Roland Garros 2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Roland Garros 2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2010 Pazar

Fransa Acik Sampiyonlari



Once gunun sampiyonu...

O biirr topraktaki tum onemli turnuvalari ayni yil kazanaaaaaaaaaaaaaaaann!!!
O biiir kolunda saaatle oynayarak set puani bile gormeyeeeeen!!!
O biiir gecen yil tek maglubiyetini aldigi rakibini finalde rahat yeneeeeennn!!!
O bir iki uuuccc RAFAEL NADAAAALLL!!!

Mac baslamadan once Nadal'i kupaya daha yakin gormekle beraber Soderling'in de iyi direnecegini ve cekismeli bir mac izleyecegimizi dusunuyprdum. Ama oyle olmadi. Soderling fena baslamadi aslinda, servisleri de fena degildi ilk oyunlarda ama iki faktor Soderling'i dusurdu; birincisi Nadal'in Soderling servislerini beklenenden iyi karsilamasi, ikincisi de Nadal'in kendi servisindeki servis kirma puanlarinda aniden oyununu yukseltmesi ve neredeyse hic paniklememesi. Bunlarin disinda Rafa cok iyi servis atti, rallilerde surekli topun yonunu, ritmini, hizini ve yuksekligini degistirerek Soderling'i sasirtti ve yine oyle toplar cevirdi ki Federer'in yuzu suyu hurmetine Soderling'i destekleyen Fransiz seyircisi sus pus oldu bir kac puanda. Soderling kendi servis oyunlarinda giderek daha cok zorlanmaya basladi. Arada 2 alamet-i farikasindan biri olan bos korta fuze forehand gonderme taktigi ile puan kopartsa da toplamda bunlar Rafa'ya yetmedi. Soderling gitgide bunaldi, bunaldi, bunaldi...ve yok oldu...



Simdi de dunun macina gecelim. Bunu izleyemedim saglik sorunlari nedeniyle. Ama kazanani ogrenince cok sevindim. Aslinda Stosur da kazansa uzulmeyecektim tabi ama Schiavone icin ayrica sevindim. WTA'da polemige, tarismaya girmeyen iki ismin maciydi bu mac. Stosur son zamanlardaki grafigi, Schiavone de yillara yayilan emegi ile hak etmisti sampiyonlugu. Ama Francesca bu ay sonunda 30 yasina basacak ve muhtemelen bir daha boyle bir firsat yakalayamayacak. Tenis tarihinde hos bir iz birakti Roland Garros'u kazanarak. Ve yukaridaki fotografta da secilebilecegi uzere kupasina sarilinca Stosur dahil herkes birazcik gulumsedi sanirim.

Bir Grand Slam'in daha sonuna geldik. Neyseki Wimbledon bizi fazla bekletmeyecek. ATP'de mucadele son sampiyon Federer, yeni bir numara Nadal, azimkar Roddick, ev sahibi Murray ve kendine guveni artan Soderling ile ilginc olacak. WTA ise Wimbledon uzmani Williams bayanlari, sirf bu kupa icin geri donen Henin, yavas yavas ritmini yakalayan Sharapova, bu kez finalde takilmak istemeyecek Stosur ve iyilessin istedigimiz Cjlisters ile suprizli olacak gibi.

Bu turnuvada kotu durumdaydik. Suprizli gecen bayanlari ve Nadal'in "kesin donusu"nu mujdeleyen erkekler maclarini iyi takip edemedik ama Wimbledon'da arayi kapatiriz artik.

4 Haziran 2010 Cuma

Slam Ustune Slam


Williams bayanlari bugun ciftlerde Roland Garros'u kazandilar.

Boylelikle tum onemli turnuvalari en az 2 kez kazanarak cifte "career golden slam" yapmis oldular.

Bu yil "True Gran Slam" gelir mi? Neden olmasin? Williams bayanlarinin Wimbledon'da rakipsiz olduklarini dusnuyorum. Geriye bir tek gecen yil kazandiklari US Open kaliyor ki, bir aksilik olmazsa bu turnuvayi da kazanirlar. Zaten son 4 Grand Slam turnuvasinda ciftler sampiyonluklari hep onlarin oldu. Bayanlar tarihinde bunu basaran 3. cift oldular.

Boylelikle Serena Williams da hem ciftlerde hem de teklerde ayni anda 1 numarayi gorenler listesine katildi. Venus ise ciftlerde 1, teklerde 2 numara.

