Tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Nisan 2012 Pazar
21 Nisan 2012 Cumartesi
20 Nisan 2012 Cuma
19 Nisan 2012 Perşembe
"Sen Bazen Aşırı Derecede Sevimli Bir Şeysin...."
Karşınızda Aaaandi Mörreeey!
Embed yapılamadığından link verdim. Andy burada olimpiyatlarla ilgili soruları cevaplayamıyor. En sevimli Murray videolarından biri olmuş.
Embed yapılamadığından link verdim. Andy burada olimpiyatlarla ilgili soruları cevaplayamıyor. En sevimli Murray videolarından biri olmuş.
Monte Carlo Özeti
Monte Carlo'da çeyrek finallerin çoğu belli oldu.
Djokovic görünürde oldukça zor bir kura çekmişti. Ama Ferrer'in ilk turda omzuyla ilgili yaşamış olduğu söylenen bir sorunun da etkisiyle erken elenmesi, onu eleyen Bellucci'nin bugün rezil bir performans ile çimci Haase'ye mağlup olması kurasını epeyce açtı diyebiliriz. Djokovic için kötü giden şey bugün sabah saatlerinde dedesini kaybetmesi oldu. At kuyruk ile yaptığı maçın başında ve sonunda ağlamış zaten. İlk seti kötü oynadı ki benim de beklediğim gibi sonradan toparlanarak maçı aldı. Buradaki çeyrek Haase-Djokovic şeklinde. Djokovic zorlanmaz diyorum ben.
Murray ise ilk maçında Troicki'yi trahat geçti ve bugün çekişmeli giden maçta Benneteau sakatlanınca çeyrek finalist oldu. Zavallı adam bileğini kırmış. 3:38'de düşüşü var.
Murray'in rakibi ise Berdych oldu. Berdych Nishikori'yi set vererek geçti bugün.
Diğer bir çeyrekte Fransız kapışması Simon-Tsonga maçı var. Bence ortada geçecek bir maç olur bu, izlenesi.
Son çeyrek ise Nadal'ın çeyreği. Nadal ilk turda kendisinin de söylediği gibi "meh" bir performans gösterdikten sonra bugün iyi göründü. Rakibi şu an oynanmakta olan maçın galibi olacak; Almagro veya Wawrinka. Backhandlerin savaşında önde olan Wawrşnka şu an. Ama iki oyuncunun da şansı şu ana dek yaver gitmedi Nadal'a karşı.
Nadal ile ilgili ufak bir not; bugün vuruşlarının %60'ı dakikada 3000 spinin üstündeymiş. Raket ve tel değişiminden sonraki durumu merak edenlerin ilgisini çekebilir.
Maçların tam videoları için de sizleri şu kanala alalım.
Djokovic görünürde oldukça zor bir kura çekmişti. Ama Ferrer'in ilk turda omzuyla ilgili yaşamış olduğu söylenen bir sorunun da etkisiyle erken elenmesi, onu eleyen Bellucci'nin bugün rezil bir performans ile çimci Haase'ye mağlup olması kurasını epeyce açtı diyebiliriz. Djokovic için kötü giden şey bugün sabah saatlerinde dedesini kaybetmesi oldu. At kuyruk ile yaptığı maçın başında ve sonunda ağlamış zaten. İlk seti kötü oynadı ki benim de beklediğim gibi sonradan toparlanarak maçı aldı. Buradaki çeyrek Haase-Djokovic şeklinde. Djokovic zorlanmaz diyorum ben.
Murray ise ilk maçında Troicki'yi trahat geçti ve bugün çekişmeli giden maçta Benneteau sakatlanınca çeyrek finalist oldu. Zavallı adam bileğini kırmış. 3:38'de düşüşü var.
Murray'in rakibi ise Berdych oldu. Berdych Nishikori'yi set vererek geçti bugün.
Diğer bir çeyrekte Fransız kapışması Simon-Tsonga maçı var. Bence ortada geçecek bir maç olur bu, izlenesi.
Son çeyrek ise Nadal'ın çeyreği. Nadal ilk turda kendisinin de söylediği gibi "meh" bir performans gösterdikten sonra bugün iyi göründü. Rakibi şu an oynanmakta olan maçın galibi olacak; Almagro veya Wawrinka. Backhandlerin savaşında önde olan Wawrşnka şu an. Ama iki oyuncunun da şansı şu ana dek yaver gitmedi Nadal'a karşı.
Nadal ile ilgili ufak bir not; bugün vuruşlarının %60'ı dakikada 3000 spinin üstündeymiş. Raket ve tel değişiminden sonraki durumu merak edenlerin ilgisini çekebilir.
Maçların tam videoları için de sizleri şu kanala alalım.
17 Nisan 2012 Salı
Stakhovsky Ropörtajı - Bölüm 3
Benim finansal durumum pek iyi değil. Bana hangi maçlara "kesinlikle alt" oynamam gerektiğini söyleyebilir misin?
(Histerik bir şekilde gülüyor) "Kesinlikle alt" ne ki? Hiç anlamıyorum. Ama tabi ki bahislere karışan tenisçileri duydum.
Bu çirkin birşey mi, yoksa herkese göre değişir mi?
Herkes kendi adına karar verir ama bence çirkin birşey. Ama istisnalar var. Neredeyse ilk 100'de olan ve böyle bir maç ile tensiteki geleceğini garantileyenler için durum farklı. Ama bahisler asıl kazanç kaynağı olursa tabi ki onaylamam.
Başka bir nokta da, eğer bir turnuvaya çalıştırıcısız gidiyorsanız maçı gözden çıkarttığınız düşünülür. Ve çalıştırıcıların maaşları son dönemde epeyce arttı. Bazı "ekstremitler" yanlarında diyetisyenlerini bile getiriyorlar.
Erkek kardeşin Leonard, ki kimilerine göre senden daha büyük bir yetenek, aktif performansına bir ara verdi. Onun gelişimini destekleyecek gücün yok mu?
