremiyoruz. Bu nedenle hakemin karar duzeltmek icin hareketlenmesi mi Nadal'i etkiliyor, yoksa Nadal itiraz icin hareketleniyor da Carlos mu ondan etkileniyor bunu goremiyoruz.

Birinci senaryoda, yani Nadal'in Bernardes'in karar duzeltme egiliminden etkilenmesinde zaten Bernardes'in verdigi karar yanlis. Bir hakem bir kurali degistiriyorsa ve bu karar yanlissa her iki oyuncunun da magdur edilmemesi adina puan tekrari olur.

Ikinci senaryoda, yani Nadal itiraza niyetlendi ve Bernardes bundan etkilendiyse yine hatali olan Bernardes. Bizim duydugumuz sey Nadal'in karara itiraz ettigi anonsu degil cunku, hakemin out karari. Bernardes Nadal'in topun out oldugunu dusundugunden etkilenip out karari veriyorsa bile karar kendisine ait. Eger emin degilse out demek yerine Nadal'in itiraz etmesini beklemeli. Zaman zaman oyuncularin bu konuda kararsiz kaldiklari da olur sonucta; bir an icin out oldugunu dusunup sonra devam edebilirler. Sonucta Bernardes sesini cikartmasa Nadal ya itiraz edecek veya puani kaybedecek zaten. Bernardes Nadal'in hissiyatina uyarak out dese bile dedigim gibi karar onun oluyor o noktadan sonra. Vicdan yapmis olmak adina "Benim yanlis davranisim yuzunden Berdych puanindan olmasin" diyerek bir yanlis karar daha verince olmuyor. Iki yanlis bir dogru etmiyor.

Maclar esnasinda oyuncular hatta seyirciler bazi pozisyonlarda topun disari dustugunu dusunebilirler. Hakemler bunlardan etkilenmeden kendi gordugune karar vermekle yukumluler. Kararlarinin sorumluluklarini baskalarina yikacaklarsa orada oturmamalilar. "Ama o oyle demisti de ben ona inandim da ondan oyle yaptim da" demekle olmaz. Bernardes burada oldukca kotu bir yonetim gostermis.

Bernardes icin diyeceklerimi dedim. Diger oyunculara gelecek olursak; Nadal burada kesinlikle sansli. Cunku yanlis karar sonrasi oyununu kaybetmedi. Ki kendisi de mac sonrasinda bunu soylemis. "Puana itiraz etmedim, etsem sesimi cikartirdim. Belki bir an icin duraksamis olabilirim" demis. Benim kisisel gorusum, Bernardes out diye atlamasa Nadal itiraz ederdi. Ama sagolsun o kadar cabuk davranmis ki kendisi Nadal itiraz mi ediyor yoksa hakemin kararini mi onayliyor onu bile anlayamiyoruz. Nadal'in kendisinin bile orada ne dusundugunu anlayabildiginden suphem var hatta, sagolsun Bernardes kimseye firsat vermeden atlayivermis.

Berdych Nadal'i hakemin kararini etkilemekle suclamis. Berdych'in asil takildigi konu Nadal'in puan tekrari konusundaki itirazi. Buna takilmakta haksiz. Cunku hakemin karar degisiminden sonra sorumluluk hakeme gecer. Hakemin yanlis karari varsa da rakip bunun icin cezalandirilmaz. Kural bu. Nadal buna benzer bir olayi Wimbledon'da da yasamis ve orada da sert bir itirazda bulunmus ama karar degismemisti. Berdych hakemlerin Nadal'dan korktuklarini soylemis ki bu da bu olay icin bana gore yanlis bir ifade. Macin hakemi oncelikle yaptigi mudahale ile Berdych'e zarar verdigini dusunup Berdych lehine kural ihlali de yaparak bir karar veriyor. Hakemin Nadal'dan korkma veya ona yaranma gibi bir durumu olsa zaten Berdych'e sirinlik olsun diye kurali da bozarak ona puan vermeye kalkmazdi. Veya itiraz sonrasi kararini degistirirdi.

Berdych'in hakeme bir baska itirazi ise out durumundaki hakemin karar duzeltmesinden hemen sonraki "Ne diye oyuncuya guvenip duzeltme yapiyorsun?" itirazi. Burada Berdych yerden goge kadar hakli. Birak adam out oldugunu dusunuyorsa itiraz etsin, sen ne diye mudahale ediyorsun? Yok eger out oldugu karari senin gorusunse, neden sanki Nadal yuzunden hata yapmissin gibi kalkip onu cezalandiriyorsun?

Carlos Bernardes sozum sana;

"Al...Kirdin..Kirdin..."

Ekleme:

WTF: Djokovic-Roddick

Bu maç hakkında ne desem bilemedim. Bugün hakkında sevindiğim tek şey dünkü tahminlerimin tam isabet olmasıydı herhalde. Tahmin etmek de çok zor değildi tabii, kabul edelim.

İlk setin sonlarından itibaren maçı kesik kesik izlemeye başladım zira Roddick o kadar isteksizdi ki, maçı çekilmez hale getirmeyi başardı. Kitabımı açıp okuyor, diğer yandan maça bakıyordum. Djokovic son oyunda biraz saçmalasa da maçı kapatmayı başardı rahat bir şekilde.

Roddick'in bu kadar kötü oynamasına bir anlam veremedim. Djokovic, Berdych maçındaki gibiydi. İyi ve sağlamdı ama çok muhteşem bir oyun da yoktu. Normal oynayan bir Roddick'e karşı sadece 5 oyun kaybedecek kadar değildi yani. Roddick'in bu maçtan önce ciddi bir şekilde şansı olmasına rağmen "olursa olur, çok da kasmaya gerek yok" tavırları beni şaşırttı. İlk birkaç oyunun ardından tamamen yok oldu maçtan, ilk servisleri bile etkisizdi ama burada Nole'nin iyi return yaptığını da belirtelim. Tabii ne olursa olsun bu kadar kötü oyunun bir mazareti yok. Berdych maçından sonra şartelleri kapatmış sanırım Roddick.

