Nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2011 Pazar

Jimmy Connors Röportajı

http://tennis.com/articles/templates/features.aspx?articleid=13877&zoneid=9

Tennis.com editörü Tom Perotta güzel bir Connors röportajı yapmış tam Amerika Açık öncesi. Haliyle çokça Connors'un 1991'de 39 yaşındayken yaptığı Amerika Açık yarı finalinden bahsediliyor. Özellikle 38 yaşında bileğinden ciddi bir operasyon geçip aylar sonra kortlara dönen Connors'un dirayetinin ne kadar büyük olduğunu kendi söylediklerinden anlayabiliyoruz.

Not: Türkçe'ye çevirebilecek alçakgönüllü, iyi niyetli, güzel insan, cici insan varsa kapımız açık tabii. Yorum bölümüne atarsanız kopyala yapıştır diyerekten buraya koyabilirim. Yapan çıkmazsa ben bir ara üşenmezsem yapabilirim. Bilemiyorum.

12 Temmuz 2011 Salı

Davis Kupası Hatırası: ABD vs. Arjantin (1980 Finali)



1980 Davis Kupası finali. Yer Buenos Aires. Arjantin ile ABD arasında. O dönemde bu iki ülke tenisin en iyi iki ülkesi ve defalarca karşılaşıyorlar. Haliyle aralarındaki rekabet büyük yukarıdaki video'da da görebileceğiniz üzere. Arjantin'i Vilas, ABD'yi McEnroe taşıyor... Bu seriyi daha da anlamlı kılan bu seriye kadar Davis Kupası'nda namağlup olan McEnroe'nun bu serideki iki maçını da (Clerc'e 4 sette, Vilas'a 5 sette) kaybetmesi.

Serinin detayları için şuraya da bakabilirsiniz:

http://www.daviscup.com/en/results/tie/details.aspx?tieId=10000502

15 Ocak 2011 Cumartesi

Bunu Biliyor Muydunuz?

Bu hafta gündemdeki konulardan biri de Simon-Gulbis maçı. Sydney yarı finalinde oynanan maçta ilk sette set için servis atarken servisini kırdıran, arkasından tiebreak'e giden seti kaybeden, set arasında hakemle uzunca tartışan Gulbis, ikinci seti 6-0 kaybetmiş ve sadece 3 puan (1'i de Simon'un çift hatası) kazanabilmişti. ATP'nin "lack of the effort" diye bir kuralı var. Sahada maçı sallamazsanız, İngilizcesi maçı "tank"larsanız ve bunu bariz bir şekilde yaparsanız 3-5 bin dolar para cezası alıyorsunuz. Bu cezanın en son geçen sene Houston turnuvasında Eduardo Schwank'e verildiğini görmüştüm ve o ceza 1000 küsur dolardı.

Asıl anlatacağım ise Federer ile alakalı. Şimdi bile Federer'in bazı ufak turnuvaları sallamadığı, bazı maçları bilerek kaybettiği söyleniyor bazen. Zaten Federer'in kendini bu tarz turnuvalarda çok sıkmadığı çok açık ama buna tam olarak maç tanklamak denemez tabii. Şimdi 30 yaşını devirecek olan Federer, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, Agassi ile Sampras slam kazanır, Galatasaray hala şampiyon olur iken yıl 1998'de bu cezayı almış. Yani 17 yaşındayken... Eylül ayının sonunda Toulouse'daki bir turnuvaya gidiyor Federer wild-card ile. O zaman sıralamada ilk 800'ün bile dışında. İlk iki turda arka arkaya top 50 oyuncularını yeniyor ve çeyrek finalde mağlup oluyor. Burada aldığı puanlarla ilk 400'e giriyor. Bir sonraki hafta kendi evinde Basel'de wild-card alıyor ve zamanın top 10 oyuncusu Agassi ile oynuyor. Sadece 5 oyun alabildiği maçı kaybetse de adını duyuruyor az çok.

