12 Mayıs 2011 Perşembe

Video: Yangın Vaaar!!!

Paolo Lorenzi - Steve Buscemi Benzerliği


Azarenka'nın Yolluk Çantası


Bu video'yu izledikten sonra Türk kızları "BU KIZ BUNLARIN HEPSİNİ YİYİP BU FİZİĞİNİ KORUYORSA...!111!" diyerek yurt genelinde protestoya başlayabilir.

Safina ve Nalbandian Roland Garros'ta Yok

Beklenen çekilmelre bunlar aslında. İkisi de şüpheliydi ve Safina ve Nalbandian'in şüpheli olduğu bir turnuvadan çekilmediği şu zaman kadar görülmemiştir. Nalbandian Wimbledon'da da olmayacak muhtemelen.

Daha önemli haber Safina'nın tenisi bırakma ihtimali. Rusya'da Championat.ru adlı bir internet sitesinin muhabiri, Safina'nın yakın bir zaman içerisinde emeklilik kararını açıklayacağını iddia etmiş. Daha 1 ay önce Safina'nın tenisi bırakmaktan bahsettiği göz önüne alınınca yabana atılacak bir ihtimal gibi durmuyor. Hala sırt ağrıları devam ediyor. 2 yıldır aynı sorunla boğuşuyor ve düzelemedi bir türlü. Yerinde olsam temiz 1 yıl ara verip, tamamen kendimi yenileyip son bir dönüş denerim, olmazsa da bırakırım. Üzücü ama en mantıklı seçenek şu noktada bu gibi duruyor.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Rafa Teorileri

Bugünkü maçlardan en çok dikkat çekeni Nadal'ın Lorenzi ile oynadığı maç oldu. Maçı 67-64-60 ile Nadal kazanınca Nadal'a neler olduğu konusu gündemi oluşturdu. Bir kaç düşünce var kafamızda. Paylaşalım.

Akla gelen sorunlardan biri "burn-out"'da denen tükenmişlik sendromu. Aslında bana göre en kötü ihtimallerden biri bu çünkü bir sakatlığı gidermek veya eksiği gidermek için çalışmakla halledilecek gibi değil. Tükenmişlik durumu olduğunu düşündüren önemli bir veri Nadal'ın izleyenler tarafından "yorgun ve kaybolmuş" olarak tanımlanması. Tükenmişlik durumunu yaratabilecek ise pek çok neden var. Öncelikle Nadal bu sene sakatlandığı AO maçında, geçen sene bıraktığı AO maçına göre daha kötü görünüyordu. Çünkü bu iki anlama geliyordu; birincisi Rafa Slam olmayacak. İkincisi True Grand Slam de olamayacak. Bunu Nadal nezdinde kötü yapan şey ise bu senenin geri kalanında yapabileceği en iyi şeyin ancak geçen seneyi tekrar edecek olması. Önceki yıllarda Nadal'ı motive eden farklı şeyler hep vardı; ilk kez Wimbledon'ı kazanmak, ilk kez sert zeminde kazanmak veya Golden Slam'i tamamlamak gibi. Bu sene bunların hiç biri yok. Daha önce 2009 yılındaki AO zaferinden sonra o anki psikolojik durumunun da etkisiyle kendini kaybolmuş ve amaçsız hissettiğini söylemişti. Rekabetsizlik ve amaçsızlık faktörü gibi Nadal'a mental olarak yaramıyor. En iyi oyununu bile oynamadığı bir Monte-Carlo'yu sadece 1 set vererek kazanması, ardından Rafa dominsayonundan bıktığını dillendirenlerin olması üyü oynama hevesini kaçırmış olabilir. Nadal'ın mottosu "İyi oynarsam herkesi yenebilir, kötü oynarsam herkese yenilebilirim" bildiğiniz gibi. Kötü oynayıp yenince denklem bozuluyor. Bu bağlamdaki bu maçta kötü oynarken kaybedip iyi oynarken kazanması ona iyi bile gelebilir. Tükenmişliğe neden olacak bir başka durum da hem Nadal'dan bıkılmış olması hem de aynı zamanda hala her maçı kazanmasının beklenmesi. Düşünün 67-64-60 gibi Federer, hatta Djokovic alsa "Meeeh, olur arada" diyeceğimiz skor için oturduk paragraf paragraf yazıyoruz burada. Kazansa bir türlü, kaybetse başka türlü yani. Sorunun tükenmişlik olma ihtimalini azaltan şey ise Nadal'ın üst üste 8 oyun alarak maçı bitirmesi. İkinci sette servisini tekrar kırdırdıktan sonra tasını tarağını toplaması lazımdı aksi takdirde.