Djokovic böylece bizi yanıltmadı ve beklediğimiz yarı final tablosu oluştu. Yarın için benim tahminlerim:

2-0 Federer
2-1 Murray (bu tamamen sallama, 2-0 Nadal 2-1 Nadal 2-0 Murray 2-1 Murray, hepsi benim gözümde %25 ihtimal)

Bakalım, neler olacağını göreceğiz. Bir de çiftler var, unuttuk sanmayın tabii. O konuyla az buçuk da olsa ilgilenen kirpi bir şeyler karalayacaktır mutlaka. :)

Jeff Tarango


Sanki bir sitcom dizisinde çekilmiş bir sahne gibi. Komedi adeta. Videoda alttan yazılar akıyor ama o bilgilerde yanlışlıklar var. Bu hakemimiz, 95 yılındaki bu maçın ardından 96, 97 ve 98 Roland Garros finallerinde görev alıyor ve hakemliği de 2001 yılında bırakıyor. Arka arkaya aldığı uyarıların ardından çıldıran ve kortu terk eden Amerikalı tenisçi Tarango ise 63 bin dolar ceza alıyor, daha sonra bu ceza 20 bin dolara indiriliyor.

Yalnız dikkat edilirse çoğu Amerikalı tenisçinin bu tarz triplere girdiği görülmüştür. Bunlar hep McEnroe'nun etkileri, diyeyim ben. McEnroe'nun rol model olduğu bir ülkeden, aha da bu çıkıyor, Roddick (özellikle ilk yıllarında yaptıklarını biliriz) çıkıyor... :)

Murray'dan Yorumlar

Dün Ferrer'i iki sette geçtikten sonra ikinci olarak grubundan çıktı Murray. Bugün Nadal-Berdych maçından önce "Nadal ile oynamak ister misin?" sorusuna, "evet" diyerek cevap vermiş Britanyalı, ama eklemiş:

"Olması halinde inanılmaz zor bir maç olacağını düşünüyorum. Onun buradaki maçlarını izledim ve inanılmaz iyi oynuyor. Ona karşı çok büyük şansım olacağını sanmıyorum."

Beklenen oldu ve Murray ile Nadal eşleşti. Açıkçası bence de Nadal favori bu maç için ama Murray'nin yaptığı bu açıklamalar daha çok üzerindeki baskıyı azaltmaya çalıştığını gösteriyor, tam olarak böyle düşündüğünü değil. Şansı kesinlikle çok az değil zira. Murray, ki sert kortta her zaman Nadal'a karşı agresif oynar. İyi servis attığı bir güne de denk getirirse Nadal'ı yenmek için şanslar bulacaktır. Nadal yarım adım önde olsa da çok denk bir maç olacağını düşünüyorum ben. Bu maç yarın ilk maç olarak oynanacak saat 16.00'da. 22.00'da ise Federer, Djokovic veya Roddick ile karşılaşacak...

WTF= Rafa 3/3

Rafa bugün Berdych'i yenerek grubu lider olarak tamamladı ve Murray ile yarı finalde eşleşti. Skor 76-61.


İş nedeniyle malesef yine izleyemediğim bu maç ile ilgili olarak aklıma gelen ilk yorum bir insanın kendine güveniyor olması ve olmamasının yarattığı fark ile ilgili. Geçen sene Nadal bu turnuvada hiç set alamamıştı. Kötü günler geçiriyordu ama yazın verdiği mecburi ara nedeniyle bu seneye kıyasla daha fazla dinlenmişti. Bu sene yıl boyunca bahsettiğimiz raketi ile ilgili iyileştirmelerin yanı sıra kendine güveniyor oluşunun da bu sonuca etki ettiğini düşünüyorum ben. Hatta 2009 Avustralya Açık turnuvası bile buna güzel bir örnek bence. O zaman da uzun bir sakatlık arasından sonra önemli bir turnuvada iyi bir performans gösterebilmişti, 2008'in rüzgarı hala yanındaydı herhalde. Bu sene de yine kendi ölçülerine göre uzun sayılabilecek bir aradan sonra tutuk başlamamasını (ki kendisi genelde ara verdiken sonra pek iyi oynamaz) biraz buna bağlıyorum. Gerçi şimdilik şans da Rafa'nın yanında; grubundaki iki rakibi Roddick ve Berdych pek iyi günler geçirmiyorlar. Djokocvic de bildiğiniz gibi Nadal ile olan maçında gözü ile ilgili sorunlar yaşadı. Neticede Rafa'nın bu iyi gidişinin şansla ne kadar ilgisi olduğunu da turnuvanın devamında gözlemleyebileceğiz.

Nadal galibiyeti heyecanın bittiği anlamına gelmiyor tabi. Akşam oyananacak Djokovic-Roddick maçı bitene kadar ikinci yarı finalisti öğrenemeyeceğiz.

(Foto: yahoo.sports)

Blog Üzerine

Bu blogu 2009 Temmuz ayında tek başıma açtım. O sıralar İstanbul Cup vardı ve turnuva süresince güncel bir şekilde yazdım. O turnuvanın arkasından çok istikrarsız bir gidişi oldu blogun. Belli aralarla 2010 Şubat ayına kadar devam etti bu durum. Şubat ayında gaza gelip yine tek başıma, bu sefer biraz daha istikrarlı olarak yardırmaya başladım. Baktım mart ayında fena gitmiyorum, hitler en azından hatırı sayılır seviyeye gelmiş... O arada bloga sürekli yorumlar yapan kirpi ile tanıştık ve blog ekibine kattık. Veya kattım diyeyim. :)

Onunla birlikte nisan ayından beri birlikte yazıyoruz. Nisan-temmuz arası günde 1-2 post ortalama temposuyla giderken ağustos ile birlikte vites arttırdık ve yaklaşık 4 aydır çok sık yazıyoruz. Özellikle son zamanlarda giderek post sayısı artmaya başladı. Tabii, yazdıkça alışıyoruz, iki kişi yazmanın avantajlarını kullanıyoruz, birimizin işi olunca diğeri idare ediyor vs... Blog hemen hemen hiçbir gün boş kalmıyor. Ayrıca genelde aynı oyuncuları sevmemiz sebebiyle blogda farklı imzaların altında çoğu zaman ortak görüşlerimiz olmuştur... Bloga verdiğimiz emeğin gittikçe artmasının sebebi, itiraf edelim ki gittikçe daha fazla okunmamız, takipçi ve yorum almamız. "Biz kendimiz için yazıyoruz ya aslında" triplerinin manası yok. Ben buraya 6 ay yazıp 1 tane yorum alamasam devam etmezdim herhalde. İnsanın takip edildikçe yaptığı işin üstüne daha fazla düştüğü gerçeği var. Bu vesileyle blogu okuyanlara, yorumlarıyla katkıda bulunanlara çok teşekkür ediyorum kendim ve kirpi adına.