Amerika'da koleje başladı. Kolejden sonra tekrar başlayabilir; Isner gibi, Blake gibi, Benjamin Becker gibi. Ve ben onun babası değilim, erkek kardeşiyim. Onu her zaman destekledim. Ama böylesinin daha iyi olacağına karar veren ebeveynlerimiz var. Bu arada çocuklarım olsa asla tenis oynamaya göndermem. Çünkü benim yaşadıklarımı yaşamak... Gerçeği söylemek gerekirse ben şanslıydım; Zagreb olmasa (kazandığı ilk turnuva) ben de olmazdım. 10 yılımı bu işe harcamış ve karşılık alamamış olurdum. Etik değerleri hariç.
İlk 100'e girmeseydim, sonra ne olurdu? Yani tenis hocası olurdum ve bu nasıl bir hayat olurdu? Sabah 8'den akşam 8'e kadar kortta amatörlerle olurdum; tamam maddi olarak tatmin edici olabilirdi ama çok fazla iş.
Aslında Leonard bu yolu kendi seçti. İyi bir üniversite, iyi bir fakülte, petrol mühendisi olacak, orada iyi bir tenis okulu da var; Roddick'in erkek kardeşi orada çalıştırıcı.
Ve belli bir miktar antrenman yapması da gerekir. Onu takip edecekler. Eğer antrenman yapmazsa bursunu alacaklar. ABD'deki spor bursları bizdeki benzer bursların toplamından fazla. Ve onlar için mezunlarının sporda başarılı olması bir prestij.
Alexandr Dolgopolov bu yıl çılgın bir tenis oynuyor.
O hep öyle oynadı. Onunla oynarken sonucun büyük bir bölümünde erkiniz olmaz. Evet veya hayır; ama hep ona bağlıdır. İlk 10'da olup Sasha ile oynayan tenisçiler bile maçın kendilerine bağlı olduğundan emin olamazlar. Eh, belki Federer hariç. Dolgopolov "iki vyuruşluk" oynar; o zamana kadar ralli bitmemişse rakibin bir şansı vardır.
Federer ile iletişime geçer misin?
Sıkça geçerim.
Ve o nasıl biri?
İyi ama bana göre biraz fazla nötr. Çok İsviçreli. Her türlü kötü hikayeyi kendinden uzakta tutmayı çok istiyor. Oyuncular bir şey değiştirmek istediklerinde çok pasif kalıyor, çünkü imajı zedelenebilir.
Bu konuda Nadal'a daha fazla saygı duyuyorum, çünkü açık olarak oyuncuların haklarını korumaya çalışıyor.
Peki neden oyuncular Federer'den konsey başkanlığını almıyorlar?
Federer de aynı şeyi söylüyor ama diğer bütün oyuncuların önünde değil. Bazı şeyleri kamu önünde tartışmak istemiyor. Çünkü Slamlerde boykot gibi bir skandal olursa kendi ismine bağlanabilir.
Aslında Nadal Federer yüzünden bırakmadı, ve konsey de çoğu zaman çoğu şeye karar vermiyor. O bir danışma kurulu. Ama oyuncuları ATP'de temsil eden üç kişi var. Ve Rafa bunların oyuncuların haklarını gerektiği kadar korumadıklarını düşündü. Ve bazı konularda da onunla hemfikir olmaya hazırım.
İlginç bir oyun tarzın var.
Bazı şeyler icat etmek istiyorum ama bazen aşırıya kaçıyorum. Kendimi kontrol etmeli ve aşırı hayal kurmamalıyım.
Sonrasında Ukrayna'ya dönmek zor değil mi?
Aslında kolay. Ukrayna'yı seviyorum, Kiev'de doğdum; benim şehrim. Mutu olarak dönüyorum çünkü arkadaşlarım, tanıdıklarım burada. Bu ülkede olan biten herşeyi algılamak daha zor, evet...
-SON-
(Histerik bir şekilde gülüyor) "Kesinlikle alt" ne ki? Hiç anlamıyorum. Ama tabi ki bahislere karışan tenisçileri duydum.
Bu çirkin birşey mi, yoksa herkese göre değişir mi?
Herkes kendi adına karar verir ama bence çirkin birşey. Ama istisnalar var. Neredeyse ilk 100'de olan ve böyle bir maç ile tensiteki geleceğini garantileyenler için durum farklı. Ama bahisler asıl kazanç kaynağı olursa tabi ki onaylamam.
Başka bir nokta da, eğer bir turnuvaya çalıştırıcısız gidiyorsanız maçı gözden çıkarttığınız düşünülür. Ve çalıştırıcıların maaşları son dönemde epeyce arttı. Bazı "ekstremitler" yanlarında diyetisyenlerini bile getiriyorlar.
Erkek kardeşin Leonard, ki kimilerine göre senden daha büyük bir yetenek, aktif performansına bir ara verdi. Onun gelişimini destekleyecek gücün yok mu?
Amerika'da koleje başladı. Kolejden sonra tekrar başlayabilir; Isner gibi, Blake gibi, Benjamin Becker gibi. Ve ben onun babası değilim, erkek kardeşiyim. Onu her zaman destekledim. Ama böylesinin daha iyi olacağına karar veren ebeveynlerimiz var. Bu arada çocuklarım olsa asla tenis oynamaya göndermem. Çünkü benim yaşadıklarımı yaşamak... Gerçeği söylemek gerekirse ben şanslıydım; Zagreb olmasa (kazandığı ilk turnuva) ben de olmazdım. 10 yılımı bu işe harcamış ve karşılık alamamış olurdum. Etik değerleri hariç.
İlk 100'e girmeseydim, sonra ne olurdu? Yani tenis hocası olurdum ve bu nasıl bir hayat olurdu? Sabah 8'den akşam 8'e kadar kortta amatörlerle olurdum; tamam maddi olarak tatmin edici olabilirdi ama çok fazla iş.
