Çiftler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çiftler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2012 Pazartesi

Video: Çiftler Finali


Her zaman çiftler maçı izleyemiyoruz, bulmuşken bakalım.

IW Kazananları

Hoş!

Finalin galibi Federer: 76/6-3

Finalin netten izleyebildiğim kadar bölümü sıkıcı ve açıkçası kötüydü. Federer'in 1-2 güzel lobu dışında pek fazla kayda değer pozisyon olmadı ancak hava o kadar soğuk ve rüzgar o kadar etkiliydi ki ikiliden seyir zevki yüksek maç beklemek haksızlık olurdu.

Federer böylece 3 set üzerinden oynanan maçlardaki hakimiyetini sürdürdü. Daha önce bahsettiğim uzayan maçlarda dengesizleşme sorunu olmasa slamleri çok daha rahat atlatabilir. Maçı ne kadar kısa tutarsa o kadar rahat ediyor. Slamler hala soru işareti olmakla birlikte genel tur performansına bakıldığında Federer son aylarda 2008 ve sonrasına nazaran açık bir şekilde çok daha iyi.




Azarenka-Sharapova maçında ise sonuç değişmedi. Neyse, en azından bunu bilmiş olduk. Skor 6-2/6-3.

Maçı izleyemedim, açıkçası çığlıklarına dayanamadığımdan pek de izleyesim gelmedi. Azarenka geçen yılın Djokovic'i, benim Kivim ise geçen yılın Nadal'ı gibi. Burada da hastalandı zaten. Kara bahtlı kem talihli kahramanım.... (Ya da düşündüm de belki Sharapova geçen yılın Nadal'ıdır. O da olabilir)



Do-Re-Mi-Fa

Veeee işte beklenen totem geldi! Bütün haftayı bu totem üzerine kurguladım ve istediğimi aldım :) Nadal tam da 2010 yılındaki gibi IW'de teklerde turnuva şampiyonuna elendi ve çiftlerde kupayı kazandı. Hem de bu sefer set vermeden.

Maçın sadece 2. setini izleyebildim. Olumsuz hava şartlarına rağmen zevkli bir maçtı. Maçın en zayıf halkası sadece iki kez servisine tutunabilen, 3 kez de kırdıran Querrey'di. Querrey'in ilk 3 servis oyununda skor hep 0-40 oldu. Isner (tabi ki...) ve Marc (hadi canım!) servis kırdırmadılar. İlk set 6-2 bittikten sonra İspanyollar ikinci sete de atak başladılar ama 3 oyun sonra Marc biraz çekinik kalıp inisiyatif almayınca Nadal özellikle kendi servis attığı oyunda geride çok sıkıştı ve ikili ilk ve son kez burada servis kırdırdı. Daha sonra Marc'ın tekrar devreye girmesi ve Querrey'in de maça gelmesi ile birlikte çekişme arttı ve ikinci set tie-break ile noktalandı, şirinlerim şampiyon oldu.

Isner de yazık, iki finalini de kaybetti. Üniversite sisteminden geldiği için kariyerine geç başlayan Isner gerek gösterdiği gelişim gerekse bu yıl şu ana kadar gösterdiği performansla bir masters kupası hak etti bence. Ben kendisine Cincinnati kupasını uygun gördüm, itiraz eden çıkmaz sanırım.

64 diş!

7 Şubat 2012 Salı

Yaptıkları Yanına Kar Kal(a)mayanlar


Yine Liezel Huber ve yine olay...

Görüldüğü üzere Huber top iki kere sektikten sonra vuruyor, ralli devam ediyor ve puan Huber'in takımına gidiyor. Mirza ve Vesnina haklı olarak isyan ediyorlar. Olay 3. set tie-break'inde oluyor ve bu puanın Huber ekibine gitmesi maçın bitmesindense Huber/Reymond ekibine geri dönüş kapısı açıyor. Ama neyse ki bitmiş olması gereken maç sonunda yine Mirza/Vesnina ekibine gidiyor.

Huber'in savunması "Ben görmedim" şeklinde. Bununun dibinde seken topu nasıl göremediğini sorası geliyor insanın... Ama geçen seferki kadar net bir durum da yok; Petzscher'in üzerine çarpan topu hissetmeme şansı yok sonuçta. Belki Huber de gerçekten görmemiştir.

Yine de biri Raymond'u Huber'den kurtarsın istiyorum ben...

31 Ekim 2011 Pazartesi

İstanbul Notları

Yorgunluk var elbet ama hayatımda yaşadığım en hoş yorgunluk diyebilirim sanırım. Gereksiz uzayarak sinir bozan 1-2 keyifsiz maç ve 5-6 saat aralıksız koltukta oturmanın yarattığı dikkat dağınıklığı gibi ufak detayları çıkartırsak nefis bir hafta geride kaldı. kirpi'nin yazdıkları üzerinden gitmeye çalışacağım genelde.

kirpi'nin kaçırdığı Zvonareva-Kvitova maçını izledim ben. Açıkçası maçın büyük kısmında hala o oyuncuların kortta olduğuna inanamadığım için çok da idrak edemedim maçın gidişatını ama genel olarak Kvitova'nın çok üstün olduğunu söylemek mümkündü. Turnuvadaki en iyi maçlarından birini oynadı ve aslında bu turnuvanın fena olmayan oyuncularından birini çok kötüymüş gibi göstermeyi başardı. Turnuvanın hayal kırıklığı olan Wozniacki, ilk günün ikinci maçında Radwanska'yı yenerek beni üzdü. Radwanska ne yazık ki en kötü maçını gruptaki en kötü rakibine karşı oynadı ve 3 sette kaybetti. Arkasından gelen Stosur-Sharapova maçı gerçekten kalite olarak kötüydü. Stosur özel bir tenis ortaya koymadan bile Sharapova'yı rahat geçmeyi başardı. Sharapova'nın 2. sette 0-3 0-40'ı harcaması önemli bir nottu, onu es geçmeyelim.