1 Haziran 2010 Salı

Ve Federer Elenir...!

23 grand slam üst üste en az yarı final oynamış, son 19 grand slam'in 18'inin finalinde bulunmuş, tarihin gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu Roger Federer, bugün Roland Garros'ta çıktığı çeyrek final maçında İsveçli Robin Soderling'e 4 setlik maç sonucunda mağlup oldu.

Aslında ilk seti izledikten sonra klasik bir Federer galibiyeti görünüyordu. 3 veya 4 sette, bir şekilde kazanacak gibiydi. Harika bir servis yüzdesi, karşısında Federer'i görünce pek çok sefer olduğu gibi servis performansı dibe vuran bir Soderling ve 1 set boyunca sadece 3 basit hata yapan Federer. Bunların sonucunda seti almakta çok zorlanmadı İsviçreli. Ama ne olduysa 2. setin başlangıcından sonra oldu. 2. setteki ilk servis oyununda sarsıntı yaşayan Federer, rakibine verdiği ilk servis kırma şansını çeviremedi ve 3-0 geriye düştü. Bu andan sonra geri dönemeyen Federer, seti 6-3 ile kaybetti. Yine de işler Federer için çok kötü görünmüyordu. 3. sette durum 5-5 ve Federer servisinde 30-15 öndeyken, iyice bastıran yağmur sebebiyle maç tatil edildi. Yaklaşık 1 saatlik aranın ardından başlayan maçın momentumu tamamen İsveçli'ye geçmişti. 30-15'ten gelerek servis kıran Soderling, kendi servisini de alarak seti bitirdi.

Federer, bu 23 grand slam arka arkaya en az yarı final oynama rekorunu ortaya çıkarırken, çok fazla maç çevirdi bu tarz. Yine aynısını bekliyordum ama bu kez karşısında, mental olarak güçlü diyebileceğimiz bir isim vardı ve yağmur arasından sonra daha iyi bir Federer, daha kötü bir Soderling beklerken, tam tersi bir durum ortaya çıkmıştı. 4. sette 3-3'te servis kırma puanları kurtardı Federer ve 4-3 öne geçti. Artık vitesi arttırmasını bekliyordum, ama arttıramadı. 4-4'te bu kez paçasını kurtaramadı ve servisi kırdırdı. Bu andan sonra inanabildim ancak Soderling'in kazanacağına. Federer yıllardır bu tarz durumların üstesinden o kadar fazla gelmişti ki, ancak bu kadar ucuna gelince inanabildim onun bir grand slam'de erken elenebileceğine (erken dediğimiz de çeyrek final, unutmayalım)...

Sonuçta, Soderling turnuvanın ilk 4 maçında oynadığı tenisi tekrarlayarak, Federer'in rekorunu bitirmeyi başardı. Geçen sene Nadal'ı eledikten sonra, bu sene Federer'i elemesi... Yaptığı küçümsenecek bir iş değil. Aslında bu Roland Garros öncesine kadar onun için kötü bir sezondu. Kariyerinin dönüm noktalarından biriydi bu turnuva. Eğer burada da erken bir veda yapsaydı, ileride kendisini "bir ara Nadal'ı Roland Garros'ta elemişti, 2 sene sonra ortalarda yoktu" diye anlatabilirdik; ama bu galibiyetinden sonra böyle bir şey söz konusu değil...

Soderling, bu galibiyetle birlikte, geçen sene Nadal'dan alıp Federer'e verdiği 1 numarayı, bu kez Federer'den alıp Nadal'a verebilir. Yarın Nicolas Almagro karşısında çeyrek final maçına çıkacak olan Nadal eğer turnuvayı kazanmayı başarırsa, pazartesi günü açıklanacak yeni sıralamada dünyanın yeni 1 numarası olacak, yaklaşık 1 yılın ardından.