Aslında Leonard bu yolu kendi seçti. İyi bir üniversite, iyi bir fakülte, petrol mühendisi olacak, orada iyi bir tenis okulu da var; Roddick'in erkek kardeşi orada çalıştırıcı.
Ve belli bir miktar antrenman yapması da gerekir. Onu takip edecekler. Eğer antrenman yapmazsa bursunu alacaklar. ABD'deki spor bursları bizdeki benzer bursların toplamından fazla. Ve onlar için mezunlarının sporda başarılı olması bir prestij.
Alexandr Dolgopolov bu yıl çılgın bir tenis oynuyor.
O hep öyle oynadı. Onunla oynarken sonucun büyük bir bölümünde erkiniz olmaz. Evet veya hayır; ama hep ona bağlıdır. İlk 10'da olup Sasha ile oynayan tenisçiler bile maçın kendilerine bağlı olduğundan emin olamazlar. Eh, belki Federer hariç. Dolgopolov "iki vyuruşluk" oynar; o zamana kadar ralli bitmemişse rakibin bir şansı vardır.
Federer ile iletişime geçer misin?
Sıkça geçerim.
Ve o nasıl biri?
İyi ama bana göre biraz fazla nötr. Çok İsviçreli. Her türlü kötü hikayeyi kendinden uzakta tutmayı çok istiyor. Oyuncular bir şey değiştirmek istediklerinde çok pasif kalıyor, çünkü imajı zedelenebilir.
Bu konuda Nadal'a daha fazla saygı duyuyorum, çünkü açık olarak oyuncuların haklarını korumaya çalışıyor.
Peki neden oyuncular Federer'den konsey başkanlığını almıyorlar?
Federer de aynı şeyi söylüyor ama diğer bütün oyuncuların önünde değil. Bazı şeyleri kamu önünde tartışmak istemiyor. Çünkü Slamlerde boykot gibi bir skandal olursa kendi ismine bağlanabilir.
Aslında Nadal Federer yüzünden bırakmadı, ve konsey de çoğu zaman çoğu şeye karar vermiyor. O bir danışma kurulu. Ama oyuncuları ATP'de temsil eden üç kişi var. Ve Rafa bunların oyuncuların haklarını gerektiği kadar korumadıklarını düşündü. Ve bazı konularda da onunla hemfikir olmaya hazırım.
İlginç bir oyun tarzın var.
Bazı şeyler icat etmek istiyorum ama bazen aşırıya kaçıyorum. Kendimi kontrol etmeli ve aşırı hayal kurmamalıyım.
Sonrasında Ukrayna'ya dönmek zor değil mi?
Aslında kolay. Ukrayna'yı seviyorum, Kiev'de doğdum; benim şehrim. Mutu olarak dönüyorum çünkü arkadaşlarım, tanıdıklarım burada. Bu ülkede olan biten herşeyi algılamak daha zor, evet...
-SON-
Video: Ucuza Kaçsaydınız?
Ben aynı kupayı üst üste 7 kez kazansam ve bana da vere vere bir fotoğraf çerçevesi verseler daha da oynamazdım o kupada. Hıh...
Ayrıca videonun başındaki veledi de kıskanıyorum. Benimle de küçükken böyle oynayan akrabalarım vardı, niye büyüdüysek artık...
14 Nisan 2012 Cumartesi
Video: "Best of London"
Videoyu izlerken aklımdan geçenler;
1- Del Potro bir zamanlar ne iyi hareket ediyormuş...
2- Söderling'i bile özletiyorsun, zalim kader.
3- Murray-Nadal maçı son 3 yılın en iyi WTF maçı olabilir.
4- Çokopreeeeenss!!! :)
5- Bopanna-Quareshi neden ayrıldı ki?
6- Nadal-Murray maçından 2 puan koyup 6:35 puanını atlayan şuursuz kim?
12 Nisan 2012 Perşembe
Stakhovsky Ropörtajı: Bölüm 2
Miami'deki Murray Djokovic maçının ikinci setinde neredeyse uyuyakaldım...
Sistematik yüzde tenisinin bir örneği; hatasız bir oyun. Djokovic, aslında bir duvar gibi oynuyor.
Ne, squash gibi mi?
Hayır. Geri çizgiye çok yakın oynuyor, mükemmel hareket ediyor, iyi geçiyor ve hata yapmıyor. Onunla Dubai'de oynadığım zaman bana deli bir ritm vermedi veya büyük bir çeşitlilik. Evet, oyunu kısaltabiliyor.
Belki ama bunu çok sık yapmıyor. Giderek daha ilkel oynuyor.
Kortta onu kazandıracak neyse sadece onu yapıyor. Daha güzel bir oyun oynayarak daha çok kazanamazsınız.
Ama Şeyhler seni Dubai'ye davet edebilirler. Sana "Adamım, senin oyununu izlemek; büyük bir keyif" diyebilirler.
Yok öyle bir şey.
Federer aslında oynamaya niyetinin olmadığı Dubai'ye geldi; öylece olabiliyor mu?
Federer, Nadal, Djokovic, Murray; bu sadece başka bir dünya. Bu dördünün kazandıkları diğerleriyle kıyaslanamaz. Biz onlarla kaşılaştırmada yokuz.
İlk 20'de oynayanların ödül parası dışında parası yoktur. Kontratlar, elbiseler, bunlar sadece ilk 5 veya 10 için var. Ben büyük markaların sadece üst sıradakilere para ödemeleri gerektiğini anladığı dönemi yakaladım; diğer oyuncular bedava.
Nadal'ın Federer'e saldırısı hakkında...