Aslında bu postun amacı sizlerin görüşünü almak. Buraya kadar uzun bir giriş oldu. Bu tarz bir postu sezon sonunda girmek istiyordum ama hazır blog tarihinin en iyi günlerini yaşarken (sanki spor kulübüyüz, heh), giren-çıkan insan sayısı zirveye ulaşmışken soralım, görüş alalım istedik. Blogun şu anki halini nasıl buluyorsunuz? Eksik gördüğünüz tarafları nedir? Beğendiğiniz tarafları nedir, ek istekleriniz, "şunun üzerine düşülse iyi olur" dediğiniz şeyler var mıdır? Bunları merak ettik ve sormak istedik... Değerli görüşlerinizi bekliyoruz. Üşengeçlik istemiyorum. :)

25 Kasım 2010 Perşembe

WTF 5. Gün: Fotolar...



"Bi maç kazanaydık iyiydi.."


Maradona'nın kız arkadaşı Veronica'ymış...

Bu da kendisi...


"İşte o pozum!"

WTF: Murray-Ferrer

Murray rahat kazandı ve yarı finale adını yazdırdı. Ferrer turnuva boyunca elinden geleni yaptı ama set almaya dahi muvaffak olamadı ne yazık ki. İlk seti ben maalesef kaçırdım. Kirpi'nin dediklerine göre erken servis kıran Ferrer heyecan yapmış, Murray işin ciddiyetini anlamış ve o andan sonra çok iyi oynamaya başlamış. Öyle olduğu belli zaten, arka arkaya altı oyun kazanan Murray seti 6-2 bitirmiş. Hatta yetmemiş ikinci setin de ilk oyununda servis kırmış. İkinci sette durum 1-1 iken izlemeye başladım ki, bu da Ferrer'in kırdırdığı servisi geri aldığı anlamına geliyor.

Servis kırdığı oyunun ardından zar zor tutundu Ferrer servis oyununa, ki ondan sonra da oyun kazanamadı zaten. Murray kötü yüzdeyle servis atmasına rağmen karşısında fazla basit hata yapan bir Ferrer vardı ama servisleri dışında iyi bir Murray gördük. Boşuna dengesiz demiyoruz bu adama. Yarı finalde nasıl oynayacağına dair bir şey söylemek hakikaten çok güç.

Yarın 16.00'da Nadal-Berdych, 22.00'da Djokovic-Roddick maçları var. Tam tersi olsaydı daha güzel olurdu aslında... Yarın Nadal ve Djokovic'in sürpriz yaşamadan kazanarak gruptan çıkmasını bekliyorum. Sonra ver elini Nadal-Murray, Djokovic-Federer eşleşmeleri...

Dedikodu: Norman ile Soderling Ayrılıyor

Bugün bir İsveç haber kaynağına göre Soderling'in koçu Magnus Norman, Stockholm şehrinde bir tenis akademisi işiyle uğraşacak. Artık seyahat etmek istemiyor ve ailesine daha fazla zaman ayırmak niyetinde... Bu dedikodu doğru mu yalan mı, yakında çıkar kokusu. Biz yazalım da...

WTF: Federer-Soderling

Federer, grubun son maçında Soderling'i 7-6 6-3'le yenerek grupta maç ve set bırakmadan birinci oldu. Federer'in maçı çok daha rahat kazanmasını bekliyordum ama Soderling gerçekten iyi bir maç çıkardı. İlk sette Federer servis kırmasına rağmen Soderling, servis kırarak sete geri dönmeyi başardı. 6-5'te Federer servisinde 30-30'da önemli bir puanda mishit vurdu, ki bu puanı alsa set puanına ulaşabilirdi. Tiebreak'e iyi başlayan Federer 6-4'te basit hata yapınca Soderling'e geri dönme şansı geldi ama kendi servisindeki puanda fileye gelen Soderling, Federer'in attığı lobu dışarı düşecek diye bırakınca seti kaybetti. Soderling'in yaptığı çok amatörceydi ama yine de Federer'in vuruşunun muazzam olduğunu belirtmek gerekiyor.

İkinci sete biraz daha iyi başlayan Soderling olsa da Federer yeniden oyuna ağırlığını koymayı başardı. Yaklaşık 10 dakikalık oyunun ardından servis kıramayan Federer, bir sonraki servisini 15-30'dan kurtardı. 4-3'te servis kıran İsviçreli, kendi servisiyle maçı bitirdi. Özellikle son oyunlarda harika puanlar, müthiş vuruşlar çıktı Federer'den. Servisleri ve ayak hareketleri maç boyunca çok iyi çalıştı. Soderling iyi oynadığı bir günde çok iyi bir Federer buldu karşısında ve gruptan çıkma şansını kaybetti.

Grupta son maç öncesi durum şudur:

Federer 3-0 6-0
Murray 1-1 2-2
Soderling 1-2 2-4
Ferrer 0-2 0-4

Murray, Ferrer'den set alması halinde gruptan çıkacak ikinci olarak. Ferrer'in gruptan çıkması için iki sette, hem de belli bir oyun farkıyla kazanması gerekiyor. Gereken oyun sayısı farkı, 5. Mesela, 6-4 6-3 yetecek Ferrer'e. Soderling'in ise eğer yanlış bakmıyorsam şansı kalmadı.

