20 Temmuz 2010 Salı

McCartney'den Wozniacki Kiyafetleri - US Open 2010



Ozur & Edit: Su postun basliginda oyle bir hata yapmisim, oyle. Bilgisayarim bozulunca dengem kayboldu, 2 satir yaziyi duzgun yazamaz oldum. Tez zamanda tamir olur umarim su satirlari yazdigim gerec. Bilgisayariniz bozulmasin, sesiniz kisilmasin...

Serena Williams Icin US Open Supheli

Acikcasi Serena'nin US Open oncesi hic bir turnuvaya katilmayacagini ogrenince sakatliginin ciddi oldugundan suphelenmistim. Federer ve Serena'nin bir ortak noktasi ikisinin de Grand Slam harici turnuvalarda fazla enerji harcamamalari ancak ikisinin de bu onemli turnuvalardan hemen once en az bir turnuvada gorunmeleri ve ortalamanin ustunde isler yapabilmeleri. Federer'in Madrid ve Halle'de final gormesi (Avustralya Acik haricinde baska finali yok bu yil), veya Serena'nin Roland Garros oncesi ciftlerde kupa kazanmasi gibi.

Serena Avustralya Acik oncesinde oldugu gibi bazi ufak tefek sorunlari olsa bile benim gozleyebildigim kadari ile Grand Slam oncesinde mutlaka hazirlik amaci ile bir turnuvaya katilir, arayi fazla acmaz. US Open oncesi hic bir turnuvaya katilmayacak olmasindaki ciddiyet US Open'a katilamayabilecegi haberleri ile biraz daha belirginlesti. Cam kesikleri nedeni ile ayaginin tabanina dikisler atilmis soylenilenlere gore.

Kim Clijsters ise yapilan gosteri maci oncesinde bile Serena'nin durumunun ciddiyetini gordugunu soylemis;

"I saw her before we started but she didn't go into how it happened. I told her how much I admired her for coming out there. A lot of players in her situation wouldn't have done it."

Cjlisters ve Serena'nin arasi bildigim kadari ile iyi zaten. Bu gosteri macinin bir bolumunu izlemis ve Serena'da bir tuhaflik oldugunu da hissetmistim. Acaba yine mi kendini zorlamamak icin dusuk tempoda oynuyor demistim ama sebebi baskaymis.

Gecmis olsun.

Edit: Bu da ameliyatli ayagin fotosu.

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Foto: Dugun

Vaidisova & Stepanek

Bayan Querrey Ameliyat Masasinda

Sam Querrey benzeri bir sekilde ayagini kesip sakatlanan Serena Williams ameliyat olacakmis. Aslinda Istanbul'a gelme kararina sasirmistim ve acikcasi gelecegini de pek dusunmemistim ama boyle bir durumu da tahmin etmiyordum acikcasi.

Williams, US Open'dan once oynayacagi 3 turnuvadan cekildi; Istanbul, Cincinnati ve Montreal.

16 Temmuz 2010 Cuma

ATP'de Tekrar Ispanyol Zamani

Su siralar Wimbledon - US Open arasi "ne koparirsak kardir" turnuvalari oynaniyor. Daha cok siralamada yukselmek isteyen veya sakatliktan donup isinmaya calisan isimleri goruyoruz. Oncelikla Avrupa'daki toprak turnuvalari oynandiktan sonra Amerika'daki sert zemin turnuvalarina gecilecek. Su an toprak turnuvalarinin oynaniyor olusu Guney Amerika ve Roland Garros'tan sonra 3. kez Ispanyol oyuncular icin puan toplama zamaninin geldigini gosteriyor.

