6 Kasım 2010 Cumartesi

Fed Cup Finali: ABD - İtalya

Kadınlarda sezonun son 2 günündeyiz. Yarın Bali'de final oynanacak. Bir yandan da bu akşam Fed Cup finali başlayacak ABD ile İtalya arasında. ABD, ev sahibi. İtalya ise son şampiyon. İtalya ayrıca bu alanda son 5 senede 4. finalini oynuyor. Çok daha tecrübeli ve güçlü ABD'ye göre. Doğal olarak da bu akşamki serinin favorisi... İlk maç 18 yaşındaki Coco Vandeweghe ile Roland Garros şampiyonu Francesca Schiavone arasında. İkinci maçta tenisçiden çok modacı Bethannie Mattek-Sands ile Flavia Pennetta karşılaşacak. Bu akşamki maçlar için bir tahminim yok ama seriyi kazanacağını düşünüyorum İtalya'nın bir şekilde. ABD'de genç Coco ilk Fed Cup deneyimini yaşayacak. Bu çok önemli...

ABD koçu Mary Joe Fernandez neden Oudin yerine Vandeweghe'yi seçtiğini açıklarken "Onun boyu, servisi, sert groundstroke'ları güne başlamak için iyi bir seçim" diyor. Söz konusu Vandeweghe ise "Ülkemi temsil edecek olmamdan dolayı çok heyecanlıyım. Koçumun ve takım arkadaşlarımın yarın Francesca'yı yenebileceğimi düşünmesi benim için çok iyi bir motivasyon kaynağı. Bundna daha iyisi olamaz. Benim için asla unutamayacağım bir tecrübe olacak" demiş.

Yeri alınan Oudin ise Vandeweghe'nin bu hafta gerçekten iyi oynadığını, kortun onun oyununa çok iyi uyduğunu, iyi servis attığını söylemiş. Onunla oynayacak olan Schiavone ise rakibinin tecrübesiz olduğunu söyleyip bunu kullanabileceğini belirtmiş.

Eğer ilk maçta Vandeweghe sürpriz bir galibiyet çıkarabilirse, ki pek sanmıyorum, gerçekten seri ilginç bir hale bürünebilir.

Bali: Ana 1 Adım Uzakta

Neyden 1 adım uzakta? Şampiyonluktan tabii. Çeyrek final maçında Pavlyuchenkova'ya sadece 1 oyun verdikten sonra bu sabah yarı final maçında WTA'nın resmi teyzesi Date Krumm ile oynadı. Ben ilk sete biraz baktım. Evden çıkmadan önce Date 5-3 önde ve Ivanovic kendi servisinde 15-30 gerideydi. Oradan geri dönüp 7-5 almış seti Sırp raket. İkinci set tiebreak ile Kimiko'nun olmuş. Son seti 6-2 gibi bir skorla rahat kazanan Ivanovic adını finale yazdırmış.

Diğer yarı final maçında Kleybanova, Hantuchova'ya sadece 4 oyun verdi. Açıkçası Hantuchova'ya verilen wild-card çok anlamlı gelmiyordu bana. Hala da gelmiyor. Bu sene doğru dürüst bir şey başardığını hatırlamıyorum. Kleybanova'yı en son Moskova'da Azarenka ile oynadığı maçta görmüştüm ve berbattı. Ama bu maçı izleyenler gayet iyi oynadığını söylüyorlar. Yine de formda Ivanovic karşısında şansı %10'un bile altında bana göre. Ivanovic yarın kazanarak sezonu güzel bir şekilde noktalayacaktır. En son bu kadar emin konuştuğumda Marsel gitti, dünya 303 numarasına kaybetti. Onu da göz önünde bulundurmak lazım tabii...

Bu Sefer Barcelona Formasıyla...

Wozniacki... Hani Liverpool'u tutuyordun sen kızım? Nereden çıktı şimdi bu Barça forması?Liverpool ve Real Madrid destekçisi biri olarak sevmedim bu olayı tabii. Bundan böyle dönektir benim için Caro. O kadar!