Tabii, bu sonuçtan sonra gözler Nadal-Söderling finali arıyor. Nadal, çeyrek finalde Almagro'yu mağlup ettiği takdirde, yarı finalde Djokovic-Melzer maçının galibiyle oynayacak. Djokovic'i bu turnuvada gerçekten çok kötü gördüm ve son 2 maçı süper oynayan Melzer, yarın Djokovic'i yenerse benim için hiç de sürpriz olmayacak. Djokovic'in kazanması halinde de Nadal'a büyük bir tehdit yaratabileceğini düşünmüyorum. Diğer yarı final eşleşmesi Soderling ile Berdych arasında oynanacak. Berdych, yarı finale gelene kadar set bırakmadı ve Murray ve Youzhny gibi iki oyuncuyu elemeyi başardı. İki oyuncu da çok benzer stillerde oynayan oyuncular. İkisi de formlarının zirvesindeler. Ben zor ve uzun bir maç olacağını düşünüyorum. 5 sete de gidebilir ama kritik anlarda daha avantajlı olan, daha sağlam durmasını bilen Soderling'in az bir farkla maçı kazanacağını düşünüyorum. Yani herkes gibi benim beklentim de Nadal-Söderling finali. O final ne olur tahmini de, "eğer olursa"ya kalsın artık. O kadar sonrasını da hesap etmeden, tenis keyfini çıkartmaya bakalım, zira kaliteli maçların kokusu gelmeye başlıyor...

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Roland Garros ve Dalyalar

Roland Garros 2010'da;

- Federer 700. ATP galibiyetini
- Nadal 100. Grand Slam galibiyetini
- Yine Nadal toprakta 200. ATP galibiyetini aldı.

Nice dalyalara! :)

30 Mayıs 2010 Pazar

Roland Garros'ta Mikrop

Serena Williams dun oynadigi macta ikinci sette birden dususe gecince merak ettim ne oldu diye. Aciklamasi suymus;

"I just got a little dizzy. I don't know. I got really fatigued. I felt really dizzy out there. I was just trying just to stay in there. Just fighting a cold and fighting sickness. (The doctor) said that there's a bug that's going out. Players start feeling tired and the next day they get sick. I'm gonna load up. I've been loading up on vitamins. I should be okay. I hope."

Havanin birden degismesi durumlarinda olan bir durum. Fransa'da gectigimiz Pazar ile bu Pazar arasinda ciddi bir hava sicakligi farki var. Bu gibi durumlarda vucut direncinin dusmesi ve buna bagli olarak mikroplarin harekete gecmesi normal.

Serena'ya gecmis olsun, tum oyuncular kendilerine dikkat etsin.

28 Mayıs 2010 Cuma

23 Mayıs 2010 Pazar

Jukebox: Tsonga, Murray ve Soderling



Uyari: Sira Soderling'e gelince kulaklarinizi tikayiniz. Aksi halde olusacak zararlardan True Grand Slam sorumlu degildir.

Ekleme:

Roland Garros - 1. Gün

Roland Garros, bugün 16 erkekler, 16 kadınlar olmak üzere toplamda 32 maçla start aldı. Turnuvanın açılışını merkez kortta son şampiyon Svetlana Kuznetsova yaptı. Kuznetsova, genç Rumen raket Sorana Cirstea'yı ilk 3 oyunu kaybettikten sonra, 12-1'lik bir oyun serisi yakalayarak rahat geçti. Yine de Kuznetsova'nın geçen seneki başarısını tekrarlamak için hazır olduğunu söylemek mümkün değil. Bugün biraz tecrübesi, biraz da Cirstea'nın maç içinde git gide düşen performansıyla kazandı. Cirstea'nın da çok formda olmadığını biliyoruz. Rus raketi biraz daha çetin bir rakibe karşı izlemek gerek.

Kuznetsova'nın arkasından geçen senenin erkekler finalisti Robin Söderling sahne aldı. Söderling, wild-card ile turnuvaya katılan Recouderc'e sadece 5 oyun bırakırken forehand antrenmanı yaptı. İyi bir maç oynadı İsviçreli. Güzel winner'lar vurdu, iyi bir servis performansı sergiledi ve rakibine tek bir an bile momentumu vermedi. Ama nihayetinde rakip de Söderling'i test edecek bir rakip değildi. İyi performansı için alkış yine de İsveçli'ye.

Philippe Chatrier'de günün 3. sahne alan ismi Aravane Rezai oldu. Rakibi, Kanadalı Heidi El-Tabakh'tı. Rezai, hiç zorlanmadan 1 saatin altında maçı bitirirken, rakibine sadece 2 oyun bıraktı. Maçın başında çok rahat bir maç olacak görüntüsü yoktu, ama Rezai oyununu gittikçe yükseltti. Elemelerden gelen El-Tabakh hiç fena değildi ama karşınızda konsantre, isteyen, aç ve gününde bir Rezai varken, Venus Williams bile olsanız kazanmanız mümkün olmayabiliyor. Dolayısıyla, Kanadalı raket için de pek hayal kırıklığı olduğunu sanmıyorum bu maçın.

