TV'de Tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TV'de Tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2011 Cuma

David Ferrer

Ç

Çok sevimliydi, dayanamadım... Prensimiz bu yıl 3. kez sezon sonu turnuvasına katılmayı garantiledi. Maç sonrası rapörtajından öğrendilerimiz kendinin sevindirik olduğu ve "Feliciano" isminin "Fleftliano" şeklinde olduğu.

Yarı finale kalarak vatandaşı Fleftliano ile karşılaşmış olacak. Bu da bir İspanyol'un finalde olması demek. İyi iş çıkardırlar.

Bundan sonra bizzat sahibi olduğu Valencia turnuvasında oynayacak. Turnuvanın diğer sahiplerinden Ferrero'yu yolda eledi Çokoprensimiz. Russell'ın buralara yazamama sebebi de budur.

18 Ağustos 2011 Perşembe

Üç Buçuk Saatlik Izdırap

Hem oynayanlar için, hem izleyenler için.

Rafa-Verdasco maçı kötü başladı, kötü devam etti ve kötü bitti. Şimdi siz highlight görüntülerine bakar ve "E ne güzel puanlar olmuş işte?" diyebilirsiniz ama 3,5 saatlik maçtan da o kadar puan çıkıversin bizahmet.

İki tarafında bitirme konusunda beceriksiz olduğu, ağır geçen, yavan ve istikrardan yoksun bir maçtı. Maç 11:00-14:30 arasında oynandı ki değil tenis oynamak, dışarı çıkmak için bile en kötü saatler. Verdasco servis kırdırdıktan sonraki hemen oyunu almak konusunda tam bir faciayken, Nadal file önü tercihleri ve bitirme vuruşlarında kötüydü. Yanlış file önü tercihi yüzünden kaç passing shot yedi sayamadım bile. En iyi olduğu konu şaşılacak biçimde başını beladan kurtarmak için attığı servisleriydi.

Nadal dün oynadığı ve bugün oynadığı maçlara sağ elindeki iki kocaman bandajla oynadı. Kendisi "Bir kaç gün önce oldu" demiş, bandaj ilk olarak çiftler maçından önce görünüyor elinde. Sebep? Sıcak tabağa dokunmak....

3,5 saatlik ızdırap sonunda Fish ile oynayıp kaybetme hakkı kazanan Rafa sevindirik olurken, Verdasco....


... tam bir at hırsızı gibi tepki vermiş. :S


6 Mart 2011 Pazar

Davis Cup: Son Gune Gelinirken

Tur atlayan 3 takim belli oldu; Ispanya, Arjantin ve Isvec. Ispanya'nin isi son gune birakmayacagi kesin gibiydi zaten ama diger takimlar icin ayni seyi soylemek zor. Isvec Joachim Johansson suprizi, Arjantin ise Nalby'nin "Yahu ne gerek vardi simdi?" dedirten performansi ile islerini ilk 2 gunde bitirdiler. Nalbandian'inki gercekten luzumsuz bir isti bence. Bak Del Potro'ya, yorgunum dedi yatti. Sen daha mi gencsin sanki ondan?

Sirbistan bana gore Hindistan'in yaptigi stratejik hata ile son gune avantajli girdi. Ciftler maci kaybedilecekti buyuk ihtimalle ama o macta bence Somdev yerine Yuki oynamaliydi. Genc cocuk, hem ciftler sonuclari da simdilik daha iyi. Boylelikle son gune Somdev daha enerjik girer ve Troicki'yi zorlayabilirdi. Tipsarevic'i saymiyorum bile. Gecen senenin imkansizliklardan dem vuran sampiyonu Sirbistan'in ilk turda kendi evlerinde Hindistan gibi imkansizligin ve fakirliginin neredeyse din haline geldigi bir ulke karsisinda bu kadar sefil olmasi ise ayri komedi. Sonuc ne olursa olsun, Hint oyuncular ilk turun kahramani oldular bence.

Hirvatistan'i Almanya karsisinda geriye dusuren macta Karlovic bir hiz rekoru kirdi 251 km/s'lik servisiyle ama Russell der ki o konuda bazi izleyicilerin ciddi suphesi var. Video gelince inceleriz demisti ama su ana dek net bir goruntu elde edemedik. Bazi insanlar ciddi ciddi olcum hatasi oldugunu dusunuyorlarmis.



Havaalani hangarinda devam etmekte olan mucadelede ise ev sahibi Avustralya ciftler macini kazanarak umutlarini yesertti. Yine de Fransa tura daha yakin olan taraf.

Sili ise ciftler mucadelesini kaybederek Isner'in sakatligindan faydalanarak tur atlama sanslarini sifira indirdiler. Cek Cumhuriyeti ise ciftleri kazanarak galibiyeti grantiler gibi oldu zira Kazakistan takiminda Golubev hic umut vermiyor. Ilk gun macinda Hajek'i 5 sette zor yenen Golubev, 3. gunde Berdych'e maglup olur diyorum. Berdych, ekurisi Stepanek olmadan da takimi sirtliyor.

