26 Temmuz 2013 Cuma

Troicki'ye 18 Ay Ceza

Troicki Monte Carlo'da kan vermediği için 18 ay ceza aldı. Cezaya itiraz edecekmiş.

Olayı en başından anlatalım. Troicki Mnte Carlo'da ilk tur maçında Nieminen'e 6-1 ve 6-2 ile yeniliyor. Sonra kendisine piyango olarak idrar ve kan testi çıktığını öğreniyor. İdrar örneğini verdikten sonra görevli doktora "Çok hastayım, kan verirken kendimi ekstra güçsüz hissediyorum, kan vermeyi ve beni hasta ediyor, yarın kan versem olmaz mı?" diyor. Yine de ben olayın daha ziyade aşağıdaki gibi geliştiğini varsayıyorum...

(Kaldırdım gitti..)



Troicki'nin iddiasına göre görevli kendisine ITF'ye mektup yazıp durumu açıklarsa sorun olmayacağını söyleyerek kanı ertesi gün almış. Görevli ise Troicki'ye sorun olmayacağına dair bir garanti vermediğini söylüyormuş.

Doping kuralları ile ilgili uygulama hataları kaynaklı olarak daha önce Wickmayer ve Malisse sıkıntı yaşamışlar, ancak onların cezaları iptal edilmişti.

Trociki'nin durumuna gelince; öncelikle ben olay günü kendisinin gerçekten söylediği gibi hasta olduğuna inanıyorum. En azından dopingli diyemeyiz; hem aldığı skor, hem de doping görevlisinin Troicki'nin hasta göründüğünü söylediğini yalanlamaması bunu gösterir nitelikte. Asıl mesele Troicki'nin gerçekten de hasta olduğundan kan testinden kaçmak isteyip istemediği. 

Bana göre doping yok; ancak en kötü ihtimalle Troicki hastalığı için almaması gereken bir ilaç almış ve bu yüzden beklemek istemiş olabilir. Yine de kandaki maddeler ertesi gün tamamen temizlenmiş olur mu, bunu bir doktora sormak lazım.

Eğer olaylar dediği gibi gelişmişse Troicki'ye söyleyecek tek sözüm şudur; başka tarafa bak, birazdan geçecek...

25 Temmuz 2013 Perşembe

What The Federer?

Son haftaların en çok konuşulan konusu Federer oldu. Öncelikle Wimbledon sonrası için toprak kort turnuvalarını eklediği garip bir program yaptı, sonra da raket kafasını 8 inç-kare büyüttü.

Son iki haftadır oynadığı turnuvalardan ise iyi sonuçlar gelmiyor. Geçen hafta ilk 100 dışındaki Delbonis'e (kendisini "takibe alınacaklar" postumuzdan hatırlarsınız) kaybettikten sonra az önce de 55. sıradaki Brands'e kaybetti. Federer Brands'i geçen hafta 3 sette geçebilmişti.

Federer bu iki hafta denediği raketle US Open2a katılmayacağını açıklamış. Rogers Cup ile eski raketine döner diye düşünüyorum; aldığı sonuçlar da alıştığımız seviyelere gelir. Bence yeni raket denemesi olumlu, şu haftaarda aldığı sonuçlar ise çok önemli değil. Önemli olan tek şey, var olduğu ima edilen belindeki sıkıntılar. Sakatlıkla şaka olmaz; sonbahar, özellikle kapalı sert zemin turnuvaları ile Federer'in bolca puan topladığı bir dönem. Sakatlığının üstüne gitmese iyi olur. Yoksa bu turnuvalara katılmasında sorun yok; kocaman ineği de oldu ne güzel hem...

O değil de bir Wimbledon sonrası toprak kort sezonunda Ferrer'in değil Federer'in oynaması size de sanki harf hatası yapılmış izlenimi vermiyor mu? Kıyamet alameti gibi resmen... "5 numara olan gelsin.." mi diyorlar nedir?