O Federer'in ona saldırdığını hissetmedi aslında. O, tura faydalı olduğu düşüncelerinin duyulmamasından ötürü hayal kırıklığı yaşadı. Diğerlerinin yanında 2 yıllık sıralama sistemi de buna dahil. Ama bu tartışılmaya başlanırsa her oyuncunun oy kullanması gerekir ve bu tam olarak doğru değil. Bakın; bugün tenis oyuncularının emeklerine karşılık ödenenlere bakınca ben bu yeni değişikliği savunuyorum. Bu benim sıralamamı korur. Bir çok tenis oyuncusunun geliri gerçekten gülünç.
Ama rakamlara bakınca bir maç kazansan araba alacak kadar kazanmış oluyorsun.
Rakamlara bakarsan ben milyonerim. Ama sana zaten harcamalarımdan bahsettim.
Peki ya business değil de ucuz uçuşları tercih edersen?
Dubai'ye ucuz uçuş mu?! Bu yıl ekonomide uçuyorum. Londra'dan Dubai'ye gidiş ve dönüş 1200€ tuttu. Biletleri de önceden alamıyoruz. Ayrıca ucuz biletleri geri veremezsin. Genellikler biletleri uçuştan bir gün önce alırız. Ve tabi ki rakamlar bambaşka olur.
Bir yılda 170.000€ "oyun masrafları" kategorisine harcadım. Geçen sene sadece biletler 85.000€'a mal oldu. 428.000 kazandım. Bundan ortalama %30 vergiyi düşebilirsiniz.
Ama para seni şımartmıyor.
Evet ama hayatımı bu spora veriyorum. Çalışmalarımı, arkadaşlarımı özlüyorum, bir ailem var. Diyelim ki 32 yaşımda emekli oldum. Ve o zamana kadar 500.000 kazandım. Ama hayatımın geri kalanını bu para ile idare etmek durumundayım. Ve "Stakhovsky" ismi bu ülkede işime yaramaz, buna eminim.
Nadal'a geri dönersek: Grand Slam turnuvaları; bildiğimiz üzere, oyunculara kazançlarıunın çok küçük bir bölümünü ödüyorlar. Mesela US Open karının %4-6 kadarını ödül parası olarak koyuyor. ATP turnuvaları ise %30 kadarını. 2004'ten beri turnuvaların ödül paraları enflasyından az arttı.
İlk 100'e girmek için nedeniniz kalmıyor. Çalıştırıcı ile seyahat ederseniz yılda 20.000$-30.000$ gibi küçük bir "artı" paranız olur. Be bu insanlar bu sporu bu dünyada en iyi yapan 100 kişi. Eğer 100. en iyi futbolcuyu, 100. golfçüyü, TV'de olan herhangi bir sporu ele alırsanız onların maaşı çok daha fazla olacaktır. Sadece Ukrayna'daki 100. futbolcu bile daha çok kazanıyor.
Slamler herşeyi kendilerine saklıyorlar, eğer karlarını paylaşmaya başlarlarsa, evet, ilk 100'e girmek mantıklı olabilir. Ever, ilk turda kaybeden oyuncunun 50-100 bin dolar kazanması hoyratça gelebilir ama o noktaya gelebilmek için kendilerine ne kadar yatırım yaptıklarını düşünmek lazım. Avustralya'ya uçabilmek bile başarı zaten. 24 saat sürüyor. Sadece uçuşun ekonomi yönünden bahsetmiyorum; bu çok gerçek dışı.
Slamler tavizde bulunacaksa 2 yıllık sıralama sistemine karşıyım. Çünkü pek çok oyuncunun ilk 100'e girmesi yıllarını alacak. Ve şu an insanlar bunun üzerinde çalışıyor. Şimdi 70 veya 200 numarada olmak aynı.
Sistematik yüzde tenisinin bir örneği; hatasız bir oyun. Djokovic, aslında bir duvar gibi oynuyor.
Ne, squash gibi mi?
Hayır. Geri çizgiye çok yakın oynuyor, mükemmel hareket ediyor, iyi geçiyor ve hata yapmıyor. Onunla Dubai'de oynadığım zaman bana deli bir ritm vermedi veya büyük bir çeşitlilik. Evet, oyunu kısaltabiliyor.
Belki ama bunu çok sık yapmıyor. Giderek daha ilkel oynuyor.
Kortta onu kazandıracak neyse sadece onu yapıyor. Daha güzel bir oyun oynayarak daha çok kazanamazsınız.
Ama Şeyhler seni Dubai'ye davet edebilirler. Sana "Adamım, senin oyununu izlemek; büyük bir keyif" diyebilirler.
Yok öyle bir şey.
Federer aslında oynamaya niyetinin olmadığı Dubai'ye geldi; öylece olabiliyor mu?
Federer, Nadal, Djokovic, Murray; bu sadece başka bir dünya. Bu dördünün kazandıkları diğerleriyle kıyaslanamaz. Biz onlarla kaşılaştırmada yokuz.
İlk 20'de oynayanların ödül parası dışında parası yoktur. Kontratlar, elbiseler, bunlar sadece ilk 5 veya 10 için var. Ben büyük markaların sadece üst sıradakilere para ödemeleri gerektiğini anladığı dönemi yakaladım; diğer oyuncular bedava.
Nadal'ın Federer'e saldırısı hakkında...
O Federer'in ona saldırdığını hissetmedi aslında. O, tura faydalı olduğu düşüncelerinin duyulmamasından ötürü hayal kırıklığı yaşadı. Diğerlerinin yanında 2 yıllık sıralama sistemi de buna dahil. Ama bu tartışılmaya başlanırsa her oyuncunun oy kullanması gerekir ve bu tam olarak doğru değil. Bakın; bugün tenis oyuncularının emeklerine karşılık ödenenlere bakınca ben bu yeni değişikliği savunuyorum. Bu benim sıralamamı korur. Bir çok tenis oyuncusunun geliri gerçekten gülünç.
Ama rakamlara bakınca bir maç kazansan araba alacak kadar kazanmış oluyorsun.
