Wimbledon 2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wimbledon 2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Aralık 2011 Çarşamba
3 Temmuz 2011 Pazar
Wimbledon 2011: Şampiyon Djokovic!
2011'in fırtınası Djokovic yine yaptı, Nadal'ı yine yendi. Hem de bu sefer Wimbledon finalinde... Kariyerindeki 3. slam şampiyonluğu, ilk Wimbledon şampiyonluğu, çocukluk hayalinin gerçekleşmesi...Bugün şüphesiz Djokovic'in kariyerinin en büyük günü. Sert kort dışında da slam kazanabileceğini ispatladı, Nadal'ı ilk kez bir grand slam'de (hem de finalde) çok da zorlanmadan mağlup etti ve dünya 1 numarasını da - muhtemelen uzun bir süreliğine - Rafa'dan teslim aldı.
Bugünkü maçın kalitesi pek iyi değildi aslında. İlk sette iki oyuncu da iyi giderken 5-4'te servis atan Rafa, 30-0 önde olduğu servis oyununu Djokovic'in 2 winner'ı ve kendisinin 2 basit hatasıyla kaybedince kontrol Djokovic'e geçti. İkinci seti çok daha rahat kazanan Djokovic, üçüncü sette servis kırdırdıktan sonra düşen taraf oldu. 4. sette ise her iki taraf kötü tenis oynarken, bir servis fazla kırmayı başaran Djokovic bu seti de kazanarak karşılaşmayı bitirdi ve son şampiyonu devirerek ünvanı devraldı.
Djokovic bu galibiyetle 2011 yılını 1 numara olarak bitirmeyi hemen hemen garantiledi. Bu saatten sonra liderliği Nadal'ın alması pek mümkün değil. Onun ötesinde yılın geri kalan iki en önemli kupasını (Amerika Açık ve Londra Sezon Sonu Şampiyonası) Nadal alsa bile şüphesiz Djokovic yılın en iyisi olarak adlandıralacak. Ki, öyle bir şeyin olması pek mümkün gözükmüyor. Djokovic bu oyunuyla şimdiden Amerika Açık'ın favorisi.
Nadal maçtan sonra fiziksel ve mental olarak kendini toparladıktan sonra antrenmanlara başlayacağını söyledi. Sağlam dönebilir. Federer ise geçen sezon da bu kısımdan sonrasını iyi geçirmişti, o da bir tehlike. Geçen sene Amerika Açık'ta hayal kırıklığı yaratan Murray de son zamanlarda Djokovic'in de öne çıkmasıyla baskıyı üzerinden attı ve pek gündemde değil. Wimbledon'da Nadal'a kötü oynayarak yenilse de toprak sezonundan bu yana formunda bir yükseliş var bence. Şu son yaşadığı sakatlıkları toparlama şansı onun için de var. Djokovic'in ise bundan daha iyi konuma gelmesi pek kolay değil. İlk 6 ay itibariyle Roland Garros dışında her şeyi silip süpürdü ve sadece Federer'e 1 maç kaybetti. Djokovic'in yapabileceği bu seviyesini koruması ama o bile kolay değil.
Yıllar süren Nadal&Federer dominasyonundan sonra bu yılın ilk 6-7 ayındaki Djokovic dominasyonu tura bir heyecan getirdi, bunu kabul etmek lazım. Oyun tarzını sevmesem, karakterini beğenmesem de, Nadal ve Federer'i geçip onların kendilerini daha da geliştirmesine ön ayak olacak birisi lazımdı. Entresan geçen sezonun ilk yarısından sonra ikinci yarısını da merakla bekliyoruz. Yukarıdaki paragrafta dediğim gibi önümüzdeki sert kort sezonu için düz mantıkla baktığımızda Djokovic çok ağır favori görünse de, Nadal, Federer ve Murray'i de yukarıda bahsettiğim sebepler dolayısıyla kenara yazmak olmaz.
Yazıyı bitirmeden şunu da eklemeden edemeyeceğim. Maç sonunda çimleri yiyen Djokovic'i görünce eski Wimbledon şampiyonu İspanyol Manolo Santana'nın "The grass is just for cows(çim, sadece inekler içindir)" lafı aklıma geldi. İlginç bir görüntüydü. :)
2 Temmuz 2011 Cumartesi
Wimbledon 2011: Şampiyon Kivi!

Kvitova'nın şampiyonluğa verdiği en "aşırı" tepki buydu
Tatsız maçtı. Kvitova daha iyi oynayan taraftı ama en iyi oyununu oynamadı, Sharapova da... Sharapova'ydı işte.