Marsel de Paris'te Yok

"Marsel yok, Nadal yok, kim var o zaman?"

Marsel bugün mutlaka kazanır denilen Reix maçını 64'lük setlerle kaybetti. Söyleyecek bir şey yok, ama bu maç Marsel'in Avustralya Açık'a doğrudan ana tablodan katılabilmesi anlamında çok önemliydi. Marsel'in henüz tam iyileşemediğini düşünüyorum. Bari sezonu kapatmadan bir challenger katılımı daha yapsa da ana tabloyu garantilese, biz de hesap yapıp durmasak gidiyor mu kalıyor mu diye.

5 Kasım 2010 Cuma

Nadal Paris'te Yok

Eveeet, Nadal yine korkutmaya başladı. 3 haftadır turnuva oynamıyordu. En son dün facebook'te Paris'e uçtuğunu yazdı. Paris'te oynamayacağını aklımın ucundan bile geçirmemiştim ama bu akşam ani bir haber geldi. "Nadal, turnuvadan çekildi!"... Pazartesi ya da salı günü bununla ilgili bir basın toplantısı yapacakmış ama AS gazetesinin haberine göre Nadal'ın sol omuzunda tendinitis var. Evet, yine tendinitis. Baş belası tendinitis... Muhtemelen Amerika Açık'ta çalışmaların ters tepmesi bu. Servis sonuçta büyük oranda omuzla alakalı bir olay. Bacak, kol, kafa, göz, gövde, kulak, burun, boğaz. Sakatlanmadık yeri kalmadı adamın. Tabii bunları hep AS gazetesinin haberinin doğru olduğunu göz önüne alarak yazıyorum.

Nadal tedavi sonrası Londra'da olacakmış. Geçtiğimiz hafta verdiği bir röportajda yeni tedavi yönteminin tendinitis sorunlarını çok daha kolay ve iyi çözdüğünü söylüyordu. Londra'da göreceğiz ne kadar çözüp çözmediğini...

Marsel Paris'te

Marsel bu haftasonu Paris elemelerinde mücadele ediyor. İlk maçını yarın wild-card'lı Fransız Clement Reix ile oynayacak. Reix, dünya 303 numarası. Son 1 ayda Fransa'da 3 tane future turnuvası kazanmış ama onun dışındaki sonuçları berbat. Marsel eğer hastalığından kurtulup iyi antrenman yapabilmişse zorlanmadan geçecektir rakibini, ki bu maçı kazanmak 14 puan demek. Eğer Marsel yarın kazanırsa pazar günü Gimeno-Traver-Ouanna maçının galibiyle oynayacak. Gimeno-Traver son zamanlarda formda ama Marsel onu Shanghai elemelerinde 2 sette geçmeyi başarmıştı. Ouanna'yı da bu sene Tunus'ta 2 sette yenmişti Marsel.

İlk maçı yarın TSİ 12.00-13.00 arası bir saatte başlayacak. Ben ana tablo göreceğini düşünüyorum. O olmasa bile yarın mutlaka kazanıp ilk 100'deki yerini garantiler. Başarılar...

4 Kasım 2010 Perşembe

Terminator Is Basinda

Erken turlarda favorileri elemesi ile unlu Na Li ile genc kusagin terminatoru Date Krumm arasinda oynanan macta kazanan Kimiko oldu. Date ilk seti 64 ile aldiktan sonra 3-4 gerideyken servisini kirdirinca ikinci seti 36 ile kaybetti. Ucuncu sete de servis kirdirarak baslayan Date gidici gibi gorunurken 3. setlerin insani oldugunun altini cizercesine son seti de 64 ile kazanarak yari finale gecmis oldu.

Bir diger macta da Ivanovic uzun sure hayranlarindan gizledigi tenis yetenegini aniden bir macta konusturmus gibi Pavlyuchenkova'yi 60-61 ile gecti. Pavlyuchenkova nasil bu kadar dagilmis anlamadim. Genc yeteneklere guven olmuyor iste bir gun oyle bir gun boyle.