Rakamlara bakarsan ben milyonerim. Ama sana zaten harcamalarımdan bahsettim.
Peki ya business değil de ucuz uçuşları tercih edersen?
Dubai'ye ucuz uçuş mu?! Bu yıl ekonomide uçuyorum. Londra'dan Dubai'ye gidiş ve dönüş 1200€ tuttu. Biletleri de önceden alamıyoruz. Ayrıca ucuz biletleri geri veremezsin. Genellikler biletleri uçuştan bir gün önce alırız. Ve tabi ki rakamlar bambaşka olur.
Bir yılda 170.000€ "oyun masrafları" kategorisine harcadım. Geçen sene sadece biletler 85.000€'a mal oldu. 428.000 kazandım. Bundan ortalama %30 vergiyi düşebilirsiniz.
Ama para seni şımartmıyor.
Evet ama hayatımı bu spora veriyorum. Çalışmalarımı, arkadaşlarımı özlüyorum, bir ailem var. Diyelim ki 32 yaşımda emekli oldum. Ve o zamana kadar 500.000 kazandım. Ama hayatımın geri kalanını bu para ile idare etmek durumundayım. Ve "Stakhovsky" ismi bu ülkede işime yaramaz, buna eminim.
Nadal'a geri dönersek: Grand Slam turnuvaları; bildiğimiz üzere, oyunculara kazançlarıunın çok küçük bir bölümünü ödüyorlar. Mesela US Open karının %4-6 kadarını ödül parası olarak koyuyor. ATP turnuvaları ise %30 kadarını. 2004'ten beri turnuvaların ödül paraları enflasyından az arttı.
İlk 100'e girmek için nedeniniz kalmıyor. Çalıştırıcı ile seyahat ederseniz yılda 20.000$-30.000$ gibi küçük bir "artı" paranız olur. Be bu insanlar bu sporu bu dünyada en iyi yapan 100 kişi. Eğer 100. en iyi futbolcuyu, 100. golfçüyü, TV'de olan herhangi bir sporu ele alırsanız onların maaşı çok daha fazla olacaktır. Sadece Ukrayna'daki 100. futbolcu bile daha çok kazanıyor.
Slamler herşeyi kendilerine saklıyorlar, eğer karlarını paylaşmaya başlarlarsa, evet, ilk 100'e girmek mantıklı olabilir. Ever, ilk turda kaybeden oyuncunun 50-100 bin dolar kazanması hoyratça gelebilir ama o noktaya gelebilmek için kendilerine ne kadar yatırım yaptıklarını düşünmek lazım. Avustralya'ya uçabilmek bile başarı zaten. 24 saat sürüyor. Sadece uçuşun ekonomi yönünden bahsetmiyorum; bu çok gerçek dışı.
Slamler tavizde bulunacaksa 2 yıllık sıralama sistemine karşıyım. Çünkü pek çok oyuncunun ilk 100'e girmesi yıllarını alacak. Ve şu an insanlar bunun üzerinde çalışıyor. Şimdi 70 veya 200 numarada olmak aynı.
10 Nisan 2012 Salı
Stakhovsky Ropörtajı: Bölüm 1
(İngilizce'ye çevirisi için)
Sergiy, sence de tur, şey... yaşlanmamış olsa bile biraz "büyüdü" mü?
Kısa bir süre önce bir istatistik yayınladılar; ilk 100'deki oyuncuların ortalama yaşı 27 olmuş. 2003'te bu ortalama 23 olmasına rağmen. Bu rekabet. Sadece belli bazı özelliklere sahip olmak değil, tecrübe sahibi olmak da gerekiyor.
Ama tenis giderek daha atletik oldu ve teoride yaşı daha büyük oyuncuların turun temposu ile başedememesi gerekir. Aynısı senin 4 yıl önce hayran olduğunu söylediğin 33 yaşındaki Stepanek için de geçerli.
Aslında tenis daha akıllıca oynanır oldu. Üst sıralardaki tenisçiler her ihtiyaçlarını karşılayabilirler; bir çalıştırıcı, bir fitness antrenörü, bir fizyoterapist. Ama ilk 100'e girmeye çalışan pek çok oyuncu bu olanaklara sahip değil.
Ve sen nasıl bir oyuncusun?
Ben kendi kazancını yaratanlardanım, kendimi idare ediyorum ve son yıllarda olumlu bir bilanço tutturabildim.
E tabi ki, sonuçta olumsuz bir bilançoyu tutturmak zor.
Öyle mi düşünüyorsun? Bence öyle değil.
Yani Davydenko Indian Wells'de ilk tur maçı yapmanın kazandırdığı paranın yol ve kalma giderlerini karşılamadığını söylerken haklıydı?
Kesinlikle karşılamıyor. Ben Indian Wells ve Miami sonrasında zarardayım. Beş bin kadar. Ve bu Indian Wells'te ikinci tura geçmeme rağmen böyle.
Peki ABD'de tenisçilerin az bir para ile ihtiyaçları olan her şeyi karşılayabildiklerine dair söylentilere ne diyorsun?
Bazı yerler için bu doğru. Ama aynı Indian Wells'te ucuz otel yok. En ucuz otel günde 144
Çalıştırıcın tam zamanlı mı?
Evet. Ve benimle birlikte olan bir de fitness çalıştırıcım vardı. Ayrıca menejerlik şirketimin bir de fizyoterapisti var, bir kaç oyuncu ile birlikte seyahat ediyor.
26 yaşında bir 72 numara olarak kendini rahat hissediyor musun?
Kariyerim oluşmuş durumda, bazen biraz ileri gidiyorum, sonra yine geri, yine ileri, yine geri...
Bir adım ileri, iki adım... geri?
Yo, daha ziyade üç adım ileri, iki adım geri. Benim için bu her günün hikayesi. O yüzden gerçekten umutsuz değilim. Bu sporda henüz söylemediğim çok şey var ve önümde de çok zaman var, o nedenle bu önemsiz düşüşü düşünmüyorum.