WTF!!?? Anket

Serena Avustralya Acik'ta Yok

Evet, resmi olarak aciklandi.

Daha 1-2 gun once yazmistim bence cekilir diye. Bence kendisinin asil sorunu sakatligi boyunca olmasi gerektigi gibi dinlenmemesi. Hareketli insanlar icin iskence tabi tum gunu sabit gecirmeye calismak ama bunu yapmayanalrin da durumu belli.

Ben butun bu olanlara ragmen hala Serena'yi Wimbledon icin en buyuk favori olarak goruyorum. Birincisi onun oyunu ve digerlerinin oyunlari arasinda cok fark var. Ikincisi de sakatlik aralarindan sonra eski formunu hizli bir sekilde yakalayabiliyor. Zaten neredeyse tum kariyeri aralardan sonra oynayarak gecti.

Bu kadar uzun sure uzakta kalmasi ile ilgili olumlu olabilecek bir nokta da en azindan bir sure tendinit sorunu yasamayacak olmasi. Fazlasiyla dinlendi zira.

Nadal - Djokovic Maci

Cekismeli ve guzel baslayan bir macti bugunku round robin mucadelesi. Aslinda ilk 3 oyun Djokovic egemenliginde gecilmis, Nadal gidici goruntusu vermisti ama sonradan toparlandi ve karsilikli servis kirma puanlari oynanmaya basladi. Taraflar karsilikli olarak servis kirma puanlari kaciriyorlar, bu noktada ozellikle Nadal'in ayip bir sekilde servis kirma puanlarinda uzaya yolladigi toplar dikkat cekiyordu. Ama yine de Nadal 5. oyunda servisi kiran taraf oldu. Sonra ayagindaki bandajini duzelttirdi ve arkasindan hemen servisini kirdirdi. Setin sonlarina dogru Djokovic'in gozu hata vermeye basladi ve lens degisimi icin lavaboya gitti. Donunce servis kirdirdi ve servis kirma puani gostererek de olsa Nadal seti aldi.

Ikinci setin basinda da Djokovic'in gozuyle mucadelesi devam etti. Verilen arada Djokovic o pis elleriyle lensini temizleme calisiyor, Nadal da bu esnada turnuva direktorune mizirdaniyordu. Spiker burada Nadal'in uzayan molalara bozuldugundan bahsediyordu ama bu bilgi yanlisti zira Nadal "I was 5 seconds late..." falan diyerek taa ilk setin basinda aldigi uyariya itiraz ediyordu. Nadal'in konusmasina dikkat etmeyen spiker bu detayi atladi, ama atlamis bile olsa Nadal yapisinda bir adamin sakatlik molasina vizirdamayacagini bilmek icin Nadal'i biraz yakindan takip etmek yeterli.

Nadal'i bir kac kez boyle sikayet halinde gordum. Ornegin 2008 Wimbledon'daki Gulbis macinda hakeme yaptigi bir itiraz Nadal standartlarina gore sertti, ama pozisyon izlendiginde goruluyordu ki Rafa hakliydi. Dikkatimi ceken sey Nadal ne zaman boyle itiraz etse gercekten hakli olduguna inanarak yapiyor bunu (boyle yapmayan biri, Roddick : "Kendime kizmistim ve bagiracak baska kimse yoktu."); hani oyle "ya tutarsa" itirazlari degil. Ancak su zaman uyarilarina itirazi artik birakmasi lazim. Sadece maclarda degil, ozel hayatinda da hep gec kalip ozur diliyor. Koluna saat de taktilar yine de bir sey degismedi. Nadal'in biyolojik saati ile dunya saati arasinda daglar kadar fark var. Gerci boyle agir kanli insanlar yavas yaslanirlar ama... Rafa, gec kalmadigini dusunuyorsan bile itiraz etme, cunku kesin gec kalmissindir.



Gec ka-li-yor-sun-!


Neyse.. Ikinci sette Djokovic'in duzelmek bitmeyen lensi yuzunden Nadal bir anda 4-0 one firladi. Sonra herkes kendi oyununu alinca Nadal ikinci seti de 62 ile alarak maci tamamladi. Filede Rafa Novak'a "Yahu ne oldu sana?" diye sordu, Novak da "Geriye gidiyor boyle, gelmiyor sonra." gibi birseyler geveledi.


Djokovic'in lensi giciklik yapmasa aslinda cok guzel mac olacakti...

24 Kasım 2010 Çarşamba

Foto: Dost Kazigi

Yukaridaki adam Marc Lopez. Bilindigi uzere kendisi zaman zaman Nadal ile ciftlerde birlikte oynadigindan taniniyor. Ancak bu yil Nadal olmadan da 2 kupa kazanarak ciftlerde ilk 20'ye girmeyi basardi.

Lopez Londra'ya Nadal'a antreman partnerligi yapmak icin gelmis. Su uyudugu yere bir bakar misiniz? Rafa da bugun sabah uyanir uyanmaz fotografini cekip pat diye Facebook'a koymus "Iste Marc'in gercek yuzu!!" diye.

Ciftler maclari yayini bulmak neredeyse imkansiz oldugundan Lopez'i cok izleyemiyorum. Ama buna ragmen su ana dek ATP'de gordugum isimler arasinda bana acik ara en sempatik gelenin o oldugunu soyleyebilirim. Fotografta da kendi ebatlarindan daha buyuk saldirgan bir bitkinin golgesinde, kucuk bir yatakta uyudugu halde, sabah uyaninca fotografinin cekildigini gorunce gulumseyebildigi icin kendisine 10 puan veriyorum. Ben olsam onun yerinde, bu kadar sirin olamazdim. Olmazdim.

WTF??!! Berdych Mac Kazandi

Olmaz dedigim oldu ve Berdych mac kazandi. Roddick'i 75-63 gibi rahat sayilabilecek bir skorla yenerek hem de.