Sharapova bir final maçı için fazlasıyla pasif kaldı. Çeşitlendirmeleri, riskli vuruşları yapan taraf Kvitova idi. Maç çok daha çabuk bitebilirdi ama en aptalca hatalar da Kvitova'dan geldi. Sharapova'nın çift hataları da var tabi ama onlar hep varlar zaten.
6-3/5-4'te Kvitova 3 maç puanı yakalayınca Novotna'ya dönüşecek mi diye merak ettim. Ama korktuğumun aksine ace ile bitirdi Kivi. Gayet sade ve sempatik bir şekilde kutladı bu ilk slam şampiyonluğunu. Beklenmedik bir şampiyonluk da değildi bu. Bu galibiyetle İstanbul biletini aldı ve sayesinde destekleyebileceğim bir isim geldi buraya.
Destek demişken hep merak ediyorum bu kızın niye doğru düzgün destekçisi yok diye. Drama queen değil, cadalozun teki de değil... Terbiyeli, sempatik bir kıza benziyor. Tek takipçisi benim galiba, sağlık olsun...
30 Haziran 2011 Perşembe
"Under The Control The Game..."
Q. It’s hurting you?
RAFAEL NADAL: When you sleep the foot you don’t feel nothing.
Q. During the match.
RAFAEL NADAL: I told you. When you sleep the foot before the match, the anesthetic is for five hours, so you don’t feel nothing.
29 Haziran 2011 Çarşamba
Wimbledon 2011: Yarı Finaller
Günün şoku Federer'den geldi. Aslında geçen sene de çeyrek finalde elenmişti ama geçen sene zaten iyi görünmüyordu. Roland Garros'ta göz doldurduktan sonra burada şampiyonluğun büyük adayı olarak göz dolduruyordu bu yıl ama şanssızlığı Tsonga'ya denk gelmek oldu galiba. Tsonga çim sezonunda çok formdaydı zaten ve Wimbledon'da da izleyen herkes etkilendi. Ben prensimle yaptığı maçı üzülmeyeyim diye izlemedim ama Gonzo maçında gerçekten iyi görüntü çizdi. Fazla koşturamayan bir adam olduğundan tarzı çime uygun. Bugün oynanan maçta da kopmaması ona büyük avantaj sağladı ki ilk 5 setlik maçını geçen sene oynayan biri olmasına rağmen 2 set geriden gelme konusunda tecrübesi var. Federer ise daha önce 2-0 önde götürdüğü maçı kaybetmemişti. Her şeyin bir ilki var demek ki ne diyelim. Kısfmet. Bu aradaSimon Reed turnuva öncesinde favorisinin Federer olduğunu söylemişti. Ne büyük süpriz değil mi?
Djokovic ve Nadal ise nispeten rahat geçtiler 3-1'lik skor ile. Djokovic 2. seti kaybedince biraz daha gerilmiştir belki. Nadal ise bir başka güçlü servisçiyle oynadı ve yine aynı skorla kazandı. Bu arada Nadal'ın sakatlığı ayağındaki tendonun şişmesiymiş. Ama yırtık-çatlak-patlak olmadığından ilaçlarla bitirecekmiş. Sonra turnuva bitince dizlerini de tedavi ettirecekmiş. Nadal'ın turnuvada aldığı ilacın etkisi de 5 saatmiş bu arada. Duy bunu Murray. Baktın kısa yoldan bitiremiyorsun, diren 5 saat, maç senin.
Murray dedik o epey kolay kazandı bugün. 3 sette bitirdi maçı. Lopez tabi "Judy bana bakıyor mu? Jamie bana bakıyor mu?" diye tek güzünü sürekli Murray familyasında tutarak maçı kazanamazdı. Şahsen benim maçımı da bana "Deliciano" diyerek hitap eden rakibimin annesi orta yaşlı bir bayan izlese, ben de konsantre olamazdım. Murray de zaten anneye kızmış, paramparça etti Deliciano'yu, bıraktı orta yere.
Kadınlara gelince şöyle özetleyeyim, sarışınlar yarı finale çıktı. Cibulkova-Sharapova maçını daha meşhur sarışın kazanırken, Kvitova, Azarenka, Lisicki diğer turlayanlar oldu. Sharapova-Lisicki maçı zor geçecek ve bence Lisicki kazanacak. Önceki tahminlerimin yarısının tutmadığının ben de farkındayım ama söylemesem olmazdı. Fakat Lisicki veya Sharapova'dan birinin yarı finali göreceğini düşünmekle birlikte ikisinin birden geleceğini düşünmemiştim. Şampiyonun bu yarıdan çıkacağını öngörmüştüm ama şu an ne Sharapova'da ne de Lisicki'de 7. maçı kazanacak güç yokmuş gibi geliyor bana. Diğer tarafta Azarenka-Kvitova var. Ben kimse onu desteklemiyor diye Kvitova'yı destekleyeyim dedim ama bunu açıklar açıklamz kız durduk yere zorlanmaya başladı maçında. Olsun, ben onu hep kazansın diye sevmedim. Ama ben desteklemeye başlar başlamaz kaybetsin diye de sevmedim. Uzun lafın kısası bana şu an Azarenka-Kvitova maçının galibinin şansı %51 imiş gibi geliyor. Ama dediğim gibi sadece hissi bir şey.