Ama 22 yaşındayken tabi ki bu mücadeleye, yolculuklara falan dayanmak kolay. Fiziksel olarak şu an maçlardan sonra aynı hissediyorum, ama uçuşlar ve koşullara adapte olmak zorlaştı.
O dönemde uçuş korkusu geliştirmedin mi?
Hayır, ama inişten korkmaya başladım.
Mardy Fish kısa bir süre önce neredeyse hiç hızlı zemin turnuvası kalmadığından yakındı.
Gerçeği söyledi, kalmadı. Bu yıl en hızlı kortlar Dubai'deydi. Indian Wells'e kortların en azından geçen yılki gibi olması ümidi ile geldik. Ama yeni bir yüzey uygulamışlar ve yüksek seken toplarla oldukça yavaş bir zemin olmuş. Miami'de de durum aynı ve nem yüzünden topalr daha çok tüyleniyor.
Organizatörler bunu neden yaptı?
Aslında kortlar çok hızlıydı ve oyun daha renkli olsun diye yavaşlattılar. Ama aşırıya kaçtılar. Ve Avustralya'daki 6 saat süren finali gerçekte kimse sevmedi.
Eh, ilk defa olduğu için olabilir.
Ama bu bir eğilim olursa, insanlar anlamaz. Yani ya skorlamayı değiştirmeniz gerekir ya da kortları hızlandırmanız. Çünkü, şey, başka yolu yok. En hızlı kort Bercy'deydi. Ama geçen yıl diğer zamanlara göre 3 kat daha yavaştı. Ve şimdi Wimbledon'da da çim yanlış çekilde büyüyor, oyunu yavaşlatacak şekilde.
Ne kadar kaba. Şimdi Federer neden orada sürekli kaybetmeye başladı anlıyorum.
Beş ile yedi yıl önce oyuncular fileye doğru bir yol yaparlardı ve orada çim çiğnemiş olurdu. Ama şimdi kel alanlar geri çizgide, çünkü hız ve topun sekişi geri çizgi oyunu oynamaya izin veriyor.
Ve pek çok oyuncu, İspanyollar, diğer toprak kort oyuncuları bundan şikayetçi değil. Bu durum şartları eşitliyor. Belki bu yüzden tur yaşlanmıştır, oyun daha kompakt, herkes her yerde oynuyor.
Federer ve Nadal arasında bir çekişme...
Federer daha az fiziksel bir tenis oynuyor; birinin daha fazla tanrı vergisi yeteneği var, öbürünün başka şeyleri. Bence Nadal disiplin ve çok çalışma anlamında daha yetenekli. Bunun sayesinde bir dönemin 1 numaralı oyuncusu oldu. Ama Federer, tanrıdan gelen bir tenis oyuncusu, "kendi spor alanını" bulan bir yetenek. Biri sıkı çalışarak başarı kazandı, öbürü daha az çalışarak daha fazlasını aldı.
Ama Nadal eski bir zanaatkar, aynı Federer'den öğrenerek usta oldu.
Herkes Federer'den öğreniyor. 2006-2008 yılları arasında Federer tenisi bambaşka bir yere yönlendirdi. O kadar hızlı oynuyordu ki herkes onu takip etti. Ama daha sonra kortların yavaşlaması başladı.
Sergiy, sence de tur, şey... yaşlanmamış olsa bile biraz "büyüdü" mü?
Kısa bir süre önce bir istatistik yayınladılar; ilk 100'deki oyuncuların ortalama yaşı 27 olmuş. 2003'te bu ortalama 23 olmasına rağmen. Bu rekabet. Sadece belli bazı özelliklere sahip olmak değil, tecrübe sahibi olmak da gerekiyor.
Ama tenis giderek daha atletik oldu ve teoride yaşı daha büyük oyuncuların turun temposu ile başedememesi gerekir. Aynısı senin 4 yıl önce hayran olduğunu söylediğin 33 yaşındaki Stepanek için de geçerli.
Aslında tenis daha akıllıca oynanır oldu. Üst sıralardaki tenisçiler her ihtiyaçlarını karşılayabilirler; bir çalıştırıcı, bir fitness antrenörü, bir fizyoterapist. Ama ilk 100'e girmeye çalışan pek çok oyuncu bu olanaklara sahip değil.
Ve sen nasıl bir oyuncusun?
Ben kendi kazancını yaratanlardanım, kendimi idare ediyorum ve son yıllarda olumlu bir bilanço tutturabildim.
E tabi ki, sonuçta olumsuz bir bilançoyu tutturmak zor.
Öyle mi düşünüyorsun? Bence öyle değil.
Yani Davydenko Indian Wells'de ilk tur maçı yapmanın kazandırdığı paranın yol ve kalma giderlerini karşılamadığını söylerken haklıydı?
Kesinlikle karşılamıyor. Ben Indian Wells ve Miami sonrasında zarardayım. Beş bin kadar. Ve bu Indian Wells'te ikinci tura geçmeme rağmen böyle.
Peki ABD'de tenisçilerin az bir para ile ihtiyaçları olan her şeyi karşılayabildiklerine dair söylentilere ne diyorsun?
Bazı yerler için bu doğru. Ama aynı Indian Wells'te ucuz otel yok. En ucuz otel günde 144
Çalıştırıcın tam zamanlı mı?
Evet. Ve benimle birlikte olan bir de fitness çalıştırıcım vardı. Ayrıca menejerlik şirketimin bir de fizyoterapisti var, bir kaç oyuncu ile birlikte seyahat ediyor.
26 yaşında bir 72 numara olarak kendini rahat hissediyor musun?
Kariyerim oluşmuş durumda, bazen biraz ileri gidiyorum, sonra yine geri, yine ileri, yine geri...
Bir adım ileri, iki adım... geri?