Bu maçtan bir hafta sonra İsviçre'nin dağlık bir bölgesinde bir future (o zamanlar satellite diye geçer) turnuvasına gidiyor. İlk turda yerel bir İsviçreli oyuncuyla karşılaşıyor ve maçı 7-6 6-2 kaybediyor. Maçta ne çizgi hakemi, ne top toplayıcı var. Sadece sandalye hakemi. Maçla ilgili konuşan bu hakem Federer'in her oyunda çifter çifter çift hata yaptığını ve aşırı ilgisiz, motivasyonsuz olduğunu söylüyor ve maçtan sonra 100 dolar ceza alıyor Federer. İlk turda elendiği için 87 dolar alıyor ve turnuvayı 13 dolar zararla kapatıyor. Bu da Federer'in kariyerinde para kaybettiği ilk ve tek turnuva oluyor. Maçın hakemi maç sırasında Federer'i diskalifiye etmeyi de düşündüğünü ama böyle bir durumda birkaç hafta veya birkaç ay turda maç oynayamama cezası alabileceğini düşündüğünü ve bunu istemediği için para cezasıyla geçiştirdiğini söylüyor. Cezayı alan Federer de cezayı hak ettiği yönünde görüş bildiriyor.

Bu da böyle bir anı işte...

6 Ocak 2011 Perşembe

Gelmiş Geçmiş En İyi Tiebreak



Tartışmasız budur...

John McEnroe ile Bjorn Borg karşı karşıya. Dönemin Federer-Nadal rekabeti. Borg, Wimbledon'ı 76, 77, 78 ve 79'da üst üste 4 kez kazanmış. Beşincisi için kortta. İlk üç set 2-1 Borg üstünlüğüyle geçiliyor ve 4. set tiebreak'e gidiyor. Set puanları, maç puanları havada uçuşuyor, maç 5. sete gidiyor. Ama Borg dramatik şekilde kaybettiği tiebreak'in ardından inanılmaz bir mental güçle son seti 8-6 kazanıyor. McEnroe ise muradına hemen bir sene sonra eriyor Wimbledon'da. Gelmiş geçmiş en iyi maçlardan, indirilmesi ve izlenmesi şiddetle tavsiye olunur...

Not: Maalesef, ses yok videolarda. Bir tane daha upload edilmişi var Youtube'da, ama onun da görüntüsü berbat ötesi olduğu için bunu tercih ettim. İdare edeceğiz artık.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Halı Kort Kazası



Maç da çok ama çok özel bir maç ayrıca, belirteyim. 1985 Davis Kupası yarı finalinde Almanya ile Çekoslovakya karşılaşıyor. O sene Wimbledon'ı ilk kez kazanan 17'lik Boris Becker, seriyi 1-0'a getirmiş. Arkasından 20 yaşındaki bir diğer genç Alman Michael Westphal, zamanın top 20 oyuncusu Tomas Smid'e karşı underdog olduğu bir maça çıkıyor. Smid ilk iki seti 8-6 ve 6-1'lik skorlarla kazanıyor. Arkasından 20 yaşındaki genç Michael, 7-5 11-9 ve 17-15'lik setleri alıp maça noktayı koyuyor. 5 saati aşan bu maçtan sonra seriyi bitiren Almanya, finalde Edberg ve Wilander'li İsveç'e 3-2 kaybediyor. Westphal final maçında Edberg'e karşı ilk seti kazanmasına rağmen maçı 4 sette kaybetmekten kurtulamıyor.

Daha da kötüsü şu ki, bu galibiyetle kariyer zirvesi yapan Westphal bu maçtan 6 yıl sonra, 26 yaşında AIDS sebebiyle ölüyor. Westphal'ın karısı Jessica hiçbir zaman AIDS'in kocasına nereden bulaştığıyla ilgili kesin bir açıklama yapmıyor. Jessica, kocasının ölümünden sonra dönemin en iyi oyuncularından Michael Stich ile evleniyor, daha sonra ondan da boşanıyor.

Hüzünlü hikaye yani...

8 Temmuz 2010 Perşembe

McEnroe vs. Ivanisevic

Haber Emre Yazıcıol'dan. Bu akşam saat 19.00'da iki efsane tenisçi John McEnroe ile Goran Ivanisevic karşılaşacaklarmış Dubrovnik'te. Yardıma muhtaç çocuklar için. Eurosport 2 de maçı veriyormuş. Kaçar mı? Kaçmaz tabii. Oynadıkları tenis dışında karakter olarak da böyle gösteri, yardım maçlarında insanları eğlendirebilecek oyuncular ikisi de. İyi seyirler şimdiden...