28 Aralık 2013 Cumartesi

Foto: Short Shorts Are Short


Daha ne kadar kısaltacaklar merakla bekliyoruz. Kariyerinin başlarında kapri 
giyen adam jübilesini tanga ile yapacak bu gidişle..

Raketini Kapan Gelsin

Çalıştırıcı hareketliliklerini aktarırken pas geçtiğim bir detay vardı; Federer'in Edberg ile antrenman yapması. Geçici gözüktüğünden üzerinde durmamıştım ama önce Edberg'in "Federer ile çalışmak bir onur, çok isterim koçu olmak" yorumu geldi, sonrasında ise Federer ve Edberg'in 10 aylık işbirliği haberi.

Eski şampiyonlarla çalışmak her en kadar bir dönem modası da olsa ben bu modanın altında eski rekabetlerin canlanıyor olmasının da yattığını düşünüyorum. Raketini astığı yerden alan eski rakiplerinin karşısına çıkıyor. Ortada bir "Benim çocuğum senin çocuğunu döver" durumu mutlaka var bence. Kare as sayılan dörtlüden üçü şu an eski şampiyonlarla çalışıyor. İstisna tabi ki bebekliğinden beri çalıştırıcısını değiştirmeyen Nadal.

Ben bu durumun az da olsa olumsuz bir yanı olduğunu düşünüyorum. Çocuğunu yarıştıran ebeveyn kafasıyla baskı yaratırlarsa ve kendi egolarını öne geçirirlerse çalıştırıcı olarak da başarılı olamazlar bence.


24 Aralık 2013 Salı

23 Aralık 2013 Pazartesi

Tenis Para Kazandırmayan Bir Spordur...

...ve bu nedenle düşük seviyedeki oyuncularda doping ve şike olayları sıkça görülür.

Bunun son örneği İspanyol oyuncu Olaso oldu. Şikeden 5 yıl ceza almış, son 18 ayı uslu bir çocuk olursa affedilebilirmiş. Raketini assa da olur bence.

Stakovsky'nin bir röportajını çevirip yayınlamıştık burada. Orada kendisi uzun uzadıya anlatıyordu; ilk 100 dışındaki oyuncuların tenisten para kazanma şansı yok.

Türk oyunculara bakıp değerlendirme yapmamak lazım, bizim oyuncularımız yabancı oyuncuları kıskandırır şekilde devletten destek alıyorlar. Yol-konaklama bedelleri karşılanıyor, çalıştırıcı maaşları ödeniyor. Normalde tenisçiler çalıştırıcı maaşlarına kadar kendileri ödüyorlar ve elemelerde veya ilk turlarda elendiklerinde yol ve konaklama bedellerini bile karşılayamıyorlar aldıkları paralar ile. Bu durumda da şaşırtıcı olmayan bir şekilde alt sıralardaki tenisçilerin gelirlerini artırmak için "alternatif" yollara başvurduklarını görüyoruz.

Suçu önlemenin en kolay yolu suç işleme isteğini ortadan kaldırmaktır. Bu tenisçilerin pek çoğu geçimlerini sağlayabilecek kadar para kazanıyor olsalar bu tarz yollara başvurmazlar diye düşünüyorum. Para getirmeyen pek çok spor dalı var (bilardonun çeşitli dalları gibi) ancak tenisteki kadar adaletsiz bir para dağılımı başka sporlarda var mıdır bilemiyorum. Turnuva şampiyonuna verilen ödülün beşte biri elemlerden itibaren diğer katılımcılara dağıtılsa sporcular en azından para kazanmış olarak turnuvadan ayrılabilirler sanırım. Ki para kazanmaya da hakları var; elemelere gelen sporcular da turnuvanın izlenirliğine katkıda bulunuyorlar. Bu sporculara adete lütufta bulunulmuş gibi davranılıp hak ettikleri kazancın sağlanmaması bana anlaşılır gelmiyor.

Tensi para kazandırmayan bir spor, tenisçilik de para kazandırmayan bir meslek. Başka hangi meslekte olursanız olun, o meslekte dünyanın en iyi ilk 100'üne girdiğinizde para kazanmayı bırakın, zengin de olursunuz. Ama tenisten para kazanabilmek için dünyanın en iyi ilk 100'ünde olmak bile yetmiyor.

Wozniacki Tekrar Babolat'ta

Wozniacki bundan iki sene önce Babolat'ı bırakıp Yonex'e geçmişti. Kendisini de en son 2 yıl önce bir numarada görmüştük.

"Çalışıyorsa dokunma" demişler. Gerçi çalışıp çalışmadığı da tartışma konusuydu. Özellikle slam düzeyinde yetersiz kalması çokça eleştiriliyordu. ama bana kalırsa Wozniacki potansiyelini en iyi şekilde ortaya koyuyordu o dönemde. Belki tek yapabileceği değişiklik tur turnuvalarından enerji tasarrufu yaparak slamlere daha konsantre bir şekilde gitmesi yönünde olabilirdi ama ancak fiziği ve tarzına bakarak bir iki gömlek üst bir oyun beklemek de haksızlık olurdu bence.