Başka bir teori Nadal'ın oyununu değiştiriyor olması. Bu aslında teori bile değil zira Nadal'ın 2005-2006 yıllarında oynadığı tenisle olan son bağlantı kırıntıları da geçtiğimiz turnuvalar itibarı ile koptu. Oyununu değiştirmesinin amacını ise toprak korttaki gücünden sert kortta rahat etmek adına vazgeçmiş olabileceğine bağlıyorum. Nadal'ın profesyonel kariyeri 10 yıla geldi ve bundan sonra da aynı tenisle devam edemez. Etse bile yaşının getirdikleri ile de birlikte sadece toprak ve çimde kazanacakları ile yetinmesi gerekir ki bu da onu önünde kalan tek gerçekçi hedef olan slam sayısını olabildiğince artırma hedefinden uzaklaştırır. Sertte oynanan iki slam var çünkü. Yani Nadal'ın Roland Garros'taki şansını azaltma pahasına sert zemindeki şansını artırmaya yönelmesi mantıksız değil. Değişim odaklı davrandığına işaret eden bazı veriler de var aslında. Birincisi Toni Nadal'ın Miami'ye giderek bizzat Rafa antremanlarında bulunması, çünkü bu son derece garip ve alışılmadık bir durum. AO sonrasında kazanılsa ne olur kaybedilse ne olur minvalinde 2 tane toplamda 4 hafta süren turnuva varken, arkasından da Nadal'ın en rahat olduğu ve değişim sürecini en az hasarla atlatabileceği toprak turnuvaları geliyorken değişim sürecine girilmesi mantıklı. Buna bir de Nadal'ın Monte Carlo'da Murray maçından 2,5 saat öncesinde uzun süreli antreman yapıyor olması, Djokovic maçında servis kırma puanında hiç alışık olmadığı drive vole ile file önünde oynaması ve 20 kere kaçırdığı halde 21. kere hala geri çizginin tam dibine top düşürme çalışmaları gibi tuhaf huylar eklenince teori biraz daha güçleniyor. Ayrıca Toni Nadal geçen senenin sonunda bir raket değişiminden bahsetmişti, eğer bu değişim AO sonrası yapıldıysa ki bu çok mantıklı, bu durum yoğun antreman süreci ve yorgun hissediyor oluşunu da açıklayabilir. Zaten benzer bir görüntü 2009 sonundaki değişim sürecinde de vardı hatırlarsanız.

Neden özellikle Lorenzi maçında zorlandığı (geçen hafta bile böyle zorlanmamıştı) ile ilgili ise Russell bir teori bulup çıkarmış. O da Nadal'dan önce Bellucci ile oynayan oyuncuların iki oyuncunun yakın tarzları nedeniyle öğrenilmiş hareket ve taktiklerle oynadıkları ve bir avantaja sahip oldukları ile ilgili. Kulağa ilk başta garip gelse de düşünülünce kulağa mantıklı geliyor.

Bunlardan biri olabilir Nadal'ın son dönem sıkıntılarının sebebi (üst üste iki maç kötü oynadı diye "sıkıntı var" deyip paragraflarca yazılıp çizilmesi de ayrı konu tabi) bunlardan biri olabileceği gibi belki hiç biri de olmayabilir. Anlamamızı sağlayacak tek şey önümüzdeki maçlar tabii...