Yo, daha ziyade üç adım ileri, iki adım geri. Benim için bu her günün hikayesi. O yüzden gerçekten umutsuz değilim. Bu sporda henüz söylemediğim çok şey var ve önümde de çok zaman var, o nedenle bu önemsiz düşüşü düşünmüyorum.
Ama 22 yaşındayken tabi ki bu mücadeleye, yolculuklara falan dayanmak kolay. Fiziksel olarak şu an maçlardan sonra aynı hissediyorum, ama uçuşlar ve koşullara adapte olmak zorlaştı.
O dönemde uçuş korkusu geliştirmedin mi?
Hayır, ama inişten korkmaya başladım.
Mardy Fish kısa bir süre önce neredeyse hiç hızlı zemin turnuvası kalmadığından yakındı.
Gerçeği söyledi, kalmadı. Bu yıl en hızlı kortlar Dubai'deydi. Indian Wells'e kortların en azından geçen yılki gibi olması ümidi ile geldik. Ama yeni bir yüzey uygulamışlar ve yüksek seken toplarla oldukça yavaş bir zemin olmuş. Miami'de de durum aynı ve nem yüzünden topalr daha çok tüyleniyor.
Organizatörler bunu neden yaptı?
Aslında kortlar çok hızlıydı ve oyun daha renkli olsun diye yavaşlattılar. Ama aşırıya kaçtılar. Ve Avustralya'daki 6 saat süren finali gerçekte kimse sevmedi.
Eh, ilk defa olduğu için olabilir.
Ama bu bir eğilim olursa, insanlar anlamaz. Yani ya skorlamayı değiştirmeniz gerekir ya da kortları hızlandırmanız. Çünkü, şey, başka yolu yok. En hızlı kort Bercy'deydi. Ama geçen yıl diğer zamanlara göre 3 kat daha yavaştı. Ve şimdi Wimbledon'da da çim yanlış çekilde büyüyor, oyunu yavaşlatacak şekilde.
Ne kadar kaba. Şimdi Federer neden orada sürekli kaybetmeye başladı anlıyorum.
Beş ile yedi yıl önce oyuncular fileye doğru bir yol yaparlardı ve orada çim çiğnemiş olurdu. Ama şimdi kel alanlar geri çizgide, çünkü hız ve topun sekişi geri çizgi oyunu oynamaya izin veriyor.
Ve pek çok oyuncu, İspanyollar, diğer toprak kort oyuncuları bundan şikayetçi değil. Bu durum şartları eşitliyor. Belki bu yüzden tur yaşlanmıştır, oyun daha kompakt, herkes her yerde oynuyor.
Federer ve Nadal arasında bir çekişme...
Federer daha az fiziksel bir tenis oynuyor; birinin daha fazla tanrı vergisi yeteneği var, öbürünün başka şeyleri. Bence Nadal disiplin ve çok çalışma anlamında daha yetenekli. Bunun sayesinde bir dönemin 1 numaralı oyuncusu oldu. Ama Federer, tanrıdan gelen bir tenis oyuncusu, "kendi spor alanını" bulan bir yetenek. Biri sıkı çalışarak başarı kazandı, öbürü daha az çalışarak daha fazlasını aldı.
Ama Nadal eski bir zanaatkar, aynı Federer'den öğrenerek usta oldu.
Herkes Federer'den öğreniyor. 2006-2008 yılları arasında Federer tenisi bambaşka bir yere yönlendirdi. O kadar hızlı oynuyordu ki herkes onu takip etti. Ama daha sonra kortların yavaşlaması başladı.
8 Nisan 2012 Pazar
Video: "Top Benim, Oynatmıyorum..."
Serena gerçekten de oynatmamış Stosur'u. İzleyin, izlettirin, zaten çok vaktinizi almaz :)
Ya da diyorsanız ki "Top sektirmeler, sandayle araları sizin olsun ben sadece işe yarayan puanları göreyim..." maçın yarısı şurada
5 Nisan 2012 Perşembe
Veletler
Bayanlar Charleston'da, erkekler ise Davis Cup hazırlığında... (Ferru'nun dayanamayıp takıma geri döndüğünü biliyor muydunuz?)
Haftasonuna kadar çok da ilginç şeyler olmadı, Jankovic düşüşte, Williamslar küçük tuırnuvalara odaklandıklarını belli ediyorlar, Bartoli yoruldu, vs, vs...
Bu arada hoş bir detay olarak şu albümü gördüm. Pek çok ünlü tenişçinin veletlik halleri.
Murray'e özellikle "yuh" demek istiyorum; bir erkek olarak 14 yaşındaki görüntünü bu güne nasıl aynen taşıyabildin be adam?
Haftasonuna kadar çok da ilginç şeyler olmadı, Jankovic düşüşte, Williamslar küçük tuırnuvalara odaklandıklarını belli ediyorlar, Bartoli yoruldu, vs, vs...
Bu arada hoş bir detay olarak şu albümü gördüm. Pek çok ünlü tenişçinin veletlik halleri.
Murray'e özellikle "yuh" demek istiyorum; bir erkek olarak 14 yaşındaki görüntünü bu güne nasıl aynen taşıyabildin be adam?
2 Nisan 2012 Pazartesi
1 Nisan 2012 Pazar
Miami Şampiyonları
Radwanska ve Djokovic şampiyon oldu.
Radwanska Sharapova'yı 7-5/6-4 ile geçti. Bu maçı izlemedim. Öncelikle hastalık dönüşü toparlayacak çok iş oluyor bilirsiniz, onlarla uğraştım. İkincisi de iki tenisçide pek benim favorilerim arasında yer almıyorlar. Sharapova'nın Azarenka'dan başka sorunları varmış, onu görmüş olduk. En büyük sorunu Azarenka olan Radwanska imiş meğerse. Radwanska böylelikle ilk masters seviyesinde kupasını kazanmış oldu. Yeni bir Azarenka mı yoksa yeni bir Wozniacki mi olduğunu ilerleyen zamanlarda göreceğiz.