Bu 3 maç bittiğinde saatler 4'ü gösteriyordu ve günü, en azından merkez kortta çabuk bitirecek gibi görünüyorduk. Ama öyle olmadı. Chatrier'deki son maçta Tsonga ve Brands karşı karşıya geldi. Brands, bir ilk 100 oyuncusu. Normalde sert kortlarda daha başarılı olmasına rağmen bu sene özellikle challenger turunda toprak kortta iyi sonuçlar aldı. Bugün o aldığı sonuçların tesadüf olmadığını gösteren bir oyun da ortaya koydu. Brands'in zaten yetenekli bir oyuncu olduğunu biliyorduk. Ama bu kadar konsantre bir maç oynadığını ilk kez gördüm. Servisleri, forehand'lari ve file oyunu maçın genelinde hep belli bir seviyedeydi. Tsonga da, belki sakatlığı sebebiyle bilinmez, biraz vasat bir oyun oynayınca 5 sete giden bir maç izledik. Son setin son oyunlarında Tsonga servisini çok rahat alırken, Brands'in servisini de zorluyordu. 1-2 oyunda fırsatları harcadı ama 6-5'te servisi kırarak maçı bitirmeyi başardı. Brands'in iyi oyunu, bu maçın 5 sete uzamasında bir etkendi belki ama, Tsonga'nın performansı da kesinlikle soru işareti. Eğer kendi evindeki turnuvada iyi bir sonuç almak istiyorsa, daha iyi oynaması şart.

Diğer izlemediğim 28 maçı da kısa kısa geçeyim, belli başlı notlarla. Cilic, Mello karşısında set bıraktı. Toprakta bu sene zaten iyi bir sezon geçirmedi. Karşısında da her ne kadar toprakta kötü olmasa da, favorisi sert kort olan vasat bir oyuncu vardı. Grand slam'lerde iyi oynadığını biliyoruz Cilic'in, mutlaka ileriki turlarda daha iyi olacaktır ama yine de pek olumlu bir başlangıç olmadığını söylemek lazım kendisi adına.

Azarenka yine sakat sakat oynamış, belli. Dulko karşısında sadece 3 oyun çıkarabilen Belaruslu erken veda etti Roland Garros'a. Son maçlarından hep çekilip duruyordu. Sakat sakat neden oynar bir insan evladı, onu da anlamıyorum. Tedavini olup güzelce dönmek varken bu kadar zorlamak niye Azarenka?

Günün en büyük sürprizlerinden biri Gulbis'in elenmesi oldu. Mental olarak çok sağlam bir oyuncu olmadığını biliyorduk Gulbis'in. Bu turnuvaya da büyük beklentilerle girince üstünde bir baskı hissetmesi muhtemeldi. Ama bu kadar erken çıkışı da sürpriz oldu hakikaten. İlk iki seti 6-2 6-4 ile kaybettikten sonra, 3. sette 1-0 gerideyken maçtan çekildi Letonyalı. 2. sette, 4. oyunda servis atmaya gelirken sakatlanmış maçtan sonra söylediğine göre. MR çektirecekmiş ve olumsuz olmak istemiyormuş. Çim kort sezonuyla ilgili bir şeyler söylemiş falan. Rahatlığına hayranım Gulbis. Sen bu kadar iyi bir sezonun ardından git ilk maçta elen, maçtan sonra çıkıp "sakattım ya, MR çektiricem, çim sezonu daha iyi geçecek inşallah, önümüzdeki maçlara bakıcaz" tadında konuş. İyi aslında, stres yapmıyor, negzel.

Venus Williams ve Nadia Petrova günün rahat kazanan isimleriydi kadınlarda. Yine seribaşı raketlerden Pennetta, Kirilenko, Cibulkova rahat kazanırken Szavay ve Petkovic gibi seribaşı değil ama favori olan raketler de maçlarını kazanmayı başardılar. 2 sürpriz vardı. İlki iyi bir sezon geçiren Sevastova'nın, İsveçli Johanna Larsson karşısında sadece 4 oyun olarak elenmesi. Diğeri ise asıl büyük sürpriz. Roma'yı kazanan Martinez Sanchez'in toprak kortta çok kötü olan - normalde de pek iyi olmayan - Akgul Amanmuradova'ya kaybetmesi. Martinez Sanchez, 3. oyunda uzun bir sakatlık molası almış. Zaten scoreboard'dan da sakat olduğu anlaşılıyordu. Çok yavaş servis atıyordu. 7 çift hata yaptı maç boyunca. Muhtemelen bu bir grand slam maçı olmasa zorlamazdı da bu kadar... Ne olursa olsun hayal kırıklığı yaratan bir sonuç oldu.