Yari finallere gelinirken, en dikkat ceken turnuva Bastad'da oynaniyor. Burada yari finale gelen isimler an itibari ile Soderling, Ferrer ve Robredo. Robredo, Wimbledon'da iyi isler yapamayan ve bu nedenle dinlenme firsati buldugunu tahmin ettigim Verdasco'yu 2 sette gecti. Bu turnuvada biraz dengesini bulmus bir goruntu cizdi diyebiliriz. Obur taraftaki Soderling - Ferrer eslesmesinde ise avantaj Ferrer'den yana. Roland Garros'taki supriz Melzer yenilgisi haricinde Ferrer uzunca bir suredir turdaki en istikrarli isim. Ayrica yanilmiyorsam hala toprakta yilin en fazla mac kazanan ismi ve bunu konumunu daha da saglamlastiracak gibi gorunuyor. Sevmedigi zemin olan cimde bile Soderling'i epey zorlamisti Wimbledon'da ve burada da kendi ulkesinde oynamasina ragmen yari finale 3 setlik maclarla gelen Soderling'i yenebilecegini dusunuyorum. Hatta Roland Garros'ta aldigi sonuctan bagimsiz olarak hala yilin en iyi ikinci toprak kort oyuncusu olarak gordugum Ferrer'in burada da kupaya en yakin isim oldugunu dusunuyorum. Ancak Ferrer'in tatil yapmadan toprak sezonuna gecmesi US Open Series'e pilinin bitik olarak gelmesi anlamini tasiyacak gibi gorunuyor. Ferrer sert zemin yerine topraga yatirim yapmis olabilir ki aslinda bu onun icin cok da mantiksiz bir tercih degil. Diger yari finalisti belirleyecek olan mac su anda oynaniyor ki ben bu mactan Almagro'nun gelecegini ve boylelikle turnuvada bu yil geleneksel hale gelen % 75 Ispanyol yari finalist oraninin tutturulacagini dusunuyorum.

Stuttgart'ta ise Ferrero ve Montanes yari finale gelerek %50'lik Ispanyol oranini olusturdular. %75 icin Gimeno-Traver'in Chiudinelli'yi yenmesi gerek ki olmayacak is degil. Montanes'in ceyrek finalde bu yilin supriz Roland Garros yari finalisti Melzer'i eledigini belirtelim. Gimeno -Traver ise sakatliktan donmeye cabalayan Davydenko'yu maglup etti. Davydenko gecen sene yine sakatliktan donerken Avrupa'da iyi puanlar almisti ama bu yil isi o kadar kolay degil gibi. Diger yari finalist ise an itibari ile oynanan Monfils - Mayer maci sonucunda belirlenecek.

Ozledigim toprakcilardan David Nalbandian gecen hafta sonunda Rusya'yi eleyen Arjantin ekibindeydi, ancak kendisini bu hafta goremiyorum. Gonzo'nun donusune de daha cok var. Del Potro'yu da bekleyecegiz. Cok eksik var, cok...

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Çağla Durmuyor

Çağla Büyükakçay geçen senenin sonlarına doğru yaptığı çıkışı vites arttırarak sürdürmeye devam ediyor. Son 2 ayda oynadığı 24 maçın 20'sini kazandı ITF turnuvalarında. Oynadığı turnuvalar da 10 bin dolarlık vasıfsız oyuncuların olduğu turnuvalar da değildi. Kendi sıralamasına yakın oyuncularla, bazen seribaşı bile olmadan girdiği turnuvalarda yakaladı bu grafiği. Önce Kharkiv'de 25 bin dolar ödüllü bir turnuva kazanan ilk kadın Türk tenisçi oldu, sonra İzmir'de final oynadı. Son 3 haftada İspanya'da arka arkaya ikisi 25 bin, biri 50 bin dolarlık olmak üzere 3 turnuvaya katıldı. 25 bin dolarlık ilk turnuvada toprakta yarı final oynadı, ki Çağla'nın en iyi olduğu kort toprak değil serttir. Ondan sonraki hafta 50 bin dolarlık sert kort turnuvasında çeyrek finalde turnuvanın 2 numaralı seribaşısına kaybetti. Bu hafta ise 6 numaralı seribaşı olduğu 25 bin dolarlık Vallodolid turnuvasının sert kortlarında hafta boyunca sadece 1 set kaybederek (yarı finalde Yunan rakibine) kariyerindeki ikinci 25 bin dolar ödüllü turnuva şampiyonluğunu kazandı. Bu turnuvadan önce 210. sırada yer oluyordu, yeni açıklanacak olan sıralamada ilk 200'e rahatlıkla girebilecek. US Open elemelerine katılmayı da garantilemiş oldu böylece. 2 hafta sonra başlayacak İstanbul Cup'ta wildcard'ı hazır tabii İpek Şenoğlu ve Pemra Özgen gibi. Orada iyi bir kurayla alacağı en azından 1 galibiyet de ayrıca çok tatlı olur. Başarılarıyla sevindirdiği için teşekkürler. Böyle devam ederek Marsel'in erkek tenisinde yaşattığı ilkleri kadınlar tenisinde yaşatması dileğiyle...

Rafa'nın Sevinci

"Maçtan sonra bebekler gibi ağladım." (maç sonrası İspanyol kanalına röportaj veren Rafael Nadal)

11 Temmuz 2010 Pazar

Olu Sezon

Bir ay icerisinde iki Grand Slam heyecanini geride biraktiktan sonra teniscilerin kendinlerini sahillere atmak istedikleri donemdeyiz...