Maci yayin saati nedeniyle izleyemedim tabi. Yazilanlara gor Roddick maca "Ben kendimi kasmayayim, o kendi kendini yok etsin." kafasiyla cikmis. Ama Berdych beklenilenin aksine mac ilerledikce daha iyi oynayinca plan tutmamis.

Dun Russell Ferrer'in hic sansinin kalmadigini soylediginde "Olmaz deme" dedim. Bir supriz olacak gibiydi sanki ve o supriz de bu macta oldu.

WTF: 3. Gün Fotoları

"Her maç bir tane böyle pozum oluyor, evet..."

"Tamam lan, abartmayın, hep yaptığım şey."

"Ben böyle işin..."

"Gel yavrum, kelini, eee.. şapkanı öpeyim.."

"Hocaaa, gör artık hocaa, üç oldu bu vuruyor!"

"This is Spartaaaaaa..."

"Vallahi tükürdü yeaa.."

"Sağa mıydı sola mıydı, hatırlaaa, hatırlaaa..."

Marsel Chennai İle Başlıyor

Can Üner'den Marsel'in sezona Brisbane veya Chennai ile başlayacağını öğrenmiştik. Bugün ilk hafta turnuvalarının listeleri çıktı. Marsel Chennai'de gözüküyor. Hem de 10. sıradan girmiş ana tabloya. Çok ama çok zayıf bir liste var. İlk 4 seribaşı Berdych, Cilic, Gasquet ve Chardy. Düşünün artık durumun vehametini. Hatta önündeki 9 kişiden ikisi çekilirse Marsel seribaşı olacak ki, bu da epey önünü açacaktır. Turnuvada ayrıca yakın takipte olduğumuz 91 doğumlu Grigor Dimitrov da var. Dimitrov bu hafta Helsinki challenger'da oynuyor ve ilk turda yine yakın takipte olduğumuz oyunculardan turnuvanın 1 numaralı seribaşısı Tobias Kamke'yi geçti iki sette...

Foto: "Nihaha!! Benim Olacaksin!!!"

Bu da centilmenlik seysiymis... Self-servis odul galiba...

Edit: Degilmis...



Çağla Japonya'da Kayıp

Cumartesi günü Pemra Özgen'i yenerek Türkiye Şampiyonu olan Çağla Büyükakçay bu hafta Japonya'daki 75 bin dolarlık ITF turnuvasına katıldı. İlk turda 18 yaşındaki wildcard'lı Sachie Ishizu ile karşılaşan Çağla maçı 6-7(4) 6-4 5-7'lik skorla kaybetti. Çok yakın geçmiş, dolayısıyla daha fazla üzdü kazanılabilecek bir maçın kaybedilmesi. Jetlag da olmuş olabilir ama karşısında çok da iyi bir rakip yokken en azından bu turu geçmeliydi diye düşünüyorum. Çağla'nın bu sezon bir başka turnuvada adını göremedim, muhtemelen bu sezon son turnuvasıydı bu. İlk 200'de tamamlaması sevindirici oldu.

WTF 3. Gün: Soderling ve Federer Kazandı

Günün ilk maçında Federer ile Murray karşılaştı. Açıkçası ilk maçta gördüklerimden, Federer-Murray ikilisinin üç set üzerinden oynanan maçlarda Murray'nin üstünlüğünden ve ev sahibi avantajından dolayı Murray'nin kazanacağını düşünüyordum. Maçı izleyemedim ama şaşırdığımı söylemeliyim. Federer iyi, Murray çok kötü oynamış okuduklarıma göre. Federer'in ilk servisten puan çıkarma yüzdesinin çok yüksek olmasını anlayabiliyorum ama ikinci servislerden %75 ile puan çıkartması Murray'nin bir yerde yanlışlarının olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Murray %44 ile ilk servis atmış ki Soderling maçında kazanmasının en önemli etmenlerinden biri de çok iyi olan servisleriydi. 26 basit hata da bu kadar kısa bir maçta iç açıcı gözükmüyor.

Ferrer-Soderling maçından 3 set ve çekişme bekliyordum. Çekişme nispeten vardı ama 3 set olmadı. Ferrer yine ilk maçındaki gibi kötü servis attı. Basit hata sayısı biraz daha azdı Federer maçına göre ama o maç kadar da agresif değildi. Soderling, Murray maçından çok daha iyi oynamadı ama Ferrer'i yenecek kadar da oynadı. Güç farkı kendini çok belli etti özellikle. İkinci sette 5-2 40-40'tan 5-5'e geldi Ferrer ve Soderling servisinde de 15-30'u buldu ama seti almayı başaramadı. Orada bulduğu ritimle seti götürüceğini düşünüyordum ama toparlayan Soderling bu seti de 7-5 ile kazanarak maçı bitirdi. Son oyunda Ferrer oyun puanından kaybetti, onu da ekleyelim.

Bu sonuçlar sonrası Ferrer'in gruptan çıkması mucizelere kaldı. Murray'i 2-0 yenmesi lazım, aynı zamanda Soderling'in de Federer'e 2-0 yenilmesi lazım. Federer çok büyük bir sürpriz olmadığı takdirde garantiledi diyebiliriz. Murray, Ferrer'i yendiği takdirde, eğer Soderling, Federer'i yenemezse gruptan çıkan diğer isim olacak. Bugünkü Soderling biraz daha iyiydi ama Federer'e karşı ne kadar aciz durumlara düştüğünü biliyoruz. Federer rölanti oynamazsa yenecektir Soderling'i ve Murray saçmalamadıkça gruptan çıkacaktır.

Yarın 16.00 Berdych-Roddick, 22.00 Djokovic-Nadal maçları olacak. İlk maç hiç çekilmez ama ikinci maç yine iyi ve çekişmeli olacaktır.

23 Kasım 2010 Salı

Foto: Al Sana Kocaman Bir Kupa

Rafa #1 kupasiyla

Devvarman ve Peng Şampiyon

2010 Asya Oyunları'nda finalde Istomin'i 6-1 6-2 ile geçen Devvarman ve Amanmurodova'yı 7-5 6-2 ile mağlup eden Peng altına ulaştı. Peng yarı finalde bizim Kimiko'yu yenmişti. Devvarman'ın da finalde böylesine bir üstünlüğü Istomin'e karşı kurabilmesi şaşırtıcı. Tebrikler ikisine de...