İkinci gün Azarenka turnuvanın kendisi adına en iyi maçını oynadı. Stosur çok fazla hata yapmasına rağmen Azarenka çok sağlam kaldı ve turnuvadaki en iyi servis performansını bu maçta gösterdi. Bu maçtan sonra zaten turnuva öncesinde kafamda olan Kvitova-Azarenka finaline iyice emin oldum. Turnuvanın yine kötü maçları arasına yazabileceğimiz maçta Li, Sharapova'yı iki sette geçti ki ilk maçta 0-3 0-40'tan set veren Sharapova, Li'ye karşı da 4-0'dan 4-7 tiebreak kaybederek çığır açtı. Tam bir "tencere dibin kara, seninki benden kara" maçı oldu ve yakın geçen iki sette Çinli kazandı. En son maç zevkliydi aslında. Genel olarak defansif oynamasına alışık olduğumuz Vera, gayet agresif ve etkili bir tenis oynayarak, özel bir şey ortaya koyamayan Wozniacki'yi geçmeyi başardı.

3. günün ilk maçı Li ile Azarenka arasındaydı ve inanın nasıl geliştiğini hatırlamakta güçlük çekiyorum izlememe rağmen. Televizyondan izlediğimiz maçlara dair daha fazla detay kalıyor akılda, buna da karar verdik bu turnuvada kirpi ile birlikte. Turnuva bitince resmen kimin hangi gün oynadığını birbirine karıştırdık. Arkasından gelen Kvitova-Wozniacki maçını unutmadım ama. Dünya 1 numarasını nasıl dümdüz etmektir o! Dünya 1 numarası ama kağıt üzerinde biraz tabii. Bu turnuvanın Sharapova'dan sonra Li ile birlikte en kötü oyuncusuydu Woz. Hani normalde de zaten gününde olan güçlü, agresif oyunculara karşı koyamaz ama bu turnuva o bilindik standartlarının bile altındaydı. Formda gelseydi çıkacağı bir gruptu aslında bu ama 3. olarak grubundan elenmiş oldu bu mağlubiyetle. Ve tabii en son maç. Daha doğrusu en son maçın en son seti. Turnuvanın en heyecanlı setiydi. Radwanska neden kendisini sevdiğimi bir kez daha gösterdi. Tamam, Vera klasik bir Vera düşüşü yaşadı ama Radwanska'nın direnci tek kelimeyle inanılmazdı. 1 aydır zaten istim üstünde gidiyor. 1 ay önce tabloda bile değildi. Tokyo'yu kazanarak iddialı hale geldi. Daha sonra Pekin finalinde dramatik anlar yaşadı Petko karşısında, o maçı zor da olsa aldı. Moskova'da çok çekişmeli maçı kaybetti Safarova'ya, acaba tam gelemeyecek mi derken Bartoli hastalandı ve son oyuncu olarak buraya geldi. İlk maçını 3 sette Wozniacki'ye kaybetti ve sonra da Zvonareva ile bu destansı maçı oynadı. Radwanska'nın yaşadığı son 1 ayı başka bir kadın tenisçi yaşasa - mesela Vera - kalpten giderdi sanırım.

Grup maçlarının son gününde yerimizi almamızla maçın bitmesi bir oldu gibi geldi sanki bize. Li ile Stosur hızlandırılmış bir tenis maçı oynadılar ve kazanan 65 dakikada tek oyun kaybeden Stosur oldu. Maç şöyle gelişti: Li return'de hata/Stosur servis winner/Li basit hata/Li basit hata, oyun Stosur. Li basit hata/Li basit hata/Stosur forehand winner/Li çift hata, oyun Stosur. Arada bir ağız dolusu laf saydırdığı kocası ise her zamanki sakinliğini korudu. Adam resmen acıların çocuğu oldu turnuva boyunca. Utanmasam ben korta atlayıp "sen Mao kızısın, yazıktır incitme kocanı" diyecektim ama beni de haşlar diye korktum. Bir insan yaptığı her basit hatadan sonra kampına dönmez ki yahu, oldu olacak kocan çevirsin raketi de senin yerine. Kvitova ise arkasından gelen maçta Radwanska'yı ve haliyle beni üzdü. Kvitova'yı seven ve destekleyen biri olarak hem turnuvayı kazanacağını biliyor hem de kazanmasını istiyordum ama bu maçta Radwanska'nın set alarak yarı finale kalmasını çok istedim. Bayık Azarenka-Zvonareva yarı finali yerine Azarenka-Radwanska yarı finali daha güzel olurdu sanki. Az kalsın oluyordu da. İlk sette 5-1'i buldu Radwanska ama ne olduysa ondan sonra oldu. Basit hataları azaltan Kvitova geriden geldi öne geçti ve maçı da set vermeden kazandı. Günün son maçı ise turnuvanın en ilginç maçıydı belki de. Azarenka tankladığı bir maçta 2 saatin üzerinde kortta kalıp 32 oyun oynamayı başardı. Bu maçta kafası bir acayipti. Bartoli ise mücadelesiyle takdiri hak etti.