Renksiz bir hafta oluyor. Bunda dikkatlerin futbola yonelmesi kadar iyi oyuncularin yorgunlugunun da payi var.

Turkiye Davis Cup'ta maglup oldu. Bunu tahmin ediyorduk, ancak Marsel'in sakatlanmasi faktorunu hesaba katmamistik. Net bir fikrim yok sorunun ne oldugu ile ilgili, umarim onemli degildir. Davis Cup'ta son sampiyon Ispanya da elendi. Aslinda Ispanya'da Rafa disinda sakat olan kimse yoktu benim bildigim, ancak Fernando Verdasco gibi hem formsuz hem de seyirciden cabuk etkilenen bir oyuncu gitmemeliydi bence Fransa'ya. Onun yerine Almagro olabilirdi. Ciftlerde de Robredo veya Marc Lopez'e firsat verilebilirdi. Ispanya - Fransa eslesmesi haricinde sonuca ulasan bir diger eslesmede Cek Cumhuriyeti Gonzo'suz Sili'yi yendi. Ancak Cek Cumhuriyeti'nde ise gecen senenin kahramanlari olan Stepanek ve Berdych yoktu. Sirbistan - Hirvatistan, Arjantin - Rusya eslesmelerinin kazanani bugun belli olacak.

Olu sezon genc yeteneklerin kendilerini gosterebilmesi icin firsat oluyor cogu zaman. Newport'ta bu firsat Ryan Harrison'in eline gectiyse de, bahis skandali ile ilgili iddialar nedeni dikkat ceken ile bugune kadar bir varligini hissedemedigimiz Ingiliz Richard Bloomfield'a elenen Ryan bu firsati tepti. Harrison ceyrek finale gelene kadar pek de guclu isimleri yenmedi ama yine de yaz sezonunda bu oyuncuya dikkat etmek lazim.

Aravane Rezai finalde Gisela Dulko'yu yenerek Bastad'daki toprak kort turnuvasini kazandi. Budapeste finali ise Schnyder ile Szavay arasinda oynanacak.

Bayanlardan bahsetmisken, Cagla Buyukakcay da son 3 ayda 3. ITF 25k finalini gordu. Bu sefer rakibi Hong Kong'lu Ling Zhang. Basarilar!

8 Temmuz 2010 Perşembe

McEnroe vs. Ivanisevic

Haber Emre Yazıcıol'dan. Bu akşam saat 19.00'da iki efsane tenisçi John McEnroe ile Goran Ivanisevic karşılaşacaklarmış Dubrovnik'te. Yardıma muhtaç çocuklar için. Eurosport 2 de maçı veriyormuş. Kaçar mı? Kaçmaz tabii. Oynadıkları tenis dışında karakter olarak da böyle gösteri, yardım maçlarında insanları eğlendirebilecek oyuncular ikisi de. İyi seyirler şimdiden...

6 Temmuz 2010 Salı

Sampiyon Tedavide

Nadal Wimbledon'i kazandiktan hemen sonra ayaginin tozu ile klinigin yolunu tutmus. Denilenlere gore tedavi dun baslamis. Iyi bir kutlama sekli olmasa da sonrasi icin faydali tabi. Tedavi yontemi de daha onceki postta bahsettigimiz yonteme benziyor.

Yine de Nadal tedaviden once biraz eglenme firsati bulmus.

Yine gec kalmis. Neden sasirmadim acaba? :)

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Davis Cup: Büyük Britanya-Türkiye

Mart ayında İrlanda'ya feci şekilde elenmemizin ardından, tekrar 3. grupta Uganda, Kongo, Mozambik gibi ülkelerle ücra yerlerde oynamamak için, cuma günü başlayıp pazar günü sona erecek seride Eastbourne'in çim kortlarında Büyük Britanya ile karşı karşıya geleceğiz.

Rakipte kadro açıklandı. Ülkenin 1 ve 2 numarası Andy Murray ile Alex Bogdanovic oynamayacak. James Ward ve Jamie Baker teklerde oynayacak. Colin Fleming ve Ken Skupksi çiftler maçını oynayacak, ki iyi çiftler takımlarındandır kendileri. Alexander Ward ise 5. oyuncu olarak kadroda. 20 yaşındaki genç, 3-4 hafta kadar önce bir çim kort turnuvası olan Nottingham'da çeyrek final oynamıştı.

