2 Ağustos 2015 Pazar
23 Temmuz 2015 Perşembe
Kısa kısa İstanbul Cup
- İpek Soylu'yla ilgili ilk turda aldığı galibiyetten sonra sosyal medyada büyük bir patlama söz konusu oldu. Tahminim onun da etkisiyle 2.tur maçını izleyenler aşırı tepki gösterdiler. 19 yaşında kızın tenisi bırakmasına kadar geldi nokta, sanki 0-6 0-6 maç kaybedenler utanmalıymış gibi. Asıl suç burada İpek'te değil başkalarında ama şu zihniyete güzel ve detaylı cevap burada verilmiş zaten. Okuyun, okutun: https://eksisozluk.com/entry/53432844
- Çağla da ilk turda Hantuchova'ya karşı iyi mücadele verdi ama son sette cidden çok kötü oynadı. Ama onun da seviyesi belli ve bence 108 numaraya kadar yükselerek bile iyi bir başarı gösterdi. Maalesef öldürücü bir silahı olmadığı için ilk 100 tenisçisi ışığı veremiyor. Defansif açıdan da vasat düzeyde kalınca yerinde sayıyor. Yine de son 2-3 senede daha iyi ve ilk 150 içinde takılabilir seviyesini kaybetmezse. İpek ve Berfu gibi isimlerin geldiği ortamda Fed Cup takımı için bile Çağla'nın bu seviyesini koruması bize faydalı olacak. Motive olduğunda ekstra oynayabilen bir oyuncu aynı zamanda.
- Organizatörler, sizlere çok pis laflar hazırladım... Yayıncı kuruluş NTV Spor, yorumcuları, spikerleri, bilimum federasyon yetkilisi ve oyuncularınız ne kadar muhteşem tesisler yaptığınızdan bahsedebilirler ama burada maalesef o goygoyları göremezsiniz. 2011-2013 arasında sezon sonu şampiyonasında elde ettiğimiz kazanımlar 2 senede silinip gitti. Bakmayın, İstanbul Open bundan da beterdi de, Federer gelince üstü kapandı yetersizliğin. Seneye muhtemelen o da gelmeyince, bundan farkı olmayacak o turnuvanın.
- Şikayetler çok basit ve herkesin anlattığı şeyler aslında. İşim, okulum, ailem gereği İstanbul-Bursa arası gidip gelen biriyim ve salı günü de İstanbul'daydım. Maçlara gitmeyi planlıyordum ama bulunduğum yer Kartal'dan belirtilen rotayı takip etmem, aynı rotayla geri dönmem için kusura bakmayın ama hiçbir güç bana 40 TL ödetemez. Kim düşündüyse bu bilet fiyatlarını, onlara da teşekkürler.
- Tesisler hala tamamlanmamış ama merkez kort güzel. Bir yatırım yapılmış ve bunu tenisin esamesinin okunmadığı ülkede kıymetini bilmeyecek değiliz elbette. Ama bu işe bir yatırım yapılıyorsa, para dökülüyorsa biraz daha dikkatli olunması icap ederdi. Esenyurt'ta kort yapıyorsun, ulaşıma dair bir şey yok. O yakada olanlar bile 2 saatte geliyor, karşıdan gelen 3 saatte falan geliyor ki trafik sıkışıklığına girmediğimizi varsayıyoruz burada. Özel arabayla gelsen, sanırım bilet parası kadar benzin parası da çıkar. Sen bunları bildiğin halde doğru düzgün servis bile kaldırmıyorsun. 3-4 vesayit gelen adam, bir de üzerine indiği yerden tesislere yürüyor.
- Hepsini geçtim, ödenen bilet fiyatlarına rağmen koskoca kortun lokum gibi yerleri hep loca diye ayrılıp eşe dosta peşkeş çekiliyor. O kadar çileyi çeken adam tepeden maç izliyor. Hem o adama haksızlık, hem de gelen bir avuç seyirciyi de kadrajın dışında bırakıp ekranda daha da boş ve ruhsuz bir görüntü veriyorsun. Ama olsun, tenis federasyonundan birileri 100 kişilik yeri 3-5 kişiyle işgal etsin, yoksa kızarlar, darılırlar birbirlerine.
- İpek Soylu'nun uğradığı garabet ise akıl almıyor. Saat 1'de seans başlatıp 5 maç koyuyorsun. Tamam, maçlar çok uzadı... Çok nadiren de olsa başka ülkelerde de yerel saatle 11'den sonra maç başladığı oluyor, olmuyor değil. Ben çok kişinin aksine buna tepki vermedim. Ama sen gidip İpek'in potansiyel rakibini pazartesi oynatıyorsan, salı akşamı erkenden çarşambanın programını açıklayıp gece 11'de maça çıkacağı bariz olan İpek'i ertesi gün kurbanlık koyun gibi korta süremezsin. Rybarikova pazartesi 1 saat oynamış, 2 gündür dinleniyor. Salı günü Jankovic maçı uzadığında İpek'in akşam 11'den önce korta çıkamayacağı anlaşılmıştı zaten. Perşembe günü de 2. tur maçları oynanıyor. Oraya koysana İpek'in maçını? Bu mümkün değilse bari kızı Salı günü akşam seansının son maçına koy, çiftler maçını 1 gün ertele. Rybarikova'ya teklif edilmiş de son dakikada o kadın enayi mi böyle bir teklifi kabul etsin? Rybarikova muhtemelen İpek'i yine yenerdi ama kesinlikle bu skor olmazdı. Boş yere kızın psikolojisi baskı altında kaldı. Umarım bu mağlubiyetten etkilenmez ve yoluna devam eder.
- Bunun dışında kötü bir turnuva oluyor ne yazık ki. Gelen isimler çok kötü sayılmaz. Bu hafta diğer turnuva Bad Gastein'den daha iyi bir listemiz var. Ufak bir turnuva olduğu için ilk 10'dan biri olmaması kabul edilebilir ki, 35'lik yıldız diye yutturulan Venus de gelip ilk turdan gitti işte. Ama ilk 10'dan tenisçi olmasa da ilk 50'den bir sürü isim var. Lakin bütün faktörlerin toplamı ve ilgi çekecek isimlerin de pek sallamayıp elenmesiyle ortalama tenis seyircisinin ilgisini çekecek bir turnuva olmaktan çok uzaklaştı İstanbul Cup.
- Son olarak gelen bilgilere göre İstanbul Cup'ın seneye Nisan ayı gibi Stuttgart ile aynı haftaya çekildiğini hatırlatayım. Ayrıca İstanbul Open gibi toprağa dönecek zemin. O hafta oynanan Stuttgart'ta çok güçlü liste olur. İlk 20'den epey giden olur. Bu yüzden İstanbul'da muhtemelen bundan da zayıf bir liste olacaktır sağlam paralar ödenmezse ilk 10'dan birine ki zaten Sharapova ya da Serena dışında ilk 10'dan birine boşuna para vermeye de gerek yok bence. Bu iki isim dışında kimse özel olarak kadın tenisinde birisini izlemeye gelmez Türkiye'de. Ayrıca toprağa dönmesi iyi olmuş bence. İpek için en azından!
- Çağla da ilk turda Hantuchova'ya karşı iyi mücadele verdi ama son sette cidden çok kötü oynadı. Ama onun da seviyesi belli ve bence 108 numaraya kadar yükselerek bile iyi bir başarı gösterdi. Maalesef öldürücü bir silahı olmadığı için ilk 100 tenisçisi ışığı veremiyor. Defansif açıdan da vasat düzeyde kalınca yerinde sayıyor. Yine de son 2-3 senede daha iyi ve ilk 150 içinde takılabilir seviyesini kaybetmezse. İpek ve Berfu gibi isimlerin geldiği ortamda Fed Cup takımı için bile Çağla'nın bu seviyesini koruması bize faydalı olacak. Motive olduğunda ekstra oynayabilen bir oyuncu aynı zamanda.
- Organizatörler, sizlere çok pis laflar hazırladım... Yayıncı kuruluş NTV Spor, yorumcuları, spikerleri, bilimum federasyon yetkilisi ve oyuncularınız ne kadar muhteşem tesisler yaptığınızdan bahsedebilirler ama burada maalesef o goygoyları göremezsiniz. 2011-2013 arasında sezon sonu şampiyonasında elde ettiğimiz kazanımlar 2 senede silinip gitti. Bakmayın, İstanbul Open bundan da beterdi de, Federer gelince üstü kapandı yetersizliğin. Seneye muhtemelen o da gelmeyince, bundan farkı olmayacak o turnuvanın.
- Şikayetler çok basit ve herkesin anlattığı şeyler aslında. İşim, okulum, ailem gereği İstanbul-Bursa arası gidip gelen biriyim ve salı günü de İstanbul'daydım. Maçlara gitmeyi planlıyordum ama bulunduğum yer Kartal'dan belirtilen rotayı takip etmem, aynı rotayla geri dönmem için kusura bakmayın ama hiçbir güç bana 40 TL ödetemez. Kim düşündüyse bu bilet fiyatlarını, onlara da teşekkürler.
- Tesisler hala tamamlanmamış ama merkez kort güzel. Bir yatırım yapılmış ve bunu tenisin esamesinin okunmadığı ülkede kıymetini bilmeyecek değiliz elbette. Ama bu işe bir yatırım yapılıyorsa, para dökülüyorsa biraz daha dikkatli olunması icap ederdi. Esenyurt'ta kort yapıyorsun, ulaşıma dair bir şey yok. O yakada olanlar bile 2 saatte geliyor, karşıdan gelen 3 saatte falan geliyor ki trafik sıkışıklığına girmediğimizi varsayıyoruz burada. Özel arabayla gelsen, sanırım bilet parası kadar benzin parası da çıkar. Sen bunları bildiğin halde doğru düzgün servis bile kaldırmıyorsun. 3-4 vesayit gelen adam, bir de üzerine indiği yerden tesislere yürüyor.
- Hepsini geçtim, ödenen bilet fiyatlarına rağmen koskoca kortun lokum gibi yerleri hep loca diye ayrılıp eşe dosta peşkeş çekiliyor. O kadar çileyi çeken adam tepeden maç izliyor. Hem o adama haksızlık, hem de gelen bir avuç seyirciyi de kadrajın dışında bırakıp ekranda daha da boş ve ruhsuz bir görüntü veriyorsun. Ama olsun, tenis federasyonundan birileri 100 kişilik yeri 3-5 kişiyle işgal etsin, yoksa kızarlar, darılırlar birbirlerine.
- İpek Soylu'nun uğradığı garabet ise akıl almıyor. Saat 1'de seans başlatıp 5 maç koyuyorsun. Tamam, maçlar çok uzadı... Çok nadiren de olsa başka ülkelerde de yerel saatle 11'den sonra maç başladığı oluyor, olmuyor değil. Ben çok kişinin aksine buna tepki vermedim. Ama sen gidip İpek'in potansiyel rakibini pazartesi oynatıyorsan, salı akşamı erkenden çarşambanın programını açıklayıp gece 11'de maça çıkacağı bariz olan İpek'i ertesi gün kurbanlık koyun gibi korta süremezsin. Rybarikova pazartesi 1 saat oynamış, 2 gündür dinleniyor. Salı günü Jankovic maçı uzadığında İpek'in akşam 11'den önce korta çıkamayacağı anlaşılmıştı zaten. Perşembe günü de 2. tur maçları oynanıyor. Oraya koysana İpek'in maçını? Bu mümkün değilse bari kızı Salı günü akşam seansının son maçına koy, çiftler maçını 1 gün ertele. Rybarikova'ya teklif edilmiş de son dakikada o kadın enayi mi böyle bir teklifi kabul etsin? Rybarikova muhtemelen İpek'i yine yenerdi ama kesinlikle bu skor olmazdı. Boş yere kızın psikolojisi baskı altında kaldı. Umarım bu mağlubiyetten etkilenmez ve yoluna devam eder.