Shvedova/King çiftinin sürekli güler yüzlü olduğunu biliyorduk ama bu kadar ciddi suratları gördükten sonra onların rahat halini görmek daha da farklı geldi. Genelde bu rahatlık işlerine yarıyor ama burada ne yazık ki açık ara en kötü çiftler takımı onlardı. Peschke/Srebotnik ikilisi karşısında hiç varlık gösteremediler ve baştan sonra ezildikleri maçı 2 sette kaybettiler. King'in servisleri inanılmaz zayıftı. Shvedova iyi bir ilk servisi olmasına rağmen o ilk servisi pek içeri sokamadı. Kötü servis atan King onun dışında da pek iş yapamayınca tecrübeli ikili karşısında direnmeleri mümkün olmadı. Bu maçta Peschke ayrıca sempatimi kazandı, ki pazar günü korta 2 saat önceden gelip bu ikilinin final öncesi antrenmanını izledim. Orada Srebotnik'in servislerini karşılarken bile iyi servis geldiğinde sürekli tebrik ediyordu partnerini, gülümsüyordu vs. Ayrıca oyun olarak da zevk veren bir oyunu ve süper voleleri var. Diğer çiftler maçı en son maçtı ve turnuvanın en boş tribünlerine karşı oynandı. Bu maç çiftlerin en zevkli maçıydı. Dulko/Pennetta da Huber/Raymond da gayet iyi oynadı ama super tiebreak'te gülen Amerikalı çift oldu. Zaten bu ikili super tiebreak'teki iyi rekorlarıyla bilinirler. Maçın sonunu müthiş oynadılar, neredeyse takım olarak vole kaçırmadılar filenin karşı tarafında Dulko saçma sapan lob'lar dener ve başarısız olurken.

Tekler yarı finallerinde Stosur-Kvitova maçı gayet zevkliydi. İnişli çıkışlı bir Kvitova karşısında istikrarlı ve belli bir çizgide oynayan Stosur gördük. Break avantajı olduğu ilk sette üst üste basit hatalarla 40-0'dan servisini kırdırmayı başaran Kvitova, o klasik rutinine bağlayarak üst üste birkaç oyunu daha iyi oynayamadı ve ilk seti verdi. İkinci sette de 0-1 *30-40 tehlikesi yaşadı ama bu oyunu iyi servislerle kurtardıktan sonra açıkçası arkasına hiç bakmadı. 2 break fark ile aldığı bu setten sonra son sette 5-0 öne fırladı. Üst üste 3 oyun vererek yalpalasa bile lovegame ile son servis oyununu alarak işi bitirdi. Diğer maçta ise fazlasıyla sıkıldık ve hatta ikinci setin ortalarında hava almak için birkaç oyun için dışarı bile çıktık ki bu birkaç oyun benim turnuvada izlemediğim tek kısım oldu. O kadar kötü maç değildi ama Stosur-Kvitova gibi yoğun bir maçtan sonra içinde bu kadar uzun oyunlar barındıran fakat aynı zamanda çekişme de vaat edemeyen bir maç biraz boğdu sanırım. Neyse ki Azarenka fazla uzatmadan sadece 5 oyun vererek kazandı ve Kvitova'nın finaldeki rakibi oldu.

Son günde ise güzel finaller izledik. Çiftlerde 38'lik Raymond ve 35'lık Huber, 1 numaralı çift Peschke/Srebotnik'i 6-4'lük iki setle geçtiler. Huber/Raymond ikilisi ilk maçlardan sonra favorimdi zaten. Buradaki en komple takım olarak onlar gözüktüler. Baseline'da olsun, volelerde olsun, servislerde olsun ikili bir istikrar sağlamıştı ve çok da uyumlu gözüküyorlardı. Peschke/Srebotnik ikilisine oranla daha iyi bir takım görüntüsü verdiler açıkçası ve zevkli geçen final maçını kazandılar. Tekler finali de aynı şekilde heyecan ve kalite açısından sınavı geçti diyebiliriz. İlk sette 5-0 öne fırlayan Kvitova mala bağlayarak maçın 5-5'e gelmesine sebep oldu. Kvitova'nın bu üst üste basit hatalarla kaybettiği oyunları izleyince hep aklıma adventure oyunlarında sıkışıp geçemediğim bölümler geliyor. Tıkanıyor ve çok kolay çıkamayabiliyor bazen o delikten. Asla mücadeleyi bırakması gibi bir durum söz konusu değil ama birkaç kötü puandan sonra toparlaması 3-4 oyun sonrayı bulabiliyor ki şu anki en önemli eksikliklerinden biri de bu gibi görünüyor. Biraz fazla gergin. 5-0'dan 5-5'e gelmesine izin verdiği bu seti 7-5 ile aldı ama ikinci sette yine istediği tenisi oynayamadı ve iyi de mücadele eden Azarenka seti 6-4 ile alarak maçı son sete taşıdı. Bu setin başında servis kıran Kvitova daha rahat ve daha iyi oynadı. Bariz üstün olduğunu da iyice gösterdi ve çok sıkıntı yaşamadan 6-3 ile seti kapattı.

Kupaları beğendim. Özellikle tekler kupası gayet güzeldi. Şampiyon ile ikinciye aynı kupadan ya da tabaktan verilmesine de uyuz olurum, o yapılmamış. En görkemli kupayı Kvitova aldı, diğerleri biraz daha ufak tefek şeylerle idare ettiler ki ben böyle olmasından yanayımdır aradaki farkı maddesel anlamda yansıtması adına.

Ayrıca WTA, BNP Paribas ve oyuncuların toplanıp Van için 250 bin dolar bağış yapmaları da haftanın en hoş anlarından biri oldu. Kader Nouni'den son gün aldığımız imza ve foto da kremalı pastanın üzerine konulan çilek oldu. :)

NOT: Video ve fotoları bu akşamdan itibaren kirpi'nin de söylediği gibi yüklemeye gayret edeceğiz bloga.

30 Ekim 2011 Pazar

Şampiyonumuz Kivi!

Yoğun ve yorucu bir haftayı geride bıraktık ve haftaya çiftlerde Raymond-Huber ikilisini teklerde ise Wimbledon'da yalnız kaldığı için destekçisi olduğumuz Kivimizim şampiyonluğu ile nokta koyduk. Neredeyse her akşam eve 12'de döndük ve buralar boş kaldı. Fırsat buldukça bir takım videoları ekleriz.