Bizim kadromuz belli değil henüz ama nasıl olacağını tahmin etmek de çok zor değil. Marsel İlhan (kesin) ve Haluk Akkoyun (büyük ihtimalle) tekler maçlarını oynayacaklar. Çiftlerde Marsel yine yorgunluk durumuna göre oynayabilir ve oynayamaz, orası belli olmaz pek. Marsel, bu sene 2 kez oynadığı James Ward'a 2 maçta da kaybetmişti. Ama bu kez biraz daha formda olarak geliyor. Ward da 3 hafta önce Eastbourne'de wild-card ile oynayıp çeyrek final yapmıştı ama Marsel'in Wimbledon'daki koşusu kesinlikle daha etkileyiciydi. Genelde dikkatimi çeken bir şey, Marsel'in medyanın ilgisinin - eğer kazanırsa - üstünde olacağı kendi çapında oynadığı büyük maçlarda her zaman daha iyi. Britanyalılar ise son senelerde Davis Cup'ta feci bir düşüşte olduklarından çok stresliler. Kadroları da genelde genç oyunculardan oluşuyor ve tenisin popüler olduğu bir ülkede baskıyı üzerlerinde çok yoğun hissediyorlar. Bu yönden avantajımız var.

Marsel, eğer Ward'u geçerse vasat bir oyuncu olan ve oyunu çime uygun olmayan Jamie Baker'i de rahatlıkla geçecektir. Marsel'in 2 maçını kazanması demek, baskıyı Britanya'nın genç oyuncusu Baker'in üstüne atmak demek. Neden mi? Çiftler maçını çok büyük bir sürpriz olmadığı takdirde kaybedeceğiz. James Ward, bizim iki numaralı oyuncumuz (ben Haluk Akkoyun diye tahmin ettiğimi söylemiştim) karşısında galibiyet çıkaracaktır. Eğer Marsel pazar gününe 2-1 geriye girdiğimizde günün ilk maçını oynarsa ve kazanırsa (ve bu Ward'a karşı olursa) seri 2-2 olacak ve serinin son maçında Baker, bizim 2 numaralı oyuncumuza karşı oynayacak. Büyük Britanya takımı, mart ayında Litvanya'ya kaybettiği seride yine 5. maça kalmıştı. Bu kez orada 2 numara olarak Baker yerine Daniel Evans vardı ve 18 yaşında, sıralamada ilk 400'de bulunmayan Grigelis'e 5 set sonunda mağlup olmuştu baskıyı kaldıramayarak. 5. maça kalması durumunda zaten iyi bir oyuncu olmayan Baker, bu baskıyı kaldıramayabilir. Bizim ikinci oyuncumuz da heyecanlı, stresli olacaktır tabii ama bu seride kaybedecek daha çok şeyi olan taraf Büyük Britanya. Ayrıca eğer Haluk oynarsa, ki kendisi 29 yaşında ve yurt dışında çok olmasa da yurt içinde çok fazla maç oynamış ve tenis kariyeri uzun biri. Bu baskıyı kaldırması çok çok zor olmayacaktır.

Haluk'un 2 numaralı oyuncu olacağını düşünmemin iki büyük sebebi var. Birincisi, kendisi Türkiye takımının tarihinde en çok maç kazanan oyuncu ve yıllarca emek verdikten sonra kariyerinin sonlarında böyle büyük bir seride oynamayı hak ediyor. İkincisi, çim kortta oynanacak maçlarda 1.93'lük boyu özellikle servislerde avantaj olabilir... Tabii bu kadar ümitvar konuşmama rağmen şansımızın çok az olduğunu düşündüğümü söyleyeyim. Baştan beri her şeyi lehimize kurguladığımızda bile, her şey lehimize gelişse bile "favoriyiz" diyemiyoruz. Neticede Marsel dışında güvenilir bir oyuncumuz yok maalesef. Tahminim seriyi 3-2 Britanya'nın kazanacağı yönünde. Eğer bir sürpriz gerçekleştirip Britanya'yı bir alt kümeye itip, kendimizi de kurtarırsak harika bir iş başarmış oluruz. Başta Marsel olmak üzere tüm takımımıza şimdiden başarılar...

Wimbledon 2010 Kazananları

Bir de topluca yazalım şöyle. Diğer arka planda kalan kısımları da görelim...