- Bunun dışında kötü bir turnuva oluyor ne yazık ki. Gelen isimler çok kötü sayılmaz. Bu hafta diğer turnuva Bad Gastein'den daha iyi bir listemiz var. Ufak bir turnuva olduğu için ilk 10'dan biri olmaması kabul edilebilir ki, 35'lik yıldız diye yutturulan Venus de gelip ilk turdan gitti işte. Ama ilk 10'dan tenisçi olmasa da ilk 50'den bir sürü isim var. Lakin bütün faktörlerin toplamı ve ilgi çekecek isimlerin de pek sallamayıp elenmesiyle ortalama tenis seyircisinin ilgisini çekecek bir turnuva olmaktan çok uzaklaştı İstanbul Cup.
- Son olarak gelen bilgilere göre İstanbul Cup'ın seneye Nisan ayı gibi Stuttgart ile aynı haftaya çekildiğini hatırlatayım. Ayrıca İstanbul Open gibi toprağa dönecek zemin. O hafta oynanan Stuttgart'ta çok güçlü liste olur. İlk 20'den epey giden olur. Bu yüzden İstanbul'da muhtemelen bundan da zayıf bir liste olacaktır sağlam paralar ödenmezse ilk 10'dan birine ki zaten Sharapova ya da Serena dışında ilk 10'dan birine boşuna para vermeye de gerek yok bence. Bu iki isim dışında kimse özel olarak kadın tenisinde birisini izlemeye gelmez Türkiye'de. Ayrıca toprağa dönmesi iyi olmuş bence. İpek için en azından!
Etiketler:
İpek Soylu,
İstanbul Cup,
İstanbul Cup 2015,
WTA
20 Temmuz 2015 Pazartesi
Felix Auger Aliassime
14 yaşındaki Kanadalı Felix Auger Aliassime, turda tarih yazmaya devam ediyor. Uzun boyu ve güçlü servisleriyle dikkat çeken genç (çocuk?) raket, mart ayında oynanan Drummondville Challenger turnuvasında 3 eleme maçını kazanıp adını ana tabloya yazdırmayı başarmıştı. Ancak sakatlığı sebebiyle ana tablodaki maçını oynama fırsatını elde edememişti.
Bu hafta yine ülkesindeki Granby challenger turnuvasının elemelerinde mücadele eden Aliassime, yine büyük bir başarıya imza attı. Bugün elemelerin 1 numarası Jean-Yves Aubone ile karşılaşan Aliassime, Amerikalı rakibini 7-6(3)/6-2'lik setlerle rahat geçerek turdaki 5. maçında 5. galibiyetini aldı. Ana tabloda da iyi bir kura çeken Aliassime, Andrew Whittington ile oynayacak.
14 Temmuz 2015 Salı
Wimbledon Finalleri
Şu an pek vaktim yok yazmaya ama finaller biteli de 2 gün oldu. Belki altta yorumlarla konuşmak, fikir beyan etmek isteyen olur diye şöyle dursun bu burada.
Özet olarak Djokovic ve Serena, favori oldukları finalleri kazandı. Serena biraz daha zorlanabilir diyordum ben içimden ama slam finalleri karnesini de düşünürsek 2-0'lık net galibiyeti çok sürpriz değil. Garbine ilk sette çok iyiydi bu arada, onun da hakkını verelim. Bouchard'dan daha düzgün, sempatik ayrıca. Yolu açık olsun. Vamos!
Djokovic-Federer finaline ilk iki set ben de destek verdim ama üçüncü setten sonra.... Yok bu o değildi galiba ama demek istediğimi anladınız. :P İlk iki set efsane bir maç mı geliyor derken sonrası çok rutin ve rahata bağladı Djokovic için. Şahsi fikrim ilk iki setten sonra inanılmaz yıprandı Federer. Çok yoğun puanlar oldu özellikle ikinci setin sonunda. Djokovic'in insan dışı fiziğiyle bir değil 34'lük Federer'in fiziği. Fiziksel olarak kırdı. Oyun anlamında da Nole zaten çok ama çok az hata yaptı. Wimbledon'da geri kalan maçlarında çok iyi görüntü vermemişti ama finalde, gerektiği yerde vites arttırdı yine. Bu adam Wimbledon'da finalleri, RG finallerinden çok daha iyi oynuyor kesinlikle. RG'de ise Wimbledon'a göre finale gelene kadar daha "yenilmez" hissi verip finalde çok ikibüklüm duruyor kortta. Garip. Baskıdan kaynaklı olduğunu söylemek yanlış olmaz bence. Baskının altından iyi kalkan bir isim elbette ama bir Federer, Nadal değil bu konuda. İkinci set sonu onu gösterdi. O seti Novak'ın koparması lazımdı bir şekilde. Ha, son iki sette fiziksel üstünlüğü onun işini kolaylaştırdı.
Öyle ya da böyle, iki oyuncu da hak ederek hanelerine birer slam daha yazdırdılar. Roland Garros'ta Wawrinka'nın çoktuğu çomak hariç 2015 yılında Djokovic ve Serena'nın tura olan hakimiyetine şahitlik ediyoruz. Amerika Açık'ta sonuç değişir mi çok emin değilim ama en azından rekabet açısından biraz daha renk gelmesini tercih ederim. Bunu sağlayacak isimlerse bana göre Azarenka ve Nadal. Ki, onlara da çok umut bağlamamak iyi olur şu anda.
11 Temmuz 2015 Cumartesi
10 Temmuz 2015 Cuma
Wimbledon: Kadınlarda güç tenisi kazandı
Kadınlar turunda güç tenisinin giderek etkili olduğu ortada. Serena Williams zaten bu akımın bir numaralı temsilcisi ama kendisi kategori dışı sayılabilir. Onun dışında ona 15 yıldır rekabet eden isimler arasında hep değişik türde oyuncular var olmuştu. Hingis gibi, Henin gibi. Ondan önce 90'larda Arantxa Sanchez efsanesi var. Yavaş kortlarda Steffi Graf gibi bir deve karşı kafa kafaya oynamış ve hatta kimi zaman üstünlük kurmayı da başarmıştı.
Bu dönemin top raketlerde o tarz oyuncuları ise beklenen başarıyı veremediler. Wozniacki zaten çok düz bir oyuncu ama Radwanska ve Jankovic gibi tarzları farklı olsa da çeşitlilik yaratan tenis oynayan ve kortta zarif duran raketler (buna yeni çıkan Halep'i de ekleyebiliriz) her ne kadar oyunlarını bir yere kadar getirseler de henüz hiçbiri slam kazanabilmiş değiller. Ancak güç tenisini temsil eden genç raketler çıkışlarını çok hızlı yaptılar. Bouachard henüz 20 yaşında geçtiğimiz sene Wimbledon'da finale yükseldi. Madison Keys 20 yaşında yine slam'lerde tepeye oynuyor. Dün de Muguruza uzun süredir sinyalini verdiği başarıyı yakalayıp adını kariyerinin ilk slam finaline yazdırdı.
Radwanska karşısında iyi bir maç oynadı. Özellikle ilk setten sonra ikinci sette de erken break gelince Radwanska'nın tarumar olduğu bir maç portresine doğru ilerliyorduk. Ama Radwanska, neden bir sürü zaafına ve tenisindeki güç eksikliğine rağmen 2 numaraya kadar yükseldiğini ve senelerdir zirvede olduğunu gösterdi. Bir şekilde maçın içinde kaldı, işi sinir savaşına çevirdi, rallileri uzattı, rakibinin aklına girdi derken seti aldı. Hatta final setine de iyi başlayan taraf oldu. Ancak Muguruza da yeni nesil arasında psikolojik olarak en sağlam birkaç oyuncudan biri diyebiliriz herhalde. Radwanska'nın dönüşü karşısında dağılmadı ve sağlam durdu. Son sette Radwanska'nın kötü oynadığı servis oyununda hemen gözünü açıp break'i buldu. İyi servisleriyle hata yapmayan İspanyol, 15 yıl sonra kadınlarda İspanya'ya slam finali getirdi. Ayrıca 2011'den bu yana Nadal tarafından yaşadıkları hayal kırıklıklarıyla Wimbledon'da beklediğini bulamayan İspanyollar'a güzel de bir sürpriz yaşattı Venezuela asıllı...
Serena-Masha maçına dair yazmak boş. İlk seti izledikten sonra işlerimden ötürü bırakmak zorunda kaldım ama onun da farklı bir görüntüsü var gibi durmuyor. Gerçekten teknik taktik falan konuşmaya gerek yok artık. Serena büyük bir konsantrasyon kaybı yaşamadığı sürece Masha'yı her yerde her türlü yeneceğini yine ispatladı. Eğer Serena birkaç sene daha devam ederse işler Masha için çok daha utanç verici bir hal alabilir zira Nadal'ın Federer'i en çok domine ettiği dönemde dahi Federer araya galibiyet sıkıştırıyor, hiç olmazsa bazı maçlarda çok zorluyordu. Sharapova 3 senedir falan set alamıyor Serena'dan!
Finalde güç tenisi var. Biri eski jenerasyon, diğeri yine... Geçen sene RG'de Muguruza ezmişti. Bu sene Avustralya'da 3 sette Serena kazanmıştı. Zor bir maç olacak ama şu var, Serena genelde kendi canını yakan birini unutmaz ve ciddiye alır. Geçen seneki RG maçı olmasa Serena konsantrasyon sıkıntısı yaşayabilirdi ama o hezimet kesinlikle aklının kenarında ve inanılmaz aç olacak. Sonuç ise ne olursa olsun güzel olacak. Muguruza alırsa bu güzel tenisinin mükafatını alarak 21 yaşında slam şampiyonluğuna ulaşacak. Serena alırsa da tenisseverler olarak US Open'a büyük bir heyecanla gideceğiz zira 1988'de Steffi Graf'ın yaptığı takvim slam'ini göremeyen yeni nesil olarak 2015 Serena'nın yaptığı takvim slam'i diye ballandıra ballandıra anlatma fırsatına bir adım daha yaklaşacağız.
Bu dönemin top raketlerde o tarz oyuncuları ise beklenen başarıyı veremediler. Wozniacki zaten çok düz bir oyuncu ama Radwanska ve Jankovic gibi tarzları farklı olsa da çeşitlilik yaratan tenis oynayan ve kortta zarif duran raketler (buna yeni çıkan Halep'i de ekleyebiliriz) her ne kadar oyunlarını bir yere kadar getirseler de henüz hiçbiri slam kazanabilmiş değiller. Ancak güç tenisini temsil eden genç raketler çıkışlarını çok hızlı yaptılar. Bouachard henüz 20 yaşında geçtiğimiz sene Wimbledon'da finale yükseldi. Madison Keys 20 yaşında yine slam'lerde tepeye oynuyor. Dün de Muguruza uzun süredir sinyalini verdiği başarıyı yakalayıp adını kariyerinin ilk slam finaline yazdırdı.
Radwanska karşısında iyi bir maç oynadı. Özellikle ilk setten sonra ikinci sette de erken break gelince Radwanska'nın tarumar olduğu bir maç portresine doğru ilerliyorduk. Ama Radwanska, neden bir sürü zaafına ve tenisindeki güç eksikliğine rağmen 2 numaraya kadar yükseldiğini ve senelerdir zirvede olduğunu gösterdi. Bir şekilde maçın içinde kaldı, işi sinir savaşına çevirdi, rallileri uzattı, rakibinin aklına girdi derken seti aldı. Hatta final setine de iyi başlayan taraf oldu. Ancak Muguruza da yeni nesil arasında psikolojik olarak en sağlam birkaç oyuncudan biri diyebiliriz herhalde. Radwanska'nın dönüşü karşısında dağılmadı ve sağlam durdu. Son sette Radwanska'nın kötü oynadığı servis oyununda hemen gözünü açıp break'i buldu. İyi servisleriyle hata yapmayan İspanyol, 15 yıl sonra kadınlarda İspanya'ya slam finali getirdi. Ayrıca 2011'den bu yana Nadal tarafından yaşadıkları hayal kırıklıklarıyla Wimbledon'da beklediğini bulamayan İspanyollar'a güzel de bir sürpriz yaşattı Venezuela asıllı...