27 Haziran 2011 Pazartesi
Wimbledon 2011: Drama İsteyen?
Nadal-Del Potro maçı. Benim açımdan tatsız bir maçtı. Bitirseler sağ salim dedim, keyif falan alamadım.
Drama... Tabi ki bu iki isimden bekleneceği üzere sakatlıklar vardı. İlk sette durum 6-5 idi ve o ana dek Del Potro servisleri ile direniyor, ralli olduğunda insiyatifi Nadal alıyordu. Derken Del Potro servisinde set puanını getiren bir oyun oldu ki orada Nadal güzel de bir puan aldı ama o ne? Vamoslaması gereken adam keder içinde yere çöktü. Sonraki 3 puanı kaybederken amcasına çaktırmadan sol ayağını gösterdi ve bir de sağlık görevlisini çağırdı. 6-6'da görevli geldi ve Del Potro itiraz etti. Şimdi kural der ki sakatlık maçta olduysa sandalye arası beklenmeden sağlık görevlisi gelebilir. Del Potro artık unuttu mu ne yaptıysa söylendi de söylendi. Dedim vefa bir semt adıymış, Rafa sakatken Delpo'ya o kadar moral yüklesin, sen adamın ayağına bakılmasına söylen. "Eden bulur Delpo" dedim, "Sen de aldın bu molalardan zamanında" dedim. Ama beni dinlemedi. Tie-break oyunu saçma sapan kaybettikten sonra raketi kırdı ve Nadal "Bana dalmasa bari" diye tuvalete kaçarken gitti hakemin karşısına söylendi de söylendi. O an çok kızdım, ama artık lanetleyip düşürdüm diye midir nedir affettim sonra. Belki de çocuk oynamaya oynamaya unuttu kuralları.
Lanetleyip düşürmekten bahsediyordum, Del Potro'da 3. sette Nadal vuruşunu karşılayacağım derken bir ikiye ayrıl, bir yere kapaklan sen... Oyun bile bitmeden apar topar içeriye götürüp kalçasına masaj yaptılar. Neyse ki pek etkilenmedi o. Yaa Juan işte, söylendin o kadar sandalye arası değil diye, sen oyun ortasında gittin? Büyük lokma ye (sen yiyebilirsin zaten) büyük söz söyleme.
Tartışmaları bir kenara bırakırsak birinin ayağı, öbürünün düşmesi keyif namına bir şey bırakmadı. Nadal ayağı için çok korkmuş zaten, bakıma alacakmış maç sonrası. Duyabildiklerimiz kemiğe yakın ve alışılmadık bir yerlerde ağrı olduğu. "Ağrıyoooo!" diye ağlıyordu çocuk. Zaten 1. setin sonunda bırakabileceğini de düşünmüş. Ama dayadılar ağrı kesiciyi, üç set daha hafif ağrıyla oynadı.
Maça gelince, ilk set dediğim gibiydi. Nadal rallilerde Del Potro'ya oyun kurma şansı vermedi. Ama ayak olayından sonra aklı kısmen gitti Rafa'nın. Ben bile "Ne var o ayakta acaba?" diye merak ettim, o ne düşündü kim bilir? Nadal'ın vuruşlarının derinliği de azalınca Del Potro daha çok oyuna girdi ve rallilere denge geldi. Ama Nadal yine daha üstündü. Bakıyoruz, winnerlarda durum 61-44 Rafa lehine. Basit hatalarda ise 21-16 ile geride (geride olmak iyi anlamda tabi burada). İzlerken daha fazla hatası varmış gibi geldi ama Wimbledon'da "forced error" kavramının tanımı daha geniş anlaşılan. Nadal daha çok ace attı (şok!) ama Del Potro genelde daha iyi servis attı bence. Ace farkının sebebi Nadal'ın şu veya bu şekilde toplara dokunması, Del Potro'nun ise "Ne koşacağım ona?" tavrında olmasıydı. Bu winner arasındaki farka da neden olmuş olabilir. Del Potro'yu yıkan avantaj tarafına attığı servisler oldu. Dikkat ettim, çift hatalar da hep oradan geldi ki biri sete mal oldu zaten.
