8 Ocak 2011 Cumartesi

2. Hafta Öncesi: Hazır Mıyız?

Başlıktaki soru oyuncular için. Kast ettiğimiz de Avustralya Açık tabii... Yılın ilk grand slam'i öncesi son turnuvalar olacak bunlar. Bakalım, kim nerelerde nasıl hazırlanıyor?

Gelin itiraf edelim (üstada selam), bu blogda her zaman erkek tenisini kadın tenisine üstün gördük. Kadın tenisini, WTA'yı küçümsedik. Onların oynadığı tenis mi dedik... Ayrımcılık yaptık, onları hor gördük, onların oynadığına oyun değilmiş muamelesi yaptık... Pişman mıyız? Değiliz! Kusura bakmasın hanımlar ama erkekler tenisinden aldığım zevki alamıyorum kadın tenisinden. Üstelik bir erkek olarak. Öhöm, neyse... Bu sefer onlara bir güzellik yapalım ve kadınlar turnuvalarıyla başlayalım.

Sydney ve Hobart'ta turnuvalar var WTA'de. Sydney'de ağır toplar toplanmış. 1 numaralı seribaşı Wozniacki, 2 numaralı seribaşı Zvonareva. Dünya sıralamasının da tepesinde bu ikili. Dün Hong Kong'da hazırlık maçı oynadılar ve sıkı durun... Zvonareva dümdüz etti bizim İskandinav kızını 6-1 6-0 ile. THY anlaşmaları falan hoş şeyler ama biraz da tenis oynamak lazım tabii. Şurada 1 hafta kalmış turnuvaya, senden bir şeyler bekliyoruz kızım, ayıp değil mi?

Clijsters, Stosur, Schiavone, Jankovic, Azarenka ve Li Na da burada. Sağlam kadro demiştik. Seribaşı olmayan isimler de çok iyi. Kadınlar tenisi zaten tahmin edilmesi mümkün olmayan bir şey. Üstüne birbirine bu kadar yakın oyuncular bir turnuvada toplanınca her şey olabilir. İlk turdaki bile çoğu eşleşmede kim kimi yenerse şaşırmamak gerek. Clijsters ve Zvonareva iyi iş yaparlar diyip geçeyim, çok fazla riske girmeden.

Hobart'ta daha zayıf bir tablo var. 1 numaralı seribaşı Bartoli. İlk turda Safina ile oynuyor. Yazık ama Safina'ya da. Kız sıralamada bir düştü diye her turnuvada ilk turlarda en zor isimlerle oynamaya başladı. Geçen hafta da 1 numaralı seribaşı Wickmayer ile oynamıştı ilk turda. WTA bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor sanırım.... 2 numaralı seribaşı Pavlyuchenkova, Mattek-Sands ile oynuyor ilk turda, bu da zor maç. Kimiko da burada oynuyor. İlk turda rakibi Kerber, çok zor sayılmaz. Ve iki prensesim. Johanna Larsson ve Jarka Groth. İlk turda eşleşmişler. İkisine de kıyamıyorum. Birbirine tercih edemiyorum. 3 sete gitsin, sonunda Prenses Süreyya tur atlasın. Evet, Hobart eyyorlaması da bu kadar.

Kadın tenisini pek sevmediğimizi yukarıda yaptığımız yorumlarla da perçinledikten sonra erkeklere geçelim. Sydney turnuvası karma bir turnuva. Erkeklerde de var yani. Ama erkekler tablosu kadınlarda olduğu gibi sağlam değil zira erkeklerde zirve oyuncular Avustralya'dan bir hafta önce dinlenmeyi tercih ediyorlar. 1 numara Querrey, 2 numara Baghdatis. Geri dönen Del Potro, Feli Lopez'i çekmiş. Lopez bu hafta "hastayım ben yeaa" diyip Anderson'a kaybetmişti Brisbane ikinci turunda. Tokyo'da oynadıkları maçı 2-3 ay önce 6-3 6-0 kazanmıştı Lopez. Ben nedense Del Po'nun kazanacağını hissediyorum ama 1 yıldır doğru dürüst tenis oynamamış adamın üstüne bahis de koyacak halim yok. Bir görmek lazım, nasıl vuruyor topa falan. Allah "yürü ya kulum" derse eğer Del Potro'ya, çeyrekte Baghdatis ile oynayabilir. Onun dışında Gulbis ve Troicki de burada ileri gidebilecek isimler. Belki bir de Istomin... Kurası fena değil. İlk turda Seppi, sonra Gasquet-Ebden galibi. Gasquet de Ebden'a kaybederse şaşırmamak lazım. Phau'ya karşı 6-1 5-2'den 6-1 6-7 6-7 kaybettikten sonra her şey beklenir.