Erkeklerde Youzhny, Kamke, Chela, Falla, Garcia-Lopez ve Montanes maçlarını 3 sette rahat geçmeyi başardılar. Ama genel olarak bakıldığında çok fazla 5 setlik maç vardı bugün. Onlara geçmeden önce ev sahibi raket Ouanna ve Hollandalı De Bakker'in de 4 setlik galibiyetlerle tur atladığını söyleyelim...

İlk 5 setlik maçı başlarda yazmıştık zaten, Tsonga-Brands maçı. Onun dışında 4 tane daha maç 5 sete gitti. Hatta o 4 maçtan 1'i tamamlanamadı geç saate kalması sebebiyle ve yarına ertelendi. Günün en büyük geri dönüşü Fransız Edouard Roger-Vasselin'den. Güney Afrikalı Kevin Anderson'ı 2-0 geriden gelerek 3-2 geçti. 4. seti de tie-break ile kazandığını not düşelim. Diğer bir 5 setlik maç Massu ve Fognini arasındaydı. Zaten kurayı görünce direk "aha 5 set" diye atladığım bir maçtı, yanıltmadı. Gerçi set skorları biraz farklıydı ama olsun. Maçın galibi Fognini oldu 2-1 geriden gelerek. 5 setlik maçların uzmanı Massu'nun final setini kaybetmesine şaşırdım ama Fognini de inatçı, savaşçı bir oyuncudur. Diğer 5 setlik maç elemelerden gelen Somdev Devvarman ve Roger Federer'in vatandaşı Marco Chiudinelli arasında oynandı. Maçın 5 sete gitmesinden çok, maçın sonunda oluşan simetrik skor dikkat çekiciydi. Chiudinelli maçı 6-3 3-6 6-3 3-6 6-3'lük setlerle kazandı. Yarıda kaldı dediğimiz maç, Lukas Lacko ve elemelerden gelen Michael Yani arasındaydı. Yani, toprak kortta pek iyi sonuçları olan bir oyuncu değil. Normalde de grand slam'lerde pek boy gösteren bir oyuncu değil ama bu grand slam'de çıkış yapmayı başardı. Son set 8-8 iken, maç yarına ertelendi. 3 set tie-break'e gitti, iki oyuncu da son sette kritik noktalarda servis kırma puanları kaçırdı. Maçın en ilginç donesiyse, sadece 1 servis kırmanın olması. O da Yani tarafından maçın ilk oyununda geldi...

Zayıf bir programa rağmen fena bir açılış günü değildi. Yarın daha iyi isimler sahne alıyor. Giderek kalitenin arttığı bir grand slam dileğiyle...

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Marsel'in Lucky Loser Şansı

Marsel, Bolelli'ye yenildi ama umut tam olarak bitmiş sayılmaz milli tenisçi için. Avustralya Açık 2010'da olduğu gibi lucky loser spotundan ana tabloya giriş yapma fırsatı var. Hatta kura çekimi dün akşam yapılmıştı. Mario Ancic'in çekilmesiyle 1 tane lucky loser spotu açılmıştı. 4 kişi arasında kura çekimi yapıldı ve ilk sırada çıkan Ventura, lucky loser spotunu kaptı.

Marsel'e yakın kaynaklardan aldığım bilgiye göre, Marsel beklemede 2. sırada. Tabii, burada Ventura da dahil olmak üzere mi 2. sıra, yoksa Ventura'nın girişinden sonraki 2. sıra mı kast edildi, ondan emin değilim. Ancak şunu biliyoruz, son sırada değil. 1 veya 2 kişinin çekilmesi yetecek. Umarım 1 kişinin çekilmesi yeter, zira 2 çekilme olması biraz zor bir ihtimalken, 1 kişinin çekilmesi çok zor bir ihtimal değil.

Çekilmeye yatkın 3 oyuncu var şu an tabloda. Philipp Petzschner, Dmitry Tursunov ve Marc Gicquel.