Sonuçta Nadal 7-6(6)/3-6/7-6(4)/6-4 ile kazandı. Zaten beklenen skor 3-1'di ama böyle gerilimli olması beklenmiyordu. Şimdi sırada ayak ve kalça bakımları var. Del Potro yine iyi, onun kası sorun çıkartmıştır en fazla da, Nadal'ın ayağında ne var acaba?
Wimbledon 2011: 1. Haftanın Sonu
Gidenler gitti, kalan sağlara bakalım.
Nadal'ın çeyreği zordu zaten, iyice bomba bir çeyreğe dönüştü. Eşleşmeler; Nadal-Del Potro ve Fish-Berdych. Berdych kendisinden beklenmedik bir performansla oynuyor. Haase karşısında zorlanan Fish'i rahat geçebilir. Nadal da Del Potro'yu geçer ancak sinirlerine ve heyecanına hakim olması gerek. Zaten annesi ile babası barıştı diyorlar, pek bir mutlu görünüyor, rahat oluversin bizahmet.
Murray şu ana dek bekleneni veremedi desem abartmış olmam. İlk tur maçının ilk iki setindeki halleri güven vermedi. Bir set de Ljubicic'e kaybetti burada. Kolay rakiplerle oynayan ancak set kaybetmeden ilerleyen Gasquet ile oynayacak. Gasquet zorlar diyorum. Diğer maç süpriz bir isim olan Kubot ile pek de süpriz olmayan bir isim olan Lopez arasında. Lopez dikkate değer işler yapamadığı dönemde seri başı olurken, son aylarda iyi işler yapmasına rağmen burada seri başı değil. Enteresan.
Ferrer'im, kahramanım, yapabileceğinin en iyisini yapıp 4. tura geldi. Tsonga'ya yenilecek prens. Tsonga Gonzalez ile oynadığı 3. tur maçında çok çok iyiymiş. Gonzo'ya da aferin diyorum tekrar. Çeyreğin diğer ismi şampiyonluğun önemli adaylarından Federer. Youzhny ile oynayacak ve set kaybetmez diye tahmin ediyorum.
Son çeyrekte giderek gazı kaçmaya başlayan Djokovic var. Baghdatis maçında ondan görmeye eskiden alışık olduğumuz düşüşleri yaşadı, set verdi, seyirciye kızdı falan. Bir ara Baghdatis bir kaç maç sayısı çevirdiği oyunda servisi kırsa maçı da alır diye düşündüm hatta. Llodra ile oynayacak. Llodra servis-vole insanı ve çimsever. Djokovic oyunu geri çizgide tutarsa zorlanmaz bence. Diğer eşleşme ise Tomic ile Malisse arasında. İkisi de kazanabilir. Tomic hem ayağı hem midesi sorunlu Söderling'i geçerek geldi. Akıl ve mantık Malisse'yi de geçmesi gerektiğini söylüyor ancak Tomic bu. Daha bir kaç ay önceki hallerini biliyoruz. Velhasıl Malisse de çeyreğe çıksa şaşırmam.
Kadınlarda ilk çeyrekte Wozniacki-Cibulkova ve Sharapova-Peng eşleşmeleri var. Peng'de Sharapova'yı eleyecek gücü göremiyorum. Wozniacki de formda gelmiş. Wozniacki-Sharapova eşleşmesi çıkar buradan. Sharapova ev sahibi Robson'u biraz zor yendi ama takılmaz diye tahmin ediyorum.
Diğer çeyrek, Bartoli hariç ağır bir çeyrek olmuş. Bartoli'yi Serena yener, diğer maç Lisicki ile Cetkovska arasında. Aslında Lisicki-Serena eşleşmesi olması lazım ama WTA soyadı Williams olmayan ve slamlere iyi başlayan yıldızları yenen isimsiz kahramanlarla doludur. O nedenle Serena-Cetkovska eşleşmesi de çıkabilir buradan.
Diğer çeyreğe bırakın şampiyonluk şansı, final şansı bile vermediğim isimler doluşmuş. Pazsek-Pervak ve Azarenka-Petrova eşleşmeleri var. Azarenke gelebilir fakat final göremez bence.
Son çeyrekte de finalist adayı olup şampiyonluk için pek şans tanıyamadığım isimler var. Kvitova-Wickmayer ve Venus-Pironkova eşleşmeleri var. Venus Kimiko kabusundan sonra kendini çok iyi toparlamış Martinez-Sanchez karşısında. Pironkova da geçen senenin finalisti Zvonareva'yı lay lay lom bir havada elemiş ama zaten Vera'dan umutlu değildik. Pironkova-Kvitova maçından Kvitova çıkabilir.