Son turnuvamız Auckland. Burada kirpi'nin biricik prensi David Ferrer, 1 numaralı seribaşı. Muniiis, tatlııı, Rafa'yı da çok sever, değil mi David? İlk turu bye geçiyor. Sonra Kamke ile oynayabilir. Çeyrekte de Kohlschreiber. Güzel maç olur eğer olursa. 2 numara Almagro burada. Wild-card ile geldi. Geçen sene de wild-card alıp ilk turda 6-3 6-0 kaybedince organizatörler haklı olarak tepki göstermişlerdi ama bir şans daha verelim demişler. Kurası zor ama. İlk turu bye geçtikten sonra ikinci turda Hanescu-Anderson galibiyle oynamak zorunda kalacak. 6-0'lık set kaybetmez bu sefer tabii ama yine ilk maçtan elenirse çok şaşmamak lazım. Benim sevdiğim oyunculardan Bellucci, ki son zamanlarda soğudum biraz, sağolsun kendisi epeydir saçmalıyor... Her neyse işte o Bellucci de burada. Robredo ile oynayacak ikinci turda muhtemelen ilk turu bye geçtikten sonra. Zor kura. Son olarak dikkatimi çeken olası bir Nalbandian-Isner çeyrek eşleşmesi. Isner geçen sene kazanmıştı burada. Bu sefer sert kaya var önünde...

Bunun dışında erkeklerde Kooyong'da bir hazırlık turnuvası var. Berdych, Davydenko, Melzer, Verdasco, Tsonga falan oynuyor. Çok sağlam oyuncular var. Ama geçen seneden sonra "lanetli turnuva" etiketini yemiştir benden, kurtulamaz. Burada oynayan Del Potro ve Haas, sezonu kapattı daha sonra...

Federer Hala İştahlı

Davis Kupası'nı bir kenarı bırakırsak, 2010 yılının erkeklerde son şampiyonluğunu kazanan Federer, 2011'de de açılışı yapan isim oldu. İlk iki maçında Schoorel ve Chiudinelli'ye karşı zor anlar yaşayan ama kendisini fazla da sıkmadığı belli olan Federer, çeyrek finalden itibaren daha iyi oynamaya başladı ve arka arkaya Troicki, Tsonga ve Davydenko gibi yükselişte olan isimleri hiç zorlanmadan yenmeyi başardı. Federer'in bu kadar erkenden oyununu yükseltmesini hiç beklemiyordum açıkçası. Bu kadar iyi oyunu benim için sürpriz. Özellikle servisinde her maç daha da kusursuzlaştı. Backhand'i iyiye gitmeye devam ediyor, fileye doğru zamanda geliyor ve rakibinin gönderdiği tek bir yanlış topu bile anında cezalandırmayı başarıyor.