11 Temmuz 2013 Perşembe

8 Temmuz 2013 Pazartesi

:)

DAVID FERRER

© Getty Images
Ferrer
  • Pronounced:fuh-RER
  • Age:31 (02.04.1982)
  • Birthplace:Javea, Spain
  • Residence:Valencia, Spain
  • Height:5'9" (175 cm)
  • Weight:160 lbs (73 kg)
  • Plays:Right-handed
  • Turned Pro:2000
  • Coach:Javier Piles
  • Website:http://www.davidferrer.com
3Singles Ranking
Spain

Ayakkabı Meseleleri

Bu yıl Wimbledon ayakkabı yasakları 1-2 kez gündeme geldi.

Öncelikle Federer'in ayakkabısının tabanına laf edildi. Taban tamamen turuncuydu ve renk kullanımı kurallarına uymuyordu. Burada aslında tamamen gelenekselci yaklaşımın çıkardığı bir sorun var denilebilir; bence sadece uyarıp "seneye olmasın" denilip geçiştirilebilecek bir durumdu. Adamı turnuva ortasında taban rengi ile uğraştırmak ne kadar mantıklı bilemedim.

Bir diğer ayakkabı sorunu da yarı finaller öncesi Djokovic ile yaşandı. Djokovic'in ayakkabılarının burun ve yan kısımların kurallara aykırı bazı çıkıntılar vardı. Bu yan yana dizilmiş küçük şirin çıkıntılar, pürüzlü bir yüzey yaratarak Djokovic'in kayma hareketlerinde korta daha iyi tutunmasını sağlıyormuş. Djokovic çeyrek finalde bu ayakkabıları giydikten sonra, yarı finalden önce ayakkabısının yanlarını törpülemesi istenmiş. Finale de farklı ayakkabılarla çıktı sanıyorum.

Şimdi burada açık bir kural ihlali ve haksız avantaj sağlama durumu var. Djokovic'in ayakkabılarını Adidas sağlıyor. Diyelim ki Adidas bu kuralı unuttu ve "Novak'ım, süper ayakkabı yaptık, al bunları giy" dedi. E Adidas'ın aynı şeyi diğer sporcuları, hele ki en büyük yıldızları Andy Murray'e söylemesi gerekmez miydi? Bu ayakkabıda tutunmayı artırıcı önlemler varken, bu durumun kurallara aykırı olduğu da bilinmiyorsa ayakkabının Djokovic'ten önce Murray'e verilmesi gerekirdi. Velakin ne Murray ve ne de Adidas'ın kıyafet sponsorluğu yaptığı diğer isimlerde böyle bir sorun çıkmadı. Tahminim Djokovic'in bir grup ayakkabı içinden uyarılara rağmen bunu seçip "Bir şey olmaz yeaaaa..." demiş olduğu yönünde.

İşte ben bu adamı bu yüzden sevemiyorum...

Wimbledon Şampiyonlar: Bartoli ve Murray

Wimbeldon şampiyonları mantıksızlıklar içindeki mantığı temsil etti bu sene.

Kadınlarda yarı finallerde bir tane bile eski şampiyon yoktu. Kalan son eski şampiyon Kvitova da çekişmeli maç sonunda Flipkens'e elendi çeyrek finalde. Geriye iki eski finalist kaldı; Radwanska ve Bartoli. Bunlardan Radwanska da yarı finalde Lisicki'ye elenince finalde Bartoli-Lisicki eşleşmesi çıktı. Maç gayet ortada gibi duruyordu. Lisicki genç yetenenek kontenjanından alabilir gibi dursa da gereğinden fazla kırılgan yapısı nedeni ile stresi kaldıramayacak gibiydi. Bartoli'nin ie onca insanın önünde abuk subuk antrenmanlar yapa yapa topluluk önünde heyecanlanmama alışkanlığı kazandığı tahmin edilebilirdi. Ayrıca eski bir Wimbledon finalisti olmasına ve bu zeminde görece iyi sonuçlar aldığına bakılarak kazanabileceği söylenebilirdi ancak o da bu yıl üst üste 3'ten fazla maç kazanma mevhumu ile Wimbledon'da tanışmıştı. Neticede Bartoli finalde turnuva boyunca tekrar ettirdiği performansı sürdürüp Lisicki de her zamanki sinir zayıflıklarından örnekler sununca Bartoli oldukça rahat bir şekilde şampiyon oldu.