Gün gün gidelim . İlk gün Kivi-Vera maçı ile açıldı ve ben işim dolayısı ile geçiktim. Kivi denilene göre oldukça baskın ve iyi oynamış, almış götürmüş. İkinci maç Radwanska ile Wozniacki arasındaydı. İkisi de iyi oynamadı ancak Radwanska o kadar tutuktu ki Wozniacki atak göründü. Son maç Sharapova Stosur maçıydı ve Stosur'un oynadığı en kötü maçlardan biriydi turnuvada. Buna reğmen yendi Sharapova'yı.

İkinci gün Stosur-Vika maçı ile açıldı. Sadece son oyuna yetişebildim, Vika iki adet 62'den tavşanla geçmiş ve Stosur'a nefes aldırmamış. Sonra Li ve Sharapova çıktı korta. Li bile yendi Sharovayı demek istiyorum zira kendisi turnuva boyunca çok kötü oynadı. Kocasıyla da maşallah iyi karı koca kavgası yaptı, biz arada kaldık resmen. Son maçta Vera yine sinir şov yapsa da biraz Woz'u geçti.

Üçüncü gün, ortodonti randevum ve derse gelmeyen hocam sağolsun, tüm maçları izledim. İlk maç Na Li ve.Vika arasındaydı. Vika Li'yi de tavşanlayarak geçti. Sonra nihayet Kivime kavuştum Woz karşısında. Kivi daha ilk vurularından bana "Bu kızda bir başkalık var" dedirtti. Kendi Kivim düye demiyorum... Atak oynadı (yok bir de savunma yapacaktı, hem de Woz karşısında) ve ilk günki gibi 62-64 ile aldı maçı. Son maç Radwanska ile Vera arasındaydı. O ne maçtı o. Tipik bir Vera erimesi gördük, son sette 5-3 ilerideyken 3 maç puanı kaçırıp maçı verdi. Sonları çok zevkliydi, seyirci de coştu. Vera bir de koluma top attı, ama şimdi bu konulara girmeyelim.

Dördüncü gün ilk maç çeyrek final maçı gibiydi. Kazanan yarı finale gidecekti. "Bu maçı neden ilk maç yapmışlar ki?" dedik ama bir bildikleri varmış. Stosur Li'yi 60-61 ile ezip geçti. Turnuvanın en zevksiz maçıydı. Sonra Kvitova-Radwanska maçı vardı. Bu maçta Radwanska bir set alsa yarı finale gidecekti. Kivim beni dehşete ve olmaz senaryolar kurmaya sevkederek 5-1 geriye düştü. Benim Kivim kendini bu kadar salmış olamazdı. Tam bilerek laylaylom oynadığını düşünürken oradan dönüp set vermeden maçı aldı ve Kivi imzalı bir kapağım oldu. Son maç kimse için önem arz etmeyen Vika-Bartoli maçıydı. Sharapova iki maç sonra sakatlığı nedeni ile turnuvayı bırakınca korta çıkan Bartoli'nin hiç şansı olmadığı gibi Azarenka da çıkmayı garantilemişti. Zıp zıp Marion "Ben buraya gezmeye, tatil yapmaya gelmedim" diyerek varını yoğunu ortaya koydu ve bir set geriden gelerek maçı aldı. Vika ise maçın sonrarında kortta gezinmeye başlayınca seyirciden tepki gördü. Sonra basın toplantısında "Ben zaten antrenman gibi oynadım" diyerek iyice batırdı. Marion'un üstün bir zekası var mı bilemem ama yüreği olduğu kesin. Yıldız verdim ona. Tek maçta 10 ace attı zaten.

Yarı final gününe Shvedova-King/Srebotnik-Peschke maçı ile başladık. Shving (kısalttım) çifti kadar sevimli bir çift olabilemez. Tenis dünyasında belki her türlü şartta olumlu olarak bir şeyler başarabilen ender sporcular bu ikisi. Dedikodu kısmına geçersek de Shevedova oldukça iri yarı bir insanmış, TV ve fotoğraflar yarıya indiriyor onu. Maçta ise Strebotnik/Peschke, Strebotnik'in iyi servisleri ve Peschke'nin mükemmel file önü oyunu ve Strebotnik'in iyi servisleri, King'in çok kötü servisleri ve kötü voleleri ile birleşince rahat bir galibiyet vardı. King'in bacağında sargı vardı, belki de kötü günündeydi. İkinci maç seyirciyi bitiren Stosur/Kivi maçıydı. Kivi iyi başladığı setti kötü devam edip kaybetti. Sonra ikinci sette kritik bir servis oyununa tutunca devamını getirip maçı aldı. Stosur kötü değildi ama hiç insiyatif alamadı ki bunda Kivinin rolü büyüktü. Sonraki maç olan Vika/Vera maçında uyudukı açıkçası yorgunluğun da etkisiyle. Vera'nın sinir krizi geçirmediği düşük gerilimli bir maçtı. Arada iyi puanlar vardı ama tempo çok yüksek değildi. Vika rahat aldı. Bu maçtan sonra kortun yarıdan çoğu boşaldı ve turnuvanın en iyi çiftler maçı olan Pennetta-Dulko/Huber-Raymond maçını izledik. Dulko zaman zaman kötü oynadıysa da kalitesi yüksek bir maçtı. Super tie-break setini 6-3'den kaybeden Dulko-Pennetta ikilisine diyecek laf bulamadık.