Bugün Davydenko çok da kötü değildi ama ikinci servisler başına dert oldu. Sadece %30'la puan çıkartabildi ikinci servislerinden. İyi bir returner diyebiliriz, ki onda da bugün pek iyi değildi. Maç boyunca Federer'in servisinde tek bir servis kırma puanı dahi göremedi. Kendi oyununu oynamaya çalıştı ve çoğu zaman olduğu gibi yine Federer'e karşı yetmedi bu. Federer, 17. karşılaşmalarındaki 15. galibiyetini çıkardı. Ünvanını korumak için gideceği Avustralya Açık'tan önce de bir kez daha hala "burada" olduğunu gösterdi. Oynadığı son 5 resmi turnuvanın 4'ünden şampiyonluk çıkarmayı başardı ve kaybettiği o tek maçta da Monfils'e karşı 5 maç puanını harcamıştı. Mutlaka, Avustralya'da işi bu kadar kolay olmayacak. İyileşmiş ve tarih yazmak isteyen bir Nadal, Hopman Cup'ta iyi bir grafik tutturmuş olan Djokovic, en büyük rakipleri. Geçen senenin finalisti Murray ve bu seneye çok iyi başlayan Soderling de karşısına dikilecek isimler olacaklar.

Brisbane'de izleyemediğim finali Kvitova, Petkovic karşısında çok rahat kazanmış. Skor, 6-3 6-1. Petkovic'i Groth ve Bartoli maçlarında çok sağlam bulmuştum. Final maçında o mu kötü oynadı, Kvitova mı çok iyiydi bilmiyorum ama Kvitova'nın Wimbledon sonrası felaketten sonra off-season'ı iyi geçirdiği kesin. Bu formunu Avustralya'ya taşıyabilecek mi, göreceğiz.

Burada erkekler de var, unutmayalım. İlk iki seribaşı Roddick ve Soderling, kaza yaşamadan finale kadar geldiler. Sezon başı için oldukça sıkı bir maç bizleri bekliyor olacak. İkisi de iyi oynuyor şu an ama Soderling bir adım daha önde bana göre. İkisinin de servisleri muazzam ama iş rallilere geldiğinde Roddick'e göre çok daha fazla güç üretebilen bir Soderling var. Ayrıca burada kortlar epey hızlı, ki bu da Soderling için bence daha büyük avantaj. Son olarak Soderling'in bu maçı kazanması halinde yeni açıklanacak klasmanda 4 numaraya yükseleceğini böylece Avustralya Açık'ta da ilk 4 seribaşı arasına girmeye hak kazanacağını belirtelim. Geçen sene de bu fırsatı ele geçirmiş ve değerlendirmişti. Ama ilk turda Granollers'e elenerek hayal kırıklığı yaratmıştı. Bu sefer böyle bir şans yakalarsa, o kadar cömert olmayacağına eminim.

Chennai'de final belli oldu: Wawrinka-Malisse. Malisse, ilk turda Marsel'i yendikten sonra devamını getirdi. Önce Robert'e sadece 4 oyun, sonra Phau'ya sadece 2 oyun bıraktı. Yarı finalde de Nishikori'yi yenen Tipsarevic'i bir set geriden gelerek mağlup etti. Malisse'in bu turnuvada zaten genel olarak iyi sonuçları var. İyi de kura çekip, iyi de oynayınca, ki potansiyelinin ne kadar büyük olduğunu biliyoruz, finale gelmesi büyük sürpriz olmadı. Turnuva öncesinde bana sorsanız büyük sürpriz derdim dürüst olmak gerekirse. Zaten burada Marsel'in ciddi şansından, Malisse'in kötü formundan bahsediyorduk ama ilk iki maçından sonra anlaşıldı ki, formunu geri bulmuş bir Malisse var. Yani turnuva ilerledikçe Malisse'in "sürpriz" etiketi, en azından benim için kaybolmaya başladı. Finalde oynayacağı Wawrinka düşe kalka geldi diyebiliriz. İlk turlarda zorlandı, set de bıraktı. Ama yarıda Berdych'i çok rahat geçti iki sette. Yarınki finalde favori mutlaka Wawrinka olacak ama ben Malisse'in kazanacağını düşünüyorum.

Video: Ciddi vs Sulu



Brisbane Özetleri




Sırasıyla erkekler yarı finalleri ve kadınlar finali...