23 Haziran 2011 Perşembe
Wimbledon 2011: Geri Dönüş Efsaneleri
- Gonzo. Son bir senede Sırbistan'da aldığı tuhaf galibiyeti saymazsak aktıldığı her turnuvada ya dökülen ya sakatlanan Gonzo. Yaşı 31'e dayanan Şilili tenisçi Wimbledon'da ilk turda yarı baygın hali bile tuhaf ve tehlikeli olan Dolgopolov'u 4 sette geçtikten sonra yaşıtı De Voest'u 3 sette geçti. Şililinin buaradaki en büyük başarısı 2005'teki çeyrek finali. İyi geçirdiği 2009 yılında burada 3. turda elendiğini düşünecek olursak başarısı biraz daha anlamlı görünüyor.
-Venus. İlk turu fırtına gibi geçtikten sonra ikinci turda Date-Krumm ile oynadı. Kimiko'ya ayrıca değineceğim. 3 saati bulan ve şu ana dek oynanan en zevkli maçlardan biri olan bu maçı da alarak 3. tura gitti Venus. Abla Williams geçen sezonun sonunda ara verdikten sonra Avustralya Açık'ta oynamak istediyse de acı içinde kazandığı maçından sonra çıktığı ilk maçta turnuvadan çekilmek durumunda kalmıştı. Venus de Gonzo gibi 31'e merdiven dayadı.
-Serena. Defalarca yazıldı, tekrar uzun uzun anlatmaya gerek yok ama sakatlığını ölümden dönme mertebesine getirerek bu alanda rekora imza attı desek yeridir. ATP'de 8-9 ay ara veren isimlerin bir maç kazanana kadar en az 3 turnuva beklemesi gerektiğini göze alırsak Serena'nın oynadığı turnuvalarda aldığı galibiyetler daha da anlam kazanıyor. Serena hala üzerindeki pası atamadığı halde turnuvada ilerlemeye devam ediyor. Bugün bir Jankovic'in yapamadığı şeyler bunlar.
-Ve Kimoko. Aslında bu turnuvada değerlendirmemek lazım ama 12 yıl aradan sonra tam anlamıyla sıfırdan başlayıp 2 seneden kısa sürede ilk 100'e girebilmesi çok şey ifade ediyor. Onu da geçtim, gerçekten güzel oynuyor. Hataları fazla biraz ama bir maçına denk gelirseniz kaçırmayın, izleyin. Farklı kaybettiği maçlarda bile izleyenlere keyif verebilen ender isimlerden.
21 Haziran 2011 Salı
Wimbledon'da İlk Gün
Yağmur nedeni ile bir günü daha tamamlayamadık.
Maçlar 13'te başlıyor yerel saatle ya, merkez kort üstü kapanan tek kort, orada da 3 maç olunca yarım kaldı program. Hayır ne olur daha erken başlasa maçlar? Oyuncuların İngiliz kahvaltıları mı yarım kalıyor nedir?
Günün en tuhaf maçı Murray ile Gimeno-Traver arasındaydı. Murray izlediğim bölümde beni etkilemedi, izlemediğim bölümdeyse 15 oyun üst üste aldı. Maçın yarısında çıktım ama sonra nedir olan biten diye bir bakınca Traver'in kıpırdayamadığını gördüm. Dizinde bir sorun varmış, zaten ilk servis atamamaya başlamıştı, maçın sonunda da servislerde sıçrayamıyordu. Ama bundan süper oynadığı anlamı çıkmasın. İlk bir buçuk sette sadece elinden gelenin en iyisini yaparak direndi ama zaten herkeste Murray biraz toplarlansa maçı alır hissi vardı. Ama 15 oyun üst üste kaybetmesinde sakatlığının etkisi olmuştur. Diğer ağır isim Nadal ise tipik bir Nadal maçı oynadı. Merkez korta ilk çıkan isi olduğu için çok sevinmiş, gelenek olduğunu bilmiyor herhalde. Ne yapsın o da ilk kez son şampiyon olarak geliyor turnuvaya. Nadal ilk sette servis kırdırıp geri düşse de sonradan açılıp hızlıca bitirdi maçı. Ama çok fazla servis kırıldı maçta, bir kenara not etmek lazım. Berdych yıllardan ve yollardan sonra rahat bir maç kazanıp Volandri'yi 5 oyun bırakarak geçti ama bu maçta bile başlarda servis kırarken epey zorlandı. Çimde dikkat edilmesi gereken isimlerden Kamke hızlı başladığı maçta giderek zorlanmaya başladı ki buy maç da yarım kalan maçlardan biri. Bir de Hırvat derbisi olan Ljubicic-Cilic maçı yarım kaldı, setlerde durum 1-1. Kohlschreiber artık ilk turlarda da tehlikeli olamadığının altını çizerek Istomin'e elendi.