Petzschner: 2 hafta önce Madrid'de Monfils ile oynadığı maçın 4. oyununda sakatlanıp bıraktı. Maçtan sonraki açıklamasında, maçtan önce de sakat olduğunu söyledi. Sakatlığı hafif bir sakatlık değil. Temmuz ayındaki Stuttgart turnuvasında oynayabileceğini söyledi. Şimdiden temmuz ayındaki bir turnuvaya katılacağını açıklaması, bu Roland Garros'ta oynayıp oynamayacağı hakkında şüphe yaratıyor (eğer çekilirse lucky loser olarak gelecek olan oyuncunun rakibi Carsten Ball)

Tursunov: Bu sezon henüz maç oynamadı. Şubat ayında çıkan haberlerde Wimbledon için hazır olabileceği söyleniyordu. Bu kadar erken dönecek olması şüpheli görünüyor. Üstelik, Tursunov'un en sevdiği zemin çimdir ve 3 hafta sonra Wimbledon'da çok daha iyi bir durumda dönmek varken, muhtemelen ilk maçta dağılıp gideceği toprak kort turnuvası olan Roland Garros'a katılması bana pek mümkün gelmiyor. Şu an Paris'te mi, değil mi, o bile bilinmiyor. Çekilebilir. (eğer çekilirse lucky loser olarak gelecek oyuncunun rakibi Daniel Gimeno-Traver)

Gicquel: Fransız, şubat ayından beri kortlardan uzakta. Bu turnuva kendi evindeki bir grand slam olduğu için adını son ana kadar sildirmek istememesi mantıklı. Çarşamba günü bir Fransız gazetesine yapabildiği kadar antrenman yaptığını, ama hala 5 setlik bir toprak maçı için hazır olup olmadığının kararını vermediğini söylemişti. Kesin kararını haftasonu vereceğini söylemişti. Fransız olmasa muhtemelen şimdiye kadar çekilmişti ama kendi ülkesindeki bu turnuvada oynamayı sonuna kadar zorlamak istiyor. Yine de şimdiye kadar oynama kararını kesin olarak vermemesi, çekilmesi umudunu yaratıyor. (eğer çekilirse lucky loser olarak gelecek oyuncunun rakibi Pere Riba)

Riba, Gimeno-Traver ve Ball'un Bolelli'den daha güçlü rakipler olmadığına vurgu yapayım. Umarım bu 3 oyuncudan en az biri çekilir...

Cizere Ayip Olmasin

Duvara Nadal karikaturleri cizen kisi, akli artik her neredeyse Nadal'a tek el bakchandi uygun gormus. Nadal da ya karikaturisti bozmamak icin, ya yeni bir seyler denemis olmak icin ve ya bir cocukla oynadigindan tek el backhand ile oynamis "mini" macini. :)



Roland Garros - Kadınlar Ana Tablo Kurası

1 numaralı seribaşı Serena Williams'ın çeyrek finale kadarki kurasının çok iyi olduğunu söylemeliyim. İlk 4 turda ona güçlük çıkartacak kimseyi göremiyorum. Ama Serena'nın çeyreğinin alt tarafı çok fena kaynıyor. Stosur, Henin ve Sharapova bu çeyrekte. Henin'in kurası zaten tam bir facia. İlk turda Pironkova, arkasından Zakapolava ile oynayacak muhtemelen. Toprakta yeterince maç pratiği yapamayan Henin'e ısınamadan sıkıntı yaratabilecek oyuncular, ama Henin'in de grand slam performansının daha başka bir düzlemde olacağı kesin. 3. turdaki olası rakibi ise Sharapova. Masha'nın ilk 2 tur maçında takılacağını hiç sanmıyorum. Bu hafta Strasbourg'da oynuyor Rus raket ve 4 maç kazanıp finali gördü. Yarın turnuvanın finalinde Alman Kristina Barrois ile oynayacak. Buraya daha sıcak gelen oyuncu Henin'e göre. Tahmin yapmak gerçekten çok zor ama toprak kort olması sebebiyle Henin bir adım önde. Buradan çıkacak oyuncu rahatlayamıyor hemen, zira 4. turdaki olası rakipleri Sam Stosur olacak. Avustralyalı geçen sene bu turnuvada yarı final görmüştü ve bu sene de, özellikle toprakta çok iyi bir performans sergiledi. Özellikle, 3. turdaki maç çok yıpratıcı olursa Stosur'un oradan gelen oyuncuyu yenmesi çok büyük sürpriz olmaz. Tabii burası kazan gibi kaynarken, yukarıdan Serena kıs kıs gülecek muhtemelen.

