Nadal'ın mağlubiyetiyle ilgili buraya "bilmem kaç yılından sonra ilk kez ilk turda", "3491 maç sonra 2-1 öne geçip dördüncü sette osurduktan sonra kaybettiği ilk maç" gibi istatistikleri yazmayacağım. Sosyal medya zaten bunları bokunu çıkarana kadar veriyor.
Nadal, tek kelimeyle berbattı. Verdasco'nun 90 winner atmış olması, über oynayan bir adamla karşılaşıp yenildiği manasına gelmiyor. Bugün aynı adamla Murray ya da Federer (Djokovic'i yazmıyorum bile) oynasa zaten 1 winner'dan sonra 2 saçma hata vuran Verdasco'yu deler geçerdi 2 saatin altında. Enerjisiz, saçma sapan bir maç oynadı. Kortta yine omuzlar düşük, amansız hastalığa yakalanmış da güçten düşmüş gibi kısa vuruşlar, berbat servisler. Verdasco final seti de dahil olmak üzere maçı hediye etmeye çok kastı, ama sonda 15 dakika, çok değil 15 dakika istikrarlı bir seviye tutturunca gizli bagel takıp hadi bakayım Rafacığım, sen evine git dedi. Ha, kendisi de mükemmel oynamadı ve maksimum bir maç daha kazanıp elenir. Geçen sene bu hikayeyi çok gördük çünkü.
Ben Nadal'ın artık grand slam kazanamayacağını düşündüğümü söylemiştim geçen yılın sonunda Kirpi ile konuşurken. Çok net konuşmuyordum. Artık konuşabilirim. Nadal bir daha slam kazanmanın yanına bile zor yaklaşır. (aKa, slam finaline bile yükselemeyecek bence artık)
Onun dışında Simona Halep tertemiz yenildi ama dikkat bile çekmedi doğru düzgün. Halep sorunu biraz da kendinde arasın. Bugün 5 numara Nadal, çöp hale gelmesine rağmen Verdasco mağlubiyetine şaşırılıyorsa, uzun süredir dünya 2 numarası olan Halep, kadınlar seviyesinde Verdasco'dan 10 kat falan kötü oyuncu olan Zhang'e karşı set alamıyor ama elendiği için "BÜYÜK ŞOK" manşetleri çıkmıyorsa, demek ki "the big thing" olmadığı konusundaki kanaat artık büyük oranda kesinleşmiştir.
Yine de Halep'in iyi olduğu toprakta Roland Garros için bu sene olsun önümüzdeki seneler olsun, formda ve sakatlık sorunu olmadan girdiği senede kazanma şansı olduğuna inanıyorum. Ama bırakın çimi, sert kortlarda bile artık bir şampiyonluk adayı değil.
Yarın program güzel. Rod Laver'da 3.maça dikkat kesilin. 5-6 gibi başlayacak. Artık yatıp mı kalkarsınız, yoksa düzeninizi Avustralya'ya göre çevirdiyseniz yatmadan mı izlersiniz bilemem. Federer-Dolgopolov maçından bahsediyorum tabii. Dolgo maça gelirse gavur tabiriyle "funny" bir maç izleriz. Gelmezse 1.5 saatlik leş bir maça dönebilir. Federer'in her türlü kazanması lazım tabii.
Kadınlarda da Gavrilova-Kvitova ve Radwanska-Bouchard dikkat çeken maçlar. Sürpriz tahminim ise Bencic'in elenmesi. Hiçbir mantığı yok, his geldi.
19 Ocak 2016 Salı
Avustralya Açık: 1.Gün Sonu ve 2.Gün Önü
1 saat kadar sonra 2.güne merhaba diyebileceğiz. Pazartesi son işlerimi toparladığım için çok takip edemedim. Bu geceden itibaren maratona dahil oluyorum.
Kadınlarda 20-30 arası seribaşılar patır patır dökülürken ilk 10'dan fire vermedik. Sharapova ve Kvitova rahat kazandı bilhassa. Serena ise sağlam zorlanmış. Kazanacak görüntüde gelmedi ban akşam tekrara bakarken.
Erkekler tarafında en büyük sürpriz Paire'in 3 sette Noah Rubin adındaki genç ABD'liye elenmesi oldu. Maçtan sonra Paire koşa koşa basın toplantısına gidip rakibim iyi değildi de ben kötüydüm demiş. Ya kardeşim, karşında 18 yaşında genç, seni çatır çatır yenmiş. Hazmetsene?