Final Kadroları

Sırbistan: Novak Djokovic, Janko Tipsarevic, Viktor Troicki, Nenad Zimonjic
Fransa: Gael Monfils, Michael Llodra, Arnaud Clement, Gilles Simon

Resmi kadrolar bunlar. Benneteau sakatlık sebebiyle yok, yerine Clement var. Simon da Gasquet'nin yerine tercih edildi. Sırbistan bildiğimiz gibi.

Tahmin: Djokovic iki maçını da kazanır. Çiftler maçı Fransa'ya gider. Troicki/Tipsarevic ikilisinden biri son maçı kazanır. 3-2 ile Sırbistan şampiyon olur.

Marsel 89 Numara

Puanlama sisteminin cilvesi iste. Marsel mac yapmadigi haftanin sonunda kariyerinin en yuksek basamagini gordu.

Aslinda biz kendisini Bratislava'da gormeyi bekliyorduk ama duyduk ki sezonu kapatmis. Yine de bizi uzmeyerek yukselisine devam etmis Marsel.

Ancak bundan en iyi Marsel'in dinelenen Marsel oldugu gibi bir sonuc cikartmayalim lutfen. :)

Nadal - Roddick Maci

Nadal'i cingene pembesi tisortu ve sari bandanasiyla gorunce "Eyvah!" dedim. Oncelikle bunu itiraf edeyim. Tam da ne guzel pembe tisortuyle yerlere yuvarlanan Rafa goruntulerinden kurtuluyoruz derken olacak is degildi bu.

Mac aynen Federer - Ferrer maci gibi basladi. Roddick Federer, Nadal da Ferrer oluyor. Ilk set bu senaryoya uygun olarak devam etti; Nadal'in ilk servisleri oyuna girmiyor, girse de puan olmuyor, cift hatalar ayni oyunda gelebiliyor; cizgiler zorlanirken toplar disari firliyordu. Nitekim ilk seti Roddick 63 ile aldi.

Ikinci set de yine ayni senaryoya uygun seyretti. Nadal daha iyi oynamaya basladi. Roddick servis kiriyor ama Nadal kirdirdigi servisi geri aliyordu. Set herkesin kendi servisine tutunmasi ile tie-break olana kadar devam ediyor, tie-break oyununda Nadal ilk mini break alan taraf olsa da sonradan geriye dusmeyi beceriyor, ama nasil oluyorsa tekrar one gecip seti aliyordu. Senaryo ayni olmasina ragmen Roddick'in basini yakan detay suydu; daha iyi oynayan bir Nadal her zaman daha iyi oynayan bir Ferrer'den daha tehlikelidir.

Ucuncu set ikinci setin ikinci yarisinda yakalanan ritmle devam etti. Nadal 3. oyunda servis kirdi ve bu fark onun seti almasina yetti. Zaten sette baska servis kirma puani da olmadi. 6-4 ile seti kapatan Nadal 200 puani da aldi goturdu.

Istatistiklere baktigimizda Roddick'in mac boyunca azimle servis attigini goruyoruz. 18 ace yapmis Andy. Bir de yorumcunun dikkatimizi ceke ceke bilincaltimiza isledigi ikinci servisleri forehand ile karsilama durumu var. Tabi Nadal o kadar cok ikinci servis atti ki, bol bol gozlemleme sansi bulduk. Ancak ikinci servislerin rakip icin avantaj oldugunu goz onune alacak olursak Nadal'in %59'luk ikinci servisten puan cikarma orani ile (ki kendisi bu konuda onde gelen isimlerdendir) bu kanadi yeterince iyi korudugunu soyleyebiliriz.

22 Kasım 2010 Pazartesi

Serena Hopman Cup'ta Yok

Evet.. Avustralya Acik oncesi hazirlik kabul edilen Hopman Cup'tan cekilmis Serena.

Bence Avustralya Acik'tan da cekilir. Gecenlerde spor salonunda cekilen bir fotografini gondermisti twitter ile. Sonrasi bota geri donus. Olmuyor boyle...

Kimiko 2011'de Birakiyor..Mu?

Eurosport'un (UK) haberine gore tenisi 2011 sonunda birakacagini aciklamis Date Krumm, Asya Oyunlari'nda yari finalde elenince. Gerekce olarak da kendini yorgun hissetmeye basladigini soylemis.

Sezon sonunda o yorgunlugu herkesin hissettigini soylesem ikna edici olur muyum acaba?

Bu arada haber basligi oyle atildiysa da aslinda Kimiko'nun bir daha Asya Oyunlari'na katilamayacagini, onumuzdeki sezonun garanti olup olmadigini bile bilmedigini soyledigini goruyoruz. Daha once bu sitede boyle ham haberler gormustum, o nedenle simdilik detaylari beklemekte fayda var.

Edit: Kocasi "Kimiko yanlis anlasildi... Parti devam ediyor" seklinde twit gecmis.

Foto: Maradona'dan Taktikler

-Hocanin dedigini yap, yaptigini yapma..

Kaçıranlar İçin: Moya'nın Veda Töreni

21 Kasım 2010 Pazar

WTF: Pazar Maclari

Once Murray ve Soderling ciktilar korta. Daha macin ilk dakikalarinda oyuncularin kortla ilgili yaptiklari bazi yorumlari gozlemleme sansi bulduk. Kort yavasti. Soderling ne kadar abanirsa abansin top hizlanmiyor gibiydi. Ancak Murray atak baslamisti ve ataklari iyi sonuc veriyordu. Ayrica kortun yavasligi Murray'in mukemmel savunmasindan ornekler gostermesine firsat taniyordu. Soderling ozellikle icten disa forehandi ile Murray'i kort disina atsa da her seferinde topu forehandi ile sol paraleline gondererek puani bitirmek istiyor, ama abandigi top yeterince hizli gitmiyor ve passing shot ile Murray puani aliyordu. Ilk seti iki kez servis kirarark 62 ile kaybeden Soderling ikinci sete "Servislerim..Servislerim!!" diyerek basliyor, ilk oyunu firesiz atlatiyor ve Murray servisinde puan alabiliyordu. Bu bolumde Murray'in atagi bir nebze etkisiz kalir gibi olduysa da hem Murray ilerleyen oyunlarda duzeldi hem de Soderling'in ilk setteki takintisi nuksetti. Ikinci seti 64 ile alan Murray maci bitiriyordu.