Bir diğer finalde de son 4 slamin 3'ünde gördüğümüz Murray-Djokovic eşleşmesi oldu, ki o 3 eşlemenin olduğu turnuvada Rafa oynayamadı bile (ühüüüüü :(..). Murray Djokovic karşısında durumu 2-1 e getirerek Wimbledon şampiyonu oldu. Açıkçası bu ikisinin izleyebildiğim slam finalleri içerisinde en eğlenceli geçen sanırım bu maçtı. Hem işim olduğundan hem de açıkçası maçın yine zevksiz geçeceğini düşündüğümden (ki kısmen de olsa haklıyım yine) maçı parça parça izledim. İkisinin de kontraatakta inat ettiği anlar yine sıkıcıydı ama çim zemin neyse ki bu tarz bir oyunun uzun süre devam etmesine müsaade etmiyor. Murray maçı çok rahat kazandı; 3-0. Hatta son iki setin birinde 1-4'ten, ötekinde de 2-4'ten geri geldi, rahatlığı siz düşünün artık. Djokovic belki en güçlü halinde değildi ama en önemli sorunu o eski mental gücünden eser olmamasıydı. Sanırım RG'daki Rafa maçı ondan bir şeyler götürmüş biraz. Mental gücünü en son o maçta gördük; Maç için servis karşılarken servis kırıp, son sette bir break de öne geçti. Ama oradan bile maçı vermesi, mental olarak yıprattığını düşündüğü rakibinin ondan daha güçlü olması sanırım her şeyin onun elinde olmadığını net bir şekilde hissettirmiştir. Bu maçta da aynen öyle oldu; her ne kadar setlerde servis kırıp öne fırlasa da Murray seti aldı.

Murray'in şampiyonluğu bana göre sürpriz veya yılın en önemli olayı falan değil. Geçen yılın finalisti ve olimpik şampiyonu, ayrıca ne Nadal ne de Federer kalmış bir kurada şampiyon olması gayet normal. Djokovic görece kolay kurayı değerlendiremedi denilebilir; ama sonuç olarak Murray'in final yolu Djokovic'ten daha kolaydı. Gidip de Verdasco maçının ilk 2 setini vermesi sadece bu yılın garipliklerinden biri olarak düşünülebilir.

4 Temmuz 2013 Perşembe

2 Temmuz 2013 Salı

... Federer, Tsonga, Sharapova, Azarenka, Serena da Elendi.

Nadal'ın elenmesinin yarattığı şok 2 gün sürdü. Geçen Çarşamba Federer, Sharapova ve Azarenka da aynı gün içinde turnuvaya veda edince turnuva reset atılacak kıvama geldi.

Federer 4 sette Stakovsky'e elendi. Darcis Nadal'ı elediği maçta sakatlanıp bir sonraki maçından çekilmişti, Stakovsky de verdiği röportajlardan yorgun düşüp Melzer'e elendi. Melzer "Ben Federer miyim canım?" şeklinde bir beyanatla kalitesinin altını çizerken, Melzer'in bir Federer olmadığını zaten herkes biliyordu...

Azarenka sakatlanıp çekildi, Shrapova da "Kort bozuk!! (Kol bozuk)" diye diye de Brito'ya elendi. Bence desibeli kaldıramıyor. Zaten Azarenka'ya karşı da zorlanıyor.

Sharapova'nın beyanatları ve aynı gün içinde bol miktarda düşüp sakatlanma vakasının olması çimle ilgili kuşkuları haklı gibi çıkartırken, Wimbledon yönetimi "Farklı bir şey yapılmadı, ilk hafta diye böyle bu" diyordu. Her ne kadar çim bakıcısının yenilenmesi soru işaretleri yarattıysa da, ikinci haftaya doğru işler normale dönüyor, kort kelleştikçe düşme vakaları azalıyordu.