Tsonga-Baghdatis maçının ilk iki seti güzel olmuş ama beklendiği gibi maç uzayınca Baghdatis'in yediği hurmalar totosunu tırmalamış. Alıştık artık bunlara.
Federer beklendiği gibi 1.5 saatin altındaki ilk tur galibiyetlerine bir yenisini daha eklerken Djokovic ise alışık olduğumuz buldozer modunda girmedi. Chung 9 oyun alarak iyi iş çıkarttı.
Bu geceki program daha güzel. Özellikle erkeklerde Murray ve Nadal'ın maçları daha heyecanlı olabilir. Geceyi 2'de Muguruza-Kontaveit ile açmak makul duruyor. Arkadan Murray ve Nadal maçları var sırasıyla. Artık sabah 8'e doğru sızmış olurum koltukta herhalde ki akşam seansı baya sönük bu sefer, bir şey kaçıracağımı sanmıyorum.
Kadınlarda 20-30 arası seribaşılar patır patır dökülürken ilk 10'dan fire vermedik. Sharapova ve Kvitova rahat kazandı bilhassa. Serena ise sağlam zorlanmış. Kazanacak görüntüde gelmedi ban akşam tekrara bakarken.
Erkekler tarafında en büyük sürpriz Paire'in 3 sette Noah Rubin adındaki genç ABD'liye elenmesi oldu. Maçtan sonra Paire koşa koşa basın toplantısına gidip rakibim iyi değildi de ben kötüydüm demiş. Ya kardeşim, karşında 18 yaşında genç, seni çatır çatır yenmiş. Hazmetsene?
Tsonga-Baghdatis maçının ilk iki seti güzel olmuş ama beklendiği gibi maç uzayınca Baghdatis'in yediği hurmalar totosunu tırmalamış. Alıştık artık bunlara.
Federer beklendiği gibi 1.5 saatin altındaki ilk tur galibiyetlerine bir yenisini daha eklerken Djokovic ise alışık olduğumuz buldozer modunda girmedi. Chung 9 oyun alarak iyi iş çıkarttı.
Bu geceki program daha güzel. Özellikle erkeklerde Murray ve Nadal'ın maçları daha heyecanlı olabilir. Geceyi 2'de Muguruza-Kontaveit ile açmak makul duruyor. Arkadan Murray ve Nadal maçları var sırasıyla. Artık sabah 8'e doğru sızmış olurum koltukta herhalde ki akşam seansı baya sönük bu sefer, bir şey kaçıracağımı sanmıyorum.
17 Ocak 2016 Pazar
Avustralya Açık: 1.Gün Önizlemesi
Bu gece Türkiye saatiyle 02.00'da tenis şöleni başlıyor. Yılın ilk slam'i olduğu için genelde tenise susamış oluyoruz ve en azından benim açımdan, maraton yaparken en çok eğlendiğim slam Avustralya Açık oluyor.
Şöyle bir göz atalım ilk güne o halde.
Rod Laver Arena'da perdeyi 6 numaralı seribaşı Petra Kvitova açıyor. Rakibi Luksika Kumkhum dikkat çekici bir oyuncu. Agresif ve değişik bir tarzı var. Daha önce izlemediyseniz ve illa bir kadın maçıyla turnuvayı açacağım diyorsanız izleyin. Kvitova'nın ne kadar hazır olduğunu kendisi de dahil hiç kimse de bilmediği için ayrıca bir sürpriz ihtimali de var burada.
Kadınlarda günün asıl maçı bu kortta başlayacak ikinci maç. Serena Williams, çekilebilecek en zor kuralardan birini çekip Camila Giorgi ile eşleşti. Giorgi gününe denk getirirse büyük sıkıntı çıkartabilir. Üstelik Serena 4 aydan fazla süredir maça çıkmadı neredeyse. (Hopman'da yarım bıraktığı maçı saymazsak hiç çıkmadı) Bu da sürprize gebe maç.
Rod Laver'da gündüz seansını Djokovic kapatacak. Rakibi 19 yaşındaki Güney Koreli Hyun Chung. Chung gençlerden en sevdiğim oyunculardan biri ama patlayıcı gücü olan tarzda bir oyuncu değil. Muhtemelen epey kolay lokma olacaktır Nole için.