Serena-Masha maçına dair yazmak boş. İlk seti izledikten sonra işlerimden ötürü bırakmak zorunda kaldım ama onun da farklı bir görüntüsü var gibi durmuyor. Gerçekten teknik taktik falan konuşmaya gerek yok artık. Serena büyük bir konsantrasyon kaybı yaşamadığı sürece Masha'yı her yerde her türlü yeneceğini yine ispatladı. Eğer Serena birkaç sene daha devam ederse işler Masha için çok daha utanç verici bir hal alabilir zira Nadal'ın Federer'i en çok domine ettiği dönemde dahi Federer araya galibiyet sıkıştırıyor, hiç olmazsa bazı maçlarda çok zorluyordu. Sharapova 3 senedir falan set alamıyor Serena'dan!
Finalde güç tenisi var. Biri eski jenerasyon, diğeri yine... Geçen sene RG'de Muguruza ezmişti. Bu sene Avustralya'da 3 sette Serena kazanmıştı. Zor bir maç olacak ama şu var, Serena genelde kendi canını yakan birini unutmaz ve ciddiye alır. Geçen seneki RG maçı olmasa Serena konsantrasyon sıkıntısı yaşayabilirdi ama o hezimet kesinlikle aklının kenarında ve inanılmaz aç olacak. Sonuç ise ne olursa olsun güzel olacak. Muguruza alırsa bu güzel tenisinin mükafatını alarak 21 yaşında slam şampiyonluğuna ulaşacak. Serena alırsa da tenisseverler olarak US Open'a büyük bir heyecanla gideceğiz zira 1988'de Steffi Graf'ın yaptığı takvim slam'ini göremeyen yeni nesil olarak 2015 Serena'nın yaptığı takvim slam'i diye ballandıra ballandıra anlatma fırsatına bir adım daha yaklaşacağız.
8 Temmuz 2015 Çarşamba
Wimbledon: Aslan Yürekli Richard!
Wimbledon'da erkekler çeyrek final günü geride kaldı. Federer, Murray ve Djokovic maçlarını set kaybetmeden rahat kazanırken favoriler arasında en çok zorlanması öngörülen Wawrinka, o zorluğu fazlasıyla yaşadı ve 5 set sonucunda Gasquet'e yenilerek turnuvaya veda etti.
Murray, Federer ve Cilic'in çeyrek final rakipleri kendilerini zorlayacak kalibrede rakipler değillerdi. Pospisil zaten çok şanslı bir kura sonucu, 5 setlik maçlar kazana kazana çeyrek finale gelmişti. Murray karşısında bu kadar iyi tenis oynamasını bile beklemiyordum. Hiç fena oynamadı ama set almaya bile yetmedi elbette.
Federer aynı anda diğer kortta yağmur sebebiyle birkaç kez kesintiye uğrayan maçta Simon'u 3 sette geçti. Simon genelde Federer'i zorlayan bir tenisçi ama çimde o pek mümkün değil tabii. Berdych'i rahat geçmişti Simon ama yazılıp çizilenlere göre Berdych'in sakatlığı söz konusuymuş. Zaten o maçta Simon'un 3-0 gibi net bir skorla rahat kazanması garipti. Federer için dolayısıyla yarı finale kadar büyük bir test söz konusu olmamış oldu. Bu arada, Halle'den bu yana devam eden 116 oyunluk servis oyunlarını kazanma serisi burada 2. sette Simon karşısında son buldu. Böylece rekor da 129 ile Ivo Karlovic de kaldı.
Djokovic, Cilic karşısında rahat kazandı. Üç sette de gerekli yerlerde vites yükseltti ve break'i bularak rahat bir galibiyete uzandı. Cilic de zaten yardımcı oldu. Bu sene iyi tenis oynamıyor. Burada da zorlanarak çeyrek finale kadar uzandı ki kendisi için bu bile iyi bir sonuç oldu bence.
Günün maçında Richard Gasquet, turnuvada oynadığı iyi tenisi ve yaptığı sükseyi Stan Wawrinka galibiyetiyle süslemiş oldu. Üst üste gelen Dimitrov ve Kyrgios galibiyetlerinde dikkat çeken nokta yaptığı savunmaydı. Birkaç fazla top çevirdi ve Dimitrov-Kyrgios gibi şutlarına giden oyuncuları bir noktadan sonra bozmayı başardı. Fiziksel olarak daha sağlam ve defans olarak daha sağlam bir Gasquet söz konusuydu. Wawrinka'nın da iyi olmadığı bir günde iyi top çeviren ve topu oyunda tutan rakibe karşı çok fazla basit hata yaptığı malum. Wawrinka, rakibinden 27 tane fazla winner vurmasına rağmen rakibinin iki katı basit hata yapınca o winner'ların pek bir anlamı kalmadı. Son sette 3-5'te çok iyi bir oyun oynayan Wawrinka devamını getiremeyince sürpriz şekilde Gasquet adını yarı finale yazdırdı.
Gasquet'nin yarı finale yükselmesi tabii Djokovic'i sevindirdi en çok. Wawrinka'dan kurtulup Gasquet'e düşmek... Bu maçı izleyen birisi "Djokovic zaten ikisini de yener" diyebilir ama eşleşme olarak o iş öyle değil. Wawrinka bugün oynadığı tenisten bağımsız Djokovic'i çok zorlayabilirdi. Gasquet ise bugünkü tenisinin çok daha üstüne çıksa bile eşleşme olarak Djokovic için lokum gibi kura. Yarı final için seç desen Djokovic eliyle bu kadar iyi bir kura seçemezdi açıkçası. Elbette, Murray ve Federer'e göre erken turlarda daha kötü kura çekmişti. Adalet bir anlamda yerini buldu da diyebiliriz.
Murray-Federer maçı için çok şey söylemeye gerek yok. Yazı tura gibi maç. Benim fikrim 51-49 Murray. Ama bu maçtan çıkacak kişi için fiziksel ve psikolojik olarak yıpranma fazlasıyla söz konusu olabilir. Diğer yanda Djokovic çok daha yıpranmadan adını finale yazdıracaktır bir mucize olmazsa, bu da Djokovic'in şansı...
Murray, Federer ve Cilic'in çeyrek final rakipleri kendilerini zorlayacak kalibrede rakipler değillerdi. Pospisil zaten çok şanslı bir kura sonucu, 5 setlik maçlar kazana kazana çeyrek finale gelmişti. Murray karşısında bu kadar iyi tenis oynamasını bile beklemiyordum. Hiç fena oynamadı ama set almaya bile yetmedi elbette.
Federer aynı anda diğer kortta yağmur sebebiyle birkaç kez kesintiye uğrayan maçta Simon'u 3 sette geçti. Simon genelde Federer'i zorlayan bir tenisçi ama çimde o pek mümkün değil tabii. Berdych'i rahat geçmişti Simon ama yazılıp çizilenlere göre Berdych'in sakatlığı söz konusuymuş. Zaten o maçta Simon'un 3-0 gibi net bir skorla rahat kazanması garipti. Federer için dolayısıyla yarı finale kadar büyük bir test söz konusu olmamış oldu. Bu arada, Halle'den bu yana devam eden 116 oyunluk servis oyunlarını kazanma serisi burada 2. sette Simon karşısında son buldu. Böylece rekor da 129 ile Ivo Karlovic de kaldı.
Djokovic, Cilic karşısında rahat kazandı. Üç sette de gerekli yerlerde vites yükseltti ve break'i bularak rahat bir galibiyete uzandı. Cilic de zaten yardımcı oldu. Bu sene iyi tenis oynamıyor. Burada da zorlanarak çeyrek finale kadar uzandı ki kendisi için bu bile iyi bir sonuç oldu bence.
Günün maçında Richard Gasquet, turnuvada oynadığı iyi tenisi ve yaptığı sükseyi Stan Wawrinka galibiyetiyle süslemiş oldu. Üst üste gelen Dimitrov ve Kyrgios galibiyetlerinde dikkat çeken nokta yaptığı savunmaydı. Birkaç fazla top çevirdi ve Dimitrov-Kyrgios gibi şutlarına giden oyuncuları bir noktadan sonra bozmayı başardı. Fiziksel olarak daha sağlam ve defans olarak daha sağlam bir Gasquet söz konusuydu. Wawrinka'nın da iyi olmadığı bir günde iyi top çeviren ve topu oyunda tutan rakibe karşı çok fazla basit hata yaptığı malum. Wawrinka, rakibinden 27 tane fazla winner vurmasına rağmen rakibinin iki katı basit hata yapınca o winner'ların pek bir anlamı kalmadı. Son sette 3-5'te çok iyi bir oyun oynayan Wawrinka devamını getiremeyince sürpriz şekilde Gasquet adını yarı finale yazdırdı.
Gasquet'nin yarı finale yükselmesi tabii Djokovic'i sevindirdi en çok. Wawrinka'dan kurtulup Gasquet'e düşmek... Bu maçı izleyen birisi "Djokovic zaten ikisini de yener" diyebilir ama eşleşme olarak o iş öyle değil. Wawrinka bugün oynadığı tenisten bağımsız Djokovic'i çok zorlayabilirdi. Gasquet ise bugünkü tenisinin çok daha üstüne çıksa bile eşleşme olarak Djokovic için lokum gibi kura. Yarı final için seç desen Djokovic eliyle bu kadar iyi bir kura seçemezdi açıkçası. Elbette, Murray ve Federer'e göre erken turlarda daha kötü kura çekmişti. Adalet bir anlamda yerini buldu da diyebiliriz.
Murray-Federer maçı için çok şey söylemeye gerek yok. Yazı tura gibi maç. Benim fikrim 51-49 Murray. Ama bu maçtan çıkacak kişi için fiziksel ve psikolojik olarak yıpranma fazlasıyla söz konusu olabilir. Diğer yanda Djokovic çok daha yıpranmadan adını finale yazdıracaktır bir mucize olmazsa, bu da Djokovic'in şansı...
Dimitrov'dan coach hamlesi
Baby Federer lakabının yanından bile geçemeyen ve oldu olacak diye diye 24 yaşını slam finali göremeden bitiren Grigor Dimitrov'un aşısı Roger Rasheed ile de tutmadı. Daha önce özellikle Fransız oyuncuları çalıştıran Rasheed, genelde çalıştırdığı oyuncuları daha defansif oynatan bir oyuncudur. Dimitrov'un istikrar, baseline'da savunma sıkıntısı göz önüne alındığında herkes başarılı bir hamle olacağını umuyordu ama olmadı. Ne istikrarlı, savunma yönünde gelişen bir Dimitrov gördük ne de o eski yaratıcılığından eser gördük Bulgar raketin.
Twitter adresinden de nihayet Rasheed ile ayrıldığını duyurmuş Wimbledon'a da erken veda ettikten sonra. Zaten geçen seneki yarı final puanları da düşünce sıralamada bir hayli gerileyecek.
Dimitrov: "Uzunca düşündükten sonra Roger ile olan çalışma ilişkimi bitirme kararı aldım. Birlikte pek çok şey başardık ve kendisine ileride başarılar diliyorum. Son birkaç yıldaki bütün çalışmaları ve bana olan katkıları için teşekkür ederim."
Twitter adresinden de nihayet Rasheed ile ayrıldığını duyurmuş Wimbledon'a da erken veda ettikten sonra. Zaten geçen seneki yarı final puanları da düşünce sıralamada bir hayli gerileyecek.