Federer ve Nadal'ın yokluğunda o bölgede bir boşluk oluştu. Mannarino 4. tur gördü. Cilic'in sakatlık nedeniyle çekilmesi ve Monaco'nun çim alerjisi de De Schepper diye bugüne dek adını duymadığım bir Fransız'ın 4. tur görmesine neden oldu. Şu ana dek set vermeyen 4 çeyrek finalist var; Djokovic, Murray, Del Potro... Veeeeeee, tek set vererek gelen bir isim.... Verdasco! "Yok artık daha neler" dediğinizi duyar gibiyim. Verdasco Murray ile oynayacak ve açıkçası şans tanımıyorum ama Verdasco Bennetteau, Malisse, Gulbis gibi isimleri yenmiş, saygı duymak lazım. Diğer çeyrek eşleşmeleri Djokovic - Berdych, Kubot-Janowicz (bilin bakalım hangi çeyrek) ve taze dünya 3 numarası Ferrer ve Del Potro arasında oynanacak. Ferrer Del Potro'nun kriptoniti ama fiziksel olarak çok iyi durumda değil gibi. Del Potro-Djokovic ve Janowicz-Murray yarıları çıkar bence. Ama yarı finalde bir çokoprense de hayır demem.

Kadınlarda ise Serena'nın da sahneden inmesi ile eski şampiyonlardan bir tek Kvitova kaldı. Pironvoka yine kendine düşeni yapıp 4. tura kadar geldi ve Radwanska'ya elendi. Carla Suarez de beni mahçup etmeyip 4. tura kadar geldi. Bir başka beni yanıltmayan isim de Kanepi, kendisi şu an çeyrek finalde. Set vermeyen isimler ise Bartoli ve Flipkens. Özellikle Flipkens biraz sürpriz oldu bu zeminde. Eşleşmeler Kvitova-Flipkens, Bartoli-Stephens, Radwanska-Li ve Lisicki-Kanepi şeklinde. bu maçların hiç biri için "Favori şudur" demek zor bence. Ama Kvitova slamlerdeki görece istikrarını sürdürür ve yarıyı görür bence. Radwanska'da da geçen yılki puanlarını koruma potansiyelini görüyorum.

Hayırlısı neyse o olsun...

24 Haziran 2013 Pazartesi

Rafa Elendi


Haziran sonu gözlük şenliklerine hoş geldiniz..

Maçı bölüm bölüm izledim. Arada totem yaptım falan. Ama nafile. 3 sette elendi Rafa.

Darcis iyi oynadı ama açıkçası bunu söylemek bile adama hakaret gibi. Darcis dünya 113 numarası. Dünyanın en iyi tenis oynayan ilk 120 adamından birinin yapması gerektiği gibi ortamını bulunca gayet iyi oynadı. Bunu ondan beklemezdik demek haksızlık olur.

Rafa ise kötüydü. Zaten çimde sadece 1 hazırlık maçlı yapması bile soru işaretiydi. Fiziksel sorunu yoksa ilk turlarda yavaş başlar sonra açılır demiştim ama bu maçta hareket bile edemedi. Bunun iki sebebi olabilir; ya 2 haftalık aradan sonra yaptığı tek hazırlık maçında sakatlandı, ya da eski sakatlığı alevlendi.

Eğer birincisiyse bu duruma planlama hatası olarak bakabiliriz. Çimde oyuncular toprak korttaki oyunlara nazaran yere daha fazla eğilirler ve bu nedenle geçiş sürecinde hafif sakatlıklar yaşayanlar olur. Nadal Nishikori ile yaptığı maçta böyle bir sorun yaşadıysa bundan etkilenmiş olabilir.

İkincisi söz konusu ise o zaman 2012 sezonunun tekrarını izliyoruz demektir. Şaka gibi ama Nadal sadece 4 ay oynayarak kendini ilk 5'te tutacak kadar puanı topladı. Bundan sonra bizi bir 7 ay daha bekletmez diye ummaktan başka yapacak bir şey yok.