Istatistiklerde Murray'in Soderling'e gore daha az hata yaptigi gorulurken, asil fark winnerlarda ortaya cikiyordu; Murray 27- Soderling 14.

Aksam seansindaysa Federer - Ferrer maci vardi. Yavas gorunen kortun Ferrer'e avantaj saglayabilecegini dusunuyordum ama macin sonucu hic de oyle kirmadi. Yorumcular Ferrer'in dun Roddick ile yaptigi antreman macindan bahsettiler. Gorunuse gore Ferrer kortlara hic alisamamis. Roddick'in servis oyunlari servislerle cabucak biterken Ferru'nun servis oyunlari uzadikca uzuyormus. Bu mac da aynen boyle gelisti zaten. Federer korta da toplara da oldukca iyi uyum saglamis. Agir toplar varken backhand tarafinda zorlanir dedik, nitekim biraz zorlanir gibi de gozuktu ama Ferrer yeterince zorlayamadi. Ferru bana tipik bir topa ve korta alisamayan adam gibi gorundu mac boyunca. Servis yuzdeleri cok kotuydu ve cok fazla basit hata yapti. Hatta Federer biraz daha servis kirdirsa Ferrer "Bir macta Maria Sharapova kadar cift hata yapan ilk erkek tenisci" unvanini alabilirdi. Ilk seti Ferru tum servislerini kirdirarak 61 ile kaybetti (Evet, o 1 oyunu servis kirararak aldi). Ilk sette Ferrer'in ilk servisi oyuna sokma orani %56, ilk servisten puan cikartma otani ise %44'tu. Ikinci serviste ise %36. Yani Ferrer birinci servis icin topu havaya attiginda o topun kendi lehine puan olma ihtimali %24 idi. Herhangi bir Ferrer puaninin Ferrer'e gitme ihtimali ise %39. Evlerden irak bir yuzde.

Ferrer ikinci sete servisine tutunarak basladi. Hem de ust uste 2 kez. Lakin 5. oyunda buyu bozuldu ve Federer yine servis kirdi. Bir sonraki iyiden iyiye yalelliye donen oyunda Ferrer servis kiramadi. Ikinci set ilerlerken Ferrer giderek daha iyi oynuyordu ama tabi ki bu maci almasina yetmedi. Ikinci seti 64 ile alan Federer maci tamamladi.

Ozetle Federer iyi oynadi, Ferrer ise cok basit hata yapti. Ama ne basit hatalar, hic ondan beklenmeyecek kadar. Aslinda Federer de cok basit hata yapti (skor 30-26 bu hususta) ancak onemli olan Ferrer'in kader anlarinda ya hep ya hic diyerek vurdugu pek cok topta yaptigi hatalardi. Servis kirma puanlarinin cogunu boyle harcadi zaten. Bugun Federer'i tabi ki yenmesini beklemiyorduk ama biraz zorlayabilir diye dusunmustuk. Soderling macinda daha iyi olur diye tahmin ediyorum.

Bugun iki mac da benzer skorlarla tamamlanmis oldu boylece; iki servis kirma farkiyla alinan ilk set ve bir servis kirma farki ile alinan ikinci setler seklinde.

Bu arada Federer macinin basinda koltuga yayilmis kisa ama toparlak, ensesi kalin mafyatik biyikli bir adam gordum. "Maradona?!" dedim ve goruntu degisti. Sonra goruntu tekrar gelince spikerler de "Aaa Maradona!" dediler. Tum turnuvayi izleyecekmis Maradona. Hos bu bilgi bizim ne isimize yarayacak, onu da bilmiyorum. Bir de zaten ilk gunlerden benden iyi not almayan organizasyon bugun de her Ispanyol tenisciyi Rafa sanma gafletine dusup bir puan arasinda Gypsy'i caldilar. Hep mi Ferru'ya bu sacmaliklar yaa??!!

Yeni ATP Takvimleri

2012
2013

Sezon 2 hafta kisaliyor...

Rafa Antrenmanda




Federer'in Bild Röportajı

Alman gazetesi Bild'in bugün yayınlanacak sayısında bir Roger Federer röportajı bulunuyor. İnternet sitelerine bu röportajı birkaç saat önce koymuşlar, bir başka sitede bu röportajın İngilizce çevirisini buldum. Ben de oradan Türkçe'ye çeviriyorum...

Q: Bay Federer, neden 5 kilometre kuzeyde doğup büyümediniz?

A: Ben mi? Neden?

Q: Çünkü o zaman Alman olacaktınız. Alman bölgesi olan Riehen'de büyüyecektiniz. Doğduğunuz yer Almanya'ya yakın ama yine de İsviçre'de...

A: Bir gün sen de İsviçreli olup çıkacaksın (gülüşmeler)... Almanlar her zaman büyük atletlere sahip oldular. Bunun yanında, Almanya'da oynamayı seviyorum ve Almanya'ya bağlı hissediyorum çünkü sporu çok seviyorlar. Bu kadarı senin için yeterli mi?

Q: Dünya starı bir tenisçiye sahip olmak harika olabilirdi. Ama bunun yerine Alman tenisi bir kriz içinde. Sen hiç gelen bir yetenek görebiliyor musun Almanya için?