Buraya en formda gelen raketlerden Jelena Jankovic, bence turnuvanın en güzel kurasını çekmiş ilk 4 seribaşı arasından. İlk 3 tur kurası çok kolay. 4. turda Wickmayer ile oynayabilir, ki onu da Roma'da neye benzettiğini çok iyi biliyoruz. Ayrıca ufak bir ihtimal Suarez Navarro ile de oynayabilir. Aslında Suarez Navarro sakatlanmasaydı ufak bir ihtimal değil, direk Suarez Navarro ile oynayacak derdim ama çok iyi bir toprak sezonu geçiren ve benim de favori oyuncularımdan biri olan Suarez Navarro, 3 hafta kadar önce Fas'taki turnuvada ikinci tur maçı sırasında ayağını fena şekilde burktu. Roland Garros'a yetişmesi şüpheliydi; muhtemelen tam hazır olmadan geliyor. O yüzden 4. tura çıkmasını zor görüyorum. O şanssızlığı yaşamamış olan bir Navarro, bugün Jankovic için tehdit bile oluşturabilirdi, yazık oldu. Jankovic'in çeyreğinin alt tarafı çok gergin oyuncularla dolmuş, gerim gerim gerileceğiz. Bir çeyrek düşünün ki; A-Radwanska, Ivanovic, Zvonareva ve Safina'dan oluşuyor. Bu çeyrekte ağlamayan oyuncu, kırılmayan raket, alınmayan coach molaları, sakatlık molaları, mızmızlanmalar, kaçan maç puanları görmemek mümkün mü? İşin ilginci bu 4 oyuncu da son form durumları itibariyle hiç de izlenesi bir tenis oynamıyorlar. Kısacası, Jankovic eğer grand slam gelince saçmalayan oyuncu moduna girmezse buradan gelecektir. Gelmesi lazım artık yani, bu grand slam'de en azından yarı final oynaması gerekiyor.

3 numaralı seribaşı Caroline Wozniacki'nin yarısında sürpriz bir oyuncu çıkması kuvvetle muhtemel. İlk 8'den Wozniacki ve Kuznetsova burada ki, ikisi de son derece formsuz ve burada yarı final oynamalarını zor gördüğüm oyuncular. Gerçi Wozniacki Varşova'daki son maçından sonra çıkıp Roland Garros'u kazanabilirim falan demiş ki, hadi oradan diyorum kendisine. Kazanırsa bu lafları tek tek yedirsin bana, helali hoş olsun. Kuznetsova'nın ilk 2 tur kurası zor. Cirstea ve ardından yüksek ihtimal Petkovic. Hadi Cirstea son aylarda salak salak oyunculara yeniliyor ama Petkovic, bu Kuznetsova'yı affetmez diye düşünüyorum. Onları geçse bile karşısında son haftalarda formda olan ve bu turnuvada da ilk 3 turda pek zorlanacak gibi görünmeyen Çinli Na Li var. Wozniacki'nin bölmesinde bulunan 3 seribaşı da bence şu an Wozniacki'yi yenebilecek durumda. Pennetta, Safarova ve Dulgheru. Başta buradan sürpriz bir oyuncu çıkması kuvvetle muhtemel dedik, kendi fikrimi de söyleyeyim. Bu oyuncu Dulgheru olabilir. Gülmeyin.

Venus Williams, ilk turda tecrübeli Schnyder ile oynuyor. Güzel maç olur ama Venus bırakmaz bence. Ondan sonra kurası 4. tura kadar çok açık. 4. turdaki rakip ise Madrid finalini kaybettiği sıcak Aravane Rezai. Rezai'nin de ilk 3 tur kurası gayet güzel. 4. turda Rezai-Venus karşılaşması bana çok muhtemel geliyor. Kimin kazanacağını kestirmek güç. Venus'ün Madrid'dekinden fazla oynayacağını zannetmesem bile, Rezai'nin Madrid'deki tenisini oynayacağını da düşünmüyorum. Buranın üst tarafında Dementieva var. Çok formsuz ama ilk 3 tur kurası çok traş olmuş. Bu maçlarda saçmalamazsa, hem güveni kendine yerine gelebilir, hem biraz oyun ritmini bulabilir. Ama 4. turda karşısında Martinez Sanchez veya Azarenka'yı bulacak. Eğer Azarenka sakatlığından tam olarak kurtulamadıysa, ki ben sanmıyorum, Martinez Sanchez gelebilir buradan. Roma ve Madrid'de 2 masters'ı sürpriz şekilde kazanan Martinez Sanchez ve Rezai için iyi kuralar aslında. İkisinin çeyrek finalini izlemek sürpriz olmaz; ama burası WTA, her turnuvada her şey değişebiliyor. Kestirmek gerçekten erkeklere göre çok daha güç.