Rafael Nadal (Tek erkekler)
Serena Williams (Tek kadınlar)
Jurgen Melzer/Philipp Petzschner (Çift erkekler)
Vania King/Yaroslava Shvedova (Çift kadınlar)
Leander Paes/Cara Black (Karışık çiftler)
Kristyna Pliskova (Tek kızlar)
Marton Fucsovics (Tek oğlanlar)
Timea Babos/Sloane Stephens (Çift kızlar)
Liam Broady/Tom Farquharson (Çift oğlanlar)

Not: Çift erkekler ve kadınlarda kazananlar seribaşı değildi ve bu Wimbledon'da uzun süredir birlikte yaşanan bir durum değildi. Hem erkek hem kadınlar çiftlerdeki takımlar ilk şampiyonluklarını aldılar. Çift oğlanlarda (gençlerde) kazanan çift ise Britanyalı bir çift. 13553 yıldır tekler şampiyonluğu göremiyorsan buna burun kıvırmayacaksın ey sevgili Britanya halkı.

4 Temmuz 2010 Pazar

Foto: Navratilova Cephesinde Yeni Bir Sey Yok...

...kazanmaya devam ediyor...
(Navratilova & Novotna df. Rinaldi-Stunkel & Austin : 7-5, 6-0)

Wimbledon Odulunuzu Nereye Koyarsiniz?

Nadal bugun odulunu aldiktan sonra kendisiyle roportaj yapan bayan "Odulunu evinde nereye koyacaksin?" gibi bir soru sordu. Nadal da utandi, kizardi bozardi ve cevaben standart bir seyler geveledi.

Sorunun niye sorulmasinin ve Nadal'in utanmasinin nedenini tahmin edebiliyorum. Nadal her Grand Slam'de yaptigi gibi yine blog tuttu ve yine okur sorularina cevap verdi. Sorularin biri bu odullerin kondugu yer ile ilgiliydi. Nadal'in cevabi suna benzer bir seydi;

"Butun odullerim evdeki oturma odamda duruyor. Roland Garros odulleri 1-2 yil icinde kararmaya basliyor, parlatilmalari gerekiyor. Wimbledon kupam ise cok iyi durumda, onu televizyonumun uzerine (duvarda televizyonun yukarisina gelen bir yeri kastetti galiba, hala CRT kullaniyor olamaz herhalde?) koydum."

Televizyonun uzeri seref kosesi gibi bir sey galiba. Bakalim kac Wimbledon kupasi gelecek oraya?

"Seni seviyorum.."

Toprak ve Cim


Sezon sonu turnuvasi yaklasirken oyuncular icin tanitim videolari hazirlanmisti ATP tarafindan. Standart sorulardan biri olan "Favori zeminin?" sorusuna "Toprak ve cim." demisti Rafa.

Nadal'a hep cimde basarili olamayacagi on yargisi ile yaklasilirken 17 yasinda Wimbledon"da 3. tur gordugu gercegi atlaniyordu. 2005'te Roland Garros'u kazandiktan sonra daha buyuk bir kitlenin dikkatini cekti ve ayni yil Wimbledon'da ikinci turda elendigi icin cimde iyi oynayamayacagi varsayildi. Oysa bana gore Nadal eskiden beri sadece toprak degil, cimde de etkili olabilecek bir oyuna sahipti.

Nadal katildigi son 4 Wimbledon'da final gordu ve bugun itibari ile bunlarin ikisini kazandi. Bugunku mac cok zevkli degildi, Nadal cok dengesiz bir performans gosterdi. Berdych elinden geleni yapti ama o da cok heyecanliydi. Sette ve macta kalmak icin servis atarken cok belli oldu bu heyecani ve hep setlerin sonlarinda servis kirdirdi. Nadal ise kritik oyunlarda iyiydi, ama dedigim gibi genel olarak dengesizdi. Zaten bu turnuvayi da kendisi icin "atipik" sayilacak bir bicimde goturdu. Yarim saat antreman yaptigi gunler, sakatligi icin uygulayacagi tedaviden bahsettigi basin toplantilari oldu. US Open hazirliklari ile ilgili bilgi verdi ki Nadal bir turnuvayi oynarken baska turnuvalar hakkinda konusmaz genelde. Ama akli baska yerlerde gibi olsa da turnuvayi iyi idare etti bu sefer. "Ne olursa olsun" demedi, ihtiyaci oldugunda az antreman yapti, dinlendi, odem gidericilerle dizindeki agriyi azaltmaya calisti ve en onemlisi kendine daha cok guvendi Rafa...

Sonucta gecen yil Wimbledon finalini izlerken sunucularin "Galiba, malesef, kariyeri bitti" dedikleri Rafa, bugun sampiyon oldu...