Dimitrov: "Uzunca düşündükten sonra Roger ile olan çalışma ilişkimi bitirme kararı aldım. Birlikte pek çok şey başardık ve kendisine ileride başarılar diliyorum. Son birkaç yıldaki bütün çalışmaları ve bana olan katkıları için teşekkür ederim."
Wimbledon 2015: Kadınlar Çeyrek Finalleri
Dün kadınlarda çeyrek final karşılaşmaları tamamlandı. Favoriler kazansa da güzel maçlar oldu ve iyi tenis izledik. Yarı final eşleşmeleri kağıt üstünde çok heyecan veriyor ayrıca çıkan sonuçlar neticesinde.
Sharapova, merkez kortun ilk maçında Amerikalı CoCo Vandeweghe karşısında epey zorlanmasına rağmen kazanmayı başardı. Sharapova oynadığı son 19 slam çeyrek finalinin 18'ini kazanmış. Ayrıca oynadığı son 10 slam çeyrek finali maçının da hepsini kazanmış. Bu açıdan gerçekten istikrarlı bir tablo çiziyor. Bugün en iyi tenisini oynamasa da, yine inatçılığı ve istikrarıyla bir yerden sonra (burada üçüncü setten sonra) alev alev yanan rakibinin ateşini söndürüp maçı kazanmayı başardı. Vandeweghe'nin oynadığı tenise ise şaşırmadım. Zaten çimde çok farklı bir oyuncu. Oyun tarzı itibariyle sert kortta dahi bu şekilde bir tenisi istikrarlı şekilde ortaya koyamayabilir ama Lisicki gibi Wimbledon'da ve çim kort turnuvalarında bir tehdit olacağına şüphe yok önümüzdeki yıllarda da.
Serena-Azarenka maçı merkez kortta bir başka güzel maç oldu. Aslında son Serena-Azarenka maçlarının da kopyası oldu bu maç. Serena zaten slow-starter, Azarenka da her zaman Serena'ya karşı kazanacağına 'gerçekten' inanarak korta çıkan nadir oyunculardan biri olduğu için güzel maçlar izliyoruz. İlk set Azarenka süper tenis oynayarak kazandı. İkinci set epey çekişmeli, iki tarafın da çok yüksek kalite tenis oynadığı bir set olarak kayıtlara geçti. Bu sette Azarenka epey tükendi zaten, son seti nispeten daha rahat alan Serena adını yarı finale yazdırdı.
Yarı finaldeki Serena-Sharapova eşleşmesi artık klasikleşti. 11 yıldır kazanamayan Sharapova, Serena'ya karşı son maçını burada 2004 Wimbledon finalinde kazanmıştı. Takvim slam'i yolunda son 9 maçı kalan Serena ise, yüz ifadelerinden ve odaklanmasından gördüğümüz kadarıyla hiç olmadığı kadar hırslı. Sharapova'nın da yine en iyi tenisini oynamadığını göz önüne alırsak, Serena bu sefer de klasiğini devam ettirir gibi görünüyor.
Diğer çeyrek finaller tablonun nispeten zayıf tarafındaydı. Radwanska, Keys karşısında servislerin etkili olduğu maçı üç sette kazanmayı başardı. Kariyerinin en kötü sezonlarından birini geçiren Polonyalı, üst üste 3. yarı finaline yükseldi oynadığı son 3 turnuvada. Bu yarı final derecelerinin hepsinin çimde gelmesi elbette tesadüf değil. Her ne kadar düz mantık tenis takipçilerine göre Radwanska'nın oyunu çime uygun olmasa da, elbette olay öyle değil. Normalde etkili olamayan düz, spinsiz vuruşlarından daha fazla winner çıkartıyor. Yine servisini çok daha etkili kullanıyor çimde. Klasikleşen junk ball'ları, el hassasiyetini kullanarak bulduğu lob'lar, drop shot'lar ve taktik tenisi çimde ona büyük avantaj sağlayan etkenler.
Diğer çeyrek final izleyemediğim tek çeyrek final oldu. Muguruza, sezonun flaş isimlerinden Bacsinszky'i iki sette mağlup ederek Radwanska'nın rakibi olmayı başardı. Radwanska-Muguruza yarı finali yakın geçmeye müsait bir maç. Muguruza, Keys'e oyun stili olarak çok benzer bir oyuncu. Radwanska'nın bir tur önce aynı tarz oyuncuyla karşılaşmış olması avantajına olacak ama doğrusu, Muguruza kalite olarak Keys'ten şu anda o tenisi bir seviye daha üstte oynuyor ve Radwanska'nın karşısında güç tenisi oynayıp da gününde olan bir oyuncu olunca şansı epey azalıyor. Radwanska'nın taktik olarak oyun anlayışı ve Muguruza'nın vuruşlarının etkinliği kilit olacak. Gününde olanın kazanacağı bir maç olur gibi. Burada bir avantaj varsa, buraları daha fazla oynamış ve halihazırda Wimbledon finali olan Radwanska'nın, kariyerinin ilk slam yarı finalini oynayacak Muguruza'ya karşı daha tecrübeli olan taraf olması diyebiliriz.
Serena-Radwanska finali, Serena şampiyonluğuyla birlikte turnuvaya dair tahminim bu arada...
Sharapova, merkez kortun ilk maçında Amerikalı CoCo Vandeweghe karşısında epey zorlanmasına rağmen kazanmayı başardı. Sharapova oynadığı son 19 slam çeyrek finalinin 18'ini kazanmış. Ayrıca oynadığı son 10 slam çeyrek finali maçının da hepsini kazanmış. Bu açıdan gerçekten istikrarlı bir tablo çiziyor. Bugün en iyi tenisini oynamasa da, yine inatçılığı ve istikrarıyla bir yerden sonra (burada üçüncü setten sonra) alev alev yanan rakibinin ateşini söndürüp maçı kazanmayı başardı. Vandeweghe'nin oynadığı tenise ise şaşırmadım. Zaten çimde çok farklı bir oyuncu. Oyun tarzı itibariyle sert kortta dahi bu şekilde bir tenisi istikrarlı şekilde ortaya koyamayabilir ama Lisicki gibi Wimbledon'da ve çim kort turnuvalarında bir tehdit olacağına şüphe yok önümüzdeki yıllarda da.
Serena-Azarenka maçı merkez kortta bir başka güzel maç oldu. Aslında son Serena-Azarenka maçlarının da kopyası oldu bu maç. Serena zaten slow-starter, Azarenka da her zaman Serena'ya karşı kazanacağına 'gerçekten' inanarak korta çıkan nadir oyunculardan biri olduğu için güzel maçlar izliyoruz. İlk set Azarenka süper tenis oynayarak kazandı. İkinci set epey çekişmeli, iki tarafın da çok yüksek kalite tenis oynadığı bir set olarak kayıtlara geçti. Bu sette Azarenka epey tükendi zaten, son seti nispeten daha rahat alan Serena adını yarı finale yazdırdı.
Yarı finaldeki Serena-Sharapova eşleşmesi artık klasikleşti. 11 yıldır kazanamayan Sharapova, Serena'ya karşı son maçını burada 2004 Wimbledon finalinde kazanmıştı. Takvim slam'i yolunda son 9 maçı kalan Serena ise, yüz ifadelerinden ve odaklanmasından gördüğümüz kadarıyla hiç olmadığı kadar hırslı. Sharapova'nın da yine en iyi tenisini oynamadığını göz önüne alırsak, Serena bu sefer de klasiğini devam ettirir gibi görünüyor.
Diğer çeyrek finaller tablonun nispeten zayıf tarafındaydı. Radwanska, Keys karşısında servislerin etkili olduğu maçı üç sette kazanmayı başardı. Kariyerinin en kötü sezonlarından birini geçiren Polonyalı, üst üste 3. yarı finaline yükseldi oynadığı son 3 turnuvada. Bu yarı final derecelerinin hepsinin çimde gelmesi elbette tesadüf değil. Her ne kadar düz mantık tenis takipçilerine göre Radwanska'nın oyunu çime uygun olmasa da, elbette olay öyle değil. Normalde etkili olamayan düz, spinsiz vuruşlarından daha fazla winner çıkartıyor. Yine servisini çok daha etkili kullanıyor çimde. Klasikleşen junk ball'ları, el hassasiyetini kullanarak bulduğu lob'lar, drop shot'lar ve taktik tenisi çimde ona büyük avantaj sağlayan etkenler.
Diğer çeyrek final izleyemediğim tek çeyrek final oldu. Muguruza, sezonun flaş isimlerinden Bacsinszky'i iki sette mağlup ederek Radwanska'nın rakibi olmayı başardı. Radwanska-Muguruza yarı finali yakın geçmeye müsait bir maç. Muguruza, Keys'e oyun stili olarak çok benzer bir oyuncu. Radwanska'nın bir tur önce aynı tarz oyuncuyla karşılaşmış olması avantajına olacak ama doğrusu, Muguruza kalite olarak Keys'ten şu anda o tenisi bir seviye daha üstte oynuyor ve Radwanska'nın karşısında güç tenisi oynayıp da gününde olan bir oyuncu olunca şansı epey azalıyor. Radwanska'nın taktik olarak oyun anlayışı ve Muguruza'nın vuruşlarının etkinliği kilit olacak. Gününde olanın kazanacağı bir maç olur gibi. Burada bir avantaj varsa, buraları daha fazla oynamış ve halihazırda Wimbledon finali olan Radwanska'nın, kariyerinin ilk slam yarı finalini oynayacak Muguruza'ya karşı daha tecrübeli olan taraf olması diyebiliriz.
Serena-Radwanska finali, Serena şampiyonluğuyla birlikte turnuvaya dair tahminim bu arada...
6 Temmuz 2015 Pazartesi
Wimbledon 2015: İkinci Haftaya Girerken
Wimbledon'da güzel bir ilk hafta geride kaldı. Beş setlik maç sayısı, Roland Garros'un toplamını yanılmıyorsam cuma gününden geride bıraktı. Son yılların klasiği haline gelen Rafael Nadal sürprizini yaşadık. Erkeklerde birkaç fire daha oldu ama şampiyonluk favorilerinde sıkıntı gözükmedi. Kadınlarda ise çarşı adeta karıştı.
Middle Sunday arasından sonra dopdolu bir Pazartesi gözüküyor Wimbledon'da. Hava durumunda da sıkıntı yok gibi. O yüzden güzel maçlar olacağı kesin. Hem kadınlarda hem de erkeklerde 16 maçın hepsi bugün oynanacak. Zaten Wimbledon'ın en güzel günü ikinci Pazartesi olur, o maç yoğunluğu içinde illa ki 2-3 tane kıran kırana geçen maç çıkar.
Kadınlarda zaten günün maçı (ki ben genel anlamda günün maçı) Williams kardeşlerin kapışması olacak. En son burada 2009 finalinde karşı karşıya gelmişler, Serena rahat bir maç oynayarak iki sette kazanmıştı. 2009-2013 arası hiç oynamadıktan sonra Charleston'da 2013 yılında Serena, ablasını dümdüz etmişti. Geçen yıl ise Montreal'de Venus üç sette kardeşini yenerek 6-7 yıl aradan sonra ilk galibiyetini almıştı küçük kardeşine karşı.