Nadal'da bir sorun olduğunu düşündüren şey sürekli backhand tarafından kaçıp topu forehande alma isteğiydi. Bir kaç post önce bununla ilgili bir video atmıştım. Aşırı hamlıktan olduğunu zannetmiyorum bu isteğinin. Nitekim karşısındaki adam Darcis. Backhannde kötü bile başlasa oynaya oynaya açılabilirdi.

Geçen sene 2. turda elendiğinde "sakat olmasındansa erken elenmesini tercih ederim" demiştim ve nasıl bir şom ağızlıysam artık adam 7 ay tenis oynayamadı. Şimdi kendimi sağlama alıyor ve acil şifalar diliyorum...

23 Haziran 2013 Pazar

Wimbledon Kuraları

Yine sağa sola bakmaktan doğru düzgün izleyemeyeceğimiz bir slamle daha karşı karşıyayız sevgili okurlar. Yıllardır ilk defa bu sene ödev, tez vb sıkıntılarım olmadan slam izleyecektim, onda da ülke karıştı. Hayır yani, izlememi istemiyorlarsa izlemem, ülke niye karışıyor ki?

Djokovic olabilecek en güzel kurayı çekti. Zorlayabilecek isimler, Kavcic, Haas ve Berdych derim. Berdych burada ivmeyi artırır artık RG sürprizinden sonra. Diğer çeyrekte de Ferrer var.

Şimdi burada topa tutulma pahasına Ferrer de güzel kura çekti diyeceğim. 4. tura kadar çok sıkıntı yok, toprakçılar doluşmuş. 4'te Raonic ve Kohli gelecek. Raonic gelir diyorum ve Ferrer onun oyununu çözer. Çeyreğin diğer tarafından Dimitrov veya Del Potro gelir bence. Bu turnuvada sanki Djokovic erken elenecek gibi geliyor bana ama mantıklı bir sebebi yok. Eğer öyle olursa çokoprens finale bile gidebilir.

5 nolu seribaşı Rafael Nadal bombası Federer'in başında patladı. Federer bana göre Nadal için Ferrer'den sonra en kolay kura. Federer'in oyunu tutmuyor bir kere. Murray bile onca sakatlık ve verdiği araya rağmen daha tehlikeli gibi. Federer'in yolu zor; tek slamlik kahraman olma potansiyeli olan Stakhovsky, Janowicz benzeri adamlar onun dilimine doluşmuş. Rosol'u saymıyorum, o sürpriz hakkını geçen sene doldurdu, bu sene yatar artık. "Çalışsa olur" denebilecek Stepanek, Fognini ve Almagro gibi adamlar da var. Aslında çeyreğe kadar çok zor görünmese bile sürpriz olasılığı olan bir dilim. Nadal'ın çeyreğindeki Hewitt-Wawrinka eşleşmesi her iki oyuncunun da pilini ilk turda bitirecek cinsten. Nadal'ı 2. turda Kubot, 4. turda Isner silkeler diyorum.

Murray ise ev sahibi avantajını iyi kullanamamış. Bir tek slamlik sürpriz adayı Becker ile ilk turda eşleşmiş, ikinci tura da bir kaç yıl öncesinin sürpriz çeyrek finalisti, çimci Lu var. 3'e Mahut ya da sürekli tekrar dirilip seri başı olan Robredo, 4'e ise sürpriz bir isim gelir diyorum ben. O dilimden Youzhny ve illa ki sakatlanacak olan Tipsarevic yerine, Haase hatta Pospisil bile çıkabilir. Çeyreğe Tsonga çıkar gibi geliyor ama Gulbis 2. turda pes etmezse belki sıkıntı çıkar. Ama Gulbis çeyreğe çıkacak dirayeti de gösteremez, o nedenle ya Tsonga ya da Gulbis olmayan bir başkası olur bence.

Serena'nın çeyreğine Kerber çıkmış. Serena'nın önünde çeyreğe kadar problem yok, Kerber ise ikinci turda olası bir Kanepi maçında sıkıntı yaşayabilir. Stosur form yakalarsa 4. turda Serena'yı uğraştırabilir ama çok güvenilir bir isim olduğunu söyleyemeyiz.