"O An"




Hopman Cup: Şampiyon ABD

Hopman Kupası'nda finalde sürpriz çıkmadı. Her maç tahmin edildiği gibi gitti ve Belçika'yı 2-1 yenen ABD, şampiyonluğu kazandı. Turnuvadan önce de Sırbistan'dan sonra en iyi takım görüntüsü veriyorlardı. Hatta çiftler takımı olarak Sırbistan'dan bile daha iyi bir takımları var diyebiliriz. Bugün de o çiftler takımı getirdi şampiyonluğu. Önce Henin, sonra Isner set bırakmadan kazandılar maçlarını. Arkadan çiftlerde sadece 4 oyun bıraktı ABD. Çiftler maçının ikinci seti hariç izleyemedim maalesef. Belçika 6-1 6-3 gibi ezici bir skorla kaybetse de ikinci set yakın sayılırdı. 3-3'te servis kırma şansı kaçırdılar. Arkadan Henin servisi kırdırdı. Sonda da servis atan Isner olunca geri dönüş fırsatı olmadı.

Finaldeki dört oyuncudan Bemelmans hariç hepsi turnuva boyunca iyi oynadı. Henin zaten şampiyonluk adaylarından. Mattek-Sands üst turlara oynayabilir. Aynı şekilde Isner da... Belçika burada Bemelmans ile değil de Malisse ile olsaydı turnuvayı da kazanabilir diyip bitirelim...

Foto: Supriiiz!


Arn df Wickmayer 63-63

"Much More Tired Than Usual"

2:15 itibari ile ciftlerde partnerin kisa boylu olmasinin yarattigi avantaji goruyoruz...

Nadal dun oynadigi maclar sonrasinda yaptigi aciklamada Davydenko macinda kendini cok gucsuz hissettigini ve bir an birakmayi dusundugunu ama bunun ne rakip ne de seyirciler icin iyi olmayacagindan maca devam ettigini soylemis. Su "ayip" olayini mi duydu nedir? :)

Nadal'in hasta hasta maca devam etmesinin kendisine uzun vadeli bir zarar verecegini dusunmuyorum. Sonucta mikroptur, gecer gider. Ancak Avustralya Acik oncesi dinlenip kendini toparlayabilecegi zamandan yedigi de bir gercek. Bu anlamda Nadal'in 2010 US Open ve 2011 AO'ya hazarlanma sekilleri arasinda cok fark gordugumu de soyleyebilirim. US Open oncesi "Bu benim en iyi sansim, cok iyi hazirlanmaliyim. Davis Cup'ta oynamayip tedavi olmaliyim, antremanlarin ilk gunlerinde kendime cok yuklenip sakatlanmamaliyim." diyen bir Nadal vardi. Simdi ise AO hazirliklarini "Allah'a havale etmis" bir Nadal var gibi. Neden boyle oldugunu ise aciklayamiyorum. "Kimsenin basaramadigini ben mi basaracagim?" diyor da olabilir veya ozel hazirliklar yaparak kendi ustunde baski olusturmak istemiyor da olabilir. Ikinci secenek daha olasi gibi. Gerci US Open'da ozel hazirliklar uzerinde baski olusturmus gibi gorunmuyordu ama orada sansi da Nadal'a cok yardim etmisti acikcasi. Iyi oyunun yani sira Federer eskisi gibi degildi ve 4. tur sonrasinda karsilastigi tum rakipler 5 setlik maclardan cikip gelmislerdi. Avustralya'da ise pek cok isim daha iyi durumda olacak.

Nadal Doha'dan hemen sonra Avustralya'ya gecmeyecek ve iyilesmek icin bekleyecekmis. Zaten oksure hapsira ucaga binmek kondusyonuna zarar vermeyecek olsa bile kulaklarini tikayabilir, patlatabilir. Gunlerdir terledigi goz onunde alinirsa, vucududha hala barinabilmeyi basaran toksinleri de 1-2 gunde atar diye bekliyorum. Onemli olan eski gucunu tekrar ne kadar zamanda kazanacagi.

ATP'de Neler Oluyor?

Haftanin turnuvalarindan Brisbane ve Chennai'ye bir bakalim.