Serena dünya 1 numarası ve Venus çökmüş olabilir ama buradaki form durumları aksini söylüyor. Serena, 3.turda Heather Watson karşısında ringin köşesinde iplere fena halde sıkıştı ama her zamanki dirayeti ve kararlılığı yine ortaya çıktı ve artık bilmem kaçıncı kez o şampiyon karakterini ortaya koydu. Dikkat ettiğim nokta, son set 3-0 geriye düşen Serena (ki double break'ti, üstelik çimde bunu çevirmek ne kadar zor, herkes bilir) olmasına rağmen sosyal medyadaki tenis hesaplarında vs. hala Serena'nın bir şekilde geri döneceğine dair inanç vardı. Bir önceki postların yorum altında bir arkadaş uzun uzun Nadal analizi yapmış "neden böyle olduk?" der gibisinden, işte onun cevabı aslında bu. Eskiden Nadal da inanılmaz karadeliklere düşmesine rağmen o noktalarda içinden canavar çıkartır, geri dönerdi. Dönemese bile zorlardı, rakibini her zaman korkuturdu. Nadal şimdi set için servis atarken servis kırdıracak diye millet bekliyor. Ve kırdırıyor da. Aradaki farklardan birisi de bu. Serena da 34 yaşında genç değil. Nadal'ın 29 yaşında olması, fiziksel gücünün eskisi gibi olmaması bu noktada bence bahane değil. Elbette kadınlar ve erkekler tenisi çok farklı, dinamikleri falan filan elbette çok alakalı değil ama "you got my point!".
Venus-Serena istatistiklerine bakarken dikkatimi çekti, bir Twitter hesabı paylaşmış. Aktif oyuncular arasında Serena'yı 4 kereden fazla yenen tek oyuncu Venus. 11 defa yenmiş. Bu açıdan kardeşine karşı, bırakın son sette yakalayacağı double break avantajını, ilk seti aldığı anda ne kadar kendine güveneceği, oradan kolay kolay kopmayacağı aşikar. Zaten çok formda ve çok da iyi oynuyor. Çim açık ara en iyi zemini Venus'ün ve herkes biliyor ki, Venus ve Serena en iyi oyunlarını oynarsa Venus, Serena'ya tek bir zeminde yener, o da çimdir. O yüzden ben beklentilerin boşa çıkmayacağını düşünüyorum. Venus'ün kazanma şansı var. Serena, son yıllarda çimde (yine araya şampiyonluk sıkıştırmasına rağmen) kesinlikle ikna edici bir tenis oynamıyor. Favori ise elbette yine dünya 1 numarası olacak.
Diğer eşleşmeler arasında aman aman dikkat çeken maç var desek yalan söylemiş oluruz. Azarenka-Bencic belki ama bunların ikisi de çim kortçu değiller. Williams kardeşlerin galibiyle oynayacak buradan gelen. Ben burada kazananın çeyrek finalde Williams kardeşlerden herhangi birini elemesini çok zor görüyorum.
Bol sürpriz olduğu için sürpriz eşleşmeler de ortaya çıktı. Mesela Keys-Govortsova eşleşmesi. Govortsova sıradan bir top 100 oyuncusu olabilir ama çimde fazlasıyla etkili. Keys istikrarlı bir oyuncu olmadı hiçbir zaman. Bu maç sürprize açık olabilir.
Vandeweghe-Safarova bir başka sürpriz beklediğim maç. Safarova, Roland Garros finalinden sonra çimde iyi tenis oynamıyor. Zaten burası ona çok uygun sayılmaz. İyi servisi olan bir oyuncu olsa da Vandeweghe çok formda, kendine çok güveniyor ve çimde gerçekten o da farklı bir oyuncu. Buradan da çıkacak sürpriz sonuç, benim için sürpriz olmaz.
Sharapova ve Bacsinszky bence kolay galibiyetler alırlar. Wozniacki-Muguruza maçı çok belirsiz görünüyor ama farklı stillerin çarpışması. Çekişmeli maçtan ziyade ilk 3-4 oyundan sonra taktik olarak diğerini alt edenin nispeten kolay bir galibiyete ulaşacağını düşünüyorum.
Son olarak Radwanska-Jankovic... Çok kötü sezon geçiren Radwanska'ya piyango vurdu, artık bir şeyler yapması lazım. Son şampiyon Kvitova, ilk iki tur buldozer gibi giderken Jankovic'e olmayacak noktadan maç verdi, ki Jankovic berbat çimcidir. Radwanska da kötü sezonunun aksine çimde iyi oynadı. Kurası da açıldı. Kvitova ona çok ters geliyordu. Tablonun alt tarafının bana göre bir anda favorisi oldu. Sevdiğim oyunculardan Aga. Umarım bu fırsatı artık geri çevirmez ve finali görüp şu kötü sezonda moral bulabilir. (finalde ateş gibi yanan üst taraftan gelecek Williams'lar, Sharapova'lar karşısında öyle bir durumda şansı elbette çok az olacaktır)
Erkeklerde Nadal'ın şampiyonluk için tehdit olmadığı aşikar. O yüzden bana göre şampiyonluk favorilerinde sürpriz yok. Bir Kvitova elenmedi yani. Tablonun üst tarafında Djokovic, Tomic'ten sonra aynı tarz oyuncularla yoluna devam edecek. Bugün Anderson, çeyrekte büyük sürpriz olmazsa Cilic gelecek. Anderson zorluk çıkaramaz. Cilic de çok formda değil her ne kadar geçen sene Novak'ı geçen sene burada 5 sete götürse de. Djokovic için daha önce de dediğim gibi yarı final yolu çok açık. Tabii hakkını vermek lazım ki bu rahatlığı sağlayan kendisi. Hiçbir şekilde grand slam'lerde çeyrek finalden önce elenmeyeceğine inandırdı herkesi. Rakiplerde bile inanç falan bırakmadı makine.
Oranın altı biraz karışık. Wawrinka-Goffin ve Kyrgios-Gasquet eşleşmeleri var. Buradan lütfen Wawrinka-Kyrgios çıksın da tenise doyalım. Wawrinka zaten epey ağır basıyor ama Kyrgios-Gasquet maçı ortada. Gasquet'nin Wawa'yı tehdit edebileceğini hiç sanmam ama Kyrgios gelirse çok eğlenceli maç izleriz. İnşallah o gelir ama ne olacağına dair bir tahmin yapmak çok zor. Özellikle Kyrgios çok inişli çıkışlı bir oyuncu...
Tablonun alt tarafında Federer en rahat eşleşmeye sahip diyebiliriz. Bautista, çok çok iyi kura çekerek en kötü zemini çimde 4.tura geldi. Federer'in burada set kaybetmesi bile sürpriz olur. Zaten çok iyi olmasa da, iyi tenis oynuyor. Sürprize uğrayacak bir görüntü vermedi yani.
Federer'in rakibini belirleyecek Berdych-Simon maçı beş sete gideceğim diye bağırıyor. Simon maraton sever, Berdych de maç içi saçmalar. O yüzden bu maç her şeye açık. Berdych çok dominant gözükmedi. Simon da iyi çim sezonu geçirdi. Simon buradan sürpriz çıkartabilir, ki Federer de pusuda Simon için bekleyecektir. Berdych'e göre kesinlikle tercih edeceği bir rakip olur.
Murray ise turnuvanın en zor maçını oynayacak. Antrenman niteliğinde üç maç oynadı ki, bu maçı kazanması halinde çeyrek finalde de Troicki-Pospisil galibine karşı yine rahat bir maç onu bekleyecektir. O yüzden yarı finale kadar oynayacağı en zor maç olacak bu Karlovic'e karşı oynayacağı maç. Murray iyi returncü ve daha önce çimde de 4 sette mağlup etti Karlovic'i. Turnuvada iyi servislerle karşılaşmadığı için adapte olması zaman alabilir, set de bırakabilir tiebreak'te falan ama bir yerden sonra servisleri okuyup araya sıkıştıracağı iyi return'lerle maçı götürür gibi. Ama seyir zevki açısından set skorları yakın olacağı için iyi geçebilir bu maç, çekişme olabilir Karlovic'in iyi servis günü olursa. (sanki kötü servis attığı gün var da!)
Bir başka postta görüşmek üzere, tenisle kalın...
Middle Sunday arasından sonra dopdolu bir Pazartesi gözüküyor Wimbledon'da. Hava durumunda da sıkıntı yok gibi. O yüzden güzel maçlar olacağı kesin. Hem kadınlarda hem de erkeklerde 16 maçın hepsi bugün oynanacak. Zaten Wimbledon'ın en güzel günü ikinci Pazartesi olur, o maç yoğunluğu içinde illa ki 2-3 tane kıran kırana geçen maç çıkar.
Kadınlarda zaten günün maçı (ki ben genel anlamda günün maçı) Williams kardeşlerin kapışması olacak. En son burada 2009 finalinde karşı karşıya gelmişler, Serena rahat bir maç oynayarak iki sette kazanmıştı. 2009-2013 arası hiç oynamadıktan sonra Charleston'da 2013 yılında Serena, ablasını dümdüz etmişti. Geçen yıl ise Montreal'de Venus üç sette kardeşini yenerek 6-7 yıl aradan sonra ilk galibiyetini almıştı küçük kardeşine karşı.
Serena dünya 1 numarası ve Venus çökmüş olabilir ama buradaki form durumları aksini söylüyor. Serena, 3.turda Heather Watson karşısında ringin köşesinde iplere fena halde sıkıştı ama her zamanki dirayeti ve kararlılığı yine ortaya çıktı ve artık bilmem kaçıncı kez o şampiyon karakterini ortaya koydu. Dikkat ettiğim nokta, son set 3-0 geriye düşen Serena (ki double break'ti, üstelik çimde bunu çevirmek ne kadar zor, herkes bilir) olmasına rağmen sosyal medyadaki tenis hesaplarında vs. hala Serena'nın bir şekilde geri döneceğine dair inanç vardı. Bir önceki postların yorum altında bir arkadaş uzun uzun Nadal analizi yapmış "neden böyle olduk?" der gibisinden, işte onun cevabı aslında bu. Eskiden Nadal da inanılmaz karadeliklere düşmesine rağmen o noktalarda içinden canavar çıkartır, geri dönerdi. Dönemese bile zorlardı, rakibini her zaman korkuturdu. Nadal şimdi set için servis atarken servis kırdıracak diye millet bekliyor. Ve kırdırıyor da. Aradaki farklardan birisi de bu. Serena da 34 yaşında genç değil. Nadal'ın 29 yaşında olması, fiziksel gücünün eskisi gibi olmaması bu noktada bence bahane değil. Elbette kadınlar ve erkekler tenisi çok farklı, dinamikleri falan filan elbette çok alakalı değil ama "you got my point!".
Venus-Serena istatistiklerine bakarken dikkatimi çekti, bir Twitter hesabı paylaşmış. Aktif oyuncular arasında Serena'yı 4 kereden fazla yenen tek oyuncu Venus. 11 defa yenmiş. Bu açıdan kardeşine karşı, bırakın son sette yakalayacağı double break avantajını, ilk seti aldığı anda ne kadar kendine güveneceği, oradan kolay kolay kopmayacağı aşikar. Zaten çok formda ve çok da iyi oynuyor. Çim açık ara en iyi zemini Venus'ün ve herkes biliyor ki, Venus ve Serena en iyi oyunlarını oynarsa Venus, Serena'ya tek bir zeminde yener, o da çimdir. O yüzden ben beklentilerin boşa çıkmayacağını düşünüyorum. Venus'ün kazanma şansı var. Serena, son yıllarda çimde (yine araya şampiyonluk sıkıştırmasına rağmen) kesinlikle ikna edici bir tenis oynamıyor. Favori ise elbette yine dünya 1 numarası olacak.
Diğer eşleşmeler arasında aman aman dikkat çeken maç var desek yalan söylemiş oluruz. Azarenka-Bencic belki ama bunların ikisi de çim kortçu değiller. Williams kardeşlerin galibiyle oynayacak buradan gelen. Ben burada kazananın çeyrek finalde Williams kardeşlerden herhangi birini elemesini çok zor görüyorum.
Bol sürpriz olduğu için sürpriz eşleşmeler de ortaya çıktı. Mesela Keys-Govortsova eşleşmesi. Govortsova sıradan bir top 100 oyuncusu olabilir ama çimde fazlasıyla etkili. Keys istikrarlı bir oyuncu olmadı hiçbir zaman. Bu maç sürprize açık olabilir.