Aynen RG'deki gibi Serena yarıda Radwanska'yı görecek, tabi Radwanska geçen yılki performansını tekrar ederse. Çimci Pironkova Radwanska'nın sekizde birlik diliminde, burada dikkat etmek lazım. Na Li'nin önünde ciddi bir engel yok ama Hantuchova çok düşük bir ihtimalle sıkıntı yaratabilir.

Sharapova, Errani iele aynı çeyreği paylaşıyor; tahminim bu çeyrekten çıkabileceği yönünde. Errani'nin sekizde birlik diliminde Stephens, Hampton, Petkovic ve Wozniacki sıkışması olmuş, bu bölümden eğlenceli maçlar çıkar.

Azarenka'nın payına Kvitova çıkmış. Kivi'ye kefil olamıyorum artık. İyi oynarsa efsane bir Kivi-Serena finali izleriz ama bilemiyorum.. Azarenka sekizde birlik dilimde Jankovic'i bulmuş. Buradan iyi bir 4. tur maçı çıkabilir. Petra ise Ivanovic ile aynı dilimde. Bu bölümde her şey Petra'ya bağlı. Hazır üzerindeki baskı da iyice kalkmışken bir patlama yapsa bari.


15 Haziran 2013 Cumartesi

Roland Garros: Özet Geçelim

Hepinizin bildiği sebeplerden bir süredir blogla ilgilenemedim.

Önce kadınlarda ne umduk ne bulduk ona bakalım. Suarez-Navarro, Ivanovic, Kuznetsova ve Errani renklendirir demiştim. Hepsi 4. turu gördü, Errani yarı finale gitti, Kuznetsova da Serena'dan set alabilen tek isim oldu. Diğer tarafta da Li Avustralya Açık benzeri bir form tutturamazsa Sharapova-Azarenka yarı finali olur, Serena formdan düşmezse geleni yener demiştim. Aynen de öyle oldu. Yoksa kadınlar tenisine istikrar falan mı geldi, tahmin yapıyoruz ve tutuyor... Çok enteresan.

Erkeklerde ile üzerinden neredeyse bir ay geçmesine rağmen müsaadenizle övüneceğim tahminim tabi ki Brands maçı. Bana sürpriz olmadı, Brands ilk 2 sette fazlasıyla silkeledi. Klizan da benzer model bir oyuncu olduğundan onun da set alması sürpriz değil ama maçın Brands maçına göre daha kolay geçeceği de belliydi bana göre. Oynadıkça açılan bir model Rafa.

Turnuvanın erkekler tarafındaki kader maçı Djokovic-Nadal, kadınlar tarafındaki kader maçı ise Kuznetsova-Serena oldu. İkisinde de son set başında servis kırdıran oyuncu hem maçı aldı hem şampiyon oldu. Serena'nın kendine olan güveni tavan yapmıştı ancak Kuznetsova onu 2009'da çeyrekte eleyen isim olduğundan yine de belli bir gerilim yaşamıştır maçın sonlarına doğru. Nadal-Djokovic maçı ise "Djokovic Nadal'ın beynine girdi" iddialarını bir süre susturacak biçimde sonlandı. Dışarıdaydım ve telefondan takip ediyordum maçı. Maçta 3 kez Nadal servis kırdıktan hemen sonra servisini kırdırıyordu. Üçüncüsünde maç için servis atıyordu ve ben "Kör bile aynı kuyuya 3 kez....." derken yine kırdırdı. Meğerse hep rüzgardanmış bunlar; kortun bir yanından tutunmak zor oluyormuş. Bilemedik. Son sete de servis kırdırarak başlayınca ben dahil pek çok insan maç bitti dedi.. Serena bile.


I don't want to see him lose. RT“: why don't you watch the fifth set of the Rafa/Nole match ?

26 Mayıs 2013 Pazar

Video: Nadal'ın Sol Dizine Binen Yük

Embed edemedik buradan yakın.

Uyarı: İç kaldırabilecek içerik.