Fernando Fiasco #2

Bugün Roma Masters 2. turunda Robin Soderling ile karşılaştı Verdasco. İlk seti 6-2 aldıktan sonra ikinci sette de öne geçti. Break geldi gitti derken 5-4'te maç için servis atmaya başladı. 15-0, 30-0, 40-0... Vay be, Verdasco'ya bak, Soderling'i iki sette yığdı derkeeeen, çift hata. 40-15. Olabilir. Soderling puanı domine eder, 40-30. Peki. Bir çift hata daha ve 40-40. Devam eden oyunda kurtarılan 1 servis kırma puanı ve yine 40-40. Yine çift hata ve avantaj Soderling'te, bu kez kırar servisi, 5-5.

Bir sonraki oyunda 30-40 ve servis kırma şansı. Harcıyor Verdasco. 6-5. Soderling ilk yakaladığı set puanını alıyor ve seti 7-5 ile bitiriyor 3 maç puanı kurtararak. Son sette de 5-4'te servis kırarak 2-6/7-5/6-4 ile kazanıyor.


Roland Garros'ta yeni mallıklarla serimize devam ederiz diye tahmin ediyorum.

10 Mayıs 2011 Salı

Video: Memento

Hafızanın gittiği an

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Madrid: Şampiyon Djokovic

Madrid'de şampiyon Nadal'ı iki sette mağlup eden (7-5/6-4) Novak Djokovic oldu. Djokovic'in böylece serisi 34 maça çıkmış oldu. Bu sezon ise 32-0. En iyi başlangıç rekorunu giderek geliştiriyor.

Maça hızlı başlayan taraf Djokovic oldu ve 4-0 öne fırladı. Arkasından Nadal biraz toparlasa ve 3-5 0-30'dan dönüp durumu 5-5'e getirmeyi başarsa da, seti 7-5 ile kaybetti. Bu geri dönüşte Djokovic'in de yardımı vardı tabii. Set için servis atarken 30-0'da file önünde çok kolay bir pozisyonu bitiremedi Djokovic ve Nadal'ın umutlanmasını sağladı. İkinci setin ilk oyununda çok iyi bir oyun oynayarak servis kıran Nadal devamını getiremedi. Hemen arkasından servis kırdırdı ve 5-4'te maçta kalmak için servis atarken bir kez daha servis kırdırınca maçı kaybetti.

Djokovic maç boyunca aynı istikrarda oynarken Nadal sadece belli puanlarda harika vuruşlar vurup, güzel açılar yakalayıp puanlar alabildi ama genel olarak kötüydü. Özellikle basit hataları fazlaydı. Djokovic'in Nadal'ın yaşlandıkça zayıflayan backhand tarafını kendi backhand'i ile dövmesi de oldukça etkili oldu ama çok kolay topları kaçıran ve dibe oynamak isterken ayarı bulamayan bir Nadal vardı. Her ne kadar Djokovic harika oynayarak Nadal'ı kötü oynamaya ittiyse de, Nadal'ın kendinden kaynaklı sebepler de maça etki etti. Aynı şey servis performansı için de geçerli. Federer karşısında etkili servisler kullanan Nadal, burada yüzdeyi yüksek tutmasına rağmen ne ilk servislerde ne de ikinci servislerde etkili olamadı. Özellikle ilk servislerde sertliğe açıdan, 'placement'tan daha fazla önem vermesine şaşırdım. Djokovic iyi açılı olmayan sert servisleri çok iyi karşılayan bir oyuncu. Bellucci yarı finalde hızı normalden düşük ama açılı, Djokovic'i kortun dışına iten çok güzel servisler atmıştı. Üstelik Bellucci gibi Nadal da solak ve sağ elle oynayan oyuncuların backhand'ine doğru servis atması çok daha kolay. Bunlara rağmen ne backhand'ine servis attı, ne de açılı servisler attı. Öte yanda Djokovic sezon ortalamasındaki servis oyununu ortaya koydu. Aslında bunu genel oyunu için de söyleyebiliriz.