Vandeweghe-Safarova bir başka sürpriz beklediğim maç. Safarova, Roland Garros finalinden sonra çimde iyi tenis oynamıyor. Zaten burası ona çok uygun sayılmaz. İyi servisi olan bir oyuncu olsa da Vandeweghe çok formda, kendine çok güveniyor ve çimde gerçekten o da farklı bir oyuncu. Buradan da çıkacak sürpriz sonuç, benim için sürpriz olmaz.
Sharapova ve Bacsinszky bence kolay galibiyetler alırlar. Wozniacki-Muguruza maçı çok belirsiz görünüyor ama farklı stillerin çarpışması. Çekişmeli maçtan ziyade ilk 3-4 oyundan sonra taktik olarak diğerini alt edenin nispeten kolay bir galibiyete ulaşacağını düşünüyorum.
Son olarak Radwanska-Jankovic... Çok kötü sezon geçiren Radwanska'ya piyango vurdu, artık bir şeyler yapması lazım. Son şampiyon Kvitova, ilk iki tur buldozer gibi giderken Jankovic'e olmayacak noktadan maç verdi, ki Jankovic berbat çimcidir. Radwanska da kötü sezonunun aksine çimde iyi oynadı. Kurası da açıldı. Kvitova ona çok ters geliyordu. Tablonun alt tarafının bana göre bir anda favorisi oldu. Sevdiğim oyunculardan Aga. Umarım bu fırsatı artık geri çevirmez ve finali görüp şu kötü sezonda moral bulabilir. (finalde ateş gibi yanan üst taraftan gelecek Williams'lar, Sharapova'lar karşısında öyle bir durumda şansı elbette çok az olacaktır)
Erkeklerde Nadal'ın şampiyonluk için tehdit olmadığı aşikar. O yüzden bana göre şampiyonluk favorilerinde sürpriz yok. Bir Kvitova elenmedi yani. Tablonun üst tarafında Djokovic, Tomic'ten sonra aynı tarz oyuncularla yoluna devam edecek. Bugün Anderson, çeyrekte büyük sürpriz olmazsa Cilic gelecek. Anderson zorluk çıkaramaz. Cilic de çok formda değil her ne kadar geçen sene Novak'ı geçen sene burada 5 sete götürse de. Djokovic için daha önce de dediğim gibi yarı final yolu çok açık. Tabii hakkını vermek lazım ki bu rahatlığı sağlayan kendisi. Hiçbir şekilde grand slam'lerde çeyrek finalden önce elenmeyeceğine inandırdı herkesi. Rakiplerde bile inanç falan bırakmadı makine.
Oranın altı biraz karışık. Wawrinka-Goffin ve Kyrgios-Gasquet eşleşmeleri var. Buradan lütfen Wawrinka-Kyrgios çıksın da tenise doyalım. Wawrinka zaten epey ağır basıyor ama Kyrgios-Gasquet maçı ortada. Gasquet'nin Wawa'yı tehdit edebileceğini hiç sanmam ama Kyrgios gelirse çok eğlenceli maç izleriz. İnşallah o gelir ama ne olacağına dair bir tahmin yapmak çok zor. Özellikle Kyrgios çok inişli çıkışlı bir oyuncu...
Tablonun alt tarafında Federer en rahat eşleşmeye sahip diyebiliriz. Bautista, çok çok iyi kura çekerek en kötü zemini çimde 4.tura geldi. Federer'in burada set kaybetmesi bile sürpriz olur. Zaten çok iyi olmasa da, iyi tenis oynuyor. Sürprize uğrayacak bir görüntü vermedi yani.
Federer'in rakibini belirleyecek Berdych-Simon maçı beş sete gideceğim diye bağırıyor. Simon maraton sever, Berdych de maç içi saçmalar. O yüzden bu maç her şeye açık. Berdych çok dominant gözükmedi. Simon da iyi çim sezonu geçirdi. Simon buradan sürpriz çıkartabilir, ki Federer de pusuda Simon için bekleyecektir. Berdych'e göre kesinlikle tercih edeceği bir rakip olur.
Murray ise turnuvanın en zor maçını oynayacak. Antrenman niteliğinde üç maç oynadı ki, bu maçı kazanması halinde çeyrek finalde de Troicki-Pospisil galibine karşı yine rahat bir maç onu bekleyecektir. O yüzden yarı finale kadar oynayacağı en zor maç olacak bu Karlovic'e karşı oynayacağı maç. Murray iyi returncü ve daha önce çimde de 4 sette mağlup etti Karlovic'i. Turnuvada iyi servislerle karşılaşmadığı için adapte olması zaman alabilir, set de bırakabilir tiebreak'te falan ama bir yerden sonra servisleri okuyup araya sıkıştıracağı iyi return'lerle maçı götürür gibi. Ama seyir zevki açısından set skorları yakın olacağı için iyi geçebilir bu maç, çekişme olabilir Karlovic'in iyi servis günü olursa. (sanki kötü servis attığı gün var da!)
Bir başka postta görüşmek üzere, tenisle kalın...
2 Temmuz 2015 Perşembe
Wimbledon 2015: İlk 3 günde neler oldu?
Wimbledon başladı, Ramazan ayına denk gelmesi benim için maçları takip ettirmeyi zorlaştırıyor. Yarım yamalak izleyebiliyorum ama yine de Marsel İlhan ve top oyuncuların maçlarını kaçırmamaya çalışıyorum.
Güzel bir başlangıç oldu turnuvaya. Havanın da düzgün olması maçları hiç kesintiye uğratmadı. Zaten bu hafta hiç yağmur da gözükmüyor. İkinci haftadan sonra yağmur yağar mı yağmaz mı, çok da önemli değil merkez kortta çatı olduğu için. Elbette çatıyı istemeyecek bazı İspanyol raketler olabilir........ (oraya İspanyol raketler gelebilirse)
Marsel'den başlayalım o halde şöyle bir özet geçmeye. Bir alttaki kirpi'nin postunun yorumlarına göz atarken dikkatimi çekti. Bir okuyucumuz Janowicz'i sürpriz adaylarından biri olarak göstermiş. Şimdi görünce şöyle bir gülümseme yerleşti suratıma. Vallahi twitter'daki boş beleş işsizlerin dalgası falan hiç umurumda değil. Türk tenisindeki diğer oyuncuların başarılarını toplayıp 5 ile çarpın, Marsel'in yanına dahi yaklaşamaz. Bugün Anderson ile oynadığı maçı locadan izleyen Erhan Oral ve Mert Ertunga gibi eski Davis Kupası oyuncularımız belki de gençken hayal ettikleri şeye ulaşamasalar da en yakından yetiştirdikleri, destek oldukları oyuncuyu izleyip onun başarılarıyla mutlu olabiliyorlar. (evet, Türkiye için muazzam başarılı)
Marsel, ilk turda Janowicz'i mağlup etti çünkü return'leri muazzamdı. Heyecan yapmasa 3-0 ile daha da flaş geçecekti, 3-1 oldu. Zaten maçlara nokta koyma konusunda biraz tutukluğu var. 28 yaşında olmasına rağmen tecrübesiz olması ve bu alanda çıktığı maç sayısı 10 falan olması lazım. Bunu böyle kabulleneceğiz artık. Ama oynadığı tenis dört dörtlüktü. Daha önce de grand slam'lerde defalarca 2.tura çıktı ama bence Tommy Haas galibiyeti de dahil olmak üzere kariyerinin en iyi grand slam galibiyeti buydu. Zira Haas o zaman comeback'ten yeni dönmüş ve çok kötü bir haldeydi. Ayrıca 2011 Roland Garros'tan sonraki en iyi performansıydı. Orada da ikinci turda Garcia Lopez'e çok acı elenmişti iyi oynarken, burada da Anderson karşısında aynısı oldu.
Anderson'a karşı neden olmadı peki? Elbette return'den dolayı. 4 set süren maçta 34 ace yiyip bir kez dahi servis kırma puanı göremiyor, hatta berabere bile göremiyorsan yenilmen kaçınılmaz aslında. İkinci sette 6-3'lük avantajı harcayıp maçı kaybettikten sonra "2-0 olsaydı, o fırsat kaçmasaydı..." diye içimden geçti ama üzerinden biraz zaman geçtikten sonra bakıyorum da, Anderson ciddi bir çöküş yaşamadığı halde Marsel'in şansı hala çok değildi. Çünkü return namına maalesef çok kötüydü ve Anderson çift hatalarla ikramlar verdi Marsel'e. Yine de o fırsatı değerlendirip 2-0 yapmalıydı, bir daha gelir mi bu fırsat bilinmez ama ne olursa olsun çok güzel bir turnuva geçirdi Marsel. Özellikle çimde 3 maçta set alamadan Wimbledon'a gelip Janowicz'i ezmesi ve Anderson'a kafa tutması büyük sürprizdi. Toprak sezonunu çok daha iyi geçirmiş ama beklentilerin olduğu İstanbul ve RG'de (orada kura etkili tabii, şampiyona yenildi, boru değil!) maç kazanamamıştı. Roland Garros'ta iyi kura çekse orada da maç kazanırdı, buna eminim. Orada alamadığı galibiyet Wimbledon'da gelmiş oldu. Ama Marsel'in favori grand slam'i US Open, bunu biliyorum. Asıl orada güzel bir kurayla 3.turu görmesi en büyük temennim. Yeter ki seribaşılar arasında şöyle 20-32 arası birini çeksin ve önü açılsın artık. Bu sene cidden kötü kuralar çekti hep.
Marsel konuşması uzun oldu ama uzun süredir yazmayınca acısı anca çıktı. Turnuvanın asıl ağır toplarına geçme vakti...
Djokovic'in herkes RG'deki hayal kırıklığı olan finalden sonra mental olarak Wimbledon'a hazır olmamasını bekliyordu ama ben açıkçası aynı fikirde değildim. Oynadığı ilk iki maçla da bunu gösterdi. Bu kadar can yakıcı olmasa da son senelerde direkten hep döndü Djokovic aslında Roland Garros'ta. Ama o zaman bile en kötü finale çıkmasını bildi Wimbledon'da. E kurada da Murray yerine Wawrinka çekince final şansı daha fazla oldu bence. Wawrinka onu her ne kadar RG finalinde alt etmiş olsa da, Wimbledon'da Murray'e göre tercih edeceği bir rakip olur kesinlikle.
3.turda Tomic, 4.turda Anderson, çeyrekte Isner-Cilic galibi gözüküyor Djokovic için. İyi servisçiler ama Tomic, Anderson ve Isner'in zorlama ihtimalini görmüyorum. Isner zaten iyi bir çimci değil. Burada iki maçı da 3-0 ile rahat almış, izleyemedim ama sert kortta bile bu sene set vermeden iki kere yendi Isner'i, burada da çok şansı olmaz. Cilic burada en sert rakip gözüküyor. Geçen sene Djokovic'i 5 sete götürmüştü ama o da bugün merkez kortta elemelerden gelen Berankis'e karşı 5 sette kazandı ve son set 5-5'te 2 tane servis kırma puanı kurtardı ki ben ona maç puanı diyorum. Yani tenis seviyesi sorunlu. Yine de Isner'ı geçerse Djokovic'e daha zor bir rakip olur. Ama bu isimler Djokovic'i turnuvanın dışına itebilir mi? Çok büyük sürpriz olur nazarımda. Yarı finale kadar yine bana göre Djokovic banko.