Boylelikle tablonun ust tarafindaki ceyrek finaller bugun oynanmis oldu. Date gecen yil da yari finalistti bu nedenle puanlama farkindan sadece 5 puan kazanabilmis oldu. Ivanovic'in kazandigi 165 puan ise malesef kendisinden 1 basamak yukardaki Penetta'yi gecmesine yetmiyor.

3 Kasım 2010 Çarşamba

Foto: ATP Bonusu

Bu aralar ATP'de bu adamla karsilasana bedava puan veriyorlar.
[L] T Kamke d [3] T Berdych 64 61

(Foto: Yahoo Sports)

Rasta Kafa Alman Oldu

Bu bloga çok konu etmiştik kendisini. Dustin Brown. İlginç oyun stili, ondan ilginç yaşantısı, ondan da ilginç saçlarıyla ilgi çekiyordu. Herhalde ilk 100'e zar zor girip de bu kadar tanınan başka bir oyuncu yoktur. Yabancılar "Rastafari" diyor ona, biz ise bu blogda "Saç" diyoruz kısaca. :)

Bu sene bir ara soyunda Büyük Britanya bağı olduğu, Büyük Britanya için oynayabileceği söylenmişti, ki Brown bundan kendisi bahsetmişti epey Amerika Açık sırasında. O olmamış galiba ama Almanya olmuş. Her fırsatta Jamaika Tenis Federasyonu'ndan zerre destek almadığını başka bir ülke için oynamak istediğinden bahsediyordu. Zaten uzun süredir Almanya'da yaşıyor. Annesi de Alman. Kendisi için iyi bir karar olur umarım. Gerçi ben onun bu oyun stiliyle gelecekte pek iş yapacağını sanmıyorum ama güzel bir renk, biraz daha oyununu geliştirip üst sıralarda kalsın isterim...

Video: En Dramatik Itiraz

Bu maci izlemedim. Ama bu videoda tartismasi yapilan puanda topun disari dustugune yemin edebilirim herhalde. :)

Venus'u hicbir zaman Soderling gibi out olmadigini bildigi bir top icin aglayabilecek birisi olarak gormedim. Zaten YouTube yorumlarinda da bu macta hakem kararlarinin cigrindan ciktigi yazilmis. Cigrindan cikmanin tanimini ise Venus yapiyor;



Izlerken hem guluyorum dramin abartiligina, hem de uzuluyorum bir yandan...

"Hep Hayal Ederdim, Her Kortta Şahin Gözü Olur Mu Diye..."

"Yaptım, olacak!". Ben demiyorum, Indian Wells turnuva direktörü Steve Simon diyor. Biliyorsunuz şahin gözü (hawk-eye) sistemi turnuvalarda genelde sadece büyük kortlarda kullanılıyor. Hatta bazı turnuvaların merkez kortlarında bile olmayabiliyor. Indian Wells'te 2011'den itibaren maçların oynanacağı 8 kortun 8'inde de şahin gözü olacakmış. Güzel bir gelişme. Bu sistemin tanesi 10 ila 30 bin doları arası bir ücrete mal oluyormuş. Buna rağmen neden grand slam'lerde sadece 2-3 kortta mevcut, anlamış değilim. Bahsedilen miktarlar uçuk rakamlar değil sonuçta. 21. yüzyılda hala kortlarda ışıklandırmayı halledemeyen Roland Garros'a da selam olsun. Özellikle de turnuva direktörü Gilbert Ysern'e.

Indian Wells her sene üzerine bir şeyler ekleyen bir turnuva. Umarım böyle devam ederler. Seneye Simon gelip "Gilbert'cim, kamera önünde rahat olacaksın. Bir başka projemiz olan..." diye lafa girerse şaşırmayacağım.

Eh Yani Rochus...