Son güne program değişikliği sonucu çiftler finali ile başladık. Seyirci katılımı daha iyiydi. Yine iyi bir maçtı ancak çekişmesizdi. Bu yıl bir araya gelen Raymond-Huber ikilisi 2 sette noktaladı maçı. Çiftlerde başarı yaş ile birlikte artıyor sanki. Finale gelince aynen yarı final öncesi dediğim gibi "Petra alır veya Petra verir" maçıydı bu maç da. Bunun nedenini Petra üzerine yazacağım postta daha iyi açıklarım ama temel sebep Petra'nın maç içerisinde insiyatifi rakibe bırakmayan oyunu. O derece zor ve riskli bir oyunu var ki ya hata yapıyor ya sayı alıyor. Rakibe yapacak şey kalmıyor. Petra aynen yarı finaldeki gibi iyi başladığı sette bir ara koptu ve skor 5-0'dan 5-5'e geldi. Ama bu sefer vaktinde toparlanıp 7-5 ile aldı seti. İkinci sette de bol bol kopuşlar yaşadı ve 6-4 ile verdi seti. Son setin ilk oyununda 3'ü üst üste olmak üzere 4 servis kırma puanı kurtarıp servisine tutunması maçın "kırılmama anı"ydı. Bu aynı zamanda servis kırma puanı kurtarıp aldığı ilk servis oyunuydu. Sonrasında Vika'nın koptuğu, veya Petra'nın izin verdiği kadarı ile koptuğunu hissedebildiğimiz ilk oyunda servis kırarak 2-0 öne geçti. Sonra herkes kendi oyununu aldı ve Kivimiz şampiyon oldu.

Turnuva çok güzeldi. Bugün Kader'le de imzaydı fotoğraftı derken samimileştik, daha ne isteriz? Seyirci çok iyiydi ancak umarım flaşla fotoğraf çekilmeyeceği artık öğrenilmiştir. Turnuvanın en kötü yanı Fadik Sevin Atasoy'du. Hadi ülkede tenisten anlayan eli yüzü düzgün sunucu da kalmadı diyelim... Ama turnuvayı sunacağını sanırım son dakikada öğrenmemiştir. Buna rağmen sürüyle yanlış anons yapıyorsa ve en basit şeyleri bile bilmiyorsa ben buna sadece işini ciddiye almamak derim.

Blogdaki kirpi olarak eyyorlamam bu kadar. Russell da kendi aklında kalanları ayrıca yazacak. Yorgunluktan hata yaptıysak affola!

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Yabancı forumlarda çizgi kararların doğruluğu dillendiriliyor. Gerçekten de çok az haklı challenge oldu ve 22 hakemin 12'si Türk idi. Bravo.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Yaptıkları Yanına Kar Kalanlar

Serena Williams’ın dün yaptıklarını görmeyen bilmeyen yok. Kort içinde cezasını çekti, kort dışında da çekecek. Çeksin de. Tartışılacak tarafı yok zaten.

Ama ben bu postu yaptıkları görülmeyen(!) ve duyulmayan, hem kort içinde ceza görmeyen hem kort dışında hakettikleri cezayı görmeyecek olan, “yaptıkları yanına kar kalanlar” grubuna ayırdım.


Videoda görüldüğü üzere Petzschner büyük bir rahatlıkla yalanını söylüyor, Fyrstenberg ve Matkovski belki de maçı çevirebilecekleri bir noktada servis kırdırıyor ve devamında oyun da alamıyorlar.

Gerçek birer çiftler emekçisi olan, reklam geliri ve turnuva ödülü namına pek bir şey göremeyen Polonyalı ikilinin hakkı bir güzel yeniyor. Maçla ilgili haberlerde biz bu yalanı değil Melzer ve Petzschner’in ne kadar başarılı olduklarını okuyoruz. Kortta yapılan kortta kalıyor, Melzer ve Petzschner “şampiyon” oluyorlar.

Ne güzel değil mi? İnsanlar kortta yalan söyleyerek şampiyon olmaya devam ediyor ve bu herkesçe görüldükten sonra bile şampiyon sıfatıyla gezinebiliyorlar. Umarım Petzschner emekli olduktan, bir başka deyişle iş işten geçtikten ve yapılacak bir şey kalmadıktan sonra itirafta bulunmaz diğerleri gibi. Yapanın güya vicdanını temizlemekten başka bir işe yaramayan bir itiraf daha duymak istemiyorum.

15 Mayıs 2011 Pazar

Çiftlerde Gerçek Dışı Final

Bu yıl Roma'da erkekler çiftler finalini kimler oynuyor dersiniz?

Aklınıza iyi tenisçi olarak bilinip bu güne dek toprakta facia olarak bilinen 4 erkek tenisçinin ismini getirin. İpucu: hepsi aynı ülkeden...

Final Roddick-Fish çifti ile Isner-Querrey çifti arasında oynanacak!

Quisner ikilisi Wawrinka/J. Murray - Bhupathi/Paes - Kuboth/Marach - Bolelli/Fognini yolunu izlerken Roddick-Fish ikilis ise Berdych/Dlouhy - Moodie/Norman - Bryan/Bryan - Berlocq/Nieminen ikililerini yenmiş. Her iki ekip de kalbur üstü takımları elemiş görüleceği üzere.

Epeydir çiftler yazmıyorduk ama adam köpeği ısırınca haber oluyor biliyorsunuz :)

24 Mart 2011 Perşembe

Ama Nedeeeen?

Açıklanan çiftler tablosuna göre bu hafta Murray ve Djokovic birlikte oynuyorlar.

Başlığımızın konusuna gelince...

...Malisse ve Dolgopolov ise ayrı ayrı.

:(

21 Mart 2011 Pazartesi

Video: Ne Dedim? Dolgopolov Dedim!