Wawrinka cidden süper bir kura çekti. İlk iki turda oynadığı isimlere gel: Sousa ve Estrella! İlk turlarda genelde Wawrinka zorlanır. Bu yüzden burada gelen iyi kura onu çok rahatlatmıştır, buna eminim. 3.turda Verdasco ile oynayacak. Verdasco dengesizdir, ne yapacağı belli olmaz ama burada iki tane 5 setlik maç kazandı. Wawrinka'ya nefesi kaldığını sanmıyorum. Servisi de büyük bir silah olmadığı için Wawrinka bir şekilde bu engeli de atlatır. 4.turda da Goffin ya da Baghdatis yine aynı tip oyuncu. Kötü servis, iyi baseline. Wawrinka için burada da sorun çıkacağını sanmıyorum. Baghdatis iyi çim sezonu geçirdi ama gelmiş artık 30'una, 2006'daki gibi efsanevi bir tenis beklememek lazım. Dolayısıyla Stan'ın da çeyreğe kadar yolu ballı lokma. Çeyrek finalde zorlanabilir işte. Kyrgios, Raonic, Dimitrov... Anam bu nasıl çeyrek! Dimitrov-Gasquet ve Raonic-Kyrgios eşleşmeleri var. Bunlar birbirini yerler. Gasquet dışında hepsinin de Stan'e karşı şansı olur. Zaten Gasquet de buradan çıkamaz. (büyük konuştum, hayırlısı) Dimitrov burada epey şanslı. Geçen seneki formunu tutarsa çeyrek finale gelip orada Wawrinka ile kafa kafaya oynamasına şaşırmam. İlk iki turu da güzel geçti zaten.
Federer güzel kura çekmiş bak. İlk turda Dzumhur maçını izlemeye değer bulmadım. Zaten ilgiye değer bir şey de olmamış. Yarın ikinci turda Querrey maçı eğlenceli geçebilir. Querrey iyi gününde olup iyi servis atar da bir de üzerine clutch puanları iyi oynarsa (kıyamet kopacak) 1 set alır, 3-1 kaybeder. Diğer her türlü halde 3-0 işte. Ama bundan ziyade Federer'in seviyesini görebilmek için güzel bir maç olur. 3.turda Groth-Duckworth maçı yine ziyan bir maç. Querrey maçından kolay geçmesi muhtemel. Yani 4.tura kadar Federer 3.viteste gelir en fazla. 4.turda Feliciano gelebilir. İyi çimci falan ama Federer'e de hiç ters gelmiyor ki. Uzun lafın kısası Federer de Djokovic gibi çeyreğe banko gelecek gibi. Halle'de de zaten ilk tur hariç iyi oynamıştı. Çeyrek final rakiplerinde ise Berdych dışında kimse onu zorlayamaz. Berdych de Mahut, Rosol gibi tehlikeli tiplerle karşı karşıya gelecek. Onun da çeyreğe gelmesi kesin değil. Eğer Berdych de gelemezse yaz zaten Fedo'yu yarıya. Berdych gelirse güzel maç olur.
Son üç senede Rosoldarciskyrgiosaelenenadam'ı sona bıraktım. Bu sene zaten.... Neyse ya, geriye dönmeyelim. Yoksa 10 paragraf yazarız herhalde. Stuttgart'ta turnuva kazandı da Queens'te yine Dolgopolov karşısında patatese dönüp 4-2'den final seti verdi. İlk turda Bellucci'yi rahat geçti ama servisleri falan kötüydü, ne bileyim çok da umut vermedi işte. 2.turda Dustin Brown tehlikeli rakip ama Wimbledon, Halle'ye benzemez. Rosol-Darcis-Kyrgios gerçeği olsa da Dustin baseline'da Rafa'ya karşı hiçbir şey üretemez ve bir yerde kırılır gibime geliyor. Sonra 3.turda Troicki zor rakip olur. Stuttgart'ta rahat yendi ama Troicki iyi servisçi, Rafa'yı zorlayabilir iyi gününde. Buraları atlatırsa 4.turda kaybetmemesi lazım artık herhalde. Gelecek en iyi rakip Fognini işte. Gidip Fognini'ye bu sene 3.kez kaybederse tenisi cidden bıraksın. Üstelik çimde.
Öte yanda Murray'nin kurası da güzel. O da çeyrek finale kadar gelecek gibi. Çeyrek finalde Murray-Nadal eşleşmesi olursa Nadal'a %10 şans veriyorum.
Tahminim:
Yarı finaller: Djokovic-Wawrinka / Murray-Federer
Final: Djokovic-Murray
Şampiyon: Murray
Saat olmuş 1.30 bu arada, sahur vakti yaklaşıyor ve eşşşek gibi uzun da bir post oldu afedersiniz. Kadınlara değinecek hal kalmadı, onu da başka zaman yazarız artık. (kadınlar kısmını çok takmadığımı çaktırmadım dimi? Çok çakmadınız dimi?)
Güzel bir başlangıç oldu turnuvaya. Havanın da düzgün olması maçları hiç kesintiye uğratmadı. Zaten bu hafta hiç yağmur da gözükmüyor. İkinci haftadan sonra yağmur yağar mı yağmaz mı, çok da önemli değil merkez kortta çatı olduğu için. Elbette çatıyı istemeyecek bazı İspanyol raketler olabilir........ (oraya İspanyol raketler gelebilirse)
Marsel'den başlayalım o halde şöyle bir özet geçmeye. Bir alttaki kirpi'nin postunun yorumlarına göz atarken dikkatimi çekti. Bir okuyucumuz Janowicz'i sürpriz adaylarından biri olarak göstermiş. Şimdi görünce şöyle bir gülümseme yerleşti suratıma. Vallahi twitter'daki boş beleş işsizlerin dalgası falan hiç umurumda değil. Türk tenisindeki diğer oyuncuların başarılarını toplayıp 5 ile çarpın, Marsel'in yanına dahi yaklaşamaz. Bugün Anderson ile oynadığı maçı locadan izleyen Erhan Oral ve Mert Ertunga gibi eski Davis Kupası oyuncularımız belki de gençken hayal ettikleri şeye ulaşamasalar da en yakından yetiştirdikleri, destek oldukları oyuncuyu izleyip onun başarılarıyla mutlu olabiliyorlar. (evet, Türkiye için muazzam başarılı)
Marsel, ilk turda Janowicz'i mağlup etti çünkü return'leri muazzamdı. Heyecan yapmasa 3-0 ile daha da flaş geçecekti, 3-1 oldu. Zaten maçlara nokta koyma konusunda biraz tutukluğu var. 28 yaşında olmasına rağmen tecrübesiz olması ve bu alanda çıktığı maç sayısı 10 falan olması lazım. Bunu böyle kabulleneceğiz artık. Ama oynadığı tenis dört dörtlüktü. Daha önce de grand slam'lerde defalarca 2.tura çıktı ama bence Tommy Haas galibiyeti de dahil olmak üzere kariyerinin en iyi grand slam galibiyeti buydu. Zira Haas o zaman comeback'ten yeni dönmüş ve çok kötü bir haldeydi. Ayrıca 2011 Roland Garros'tan sonraki en iyi performansıydı. Orada da ikinci turda Garcia Lopez'e çok acı elenmişti iyi oynarken, burada da Anderson karşısında aynısı oldu.
Anderson'a karşı neden olmadı peki? Elbette return'den dolayı. 4 set süren maçta 34 ace yiyip bir kez dahi servis kırma puanı göremiyor, hatta berabere bile göremiyorsan yenilmen kaçınılmaz aslında. İkinci sette 6-3'lük avantajı harcayıp maçı kaybettikten sonra "2-0 olsaydı, o fırsat kaçmasaydı..." diye içimden geçti ama üzerinden biraz zaman geçtikten sonra bakıyorum da, Anderson ciddi bir çöküş yaşamadığı halde Marsel'in şansı hala çok değildi. Çünkü return namına maalesef çok kötüydü ve Anderson çift hatalarla ikramlar verdi Marsel'e. Yine de o fırsatı değerlendirip 2-0 yapmalıydı, bir daha gelir mi bu fırsat bilinmez ama ne olursa olsun çok güzel bir turnuva geçirdi Marsel. Özellikle çimde 3 maçta set alamadan Wimbledon'a gelip Janowicz'i ezmesi ve Anderson'a kafa tutması büyük sürprizdi. Toprak sezonunu çok daha iyi geçirmiş ama beklentilerin olduğu İstanbul ve RG'de (orada kura etkili tabii, şampiyona yenildi, boru değil!) maç kazanamamıştı. Roland Garros'ta iyi kura çekse orada da maç kazanırdı, buna eminim. Orada alamadığı galibiyet Wimbledon'da gelmiş oldu. Ama Marsel'in favori grand slam'i US Open, bunu biliyorum. Asıl orada güzel bir kurayla 3.turu görmesi en büyük temennim. Yeter ki seribaşılar arasında şöyle 20-32 arası birini çeksin ve önü açılsın artık. Bu sene cidden kötü kuralar çekti hep.
Marsel konuşması uzun oldu ama uzun süredir yazmayınca acısı anca çıktı. Turnuvanın asıl ağır toplarına geçme vakti...
Djokovic'in herkes RG'deki hayal kırıklığı olan finalden sonra mental olarak Wimbledon'a hazır olmamasını bekliyordu ama ben açıkçası aynı fikirde değildim. Oynadığı ilk iki maçla da bunu gösterdi. Bu kadar can yakıcı olmasa da son senelerde direkten hep döndü Djokovic aslında Roland Garros'ta. Ama o zaman bile en kötü finale çıkmasını bildi Wimbledon'da. E kurada da Murray yerine Wawrinka çekince final şansı daha fazla oldu bence. Wawrinka onu her ne kadar RG finalinde alt etmiş olsa da, Wimbledon'da Murray'e göre tercih edeceği bir rakip olur kesinlikle.
3.turda Tomic, 4.turda Anderson, çeyrekte Isner-Cilic galibi gözüküyor Djokovic için. İyi servisçiler ama Tomic, Anderson ve Isner'in zorlama ihtimalini görmüyorum. Isner zaten iyi bir çimci değil. Burada iki maçı da 3-0 ile rahat almış, izleyemedim ama sert kortta bile bu sene set vermeden iki kere yendi Isner'i, burada da çok şansı olmaz. Cilic burada en sert rakip gözüküyor. Geçen sene Djokovic'i 5 sete götürmüştü ama o da bugün merkez kortta elemelerden gelen Berankis'e karşı 5 sette kazandı ve son set 5-5'te 2 tane servis kırma puanı kurtardı ki ben ona maç puanı diyorum. Yani tenis seviyesi sorunlu. Yine de Isner'ı geçerse Djokovic'e daha zor bir rakip olur. Ama bu isimler Djokovic'i turnuvanın dışına itebilir mi? Çok büyük sürpriz olur nazarımda. Yarı finale kadar yine bana göre Djokovic banko.
Wawrinka cidden süper bir kura çekti. İlk iki turda oynadığı isimlere gel: Sousa ve Estrella! İlk turlarda genelde Wawrinka zorlanır. Bu yüzden burada gelen iyi kura onu çok rahatlatmıştır, buna eminim. 3.turda Verdasco ile oynayacak. Verdasco dengesizdir, ne yapacağı belli olmaz ama burada iki tane 5 setlik maç kazandı. Wawrinka'ya nefesi kaldığını sanmıyorum. Servisi de büyük bir silah olmadığı için Wawrinka bir şekilde bu engeli de atlatır. 4.turda da Goffin ya da Baghdatis yine aynı tip oyuncu. Kötü servis, iyi baseline. Wawrinka için burada da sorun çıkacağını sanmıyorum. Baghdatis iyi çim sezonu geçirdi ama gelmiş artık 30'una, 2006'daki gibi efsanevi bir tenis beklememek lazım. Dolayısıyla Stan'ın da çeyreğe kadar yolu ballı lokma. Çeyrek finalde zorlanabilir işte. Kyrgios, Raonic, Dimitrov... Anam bu nasıl çeyrek! Dimitrov-Gasquet ve Raonic-Kyrgios eşleşmeleri var. Bunlar birbirini yerler. Gasquet dışında hepsinin de Stan'e karşı şansı olur. Zaten Gasquet de buradan çıkamaz. (büyük konuştum, hayırlısı) Dimitrov burada epey şanslı. Geçen seneki formunu tutarsa çeyrek finale gelip orada Wawrinka ile kafa kafaya oynamasına şaşırmam. İlk iki turu da güzel geçti zaten.