Ben Rochus'un daha once yazdigimiz aciklamalarini okuyunca hemen US Open'daki mac aklima gelmisti ve onun skoruna bakmistim. Ama unuttugum bir diger mac ikisinin Tunus'ta oynadiklari mac. Macin skoru da doping senaryosuna uygun bir sekilde 16-75-62.

Ben o maci yazarken ne bir tuvalet arasindan ne de burun kanamasindan bahsettim ki maci izlemistim ve macta Marsel'in tirnagi kirilsa not olarak yazarim. Gerci mac tek kameradan yayinlandigindan detaylari goremezdik ama tuvalet molasi veya burun kanamasi olsa farkederdik. Yanlis hatirliyorsam Russell duzeltsin.

Sagol Rochus. Marsel ile birlikte daha bir suru oyuncuyu yok yere tohmet altinda biraktigin icin. Ayrica kusura bakma ama anlattigin senaryo dopingden ziyade yuksek tansiyon vakasina benziyor. Rakibin ilk sette kendini iyi hissetmediginden oyuna asilmamis, herkes yapiyor bunu. Arada tuvalete gitmis, belki biraz rahatlamis ve maci kazanmak icin artik kalan setleri almak zorunda oldugundan dondugunde maca asilmis, kendini zorlamis ve burnu kanamis. Olay bundan ibaret.

Bir de ATP'nin bu kadar korudugu bir oyuncu ilaci neden mac oncesi alip maci 2 sette bitirmek varken kelaynak gibi mac ortasinda tuvalete gidip iki set arasindaki performans farkiyla dikkat cekmis bunu da bir aciklayiver lutfen.

Ekleme: Cok sevdigim yazar LaRosa "Emeklilik Rehberi" yazisinin "Roportaj vermeyin" ogudunde benim hizlerimi cok guzel ozetlemis. Eklemesem olmazdi;

"Thanks to Christophe for the equivalent of passing gas just before hopping out of the car and closing the door with us still inside."

2 Kasım 2010 Salı

Bali Kuralari

Bu yil Bali icin kupa sahibi tenisci bulmakta zorlanmislar anlasilan. 6 tane sampiyon 2 tane de wild card sahibi isim var. Li, Rezai, Pavlyuchenkova, Wickmayer, Ivanovic ve Kleybanova sampiyonluk kontenjanindan gelirken Hantuchova ve sevgili terminatorumuz Date-Krumm (ki gecen senenin yari finalisti olur) wild card ile gelmisler.

Gecen sene 3'erli 4 gruptan cikan liderlerle yari final oynanmisti. Bu yil 12 sampiyonun sadece 6'si temin edilebildiginden olsa gerek 8 kisi eleme usulu ile ceyrek finalden baslayarak mucadele edecekler. Ceyrek final maclari tablo sirasina gore soyle;

Li - Date
Pavlyuchenkova - Ivanovic
Hantuchova - Wickmayer
Kleybanova - Rezai

Sezon bitti, hala turnuva var. Ama Bali'deki tatil ortami nedeniyle katilan sporcularin hic birinin sikayetci oldugunu sanmam...

1 Kasım 2010 Pazartesi

ATP 2011 Takvimi

Suradan bakabilirsiniz.

Ufak degisiklikler var takvimde. Oncelikle toprakcilarin gozu aydin; Avrupa'da Roland Garros oncesi 3 tane Masters ve bir tane ATP 500 oynamak isteyenler artik uc hafta ust uste oynamak zorunda kalmayacaklar. Avrupa'daki ilk toprak sezonu yine Monte Carlo ile aciliyor. Monte Carlo'dan hemen sonra Barcelona var. Sonrasinda ise Estoril, Belgrad ve Munih haftasi. Bu haftadan sonra once Madrid sonraki hafta ise Roma oynaniyor; yani bu iki turnuvanin yeri de degismis. Zaten Madrid'in zemini Roland Garros'a cok uzak oldugundan en son Madrid'in oynanmasi bir sacmaydi, boyle daha iyi olmus bence. Derken Verdascogiller icin Nice ve Dusseldorf duruyor yine sakatlik cikarma usleri olarak. Sonrasi Roland Garros.