Kortu iyi kapatacak demistim, yaniltmamis cocugum :)

20 Mart 2011 Pazar

Foto: :o)

Şampiyon "Ponytail Team"

Federer, teklerde Djokovic'e kaybettikten sonra çiftler finalinde de Wawrinka ile birlikte oynadığı maçta Malisse/Dolgopolov çiftine, yani "Ponytail Team"e mağlup oldu. Maçı açtım süper tiebreak setinde ve seyircilerden birinin bu pankartı açtığını gördüm, hoşuma gitti, ben de Ponytail Team diyorum...

İlk iki set nasıldı bilmiyorum ama istatistiklere bakılınca Federer/Wawrinka'nın son sete gitmesi bile sürpriz gibi duruyor. İlk seti alan Atkuyruklar, ikinci sette 7 servis kırma puanı kaçırmış. Süper tiebreak setinde ise Dolgopolov şov vardı. Çok iyi servis attı, iyi return'ler yaptı, filede Federer birkaç vuruşu kaçırarak da ona yardım etti.

Bu Dolgopolov'un ATP Tour'daki ilk şampiyonluğu. Belki "çiftler ama meh" diyeceksiniz ama olsun, kıytırık bir turnuva değil, masters sonuçta ve önemli rakipleri, biraz şansla da olsa yenerek aldılar bu şampiyonluğu. Bu takım devam edecek mi, onu da merak ediyorum.

19 Mart 2011 Cumartesi

Video: "At Lopez'e! At Lopez'e!"

IW'de Son Durum

Bayanlarda Wozniacki-Bartoli finali olacak. Bartoli Wickmayer'i, Wozniacki ise Sharapova'yi dagitmis.

Erkeklerde Djokovic 6 oyun biraktigi macta Gasquet'i gecti gunun ilk macinda. Federer ve Wawrinka macinda ise buyuk supriz (!) oldu ve mac cekismesiz gecti. Federer kazandi tabi.

Bu ikili tekler macinda yorulmamalarini faydasini cifler macinda gorduler ve her iki sette tek break ile sirinleri turnuvadan elediler. Maci izlemedim ama anlatilanlara bakilirsa tahmin ettigim gibi ozellikle macin basinda Lopez'e yuklenmis Isvicreliler. Aslinda yine iyi dayanmis da setin sonuna dogru Nadal servis kirdirmis. Ikinco sette ise Lopez. Sirinler oldukca kotu servis atmislar. Federer ve Wawrinka ise daha dengeli gorunuyorlar. Finali Dolgopolov ve Malisse ikilisi ile oynayacaklar. Garip gelebilir ama icimden bir ses Dolgo/Malisse ikilisinin biraz daha sansli oldugunu soyluyor. Sebebi Malisse'nin ciflere daha aliskin olmasi ve Dolgopolov'un sira disi tarzi. Ozellikle Dolgo'nun tahmin edilemeyen vuruslari ve iyi refleksleri avantaj getirebilir ancak ikilinin bugun sirinler gibi %49'luk ilk servis yuzdesi ile oynamamasi lazim her seyden once.

18 Mart 2011 Cuma

Indian Wells'te Neler Oluyor?

Tatsiz bir gun geride kaldi Wells'te. 4 ceyrek final maci vardi ve bunlarin ikisi sakatlikla noktalandi.

Azarenka Wozniacki macinda sakatlandi. 3 oyunda bitti mac. Robredo ise Del Potro macina cikmadi bile. 1 aydir devam eden kas sakatligi varmis ve Miami'de de oynamayacakmis. Toprak kort sezonu oncesi dogru secim.

Diger maclarda ise Sharapova ve Nadal kazanan isimler oldular. Nadal zorlandi ki bunu bekliyorduk. Karlovic bu turnuvada gercekten iyi oynuyor. Kendisini genelde bir tek yonluluk kriteri olarak kullaniriz ki bu turnuva icin bu gecerli degil kesinlikle. Ben mesela Ferrer ile oynadigi maci izledigimde rallileri beklenilenden cok daha iyi goturdugunu gordum. Neyse, mac diyorduk... Ilk seti 7-5 ile almis Ivo. Ikinci sette ise Nadal firtina gibi esmis. Kendi servis oyununda sadece bir puan vererek 6-1 ile almis seti. Bu setteki eforu kendisine pahaliya patlamis olacak ki son sette vites kucultmus. Iki tarafin da servislerine rahat tutundugu seti, onde goturdugu tie-break ile 7-6(7) almis. Sharapova ise daha az stres yasamis. Ilk seti iki break ile 6-2 almis. Karsilikli iki servis kirma gelen ikinci set 6-5 Peng lehine geldiginde sette kalamamis ve ikinci seti 7-5 kaybetmis. Son sette ise ilk 4 oyunda yine karsilikli iki servis kirma olmus ama bu sefer 3. kez avantaj elde edip birakmayan Sharapova maci almis.

Ciftlerde ise Federer-Nadal karsi karsiya gelecek, farkinda misiniz? Federer-Wawrinka ikilisi turnuvayi su ana dek iyi goturuyorlar. Aslinda Lopez-Nadal ikilisinden de gucluler bence. Fakat Lopez-Nadal ikilisinin pratigi daha fazla. Ispanyol ikilide Lopez'in ne kadar direnc gosterebildigi onemli, zira maclarda genelde ona yukleniyor rakip takim. Nadal'in son bir kac mactaki dengesiz formu takimi zorlayabilir. Ancak su da bir gercek ki iki takimdan file onunu daha iyi kullananlar Ispanyollar. Ortada bir mac olur diyorum, kazanani kestiremiyorum.