Kadınlarda halini pek beğenmediğimiz Zvonareva 3 sette eleyebildi Riske'yi. Venus 4 oyun bırakarak çabucak bir üst tura geçti ve nostaljik isim Date-Krumm'un rakibi oldu. İkili daha önce karşılaşmamış, hayret. Ben 90'larda oynamış olabilirler diye düşünmüştüm. Schiavone Dokic karşısında 1 set bıraksa da maçı kazanmayı bildi. Kuznetsova da ilk seti kaybettikten sonra toparlanıp maçını kazandı. Zhang ilk tur için kolay bir rakip değil tabi. Zahlavona-Benesova, Azarenka-Rybarkova, Bondarenko-Cornet ve Paszek-Morita maçları ise yarım kaldı.
19 Haziran 2011 Pazar
18 Haziran 2011 Cumartesi
Wimbledon Kadınlar Kurası
Tahmin yapmanın rezil olmayı göze almak olduğu bir kadınlar kurası ile daha sizlerleyiz.
İlk çeyrekte bir uçta Wozniacki diğer uçta Sharapova var. Wozniacki çimde pek oynamadı bu yıl, Wimbledon'dan fazla ümidi yok anlaşılan. Bu çeyrekteki bir başka dikkate değer isim Stosur. Gajdosova, Georges ve Cibulkova da burada. İngiliz gençler Watson ve Ronson da burada ama etkili olabileceklerini sanmıyorum. Sharapova'nın çıkması lazım buradan.
İkinci çeyrekteki ağır isimler Serena ve Na Li. Çeyrek finale kadar Serena'yı normal şartlarda zorlayabilecek bir isim görünmüyor. Oynadığı son 3 küsür saatlik kazanmayı kıl payı kaçırdığı Zvonareva maçında fiziksel bir sorun yaşamadıysa, birer gün ara alarak en azından 4. tura gelmesi lazım. Açılışı Rezai maçı ile yapacak küçük kardeş. Na Li'nin yolu daha sıkıntılı, ikinci turda olası Lisicki eşleşmesi var. Lisicki burada ilerleyebilir ama yarı finali göremez gibi bir his var içimde. Radwanska Ivanovic ve Mattek-Sands Na Li'nin tarafına düşen seri başı isimler.
3. çeyrek hafif. Şöyle ki buradan gelecek isime final için pek şans tanımıyorum. Çeyrek Azarenka ile başlıyor, Schiavone ile bitiyor. Hantuchova, Kanepi, Pavlyuchenkova, Peer ve Petkovic de burada. Dokic-Schiavone ilk tur eşleşmesi süprize müsait. Dokic bu maçı atlatabilirse 4. tura kadar rahat görünüyor. Açık bir çeyrek olmuş, Pavlyuchenkova ve Azarenka'dan biri yarıyı görür gibi hissediyorum.
Son çeyrek ise yoğun bir çeyrek olmuş. Zvonareva, Kvitova ve abla Williams burada. Venus'un 3. turda Jankovic eşleşmesi olacak gibi gönüyor, zorlansa da kazanır diyorum. 4. turu ise Zvonareva ile oynayacak gibi. Kvitova tarafında ise Vinci, Wickmayer ve Kuznetsova var. Zvonareva geçen seneki gibi değil bence ve buradan çıkacak ismi de kestirmek zor. Ama buradan çıkan isim final için daha avantajlı olur diyorum.
İlk çeyrekte bir uçta Wozniacki diğer uçta Sharapova var. Wozniacki çimde pek oynamadı bu yıl, Wimbledon'dan fazla ümidi yok anlaşılan. Bu çeyrekteki bir başka dikkate değer isim Stosur. Gajdosova, Georges ve Cibulkova da burada. İngiliz gençler Watson ve Ronson da burada ama etkili olabileceklerini sanmıyorum. Sharapova'nın çıkması lazım buradan.
İkinci çeyrekteki ağır isimler Serena ve Na Li. Çeyrek finale kadar Serena'yı normal şartlarda zorlayabilecek bir isim görünmüyor. Oynadığı son 3 küsür saatlik kazanmayı kıl payı kaçırdığı Zvonareva maçında fiziksel bir sorun yaşamadıysa, birer gün ara alarak en azından 4. tura gelmesi lazım. Açılışı Rezai maçı ile yapacak küçük kardeş. Na Li'nin yolu daha sıkıntılı, ikinci turda olası Lisicki eşleşmesi var. Lisicki burada ilerleyebilir ama yarı finali göremez gibi bir his var içimde. Radwanska Ivanovic ve Mattek-Sands Na Li'nin tarafına düşen seri başı isimler.