Federer güzel kura çekmiş bak. İlk turda Dzumhur maçını izlemeye değer bulmadım. Zaten ilgiye değer bir şey de olmamış. Yarın ikinci turda Querrey maçı eğlenceli geçebilir. Querrey iyi gününde olup iyi servis atar da bir de üzerine clutch puanları iyi oynarsa (kıyamet kopacak) 1 set alır, 3-1 kaybeder. Diğer her türlü halde 3-0 işte. Ama bundan ziyade Federer'in seviyesini görebilmek için güzel bir maç olur. 3.turda Groth-Duckworth maçı yine ziyan bir maç. Querrey maçından kolay geçmesi muhtemel. Yani 4.tura kadar Federer 3.viteste gelir en fazla. 4.turda Feliciano gelebilir. İyi çimci falan ama Federer'e de hiç ters gelmiyor ki. Uzun lafın kısası Federer de Djokovic gibi çeyreğe banko gelecek gibi. Halle'de de zaten ilk tur hariç iyi oynamıştı. Çeyrek final rakiplerinde ise Berdych dışında kimse onu zorlayamaz. Berdych de Mahut, Rosol gibi tehlikeli tiplerle karşı karşıya gelecek. Onun da çeyreğe gelmesi kesin değil. Eğer Berdych de gelemezse yaz zaten Fedo'yu yarıya. Berdych gelirse güzel maç olur.
Son üç senede Rosoldarciskyrgiosaelenenadam'ı sona bıraktım. Bu sene zaten.... Neyse ya, geriye dönmeyelim. Yoksa 10 paragraf yazarız herhalde. Stuttgart'ta turnuva kazandı da Queens'te yine Dolgopolov karşısında patatese dönüp 4-2'den final seti verdi. İlk turda Bellucci'yi rahat geçti ama servisleri falan kötüydü, ne bileyim çok da umut vermedi işte. 2.turda Dustin Brown tehlikeli rakip ama Wimbledon, Halle'ye benzemez. Rosol-Darcis-Kyrgios gerçeği olsa da Dustin baseline'da Rafa'ya karşı hiçbir şey üretemez ve bir yerde kırılır gibime geliyor. Sonra 3.turda Troicki zor rakip olur. Stuttgart'ta rahat yendi ama Troicki iyi servisçi, Rafa'yı zorlayabilir iyi gününde. Buraları atlatırsa 4.turda kaybetmemesi lazım artık herhalde. Gelecek en iyi rakip Fognini işte. Gidip Fognini'ye bu sene 3.kez kaybederse tenisi cidden bıraksın. Üstelik çimde.
Öte yanda Murray'nin kurası da güzel. O da çeyrek finale kadar gelecek gibi. Çeyrek finalde Murray-Nadal eşleşmesi olursa Nadal'a %10 şans veriyorum.
Tahminim:
Yarı finaller: Djokovic-Wawrinka / Murray-Federer
Final: Djokovic-Murray
Şampiyon: Murray
Saat olmuş 1.30 bu arada, sahur vakti yaklaşıyor ve eşşşek gibi uzun da bir post oldu afedersiniz. Kadınlara değinecek hal kalmadı, onu da başka zaman yazarız artık. (kadınlar kısmını çok takmadığımı çaktırmadım dimi? Çok çakmadınız dimi?)
15 Haziran 2015 Pazartesi
ATP'nin Ünlüleri Ne Yapıyor?
Djokovic: En son gördüğümüzde "Hayat ve Roland Garros'un Anlamı" temalı kitabının içeriği hakkında toprak zemine bakarak düşünüyordu. Bu adamdan Wimbledon'da pek bir şey beklemeyin. Kader kavramını sorguluyor şu an, geleceğinin kendi elinde olup olmadığını düşünüyor. Kendince Roland Garros'u kazanmak için en önemli şeyi yapıp Nadal'ı yendi ama sonuç yine hüsran.
Federer: ATP'nin en keyfi yerinde tenisçisi. Duble ikiz projesinden sonra iyice rahatlamış. Gerçi daha ikinci set ikizleri tam da göremedik ama neyse. "Gittiği yere kadar" mottosu ile katıldığı turnuvalarda kaybedene kadar motive, kaybedince de önündeki turnuvalardan ziyade önündeki aktivitelere bakma modunda. Bu aktiviteler maç izlemek olur, turizm olu, Wawrinka'ya fanboyluk yapmak olur... Alacağını almış zaten, keyif yapıyor işte. Hayat Fedoş'a güzel.
Murray: "Benim slam sayım ile Wawrinka'nınki nasıl eşit olur lan??" diye düşünürken görülmüş en son. Mauresmo ile maç kazanma istatistiği açısından yakaladığı başarı malesef slam sayısına yansımıyor. Hatta kupa sayısına da yansımıyor. Adam 2009'un Wozniacki'si gibi bir şey oldu iyice. Puan var, rakamlar iyi ama sonuç yok. Lendl döneminde daha az maç kazansa da daha kazanma odaklıydı.
Nadal: Sezon başından beri biri toprak, öteki çimde olmaz üzere iki tane gazoz kupası kazandı. Gerçi son kazandığı "Sarı Mercedes" için gazoz şık bir benzetme değil ama anladınız siz beni. Çıtayı düşüre düşüre Fırat seviyesine indi. Bu yılki en büyük şansı Roland Garros mağlubiyetinin bomba etkisi yaratmaması. en büyük ikinci şansı da Djokovic'in kazanamaması; zira Djokovic kazansa bu sefer mikrofonları uzatıp "Toprağın yeni kralı Djokovic mi sence?"tipinde, dünyanın en anlamsız soruları listesinin zirvesini zorlayacak bir soru ile muhatap olacaktı. Onun yerine insanlar Wawrinka şampiyonluğu sonrası "Hayat ne tuhaf, vapurlar falan.." diye düşünürken gitti arabayı kaptı. Sıralamada 10. sırada olduğu için berbat bir kuranın yardımı ile iyi de oynasa 4. turda yenilebilir. Ama iyi haber bu ona sadece 90 puan kaybettirir ve sezonun ikinci yarısında alabileceği çok puan var.
Warinka: "Şşşşt çaktırma..." ekolünden bu da. Murray kadar slami var ama hala üzerinde baskı yok. Neden? Çünkü istikrarlı değil. Dolayısı ile hiç bir slame de "gümbür gümbür" gelip beklenti oluşturmuyor. Karambolde çıkıp kapıyor bir kupa, sonrası yine eski Wawrinka. "Bir daha ki fırsatta görüşürüz."
Cilic: Neden Cilic?? Çünkü hala kendisinde bulunan bir son slam şampiyonu ünvanı var. Yaaa, unuttunuz bile değil mi? US Open sonası sakatlanıp sahneden çekildi. Ama Del Potro kadar infial uyandırmadı kazanması, o nedenle Cilic üzerinde de baskı yok. Bir sonraki slami kazanırsa da şaşırmayın, ilk turunda elense de şaşırmayın.
Nishikori: Geleceğin Wawrinka'sı. Biraz daha çalışması lazım ama.
Berdych: Konuştuğumuza değmez.
Ferrer: İşçi yaaa.. İşçi de kalacak. Gerçek bir emekçi, saygımız sonsuz. Ama beklentimiz sonlu.
Raonic: Arada saçmalasa da en efendi tipli gençlerden. Tomic/Dimitrov faydasızlarından ayrı bir yeri var. Ama slam kaznaması rakiplerine bağlı.
Federer: ATP'nin en keyfi yerinde tenisçisi. Duble ikiz projesinden sonra iyice rahatlamış. Gerçi daha ikinci set ikizleri tam da göremedik ama neyse. "Gittiği yere kadar" mottosu ile katıldığı turnuvalarda kaybedene kadar motive, kaybedince de önündeki turnuvalardan ziyade önündeki aktivitelere bakma modunda. Bu aktiviteler maç izlemek olur, turizm olu, Wawrinka'ya fanboyluk yapmak olur... Alacağını almış zaten, keyif yapıyor işte. Hayat Fedoş'a güzel.
Murray: "Benim slam sayım ile Wawrinka'nınki nasıl eşit olur lan??" diye düşünürken görülmüş en son. Mauresmo ile maç kazanma istatistiği açısından yakaladığı başarı malesef slam sayısına yansımıyor. Hatta kupa sayısına da yansımıyor. Adam 2009'un Wozniacki'si gibi bir şey oldu iyice. Puan var, rakamlar iyi ama sonuç yok. Lendl döneminde daha az maç kazansa da daha kazanma odaklıydı.
Nadal: Sezon başından beri biri toprak, öteki çimde olmaz üzere iki tane gazoz kupası kazandı. Gerçi son kazandığı "Sarı Mercedes" için gazoz şık bir benzetme değil ama anladınız siz beni. Çıtayı düşüre düşüre Fırat seviyesine indi. Bu yılki en büyük şansı Roland Garros mağlubiyetinin bomba etkisi yaratmaması. en büyük ikinci şansı da Djokovic'in kazanamaması; zira Djokovic kazansa bu sefer mikrofonları uzatıp "Toprağın yeni kralı Djokovic mi sence?"tipinde, dünyanın en anlamsız soruları listesinin zirvesini zorlayacak bir soru ile muhatap olacaktı. Onun yerine insanlar Wawrinka şampiyonluğu sonrası "Hayat ne tuhaf, vapurlar falan.." diye düşünürken gitti arabayı kaptı. Sıralamada 10. sırada olduğu için berbat bir kuranın yardımı ile iyi de oynasa 4. turda yenilebilir. Ama iyi haber bu ona sadece 90 puan kaybettirir ve sezonun ikinci yarısında alabileceği çok puan var.
Warinka: "Şşşşt çaktırma..." ekolünden bu da. Murray kadar slami var ama hala üzerinde baskı yok. Neden? Çünkü istikrarlı değil. Dolayısı ile hiç bir slame de "gümbür gümbür" gelip beklenti oluşturmuyor. Karambolde çıkıp kapıyor bir kupa, sonrası yine eski Wawrinka. "Bir daha ki fırsatta görüşürüz."
Cilic: Neden Cilic?? Çünkü hala kendisinde bulunan bir son slam şampiyonu ünvanı var. Yaaa, unuttunuz bile değil mi? US Open sonası sakatlanıp sahneden çekildi. Ama Del Potro kadar infial uyandırmadı kazanması, o nedenle Cilic üzerinde de baskı yok. Bir sonraki slami kazanırsa da şaşırmayın, ilk turunda elense de şaşırmayın.
Nishikori: Geleceğin Wawrinka'sı. Biraz daha çalışması lazım ama.
Berdych: Konuştuğumuza değmez.
Ferrer: İşçi yaaa.. İşçi de kalacak. Gerçek bir emekçi, saygımız sonsuz. Ama beklentimiz sonlu.
Raonic: Arada saçmalasa da en efendi tipli gençlerden. Tomic/Dimitrov faydasızlarından ayrı bir yeri var. Ama slam kaznaması rakiplerine bağlı.
Del Potro Yine Ameliyat Oluyor
Adamın rutini oldu artık. Tendon gibi veya menisküs gibi kan dolaşımının riskli olduğu dokulara ameliyat yapmak bildiğim kadarı ile riski çünkü var olan doku da bir miktar kaybolabiliyor. Menisküs dejenerasyonunun dikilmemesi gibi mesela. Kese dike çocukta tendon bırakmadılar. Yalnız çocuk dedim de ilk sakatlandığında 21 yaşındaydı ama şu an 27'ye geldi o da.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