Brisbane'de Soderling ve Roddick finali oynanacak. Bu ikisi haric turnuvada yari final goren Anderson ve Stepanek dikkat cekiyor. Anderson Giraldo'ya set kaybetmis olsa da ceyrek finale kadar rahat gelen Baghdatis'i dumduz eden Roddick'ten set koparmayi basarmis. Daha once de dikkate deger bir isim oldugunu soylemistik kendisinin. Stepanek ise gecen yilin basindaki gibi fena bir performans gostermeyerek yari finale gelmis ve Soderling'e kaybetmis. Soderling turnuvada set kaybetmeyen tek isim.

Chennai'ye bakinca sasirtici isimler goruyoruz. Gecen yilin sonunda performansi iyice dusen Berdych burada yari finalde. Gerci turnuvada guclu isimler yok zaten ama biz Berdych'in kimlere kimlere kaybettigini gorduk bir kac ay once. Yari finale cok rahat gelmis burada. Oynayacagi isim ise Wawrinka. Bu sasirtici degil zira Wawrinka gecen yil US Open'da yakaladigi ruzgari devam ettiriyor gibi gorunuyor. Tablonun alt tarafinda ise Tipsarevic ve Malisse yari finali var. Tipsarevic gecen sene yine iyi sonuclar almisti burada. Malisse'nin yari finale cok ama cok rahat gelmesi ise supriz, zira Russell'in dedigi gibi gecen senenin sonunda kotu durumdaydi. Ozellikle (yanilmiyorsam) annesini kaybettikten ve bir iki sakatlik sorunundan sonra performansi cok dusmustu. Malisse Marsel-Robert-Phau ile oynamis ve en cok zorlandigi set 63 ile Marsel'den aldigi set dersek durumunu biraz daha netlestirmis oluruz. Tabi yine rakipler ust siralardaki oyuncular degil ama bu kadar net bir sekilde domine edebiliyor olmasi cok onemli.

Bunlara Dikkat

- 2 yıllık cezası 1 yıla indirilen ve bu yılla birlikte tura geri dönen Wayne Odesnik epey tepki çekmişti. Aldığı cezadan sonra sıralaması sıfırlanan 26 yaşındaki Amerikalı, sil baştan yapacak ve her şeyi en baştan alacak. Bunun ilgili pek şikayetçi görünmüyor ama. Bu hafta 10 bin dolar ödüllü ABD future turnuvasında mücadele edecek. İlk 200'ü tekrar bulabilir ama ilk 100'e yakın zamanda dönmesi zor olur.

- Odesnik'in mücadele ettiği future turnuvasının elemelerinde bizim Ryan Harrison'ın kardeşi Christian Harrison var. Ryan ondan hep "benden daha iyi" diye bahsediyor. Christian 94 doğumlu ve henüz tur seviyesinde maç oynamış değil. Ama geçerli mazareti var. Birkaç yıl önce geçirdiği ciddi sakatlık sebebiyle 1.5 yıl antrenman bile yapamadı. O talihsiz sakatlıktan önce kendi yaş grubunun açık ara en iyi oyuncusu olarak gösteriliyordu ama bir sporcunun gelişime en açık olduğu çocukluk yaşlarında 1 yıldan fazla topa bile vuramaması mutlaka etkiler. Onu da etkilemiştir. Elemelerdeki ilk maçından galibiyet çıkarmayı başarmış, takibe devam.

- Conor Niland, İrlanda'nın şu an 1 numaralı oyuncusu. Onu daha çok Marsel'in belalısı olarak biliyoruz. Ama ben severim Niland'ı. Çok inatçı, savaşçı, istikrarlı ve centilmen bir oyuncu. Challenger'larda çok fazla maçını izleme imkanı buldum ve o seviyedeki en istikrarlı ve çalışkan oyunculardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kariyerinin zirvesine 29 yaşında çıkamazdı zaten eğer öyle olmasaydı. Şu an ilk 150'nin içinde ve hedefi ilk 100. İrlanda tarihinde en yükseği gören Matty Doyle. 85 numaraya kadar çıkabilmiş. Niland ve ondan başka ilk 200'ü görebilen birisi yok. Geçen sene Avustralya Açık'ta Louk Sorensen ana tablo yapmayı başarmıştı ama. Niland ile ilgili Independent'te güzel bir yazı için şöyle alalım sizi.