3. çeyrek hafif. Şöyle ki buradan gelecek isime final için pek şans tanımıyorum. Çeyrek Azarenka ile başlıyor, Schiavone ile bitiyor. Hantuchova, Kanepi, Pavlyuchenkova, Peer ve Petkovic de burada. Dokic-Schiavone ilk tur eşleşmesi süprize müsait. Dokic bu maçı atlatabilirse 4. tura kadar rahat görünüyor. Açık bir çeyrek olmuş, Pavlyuchenkova ve Azarenka'dan biri yarıyı görür gibi hissediyorum.
Son çeyrek ise yoğun bir çeyrek olmuş. Zvonareva, Kvitova ve abla Williams burada. Venus'un 3. turda Jankovic eşleşmesi olacak gibi gönüyor, zorlansa da kazanır diyorum. 4. turu ise Zvonareva ile oynayacak gibi. Kvitova tarafında ise Vinci, Wickmayer ve Kuznetsova var. Zvonareva geçen seneki gibi değil bence ve buradan çıkacak ismi de kestirmek zor. Ama buradan çıkan isim final için daha avantajlı olur diyorum.
17 Haziran 2011 Cuma
Wimbledon Erkekler Kurası
Şurada.
Son şampiyon ilk turda Russell ile oynayarak başlıyor. Sonrasında Roland Garros'ta da ikinci turda oynadığı Andujar ile oynayabilir ki Andujar Sweeting'i geçerse yine renkli bir maç olur. 3. turda Raonic ile oynayacağı maç çekişmeli olur demek istiyorum ama Raonic çim sezonunda şimdilik bekleneni veremedi. Hatta AO ve sonrasındaki küçük turnuvalar sonrasında duraklama devrine girdi denebilir. Almagro ile kanka olmayacaktı. Nadal 4. turu görürse olası rakibi Simon bence. Del Potro'da 4. tura gidebilecek dirayeti göremedik henüz. Bu çeyrekteki diğer seri başı Berdych ama kendisi hiç umut vermiyor bildiğiniz üzere. Onun yerine Verdasco, Fish, Haase veya süpriz sonucu Istomin çeyreğe gidebilir. Bu çeyrekte ilk turdaki Stepanek-Verdasco maçı iyi bir eşleşme.
İkinci çeyrekte Murray var. Murray ilk turlarda Gimeno-Traver, Kamke, Ljubicic yolunu izler gibi geliyor bana. Buradaki 4. tur maçını Gasquet veya Wawrinka ile oynar, çekişmeli olabilir. Çeyrekte ile Roddick ile karşılaşır ama Queens'teki kadar rahat yenemez diye düşünüyorum. Buradaki ilk tur maçlarından Ljubicic-Cilic maçı uzar, Tipsarevic-Karlovic maçından da süpriz çıkar diye düşünüyorum.
Bir sonraki çeyrekte Federer var. Toprakta Nadal'ı yenenler slamlerde finalden önce Federer ile boğuşuyorlar, gelenek olmuş artık. Gerçi Djokovic son zamanlarda alıştı Federer ile yarı final oynamaya. Federer Kukushkin-Mannarino-Nalbandian yolunu izler ilk üç turda. Orta şekerli bir kura. 4. turdaki en olası isim Youzhny yine. Bu bölümde Isner-Mahut maçı da var ama patates cipsi stoğu yapmayın, Mahut çok sağlan değilmiş diye duyduk. Çeyreğin diğer ismi prensim, bahtsızım. İlk turda Paire neyse de ikincide Dodig zorlar. 3. turda Golubev gelir. 4. turda ise form durumuna göre Tsonga'mnın gelmesi gerekir. Dolgopolov ilk turda Gonzo ile eşleşmiş. Olası Dimitrov-Tsonga ikinci tur maçı eğlence vaadediyor.