16 Mart 2011 Çarşamba

Çiftlere Top 5 Damgası

Indian Wells'te bu sene erkeklerde çiftler tablosuna, teklerde dünya yıldızı olan oyuncular damga vurdu. Geçen sene burada şampiyon olan Nadal/Lopez çifti, son şampiyon ünvanıyla yine oynuyor. Bunun yanı sıra, dünya 2 numarası Federer, vatandaşı Wawrinka ile; dünya 3 numarası Djokovic, vatandaşı Troicki ile ve dünya 5 numarası Murray, kardeşi Jamie ile burada oynuyorlar. Dünya 4 numarası Soderling de oynamayı planlıyordu ama hastalık/sakatlık sebebiyle turnuva başlamadan önce çekildi ve onların yerine Raonic/Lopez çifti yerleştirildi.

Ünlü tekler oyuncuları şu ana kadar çiftlerde gayet iyi gidiyor. Nadal/Lopez, ilk 3 maçını kazandı sadece tek set bırakarak. Yarı finaldeki rakipleri ise Knowles/Mertinak-Federer/Wawrinka maçının galibi olacak. O maç yarın oynanacak. Federer/Wawrinka çifti ilk turda Nestor/Mirnyi gibi güçlü bir çiftler takımını 6-1 6-2 gibi flaş bir skorla geçtikten sonra 2. tur maçında Gasquet/Benneteau çifti karşısında 3 maç puanı çevirmek zorunda kaldı. Nadal ile Federer'i çiftlerde karşılıklı izlemek ayrıca zevkli olacaktır.

Djokovic/Troicki ve Murray biraderler de gayet iyi gidiyorlar. Onlar da ilk iki maçlarını kazandılar ve bugün çeyrek final maçlarını oynayacaklar. Kazanırlarsa, birbirleriyle karşılaşacaklar. Ayrıca, 1 numaralı seribaşı Bryan kardeşlerin, 2. turda Dolgopolov/Malisse çiftine oldukça çekişmeli geçen bir maç sonunda elendiklerini belirtelim.

Teklerde turu domine eden oyuncuların en azından senede birkaç turnuvada çiftlerde mücadele etmeleri güzel. Lakin hala bu maçların TV yayınını olmuyor. Çiftler spesyalistlerinin maçlarının canlı yayınlarının olmamasını anlayabiliyorum ama kırk yılın başı Nadal, Federer, Djokovic ve Murray çiftler oynamaya karar vermişken yayınlanması gerekir. Geriye dönüp bakarsanız, özellikle 90'lı yıllara kadar çok iyi tekler oyuncularının çiftlerde de ciddi şekilde oynadıklarını görürsünüz. Mesela bir John McEnroe teklerde olduğu kadar çiftlerde de efsanedir ve defalarca grand slam şampiyonlukları kazanmıştır.

Aslında 70'li, 80'li yıllara kadar bütün tekler oyuncuları çiftlerde de oynuyorlardı ama o dönemde istisna olan Björn Borg etkisi turda ilerleyen yıllarda daha da belirgin hale geldi ve 90'lı yıllara gelindiğinde üst düzey tekler oyuncularının çoğunun çiftler oynamadıklarına tanıklık etmeye başladık. Bahsettiğim dönem, Sampras/Agassi dönemi. Aslında bunu da anlamak mümkün. 90'lı yıllara kadar toprak kortlar haricinde servis-voleye dayalı bir oyun mevcuttu. Özellikle çim kortta ralli izlemek imkansıza yakın gibi bir şeydi ama raket teknolojisinin öncelik ettiği yeniliklerle birlikte maçlar daha da yorucu ve fiziksel yeterliliğe dayalı hale gelmeye başladı ve yavaş yavaş sağlam tekler oyuncularının çiftlerde düzenli olarak mücadele etmediğini görmeye başladık.

Bu turnuvada peki neden bütün oyuncular birden çiftler oynamaya karar verdi? Sadece Nadal, Federer, Djokovic ve Murray değil; Berdych, Almagro, Ferrer, Bellucci, Cilic, Verdasco, Gasquet ve Kohlschreiber gibi normalde çiftlerde çok fazla oynamayan oyuncular da bu turnuvada oynuyorlar. Zira seneye olimpiyatlar var ve top 20-30'da bulunan oyuncular madalya alabilmek için sadece teklerde değil, çiftlerde de mücadele etmek isteyecekler ve bu gibi turnuvalarda çiftler maçları oynamak onlara iyi gelebilir. Zira bu düzende çoğu iyi tekler oyuncusu grand slam'de çiftlerde oynamıyor, oynayamıyor. Haliyle hazırlık ve pratik olarak en iyi seçenek masters turnuvaları olarak gözüküyor. Muhtemelen seneye de bu tarz bir kadro göreceğiz bu turnuvalarda Olimpiyatlar'ın daha da yaklaşmasından ötürü...

12 Mart 2011 Cumartesi

Indian Wells- Cuma Gunu

Ciftlerde iyi, teklerde ise biraz uzucu bir gundu bana gore.

Teklerde Bopanna, ukala dumbelegi Tomic'e elendi. Cok ama cok yakin gecmis mac, tie break ile biten iki set ve 4-6 ile biten final seti. Cok yazik olmus. Bopanna'ya dikkat etmek lazim diyorum bu aralar.

Bir baska hayal kirikligi iki Japon oyuncunun elenmis olmasi; Nishikori ve Date-Krumm. Mac kazanmalarinin Japonlara bir fayda getirmeyeceginin ben de farkindayim ama ikisi de normalde kazanamalari gereken maclari kaybetmis gibi gorunuyorlar. En azindan ben kazanacaklarini tahmin ediyordum.

Marsel'in elenmesi bir baska uzucu haberdi. Macla ilgili yapilan haberlerde Marsel ile ilgili ismi haric hic bir sey yazmamasi daha da sinir bozucu. Sirf bu yuzden kazansaydi keske.

Bayanlarda da Groth sezona yaptigi iyi baslangicin devamini getiremeyip ilk turda veda etmis. Errani elemis onu.