Roland Garros Kuraları

Roland Garros turnuvası bugün başlıyor.

Öncelikle son iki haftanın şampiyonlarını not alalım. Roma'da Serena ve Rafa şampiyon oldu. İkisi de sürpriz değil. Roma'da Djokovic'in yine erken elenmesi Roland Garros'taki olası bir Rafa-Djokovic maçının sonucunu tahmşn etmemizi zorlaştırdı. Bu hafta ise Montanes (kendisi RG öncesi son toprakta genelde bir kupa denk getirir), Monaco, Kanepi ve Cornet kazandı. En çok Kanepi'ye şaşırdım ben.

Kuraya genel olarak bakacağım. Rafa zaten 4 numara gitmişti ama Murray çekilince 3 numara oldu. Del Potro da çekildi bu arada. Yarı finaller Rafa-Djokovic ve Federer-Ferru oldu. Erken final niteliğinde bir yarı final olacak gibi. Her iki taraf için de zor ama genel görüşün aksine bence Rafa'nın işi daha zor. Brands gibi bir büyük servisçi ile açacak ve bu maç beklenenden zor geçecek bence. Öncelikle ilk hafta bol yağmur göründüğünden sertleşen zemin zaten Nadal'ın oyununu bozar. Ayrıca ikili daha önce karşılaşmamışlar ki Nadal, özellikle de ilk turlarda, daha önce oynamadığı isimlere karşı zorlanır. Üçüncüsü; büyük servis. Isner maçını hatırlatırım. Nadal Klizan, Fognini vs diye devam edecek ki özellikle Fognini RG'de gazı kökler ama ilk tur maçı daha önemli bence. Djokovic ise Goffin, Dodig, Dimitrov, Haas gibi isimlerle uğraşacak. Ben bu isimlerin hiçbirinde 5. seti çıkartacak nefes göremiyorum. Dimitrov'un pili 3 sette bitiyor daha. Brands'ten şüphelenmemin sebebi, servisiyle işi götürenlerin çok yorulmaması. O maç uzarsa "Kirpi demişti" dersiniz.

Diğer tarafta Federer ilk iki turda üst üste elemelerden gelenlerle oynayacak. İlk elemelerden gelen arkadaş, Carreno, futures turnuvalarında ritm yakaladığından soru işareti. en iyi ihtimaller setler yakın geçer ama, yenmesi bence mümkün değil. Federer'in laylaylom kurası finale kadar devam ediyor; bu çeyrek açıkçası bomboş. Ferrer ise bana göre görece zor bir kura çekmiş. Her ne kadar genelde kaybetmediği isimler varsa da burada, Montanes, Granollers, Anderson, Almagro isimlerini toprakta arka arkaya dizince ortaya yıpratıcı bir görüntü çıkıyor. Ferrer'in çeyreği biraz üzücü bir çeyrek olmuş; 4. tur potansiyeli olan pek çok isim birbirini kıracak burada.

Kadınlarda bu sezon sapır sapır dökülen seribaşları Serena'nın tarafında. En kuvvetli seribaşı diğer çeyreğin başındaki Radwanska. Arada Wozniacki falan var, düşünün. Bu yarıyı renklendirme potansiyeli olanlar Carla Suarez, Kuznetsona, Ivanovic ve Errani.

Diğer yarıya bakınca açıkçası daha fazla çekişme görüyorum ama buradan da finale gelip iyi oynayan bir Serena'yı kim yener diye bakınca pek bir şey göremiyorum. Schiavone, Stosur, Li, Kvitova gibi tek slamli oyuncular burada toplanmış. Bunlardan Li'ye dikkat etmek gerek. Li Avustralya'dakine benzer bir ritm bulamazsa Sharapova-Azarenka yarı finali çıkar gibi duruyor. Bu maçın kazanı, finaldeki rakibi sorunsuz bir Serena olmadığı sürece kupayı alır.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Foto: "Hırsız Vaaar!!"



Nike 2013


Kia 2012

Tasarım hukukundan anlayan bir insan olarak açıkça söyleyebilirim ki Kia dava açsa kazanır.