Kirpi, erkekleri yazmıştı zaten; ben de kadınlarla değerlendirmeyi tamamlamış oldum. Pazar TSİ 12.00'da heyecana başlıyoruz. Bizi takip etmeye devam edin!

21 Mayıs 2010 Cuma

Roland Garros - Tek Erkekler Ana Tablo

PDF kuralar burada.

Gecen yil gecirdigi sakatliktan sonra kariyeri bittigi soylenilen Rafael Nadal yine ne yapip edip bu yil da favori olarak gelmeyi basardi. Ama 5 set uzerinden oynanan maclarda ne olacagi belli degil tabi. Kendisi de "Gecen yil da favoriydim, ama kaybettim" dedi zaten. Yine de kurasi cok kotu degil. Bu yil bir set kaybettigi Ernests Gulbis Federer'in ceyreginde kalirken, diger set kaybettigi isim olan Nicolas Almagro ceyrek finale gelse bile once erken turlarin iyi oynayan ismi Fernando Gonzalez sonrasinda ise Fernando Verdasco tarafindan hirpalanacak. Yari final rakibi ise Novak Djokovic, David Ferrer, Juan Carlos Ferrero uclusunden biri olur diye dusunuyorum ve bunlar sadece bugune dek hic gormedigimiz kadar iyi oynarlarsa Nadal'i eleyebilirler. Ayrica bu ceyrekte Giraldo'nun Djokovic karsisinda bir supriz yapmasi da ihtimaller dahilinde. Ben sahsen bu dilimden bu yilin toprakta en fazla mac kazanan oyuncusu olan David Ferrer'in gelmesini isterim. Hak etti cunku.

Federer'in ise kendi ceyregindeki en buyuk rakibi Ernests Gulbis. Gecen yilki Del Potro yari finali gibi bir mac gelebilir, ancak sonuc degismez diye dusunuyorum. Bu ceyrekteki supriz potansiyeli ise daimi supriz adayimiz Marin Cilic. "Marin Cilic kim?" diye sorabilirsiniz tabi bu aralar. Hani su Avustralya Acik'ta pili bitene kadar 5 setlik mac yapip yari finalde Murray'e elenen cocuk. Ne olur ne olmaz yazalim Marin'i de :). Kalan son ceyrek ise al birini vur otekine isimlerle dolu. Bu ceyrek icin sessiz kalma hakkimi kullaniyorum (yorumu olanlar lutfen yazsin), en istikrarli isim Tsonga gibi gorunuyor, yari final yapabilir. Ama kim gelirse gelsin Federer'e yenilecektir bana gore. Bu ceyrekteki en eglenceli ilk tur eslesmesi Murray-Gasquet arasinda, sonucunu kestirmesi zor, izlenesi bir mac. Olur da yari finale Federer gelemezse o zaman gecen yilki senaryonun tersini izleriz ve bu sefer finale Federer'in yarisindan bir supriz isim gelir.

Nadal'in bu turnuvadaki en buyuk rakibi dizleri olur. Nadal'in basina bir sanssizlik gelirse (tahtaya vuruyorum burada, nazar degmesin Rafa'ya diyorum, zira tenisseverler olarak biktik artik) Federer sampiyon olur. Federer'e sakatlik anlaminda birsey olmaz ama o da kendi kotu performansina yenik duserse Ferrer kupayi alabilir, hatta alsin isterim. Zira yanilmiyorsam Ferrer bu yil Verdasco, Ferrero, Federer ve Nadal'a kaybetti toprakta. Son iki ismin elendigi senaryoda, kalan diger iki ismin de son haftalarda dususe gecmesi nedeniyle, cok da mantiksiz olmaz kazanmasi.

Ekleme: Dikkat ettim de gecen senenin finalisti Soderling'den hic bahsetmemisim. Cunku onu artik tehlikeli saymiyorum. Onun cikisi Nadal'i yenmesiyle basladi, Abu Dhabi'de Federer'i yendiginde hala gozler uzerindeydi ama bir sonraki macta Nadal'a kaybettiginden beri duzelemedi tam olarak. Ironik gibi degil mi?