25 Kasım 2010 Perşembe

Serena Avustralya Acik'ta Yok

Evet, resmi olarak aciklandi.

Daha 1-2 gun once yazmistim bence cekilir diye. Bence kendisinin asil sorunu sakatligi boyunca olmasi gerektigi gibi dinlenmemesi. Hareketli insanlar icin iskence tabi tum gunu sabit gecirmeye calismak ama bunu yapmayanalrin da durumu belli.

Ben butun bu olanlara ragmen hala Serena'yi Wimbledon icin en buyuk favori olarak goruyorum. Birincisi onun oyunu ve digerlerinin oyunlari arasinda cok fark var. Ikincisi de sakatlik aralarindan sonra eski formunu hizli bir sekilde yakalayabiliyor. Zaten neredeyse tum kariyeri aralardan sonra oynayarak gecti.

Bu kadar uzun sure uzakta kalmasi ile ilgili olumlu olabilecek bir nokta da en azindan bir sure tendinit sorunu yasamayacak olmasi. Fazlasiyla dinlendi zira.

31 Ağustos 2010 Salı

Eurosport'a...

Eurosport, tenis anlamında Türkiye'deki en büyük nimet. Burası tartışmasız. Eurosport Türkiye ekibi de spikerleriyle birlikte uzun zamandır özellikle grand slam'lerde iyi iş çıkartıyor, uzun yayın programlarına rağmen... Emeği geçen herkese teşekkürler bunun için... Lakin son zamanlarda biraz durgunluk, eksiklik var anlatım açısından. Belki daha turnuvanın ilk gününden eleştiri getirmek aşırı olabilir ama yine de yazmayı tercih ederim. Bir değişme olursa yine bu konuyu gündeme getirebiliriz.

Eurosport'ta tenis anlatımında belli uzman kişiler var: Caner Eler, Emre Yazıcıol ve Şevket Furkan Erbay. Bu üçünü keyifle takip ediyorum. Bunun dışındaki kişiler belki de birinci sporlarının tenis olmaması sebebiyle bazı hatalar yapabiliyorlar veya anlatımları doyurucu olmayabiliyor, eksik kalabiliyor vs... Twitter'ından öğrendiğimiz kadarıyla Emre Yazıcıol şu an askerde, dolayısıyla bu grand slam'de olmayacak. Caner Eler, NTV Spor'a geçti. Gerçi kendisi Eurosport'ta da devam edeceğini söyledi ama ilk gün - eğer ben kaçırmadıysam - yayında hiç yoktu. Aynı şekilde Şevket Furkan Erbay'ı da ilk gün hiç duyamadık. Bunun yerine Gürsoy Ercan, Barbaros Çıdal ve ismini bilmediğim diğer birkaç spiker görev aldı. Ve maalesef anlatım hayal kırıklığıydı. Schiavone maçının sadece ilk 10 dakikalık kısmını seyretme fırsatı bulabildim. Anlatan yanılmıyorsam Gürsoy Ercan'dı. Ve Schiavone'nin Roland Garros performansından bahsettikten sonra burada da önemli isimlerden biri olduğunu, çeyrek finale çıkabileceğini, daha ileriye gidebileceğini söyledi, bunlardan bahsetti. Amerika Açık öncesi İstanbul Cup'a erken veda ettiğini, ama son haftalarda formunu biraz olsun bulduğunu söyledi. Pardon, ama biz başka bir Schiavone'yi mi izliyoruz? Schiavone, Roland Garros sonrası oynadığı 2 çim kort maçını da kaybetti. Arkasından İstanbul Cup'ta sadece 1 maç kazanabildi. Sonrasında Cincinnati'de Vesnina'ya 2 sette kaybetti. Montreal'de Makarova ve Safina'yı mağlup ettikten sonra Wozniacki'ye yenildi ve New Haven'da da ilk turda Safina'ya kaybetti. Schiavone'nin formsuzluğu bu kadar barizken, daha ilk tur maçında vasat bir rakibe karşı ilk sette 3-0 öne geçti diye çeyrek finalden falan bahsetmek çok büyük bir acelecilik olmuyor mu? Schiavone ki, bu yıl sadece Roland Garos sonrası değil, öncesi de çok büyük işler yapmamış (toprak kortta 1 şampiyonluğu var Barcelona'da, Avustralya Açık 4. tur ve Auckland yarı finali). Onlar dışında bir dolu 2. tur mağlubiyetleri var ve eğer Roland Garros'u kazanmamış olsa burada sıradan bir seribaşı olacağı kesin. Hiçbir şeyin garantisi yok. Schiavone burada da çıkıp şampiyon olabilir. Bunu bilemeyiz. Ama eğer eldeki verilere göre hareket edeceksek, neye göre Schiavone'nin çeyrek finale yükselmesini rahat ulaşılabilir bir hedef olarak belirliyoruz? Kendisi bile İstanbul Cup'tan sonra acilen maç kazanmaya ihtiyacım var, formum çok kötü ve kazanacağım her maç benim için başarı dedi. Burada muhtemelen 3., 4. turda elense bile başarısız saymayacak kendini, ki 4. turda muhtemel rakibi Pavlyuchenkova veya Azarenka olacak. Hepsinden öte daha ilk tur maçının 10. dakikasında sadece sete iyi bir başlangıç yaptığı için "gerçekten iyi oynuyor, çeyrek final..." demek abartıdır, bu çok net.