A: Şu aralar ilk 100'e girmek gerçekten çok zor. İlk 100'de 22 yaşından genç oyuncu yok. Bunun yetenek yokluğuyla alakası olup olmadığını bilmiyorum. Junior seviyeden profesyonel seviyeye gelmek çok fazla sabır gerektiriyor. Bu birçok ülke için geçerli. Bunların dışında Almanya Steffi Gras, Boris Becker, Michael Stich ve Anke Huber ile çok başarılı oldu. Bir Alman'ın tekrar zirveye ulamasını dilerim.

Q: Diğer sporlarda başarılıyız. Sevdiğin Alman atletler var mı?

A: Tabii ki, Sebastian Vettel'i takip ettim ve kazandığı şampiyonluktan ötürü onun için çok mutluyum. Genç bir sporcunun bu başarıyı elde etmesi ve yarış sonrası duyguları beni etkiledi. Eskiden Michael Schumacher'in her yarışını izlerdim. Boris, Steffi ve Franzi van Almsick harika sporculardı. Şimdi sana bir şey ifşa edeceğim...

Q: Evet, bekliyorum!

A: 1990 Dünya Kupası'nda Almanya'yı destekliyordum. O zaman İtalya'daydım ve finalden sonra çok mutlu oldum.

Q: Ayrıca, 2010 Dünya Kupası'nda İsviçre elendikten sonra Almanya'yı destekledin mi?

A: Hayır, Güney Afrika'yı destekledim (annesi Güney Afrikalı). Tabii İsviçre'yi de... Bu takımların elenmesinden sonra sadece iyi futbol izlemeye odaklandım.

Q: İkiz babası olmak hayatında neleri değiştirdi?

A: İkizlerden önce tenise ayırdığım vakitle ikizlerden sonra tenise ayırdığım vakit aynı. Baba olma aşamasında iyi bir geçiş dönemi yaşadım. Çok eğlenceli... Geceleri ufaklıklar çığlık attığında uyanıyorum. Benimle birlikte turda oldukları için şanslıyım. Beni motive ediyor. Onların 16 aylık hayatlarının sadece 2 haftasını kaçırdım. Hala yapmayı en çok sevdiğim şey olan tenisi normalde oynadığım kadar oynayabiliyorum. Bunun üstüne iki tane harika kızın babası ve Mirka'nın kocasıyım. Çok çok mutluyum.

Q: Sabah kalkınca ilk ne düşünüyorsun?

A: 2 saat daha uyumak istediğimi...

Q: Kusursuz bir star olarak gözüktün hep. Başarılı, aile hayatı düzenli, skandalı olmayan birisiydin... Bu senin için bile fazla sıkıcı değil mi?

A: Başlarda insanlar harika biri olarak zirveye ulaşamayacağımı söylerlerdi. Onları yanıltmak oldukça hoş! Beni bilen sporda ne kadar savaştığımı ve acımasız olabildiğimi biliyor. Ama asıl önemli olan saygıyı ve fair play'i hiçbir zaman kaybetmedim. Söylediklerin için teşekkür ederim, çok naziksin ama ben ve sıkıcı olmak? Bu abartı! Kamera önünde ve kortta zaman zaman böyle gözükebilirim ama bunun dışında gerçekten çok komik ve eğlenceliyim.

Q: Mishit olan bir vuruşun ardından raketini yere vurmak istemiyor musun?

A: Tabii ki, evet! Ama ilk yıllarımda bunu hep yaptım, artık ihtiyacım yok. Antrenmanlarda bazen yapıyorum...

Q: En büyük rakibin Nadal... Onunla özel olarak ne kadar görüşüyorsunuz?

A: Neredeyse her hafta bunu yapmamız gerekiyor. Ben oyuncular konseyi başkanıyım, o da yardımcım. Bunun dışında turnuvalarda da görüşüyoruz sıkça. O bana çok fazla saygı gösteriyor çünkü ben 5 yaş daha büyüğüm. Bu bir dokundurma değil...

Q: Kort içinde en büyük hedeflerin?

A: Tekrar 1 numarayı geri almak ve kazanabildiğim kadar turnuva kazanmak istiyorum. Bunun yanında 2012 Londra Olimpiyatları'nı kazanmak büyük bir hedef.

Q: Tenis sonrası kariyerini nasıl planlıyorsun?

A: Hayat size her zaman güzel sürprizler sunar. Kim Steffi Graf'ın kariyerinin ardından Las Vegas'a taşınacağını düşünürdü? Ben İsviçre'de yaşamak istiyorum. Burada sponsorlarıma yakın kaynaklarım var. İşlerle çok ilgiliyim. Ayrıca Afrika'da hayır kurumumla daha çok uğraşmak istiyorum. Tenis kariyerinden tenis sonrası kariyere geçmek kolay olmayabilir ama ben bunu yapmak için sabırsızlıkla bekliyorum.

Q: Federer ailesi Christmas'ı nasıl kutlayacak?

A: Tercihen İsviçre'de. Geçmişte bazen evde geçiremedim çünkü turnuvalara hazırlanmak için dünyanın herhangi başka bir yerindeydim. Ama artık çocuklar olduğundan mümkün olduğu kadar fazla İsviçre'de ailemizle geçirmek istiyoruz.

Q: Lüks senin için ne ifade ediyor?

A: Zaman. Bir araba ve bir ev de lüksü ifade eder ama ben zamana sahip olduğum zaman mutlu oluyorum.

Q: Ne kadar paran olduğunu biliyor musun?

A: Her gün banka hesabıma bakmıyorum ama kabaca biliyorum. Bu genç yaşımda bu kadar para kazanabildiğim için mutluyum ama para her şey değil. Para bazen problemler yaratabilir...

Q: Bu yıl 45.8 milyon euro kazandın. En çok kazanan sporculardan birisin. Son olarak da bir İsviçre şirketinin çikolata markasının tanıtımını yaptın. Bununla bağlantılı olarak çikolata senin için ne ifade ediyor?

A: Geçmişte abartı şekilde fazla yiyordum. Ne zaman duracağımı bilmeden... Şimdi benim için bu konu daha kolay. Çikolata hayatımın bir parçası ve kendimi şımartmak istediğim zaman yiyorum...