Wozniacki Yonex'e geçtikten sonra net bir düşüş yaşadı. Kendisi de "daha fazla güç" istediğini ve bu nedenle Babolat'a geçtiğini söylemiş. Başka markaların söz konusu olmaması neyi istediğini bildiğini düşündürüyor; veya ikinci bir riski göze almıyor.

Bu arada bu yıl birazcık sansasyonel hareketlerde bulunan babası 2014'te de kendisini yakından takip edecekmiş. Patlamış mısırımı da aldım bekliyorum...

22 Aralık 2013 Pazar

Bir Kısım Çalıştırıcı Hareketleri

Erkeklerde de sezon sonu turnuvasının tamamlanması, Davis Cup'ı bir kez daha Çeklerin (ıyyyhhh) almasıyla tenis dünyası derin bir sessizliğe gömüldü (başka bir deyişle doktora çalışmalarım yoğunlaştı)...

Sezon sonu tatilinde tenisçilerin abuk subuk mayolu ve portre fotoğraflarının yayınlanması, Rafael Nadal "Eeeeh, başlarım sert zemin merakınıza, ben toprağa gidiyorum" demese yıldız tenisçileri göremeyecek Güney Amerika ülkelerinde düzenlenen gösteri maçları haricinde fazla hareketlilik olmuyor. Hep diyorum para biriktirelim burada da gösteri maçı yapsınlar diye ama dinleyen yok... İlla uyuşturucu işine mi girmemiz lazım??

Neyse efendim gösteri turnuvaları ve tatiller haricinde insanı en bir heyecanlandıran sezon sonu aktivitesi çalıştırıcı hareketlilikleri oluyor. Aslında her nevi transfer dönüyor bu bir aylık süreçte, çiftler oyuncuları yeni takımlar kuruyor, bazı oyuncular ülke bile değiştiriyor...

En çok dikkat çeken değişiklik Boris Becker'in Vajda'yı kenara iterek Djokovic'in çalıştırıcısı olması. Becker demiş ki, "Djokovic kendini Nadal ve Murray'in gerisinde hissediyordu.." Banttan yayınlanan maçı canlı zannedip maça 1 gün sonra tweet ile yorum yapan adamla kendini nasıl "ileride" hissedecek gerçekten merak ediyorum. Becker ile Djokovic'in tarzları da kesinlikle benzeşmiyor; biri file önü kuşu öteki geri çizgide esnedikçe esniyor. Hadi desek ki Becker Djokovic'e file önü oyunu konusunda yardım edecek; onun yaptığı şey yardım olmaz iteleme olur bence. Annacone Federer'i servis voleye zorladı ve bu ancak 2 yıl işe yaradı. Hatta bana sorarsanız hiç yaramadı. Patlamış mısırımı aldım bekliyorum, Avustralya Açık'ta çok şenlikli bir Djokovic görebiliriz.

Bugün duyduğum ve beni derinden sarsan bir ayrılık ise Ferrer-Piles ayrılığı... Her ikisini de ayrı ayrı seviyorum, sanırım taktiksel değil zorunlu bir ayrılık olmuş bu... Piles yakın zamanda babasını kaybetti, aile ile ilgili bir vicdan muhasebesi yapıp çoluk-çocuğa daha fazla zaman ayırmak istemiş olabilir. Bari Ferrer'i iyi birine emanet etse.. Francisco Roig uygundur mesela.

Değişiklik olmasa da bir "mola" Serena'dan geldi. Tatilde Patrick yerine babası ile çalışmış. Sezon başında Patrick yine Serena'nın yanına döner. Ben bu değişikliği Serena'nın çok yoğun bir sezon geçirmiş olmasına ve evinde dinlenmek istemesine bağlıyorum.

Sharapova da Sven Groeneveld ile anlaşmış. Seles'in boombastic yıllarındaki çalıştırıcısı oluyor kendisi. Sharapova da gösteri maçları ile kortlara dönmüş, biraz kaslanmış gördük kendisini. Olumlu bir ivme verir bence bu çalıştırıcı değişikliği ancak kariyerinde bir dönüm noktası olmaz diyorum.

Federer de raket denemelerine geri dönmüş. Önce bu saatten sonra ne değişikliği dedim ama sonra düşününce mantıklı geldi. Daha büyük kafa bir raketin oyununu nasıl etkileyeceğini görmesi için bence gayet uygun bir zaman. Zaten yazın da iyi sonuçlar alamasa da aşırı abuk subuk sonuçlar da almamıştı; takip etmekte fayda var.