İkinci finali izledim. Fakat izlemez olaymışım. Murray'in ne yapacağı belli olmaz demiştik. Gerçekten de maç boyunca ne yapacağını daha doğrusu ne yapmaya çalıştığını bir türlü anlayamadık. Djokovic maç boyunca istikrarlı bir şekilde "yeteri kadar karşı atak" taktiğini sürdürdü. Murray ise kah defansa yattı, kah Djokovic'i iyi sıkıştırdığı puanları saçma sapan hatalarla kaybetti. Kaç kez üst üste sert vuruş çıkarttıktan sonra tüy gibi vurup topu fileye taktığını sayamadım. Maçın ilk iki oyununda her iki oyuncu da servislerine tutundu. O noktadan 1. setin sonuna kadar istikrarla servis kırdıran Murray'in, ikinci sette 4-3'ü gördüğümüz ana kadar nasıl bir daha servis kırdırmadığına inanamadık. Djokovic ilk seti tahmin edebileceğiniz üzere 6-1 aldıktan sonra 2. sette yine son iki maçındaki gibi tıkandı ve özellikle setin başındaki sayısız servis kırma şansını kaçırdıktan sonra maçı tie-break'te noktaladı.
Böylece sert zemin trunuvalarına Ağustos ayına kadar ara vermiş gibi olduk sevgili okurlar. Zeka ve sinirlerin test edileceği toprak sezonunda görüşmek dileğiyle şimdilik hoşçakalın!
31 Mart 2012 Cumartesi
30 Mart 2012 Cuma
Miami: Nadal Çekildi!
Nadal, 4. turda Nishikori ve çeyrekte Tsonga'ya karşı sol dizindeki acıyla oynamıştı ama artık daha fazla zorlamamak istedi ve Murray ile oynayacağı yarı final maçından 3 saat kadar önce çekildiğini açıkladı. Basın toplantısından da detaylar geliyor, yorum bölümünde o detaylar paylaşılır artık.
Açıkçası Nishikori maçının tamamını ve Tsonga maçının büyük bölümünü izlemiş biri olarak çok şaşırmadım. Kazanırken bile suratındaki ifade acı çektiğini çok net şekilde gösteriyordu. Dünü de antrenman yapmadan geçmiş zaten. Bu halde Murray'i yense bile Djokovic'e karşı kazanması çok çok zor olacaktı ve kendisini yıpratmaktan başka bir anlama gelmeyecekti artık bu turnuvayı oynaması. Hele de toprak sezonu öncesi... İyi karar Rafa'dan kesinlikle.
Bu arada 1 ay aradan sonra herkese tekrar selam. :)
29 Mart 2012 Perşembe
Miami Raporu
Erkeklerden başlayalım.
Federer'i erken uğurladık. Şaşırtıcı mı? Değil bence. Arka arkaya çok turnuva oynadığından beklenilir bir sonuçtu bence. Onu yenen Roddick bir sonraki maçında Monaco'ya elense de moral bulmuş oldu biraz. Monaco ise "Beni kimse niye takmıyor?" diyen Fish ile çeyrek final maçı oynayacak.
Djokovic ilk 4'ün diğer üyeleri gibi keyif vererek olmasa da devam ediyor. İlk 4'ten bu hafta kimi izlediysem etkilenmedim açıkçası. Djokovic çeyreği Ferrer ile oynayacak. Ferrer bu turnuvayı ciddiye almış anlaşılan, oldukça iyi bir grafikle geldi çeyrek finale. Del Potro'yu çok rahat geçmesi medyada "şok" olarak nitelendirildiyse de niye herkes bu kadar şaşırdı anlamadım açıkçası. Öncelikle Del Potro kaç haftadır aralıksız oynuyor ben ucunu kaçırdım. bu arada Amerika-Dubai-Amerika gibi saçma bir rota da yaptı. Sonralıkla Ferrer boşuna dünya 5 numarası değil; gününde olduğunda her zaman Del Potro gibi bir isme karşı kazanma şansı vardır.
Diğer tarafta Murray beni şaşırttı ve yarı finale kaldı. Tipsarevic ile oynadığı çeyrek final maçında midesinden rahatsız olduğunu söylemiş sağlık görevlisine. Karşısına bir başka hastalıklı Nadal çıkacak. Onun da bildiğiniz üzere sol dizinden sorunu var. "Sorun nedir bilmiyorum" diyor ama sorunun ne olduğunu artık biz bile anlayabiliyoruz. Üst bacağını ovalattığına göre büyük ihtimalle tendinit. Eğer yarı finalde yenilir, Murray'de devam edip şampiyon olursa herşey 2010 yılı ile birebir aynı olacak. Ama ne Murray ne de Nadal'ın son maçları fazla tat vermedi, yarı finalden de çok ümitli değilim.
Kadınlarda yarı finaller Radwanska-Bartoli ve an itibarı ile oynanan ve muhtemelen Sharapova'nın kazanacağı Wozniacki-Sharapova maçları. Azarenka çeyrek finalde Bartoli'ye 6-3'lük net setlerle elendi ama bu elenişin sinyallerini Cibulkova maçında vermişti. 1-6/1-5 geri düştüğü maçta Cibulkova gücü ve konsantrasyonunu kaybetmese şok bir hezimete uğrayabilirdi. Uzun aradan sonra korta çıkan Venus Radwanska'ya elendiyse de gösterdiği mücadele ile yüzleri güldürdü. Serena ise Wozniacki'ye ilk kez kaybetti.
Final tahminleri yapmıyorum bu sefer. Ama Nadal'a şans veremiyorum son iki maçından sonra. Kadınlarda ise Woz haricindekiler içinde şanslar eşit. Tercih kullanmam gerekirse Bartoli derim ama. Çok çalıştı, hak etti.
27 Mart 2012 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