Nadal takvimin bu halini begenmis olacak ki hemen atlamis "Ben 2011'de Barcelona'da oynarim" diye. Zaten bu sene oynayamadigindan sonbaharda Tokyo'ya katilmak zorunda kalmisti.

Bir de Russell "Fransa'daki turnuvalarin birinin sehri degismis galiba" falan dedi ama ben onu didikleyemedim acikcasi. Bir de Casablanca - Houston haftasinda Varsova'da bir turnuva daha goruyorum, acaba yanlis mi goruyorum?

Rochus ve Doping Iddialari

Christophe Rochus tenisi birakma karari aldiktan sonra verdigi bir roportajda doping iddialari uzerine konusmus. Bu konuda emeklilik kararindan sonra boyle acik konusmasinin sebebi daha onceden bu konuda konustugunda ATP'den uyari almis olmasiymis.

Oncelikle performans artiricilarin serbest birakilmasina bir itirazi olmadigini soyledikten sonra bu konuda cok fazla hile oldugunu soyleyip kendi oynadigi maclardan biri uzerinden ornek vermis. Ismini vermek istemedigi bir tenisci ile yaptigi macta ilk seti 61 kazandiktan sonra rakibinin tuvalet molasi aldigini sonra ikinci sete oldukca "yenilenmis" olarak geldigini soylemis. Rakibi 5-3 one gectikten sonra kendisi 5-5'i bulunca birden rakibinin burnunun kanamaya basladigini ve bunun cok tuhaf oldugunu soylemis (panik yok, baktim; Marsel ile yaptigi macin ilk seti 63 ile bitmis, Marsel icin bir saibe soz konusu degil).

Ancak asil tuhaf detay roportajin sonunda goruluyor. Rochus, Henin'in 2008'de turdan apar topar ayrilmasinin ardinda bir cesit doping cezasinin oldugu imasinda bulunmus ve "Sizler gibi ben de soylentiler duydum" demis.

Soylentilerin ne olabilecegi ile ilgili gorusleri yazmadan once delilsiz-kanitsiz bu tip iddialari dile getirmenin yanlis oldugunu dusunuyorum. Ki zaten benim bu gune dek gordugum tek teoriden sonra bu teorinin benim gozumde coken taraflarini da yazacagim.

Bu konu ile ilgili bilgidim tek soylentiyi bir haber sitesindeki yorumler bolumunde gormus ve "deli sacmasi" deyip gecmistim. Teori Rochus'un anlattigi ile ortusur nitelikte. Buna gore WTA Henin'in doping kullandigini tespit ediyor ama bir sure ses cikartmiyor. Daha sonra Henin doping kullanimini abartinca kendisine bir sureligine turdan uzaklasmasi soyleniyor.

Senaryoda sacmaliklar var tabi. En belirgini WTA'nin bu senaryodaki garip tutumu; bir seyi ya aciklarsiniz, ya gizlersiniz. Yani daha once Henin'e goz yuman WTA daha sonra neden bu tavrindan vazgecsin? Doping olayinin azini gizlemek kolayken cogu neden zor oluyor ben bunu anlayamadim. Veya diyelim ki diger oyuncular bunu farketti ve huzursuzluk cikti; siz hakki yenen bir sporcu olsaniz sadece ustu ortulu bir uzaklastirmanin yeterli oldugunu dusunup susar miydiniz? Bir baska nokta da uzun sure basarili olan sporcularin bunu doping ile basardigi iddia edildiginde duydugum bir suphe. 1-2 turnuvada gorulen siradisi performanslarin doping kullanmaya baglanamsini anlarim da benim bilmedigim bir sey yillara yayilan bir surecte surekli doping kullanmak ve bu donemde metabolizmanin saglam kalabilmesi, baska ciddi saglik sorunlarinin cikmamasi mumkun mudur?