Ciftlerde ise tekler yildizlarinin hemen hemen hepsinin yuzu guldu. Benim prensim David ile Russell'in prensi Almagro'nun olusturdugu takim haric. Onlar son Wimbledon sampiyonlarina elendiler. Nadal zeminle ilgili olarak "Top bu sene daha hizli gibi ve deli gibi sekiyor" demis. O nedenle Ispanyollarin Wimbledon sampiyonlarina elenmesi supriz degil. Ferrer icin kotu haber bu, beklentilerin altinda kalir buyuk ihtimalle. Diger tekler yildizlarindan Isvicre ekibi 2 nolu seri basi Nestor ve Mirnyi'ye acimamis ve sadece 3 oyun birakmis. Nestor'u terkeden Zimonjic'i ise daha kotu bir kader karsilamis; Isner ve Querrey'e elenmisler Llodra ile. Super tie break seti ile gerci ama olsun Isner ve Querrey yahu! Gulerler adama... Nadal ve Lopez ise ciftler icin genc sayilabilecek Polonyali 4 nolu seribasi ikiliyi 2 sette tie-break oynayarak yendiler. Zor oldu ama kendi ceyreklerindeki en onemli engellerden biriydi bu ikili. Bir sonraki maci ya tablonun en uzun ikilisi Karlovic-Cilic veya Bellucci-Harrison ile oynayacaklar. Bu turu da gecmeleri gerekir. Gecerlerse prenslerimizin intikamini almaya calisacaklar muhtemelen. Ilk maclarini super tie break ile kazanan Murray kardesleri ufukta Bryan kardesler bekliyor. Bryan biraderlerin gecmesi lazim. Ama oncelikle Murrayler Isner ve Querrey uzunlariyla oynayacaklar. Djokovic-Troicki ikilisinin Chela-Monaco ikilisi ile yaptigi mac ise gereginden fazla yakin gecmis. Zevksiz de mac olmus zaten. Ikilinin pek sansi yok burada bana gore.

11 Mart 2011 Cuma

Indian Wells - Güne Bakış

Günün maçlarına şöle bir bakınca, çiftler maçlarının daha ilgi çekici olduğu görülüyor.

Teklerde dikkat çeken maçkar Raonic-Marsel ve Tomic-Bopanna. Raonic ve Marsel'in maçı, Marsel oynamıyor olsa bile son zamanların dikkat çeken çocuğu Raonic için izlenirdi. Bopanna-Tomic maçı ise daha enteresan. Topluca gıcık olduğumuz Tomic'in elenmesini dört gözle bekleyecek olmanın yanı sıra Bopanna'nın son zamanlarda teklere gösterdiği ilgi ve buradaki başarısı da enteresan. Burada elemeleri geçip ana tabloyu gördü. İzlenesi bir maç olacaktır.

Çiflerde ise bütün ünlüler kortta neredeyse. 1 nolu korttaki Jankovic-Vandeweghe maçından sonra Nadal/Lopez-Frystenberg/Matkowski maçı başlayacak. Son şampiyonlarla 4 nolu seri başı çiftin maçı oluyor bu. Aynı kortta bu maçtan sonra Clijsters-Kudryavtseva maçı var. Bundan sonra ise Federer/Wawrinka-Mirnyi/Nestor maçı var. Çok iyi bir maç olabilir. Aynı zama diliminde 2 nolu kortta Djokovic/Troicki-Chela/Monaco maçı olacak. Bunda çekişme olmayabilir. Bu maçtan sonra Murray biraderler Melo ve soares ile oynayacaklar. Yenmeleri lazım. 6 nolu korttaki 4. maç (yani Djokovic ve Federer'in maçlarıyla aynı zaman diliminde gibi) Prens Ferru ve Almagro, son Wimbledon şampiyonları Petzschner ve Melzer ile oynayacak. Bu da iyi maç olabilir.

Bayanlarda ise Safarova - Petkovic maçı güzel olabilir.

1 ve 2 nolu korttlardan yayın olması gerekir ama çiftleri veriler mi bilemiyorum. Tekler açısından nispeten sönük bir gün olması anlamında verilebilir belki.

1 Mart 2011 Salı

Çağla Kuala Lumpur'da

Çağla Büyükakçay Kuala Lumpur'daymış, ben de yeni öğrendim yalan yok...

Elemelerde 2 nolu seri başıymış ancak ilk maçını Avustralya'lı Jessica Moore'a 60-67(4)-26 ile kaybetmiş.

Şu an ise çiftlerde mücadele ediyor. Heyecan yaptım, maçın sonucunu beklemeden yazayım dedim. Palkina ile ilk seti 64 ile aldılar. İkinci sette şu an bir break ile gerideler. Maç btsin, sunucunu da yazarız...

Edit: Malesef 64-16 şeklindeki iki setten sonra super-tie break setinde 3-10 ile elendi ikili Lertcheewakarn/Moore ikilisine. Yine Moore, yine Moore...

Geç bulduk, çabuk kaybettik....

23 Şubat 2011 Çarşamba

Ipek Turladi

Urke korka izledigimiz Acapulco turnuvasinda Ipek partneti Groenefeld ile Foretz Gacon/Vedy ikilisini 64-75 yenerek ceyrek finale yukseldi. Rakipleri Koryttseva/Olaru ikilisi olacak.

Acikcasi ben bu turnuvadan elenseler cok da uzulmezdim. Zira, evet, korkuyorum. Ama kazandilar ve sevindik tabi.

Hayirlara vesile olsun....

30 Ocak 2011 Pazar

Foto: Finaller

Nestor/Srebotnik df Hanley/Yung-Jan
Sen kaybettin Zimonjic...

Andy Murray'in ikincilik odulu almasi
fotograflamaya deger bir olay degil galiba..