Bir seri devam ederken diğeri bitti ve Nadal'ın 37 maçlık toprak kortta yenilmeme serisi son buldu. Son 3 senedir açık ara en sıkıntı yaşadığı toprak kort turnuvası. Madrid buraya çekilmeden önce aynı sıkıntıyı Hamburg'da yaşıyordu. Madrid toprağı ince olduğu için klasik bir toprak değil, daha yapay ve kortun bakımının iyi yapılmaması, rakım yüksekliği gibi etkenler de var. Federer, Nadal'ı burada daha önce yenmişti zaten ve Djokovic de bunu kılpayı kaçırmıştı. Nadal'ın şu anki oyunu 2009 toprak sezonundaki oyunundan çok daha iyi değil. Kirpi'ye maçtan önce Djokovic 3 sette kazanır demiştim ama 3. sete bile götüremedi Nadal.

Nadal'ı eleştiriyor, Djokovic'i övüyoruz ama Nadal'ın toprak sezonunda maç kaybetmesi açık ara en muhtemel turnuvanın Madrid olduğunu unutmayalım. Monte Carlo ve Barcelona'da kazanırken tek set bırakmıştı Nadal. Monte Carlo'da kötü oynasa da, Barcelona'da daha iyi gözükmüştü. Roma onun sevdiği ve iyi oynadığı bir turnuva. Madrid öncesi Nadal ağır favori olsa da, ufak bir şüphe vardı Nadal'ın Madrid'de iyi oynayamamasından ve Djokovic'in harika formundan dolayı. Roma'ya gelinirken Djokovic 2 hafta üst üste turnuva oynamış (Belgrad'daki turnuva challenger turnuvası havasında geçmiş olsa da), özellikle turnuvanın çeyrek finalinden itibaren yorucu maçlar oynamış durumda. Tabii, iki oyuncunun kurası arasında büyük fark var. Djokovic çekebileceği en iyi kuralardan birini çekerken, Nadal da tam tersine çekebileceği en zor kurayı çekmiş. Bellucci, Kohlschreiber, Ferrer ve Federer gibi engelleri aşmak zorunda kalacak finale kadar muhtemelen. Öbür tarafta Djokovic'i tehdit edebilecek birisi gerçekten gözükmüyor. Kura Djokovic'ten yana olsa da, Nadal burada Madrid'e göre daha şanslı olacaktır. Ama her şekilde oyununu yükseltmesi gerekiyor artık. Nadal sezon başında Abu Dhabi'deki hazırlık turnuvasından beri üst üste 2-3 maç çok iyi oynayamadı. Artık çanlar onun için çalıyor...

Not: Bu sonuçla Nadal ile Djokovic arasındaki puan farkı 1000 civarına indi. Eğer Djokovic, Roma'da kazanır; Nadal da çeyrek finalde (Ferrer'e mesela) elenirse Djokovic Roland Garros öncesinde yeni 1 numara olacak. İşin ilginci şu ki, geçen sene Nadal, Federer'den 1 numarayı alırken Federer adeta yokları oynuyordu. Nadal sezon başından bu yana 4 tanesi masters turnuvasının hepsinde final oynamış, bunlardan birini kazanmış, üstüne bir turnuva daha kazanmış. Ama karşıda maç kaybetmeyi bilmeyen biri olunca 5000 farktan gelip dibinize yapışıyor.

8 Mayıs 2011 Pazar

Madrid: Şampiyon Kvitova

Kadınlarda Madrid'de şampiyon finalde Azarenka'yı yakın geçen iki sette mağlup eden Çek raket Petra Kvitova oldu. 20 yaşındaki oyuncunun bu seneki 3, toplamda 4. şampiyonluğu oldu bu. Bu sene Brisbane ve Paris'te de şampiyonluklar kazanmıştı.

Açıkçası bu hafta çok fazla kadınlar maçı izlemedim. Yarı finaller ve finali de izleme şansım olmadı. Dolayısıyla pek yorum yapamayacağım ama finalde Azarenka'nın yenilmesi sürpriz oldu benim için. Yine de Kvitova'nın bu tarz sürprizlerine alışmak lazım. Paris finalinde de sürpriz yaparak Clijsters'ı yenmişti hatırlayacağınız gibi.