- İsrailli Noam Okun tenisi bıraktığını açıkladı birkaç hafta önce. Çok önemli sayılmaz. Kariyerinde ilk 200'ü görememiş bir oyuncu nihayetinde. Yaşı 30'u geçmiş, son birkaç senedir sürekli sakatlıklarla uğraşmış falan filan. Ama verdiği röportaj hoşuma gitti. Okun'u çok iyi hatırlıyorum, bir kere Bjorn Phau karşısında izlemiştim ve çok kötü bir oyuncu gibi gözükmüyordu. Yani en azından ilk 200'e giremeden kariyerini tamamlaması normal bir oyuncu gibi gözükmüyordu. Verdiği röportajdaki sitemkar tarzı ve şikayetleri, nedense bana bizim ülkemizdeki amatör sporcuların sitemlerini hatırlattı. İsrail'le benzeştiğimiz noktalar olmalı. Röportaj şurada.

- Son olarak John Millman. Marsel'i saatler önce yenen adam hakkında ufak bir tanıtım okumak isterseniz buyrun. Brisbane'de ilk turda set alıp kaybettiği Ebden'ın daha sonra Istomin'i yenmesi, Millman hakkında da az çok fikir verecektir. Tabii, Marsel'i yendikten sonra an itibariyle Andrej Martin'e kaybediyor olması da bir fikir verecektir. :)

Marsel Yine Kaybetti

Marsel az önce sona eren maçta Sydney elemelerinin ilk turunda John Millman'a 7-6 7-5'lik setler sonucunda yenildi. Çok yakın geçen bir maç oldu. İlk sette erken servis kırdıran ve 5-2 geri düşen Marsel, kendi servisine set puanı kurtararak tutunduktan sonra servis kırmayı başardı. Daha sonra set tiebreak'e gitti. Tiebreak'te 4-2 önde olan Marsel, üst üste 4 puan kaybetti ve kendi servisinde set puanını kurtarsa da rakibinin servisinde set puanına engel olamadı.

İkinci sette servis kırarak 3-1 öne geçen Marsel hemen arkasından servis kırdırdı. 4-3 öndeyken 0-30'dan servis kıramayan Marsel, sonraki oyunda servisine servis kırma puanı kurtararak tutundu. 5-5'te Millman yakaladığı ilk şansı değerlendirerek servisi kırdı ve kendi servisiyle maçı noktaladı.

Büyük sürpriz değil benim için. Millman zaten çok kötü bir oyuncu değil. Marsel de çok iyi sinyal vermemişti. Avustralya Açık sonrası challenger'lar yolda görünüyor eğer çok şanslı bir kurayla galibiyet gelmezse.

Foto: "Nom Nom Nom..."

7 Ocak 2011 Cuma

Brisbane Finali: Petkovic-Kvitova



Brisbane yarı final özetleri burada. Kvitova'yı canlı izleyemedim ama Petkovic çok iyi oynuyor burada. Groth ve Bartoli'yi üst üste geçmek kolay değil. Kvitova da geçen sene Wimbledon'dan sonra rezilleri oynamıştı, toparlanma sinyalleri veriyor. Kendisi gibi genç raketlerden Pavlyuchenkova'yı geçti yarıda, ki ona da iyi başladı diyebiliriz. Çıksın şu gençlerden biri artık, meydan boşken Avustralya'da bombayı patlatsınlar, yetti!

Foto: Doha'dan #2

"Yardım edin..."

"Yalvarıyorum!"

"Muz yiyerek seni alt edeceğim kel herif!"

"Diyosun?"

"Bu seferlik böyle olsun, hadi eyvallah..."

"Güle güleeee..."

Andy Murray ile Dropshot Dersleri Vol 1.