Akşam seansını ise Federer açıyor Nikolaz Basilashvili karşısında. Basilashvili çalışmalarını İstanbul'da Koza WOS bünyesinde sürdüren bir oyuncu. Geçen sene yükselişine imza atıp ilk 100 içine girdi. Topa temiz vuran (sert değil), stil olarak hoş bir oyuncu. Elbette Federer için de çok kolay bir maç olacağa benzer, Djokovic örneğindeki gibi. Rod Laver'da günü ev sahibi Sam Stosur, Krystina Pliskova'ya karşı kapatacak ki çok dikkatimi çektiğini söyleyemem.
2 numaralı kort olan Margaret'te gündüz seansı hiç ilgi çekmiyor. Hradecka-Gavrilova, Bhambri-Berdych, Radwanska-McHale maçları var. Akşam seansı ise güzel. Sharapova, Japon raket Hibino ile açılışı yapacak. O da turnuvaya hazır olmayan favorilerden. Hibino da genç bir oyuncu, geçen sene çıkış yaptı. Birkaç maçını izleyip beğenmiştim. Ufak tefek, Sharapova'yı koşturup ritim bulursa eğlenceli bir gece maçına dönüştürebilir. Asıl maç ise son maç. Tsonga ile Baghdatis çıkıyor. Yetkililer özenle koymuş bu maçı en sona muhtemelen. Gece 3'e kadar oynarlar da sosyal medyada patlatırız hesabı. Çünkü maç ben 5 sete gideceğim diye bağırıyor. Bu elbette Baggy'e çok bağlı. Uzun süredir kendinde değil ama 2006'da final oynadığı bu turnuvaya her zaman çok motive olur ve elenip yenilse de genelde maraton maçlar çıkartır burada.
Eğer açılışı erkekler maçıyla yapacaksanız adresiniz Hisense olsun. Nishikori-Kohlschreiber maçı var. Akşam seansında burada Kyrgios ile Carreno Busta maçı var. Kyrgios rahat kazanır ama seyirci atmosferinin sıcak olacağı bir maç olur.
Dış kortlarda da şu maçlar ilginizi çekebilir:
Pospisil-Simon, Hantuchova-Kuznetsova.
Tam program için: http://www.ausopen.com/en_AU/scores/schedule/index.html
Ayrıca son not olarak bu turnuvada bütün kortlardan bütün maçların yayının olacağını belirteyim. Bu da bir ilk olacak. Bu konuda rakiplerine açık ara fark atan Avustralya Açık'tan gelmesi şaşırtmadı elbet.
Tenisiniz bol olsun, uyku düzeniniz mahvolsun!
16 Ocak 2016 Cumartesi
Avustralya Açık Kuraları Geldi!
Dikkatinizi çekmiyor olabilir ama Novak Djokovic çok kolay kuralar çekiyor slam'lerde, farkında mısınız? Tamam, en zor kurayla bile sıkıntı yaşama ihtimali çok az da, ter idmanı falan atıyor bazen çeyrek finale kadar. Yine öyle bir kura. Olağan dışı bir durum olmazsa çeyrek finale kadar biraz bile zorlayacak tek bir isim yok onu. Çeyrek finalde de Nishikori gayet ideal bir kura sayılabilir onun için. Kısacası yarı finale kadar tahminim Djokovic'in set kaybetmeden gelmesi.
Federer, Djokovic'in yarısında ve Berdych'in çeyreğinde. İlk tur kuralarını da göz önüne alınca ilk 4 arasında en zor kurayı onun çektiğini düşünüyorum. İlk turda Basilishvili kolay rakip ama ondan sonra gerçekten her turda sıkıntı çıkarabilecek dengesiz tipler var yolunda. 2.turda Dolgopolov, 3.turda Dimitrov, 4.turda Thiem ya da Goffin, çeyrek finalde de Berdych ya da Kyrgios. Hepsini geçerse de karşısında muhtemelen hiç yorulmamış Djokovic. Nerden baksan tutarsızlık.....