Bu turnuvanın Roland Garros açısından büyük mesajlar verdiğini düşünmüyorum. Gerek rakım şartları, gerekse kort şartları daha farklı olacak orada. Geçen sene de Rezai Madrid'de şampiyon olmuş, Roland Garros'ta 4. tura zor gelmişti hatırlayacaksınız. Roma, Roland Garros öncesi daha iyi fikir verecektir. Aynısı erkekler tarafı için de geçerli tabii. Bu mağlubiyetine rağmen Azarenka benim hala Roland Garros için favorim. Kvitova ise geçen sene olduğu gibi Wimbledon'da yine çok iyi işler yapabilir.

US Open 1998: Ivanisevic vs. Woodforde

Roma: Baylar Kurası


4 seribaşı nezdinde hızlı bir değerlendirme istiyorsanız, Federer orta, Murray vasat, Djokovic aşırı kolay, Nadal kabus diyebilirim.

Federer ikinci turda Baghdatis - Tsonga galibi ile oynayacak. Tsonga iyi oynarsa ikinci tur maçı tehlike arz edebilir ama Tsonga şu aralar çok dengesiz. 3. tur maçına bir süpriz olmazsa Gasquet gelir diyorum. Çeyrek finalde ise muhtemelen Berdych gelir.

Murray'in çeyreği ise bekleneni veremeyenler çeyreği olmuş. Buradaki isimlerin tamamı son bir ayda hayal kırıklığı yaşatan isimlerden oluşuyor. Dolgopolov, Isner, Roddick, Davydenko, Troicki, Golubev falan hep burada. Murray-Melzer-Davydenko yarı finalin önemli adayları bence. Ama burası süprize müsait, açık bir çeyrek gibi görünüyor.

Djokovic laylaylom bir kura çekmiş. İlk maçını elemelerden gelen bir isim ile oynayacak, düşünün. Üçüncü turda ya kim olduğunu hala çözemediğimiz Volandri ile oynar, ya da düşük bir ithtimalle de Bakker ile. Çeyrek final maçı için en güçlü rakip adayı ise kendini ufak ufak toparlamaya başlayan Soderling gibi gözüküyor.

Nadal kabus bir kura çekmiş. İkinci turda rakibi büyük ihtimalle haftanın parlayan ismi Bellucci olacak. Ama sakatlığı geçmez de çekilir veya etkisiz kalırsa geli bana "Nooldu?" da demeyin. Tenis süprizlere açık bir oyun. 3. tura FLo veya Kohli gelir diye düşünüyorum. Nedense Youzhny seçeneğini ümit verir gibi göremedim. Çeyrek finalde ise Ferrer. Benim zavallı prensim... Başka çeyreğe düşse yarı finali neredeyse garanti idi Djokovic ile oynadığı maça bakılırsa. Ama kader ağlarını örmüş. Rafa oyununu yükseltirse işi zor. Kötü kura yüzünden son 2 haftada 600 puan kaybetmiş olacak bahtsız prens. Yazık. Prensimin tarafına servisi ile geçinen isimler doluşmuş gibi. Sorun yaşamaz diye düşünüyorum.

Eğlenceli ilk tur eşleşmelerine gelince. Bir Verdasco - Raonic eşleşmesi var ki tenis değil ama magazin adına çok şey vaadediyor. Simon - Roddick maçı her iki isim için de var olma savaşı açısından önemli. Çekişme olmasını beklediğim maçlar arasında de Bakker - Volandri eşleşmesi var. FLo - Llodra maçında iki vole aşığının topraktaki çekişmesi izlenecek, bu maç da heyecan vaadediyor. Davydenko - Troicki maçı da ilginç olabilir.

Madrid: Final Öncesi

Nadal - Djokovic finali izliyoruz bir kez daha.