Djokovic'in çeyreğinde ilk 2 turdan sonrası çeyrek finale kadar laylaylom bir havada geçiyor. Chardy-Anderson şeklinde başlar ama ikisi de zorlayamaz bence. 3. tur rakibi için adayım Seppi, düşünün. 4. tura tavşanı Troicki gelir ve yine set alamadan elenir. Bu bölümdeki son haftaların süprizi Ward'ın 4. tura gelebileceğini düşünmüyorum. Gerçi seyirci Murray'ın aksine Ward'a olumlu etki yapar, belli de olmaz hani. Çeyrekte ise Söderling gelir diyemiyorum açıkcası. Söderling'in dilimi açık ara en kazık ve en çekişmeli bölüm olmuş. İsveçli ilk turda geçen yılın çiftler şampiyonu ve Nadal'ı iyice silkeleyen Petzschner ile oynayacak. Sonrasında Hewitt yine fiziksel olarak üst seviyede olamadığından Nishikori gelir. 3. turdaki muhtemel rakip Davydenko. 4. tur rakibini kestirmek zor, Mayer veya Malisse olur diyorum. Bu sekizde birlik dilimin kader maçlarından biri Petzscner-Söderling maçı olur gibi duruyor. Falla-Melzer maçından da çekişme çıkabilir.
Son şampiyon ilk turda Russell ile oynayarak başlıyor. Sonrasında Roland Garros'ta da ikinci turda oynadığı Andujar ile oynayabilir ki Andujar Sweeting'i geçerse yine renkli bir maç olur. 3. turda Raonic ile oynayacağı maç çekişmeli olur demek istiyorum ama Raonic çim sezonunda şimdilik bekleneni veremedi. Hatta AO ve sonrasındaki küçük turnuvalar sonrasında duraklama devrine girdi denebilir. Almagro ile kanka olmayacaktı. Nadal 4. turu görürse olası rakibi Simon bence. Del Potro'da 4. tura gidebilecek dirayeti göremedik henüz. Bu çeyrekteki diğer seri başı Berdych ama kendisi hiç umut vermiyor bildiğiniz üzere. Onun yerine Verdasco, Fish, Haase veya süpriz sonucu Istomin çeyreğe gidebilir. Bu çeyrekte ilk turdaki Stepanek-Verdasco maçı iyi bir eşleşme.
İkinci çeyrekte Murray var. Murray ilk turlarda Gimeno-Traver, Kamke, Ljubicic yolunu izler gibi geliyor bana. Buradaki 4. tur maçını Gasquet veya Wawrinka ile oynar, çekişmeli olabilir. Çeyrekte ile Roddick ile karşılaşır ama Queens'teki kadar rahat yenemez diye düşünüyorum. Buradaki ilk tur maçlarından Ljubicic-Cilic maçı uzar, Tipsarevic-Karlovic maçından da süpriz çıkar diye düşünüyorum.
Bir sonraki çeyrekte Federer var. Toprakta Nadal'ı yenenler slamlerde finalden önce Federer ile boğuşuyorlar, gelenek olmuş artık. Gerçi Djokovic son zamanlarda alıştı Federer ile yarı final oynamaya. Federer Kukushkin-Mannarino-Nalbandian yolunu izler ilk üç turda. Orta şekerli bir kura. 4. turdaki en olası isim Youzhny yine. Bu bölümde Isner-Mahut maçı da var ama patates cipsi stoğu yapmayın, Mahut çok sağlan değilmiş diye duyduk. Çeyreğin diğer ismi prensim, bahtsızım. İlk turda Paire neyse de ikincide Dodig zorlar. 3. turda Golubev gelir. 4. turda ise form durumuna göre Tsonga'mnın gelmesi gerekir. Dolgopolov ilk turda Gonzo ile eşleşmiş. Olası Dimitrov-Tsonga ikinci tur maçı eğlence vaadediyor.
Djokovic'in çeyreğinde ilk 2 turdan sonrası çeyrek finale kadar laylaylom bir havada geçiyor. Chardy-Anderson şeklinde başlar ama ikisi de zorlayamaz bence. 3. tur rakibi için adayım Seppi, düşünün. 4. tura tavşanı Troicki gelir ve yine set alamadan elenir. Bu bölümdeki son haftaların süprizi Ward'ın 4. tura gelebileceğini düşünmüyorum. Gerçi seyirci Murray'ın aksine Ward'a olumlu etki yapar, belli de olmaz hani. Çeyrekte ise Söderling gelir diyemiyorum açıkcası. Söderling'in dilimi açık ara en kazık ve en çekişmeli bölüm olmuş. İsveçli ilk turda geçen yılın çiftler şampiyonu ve Nadal'ı iyice silkeleyen Petzschner ile oynayacak. Sonrasında Hewitt yine fiziksel olarak üst seviyede olamadığından Nishikori gelir. 3. turdaki muhtemel rakip Davydenko. 4. tur rakibini kestirmek zor, Mayer veya Malisse olur diyorum. Bu sekizde birlik dilimin kader maçlarından biri Petzscner-Söderling maçı olur gibi duruyor. Falla-Melzer maçından da çekişme çıkabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