Bunun dışında Vesnina-Stosur maçı... Spikeri tanımıyorum. İlk set ya da ikinci set sırasında Stosur'un yükselişinden vs. bahsediyordu. Doğrudur, son 1-2 yıl içerisinde harika bir yükseliş yaptı... Ama sonra bu yükselişi son dönem form durumuyla da ilişkendirdi anlatan kişi. Amerika Açık öncesi turnuvalardaki derecelerini "iyi ve umut verici" olarak tanımladı. Anlamak güç. Stosur, Roland Garros finalinden sonra Wimbledon'da ilk turda kaybetti. Arkasından Stanford'da yarı final oynadı (ilk turu bye geçti, yani sadece 2 maç kazandı). San Diego'da ilk maçında Oudin'i yenip sonrasında Pennetta'ya mağlup oldu. Geçen hafta da New Haven'da ilk maçında Errani'yi maç puanları çevirip yendikten sonra, Petrova'ya karşı çok ağır bir mağlubiyet aldı. Stosur sıralaması gereği katıldığı turnuvalarda ilk turları bye geçtiğinden arka arkaya yaptığı yarı final, çeyrek final, çeyrek final dereceleri kötü gözükmeyebilir ama çeyrek final yaptı dediğimiz, sadece 1 maç kazandı anlamına geliyor. Onlar da genelde kötü oyunculara karşı oluyor (McHale, Oudin ve Errani ilk turda yendiği oyuncular). Stosur'un yendiği tek top 20 oyuncusu Wickmayer bu dönemde. Onun dışında Azarenka, Pennetta ve Petrova'dan set dahi alamadı ve gerçekten çok kötü maçlar çıkardı, çok da formsuz göründü. Üstüne üstlük bilek sakatlığından muzdarip ve bir ara turnuvadan çekilebileceği bile gündeme gelmişti. İlk tur maçını da çok iyi oynamadan zorlanarak kazanmayı başardı. Buna rağmen Stosur'un formunu övmek, Amerika Açık öncesi sonuçlarını "iyi" olarak nitelemek ve bu turnuvaya büyük ümitlerle geldiğini vs. söylemek izleyiciyi yanıltmak olmuyor mu?

Bunların dışında kortta oynanan oyun da iyi bir şekilde yorumlanmıyor kanaatimce. Bu, büyük ihtimalle maçı anlatan spikerlerin çoğunun tenisle çok da haşır neşir olmamasından kaynaklı. Zira yazının başında belirttiğim gibi bu kanalda tenis hakkında hem bilgi olarak, hem yorum olarak, hem de anlatım olarak çok değerli isimler mevcut. Umarım önümüzdeki günlerde daha iyi olur bu anlamda Eurosport... Yanlış bilgi, bilginin yanlış yorumlanması, oynanan oyunu yorumlamadaki yetersizlik, maalesef şu an için dikkat çeken detaylar.

Eurosport ekibine yaptığı çalışmalardan ve gösterdikleri özveriden dolayı gerçekten saygı duyuyorum. Yayın temposu çok ağır grand slam'lerde ve mutlaka teniste çok uzman olmayan kişiler de oraya çıkıp maç anlatmak zorunda kalıyor. Onların da ellerinden geldiğince iyi hazırlandığına eminim ama bu yetersiz oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Suç yüklemiyorum kimseye, şikayet de etmiyorum, sadece daha iyi bir anlatımla bu uzun yayınları izlemenin biz izleyiciler için daha kolaylaşacağını ve zevkli hale geleceğini düşünüyorum. Emek veren herkese de tekrar teşekkür ediyorum... Sevgi, saygı...

2 Ağustos 2009 Pazar

Televizyonda Tenis Yayınları #1

2 ağustos 2009 pazar (bu akşam):

22.00: wta stanford finali, venus williams-marion bartoli (eurosport)
00.00: atp los angeles finali, sam querrey-carsten ball (eurosport)

iyi seyirler...