Bu sefer Djokovic El Fantastico'nun önüne geçti. Ama bunda benim prensimin payı da büyük. Hep Ferrer'e neden Roland Garros'ta şanına yaraşır bir sonuç alamadığını soruyorlar, o da sürekli "Çünkü orada çok heyecanlanıyorum" diyordu. Bu heyacanı çeyrek final maçında da gördük nitekim. Yine de her Ferrer maçında olduğu gibi boş bir maç izlemedik mücadele açısından. Yine elinden geleni yaptı prens ama hem heyecanlandı hem de Djokovic çok sağlam durdu. Benzer bir sonuç da Djokovic'in yarı final maçından çıktı zaten. 46-64-61 ile Dojokovic finali gören isim oldu. Bellucci'nin bir set ve bir break önde olduğu maçı kaybetmesinde Bellucci'nin oyundan düşmesi kadar Djokovic'in sağlam durmasının da etkisi var. Bellucci dedik, onun da bu haftaki oyunu göz kamaştırıcı idi tek kelimeyle. Maçın sonuna doğru talihsiz bir sakatlık yaşadı, umarız durumu ciddi değildir. Djokovic'in izleyebildiğim çeyrek final ve yarı final maçlarına göre onun için kullanabileceğim bir kelime; sağlam. Bir diğer kelime ise monoton. Monoton, çünkü atakta da olsa savunmada da olsa aynı hız-derinlik-yükseklik kombinasyonu ile oynuyor. Defans yönü iyi olduğundan rallilerde kalıyor ama raketten çıkan topun yönü belli olduktan sonra nereye ne zaman düşeceği, nasıl sekeceği belli. Ferrer maçında açıkçası oyunu çeşitlendiren Ferrer'di. Djokovic'in bu tahmin edilebilirliğini değerlendirebilecek fırsatçı oyuncular olacak mı bilemiyorum. Ama rallide kalma yeteneği olan oyunculara karşı biraz fazla yıpranır gibi geliyor bana.

Diğer yarı final maçında ise Federer - Nadal çekişmesi vardı. Maç olağandışı koşullarda başladı. Seve Ballesteros için saygı duruşu yapıldı önce ve bu Seve'i şahsen tanıyan hatta onunda 18 delik oynama şansına da ulaşan Nadal için gözlerin buğulanması demekti. Hava koşulları nedeni ile kort da kapalıydı ve bu nedenle zaten toprak kort özelliklerini pek göstermeyen Manolo Santana kortu "üzeri kumlanmış kapalı sert kort" gibi tuhaf bir şey oldu. Her iki oyuncu da koşullara alışmakta zorlandı. Nadal neden maçlara servis karşılayarak başlamak istediğini bir kez daha gösterdi ve bu uyum sürecinde bocalayan Federer'in servisini kırarak başladı maça. Daha sonra Federer özellikle rallilerde çok iyi oynayarak kendini toparlamakla kalmayıp maça ağırlığını da koydu ve ilk seti 7-5 ile kazandı. Sonraki setin hemen başında servis kırma puanında hakemle tartışmasından mıdır bilinmez, ilk setteki %45'lik ilk servisi oyuna sokma oranını %70'in üzerine çekse de ikinci sette oyundan düştü. Nadal ise ilk sette iyi gözükmedi, hareketlerinde tutuktu ve topları kısa düşüyordu. Bu durum ikinci sette düzelmeye başladı. Bu set 6-1 ile bitse de aslında göründüğünden yakın geçti; zira Federer bolca servis kırma şansı yakaladı Rafa karşısında. Üçüncü set de ikinciye benzer bir sanaryoda geçti. Taraflar 1-2 servis oyunlarına rahat tutunsalar da rakiplerine servis kırma şansları tanıdılar. Şanstan faydalanan Rafa bu seti de 6-3 ile kapatarak finale gitti. Bu turnuvanın koşullarından hoşnutsuz olan Rafa, dün oynanan maçta konstantrasyon eksikliğinin de etkisiyle iyi bir görüntü çizmedi. Ama son zamanlarda formunda çok fazla dalgalanma gördüğümüzden finalde durum ne olur kestirmek güç.

Dün dikkati çeken bir başka husus da Manolo Santana'daki zemin problemiydi. Federer maçtaki itirazlarında haksızdı belki ama maç sonunda "Bütün yıl bu korta bakıyorlar da ola ola bu defolu zemin mi ortaya çıkıyor?" demekte bence yerden göğe kadar haklıydı. Bir çok oyuncu puanlar esnasında garip seken topların kurbanı oldu merkez kortta.