3. kısımın seribaşı Wawrinka. İlk iki turda çok rahat gözüküyor da bence 3. ve 4. turda sıkıntı yaşayacak. Çok formda ve gümbür gümbür gelen Sock 3.turda, Raonic 4.turda gözüküyor onun için. Bunlardan birine takılırsa şaşırmam. Burada Djokovic'ten sonra en ideal kurayı çeken Rafa. 5 numaralı seribaşı olarak, ilk 4'ten en çok çekmek isteyeceği Wawrinka'yı çekti. İlk turda Verdasco ters gelebilecek bir rakip ve 2009'daki epik maçın da rövanşı olacak olmasıyla hoş bir tebessüm yaratacak. Ama sonra en azından çeyrek finale kadar yolu açık gibi görünüyor. Orada Wawrinka sürpriz yaşamadan gelse bile, Wawrinka'yı çok iyi olmadığı bir günde yenebilir. Nadal'ın çeyrek final yapmasını bekliyorum. Onun dışında Wawrinka'nın çeyreğinde yaşanacak şeyler, yarı final şansını belirleyecektir.
Son bölümde Murray ve Ferrer var. Ferrer 8 numara olarak girdi ve 4.tura kadar şakkka gibi bir kurası var yine. Bu kuralarla dünyalığını yaptı istikrar reyis, daha ne diyeyim? Murray içinse nimet gibi kura. Birkaç tehlike yaratabilecek bir rakip var ama Nishi/Berd/Rafa üçlüsünün yanında bariz zayıf ve ona en kolay lokma eşleşme olan Ferrer'i yarısına çekti. Murray'nin burada hıyarlık etmeyip yarı final yapması lazım.
Tahminim Djokovic-Murray finali ve Djokovic şampiyonluğu. Ne sandıydınız?
Turnuvaya ne kadar hazır oldukları şüpheli olan Serena ve Sharapova aynı çeyrekte ve tehlikeli rakipler onları bekliyor. Bencic, Kuznetsova, Giorgi ve Wozniacki gibi serseri mayınlar var. Ben ikisinden birinin çeyrek finale gelemeyeceğini düşünüyorum.
Diğer çeyrekte Radwanska-Kvitova var ki Kvitova baya iyi kura çekmiş. E ama onun da fit olmadığını biliyoruz? Radwanska erkenden Bouchard, Vinci, Stosur gibi isimlerle oynayabilir ama çok hazır görünüyordu. Erken sürpriz yaşamazsa yarı final için güzel bir şansı var.
3.çeyrekte Kerber-Muguruza var da asıl favori Azarenka. İlk iki turda zayıf rakiplerle karşılaşıyor Azarenka ki, sıcaklara alışıp turnuvaya adapte olması açısından avantaj. 4.turda Muguruza ile eşleşmesi var. Olursa devlerin aşkı büyük olur misali maç olur bam güm. Üst tarafta Kerber'in kurası fena değil. Sezona da iyi başladı. Çeyrek finale gelir muhtemelen.
Son bölüm Venus-Halep. Halep'in özellikle ilk 3 turu epey rahat. Çeyrekte de her ne kadar formda olsa da yaşı itibariyle oraya kadar gelemeyecek olması az bir ihtimal olmayan Venus... Halep büyük turnuva stresine yakalanmazsa yarı finale yürür buradan.
Tahminim ?-Azarenka finali ve Azarenka şampiyonluğu.
Federer, Djokovic'in yarısında ve Berdych'in çeyreğinde. İlk tur kuralarını da göz önüne alınca ilk 4 arasında en zor kurayı onun çektiğini düşünüyorum. İlk turda Basilishvili kolay rakip ama ondan sonra gerçekten her turda sıkıntı çıkarabilecek dengesiz tipler var yolunda. 2.turda Dolgopolov, 3.turda Dimitrov, 4.turda Thiem ya da Goffin, çeyrek finalde de Berdych ya da Kyrgios. Hepsini geçerse de karşısında muhtemelen hiç yorulmamış Djokovic. Nerden baksan tutarsızlık.....
3. kısımın seribaşı Wawrinka. İlk iki turda çok rahat gözüküyor da bence 3. ve 4. turda sıkıntı yaşayacak. Çok formda ve gümbür gümbür gelen Sock 3.turda, Raonic 4.turda gözüküyor onun için. Bunlardan birine takılırsa şaşırmam. Burada Djokovic'ten sonra en ideal kurayı çeken Rafa. 5 numaralı seribaşı olarak, ilk 4'ten en çok çekmek isteyeceği Wawrinka'yı çekti. İlk turda Verdasco ters gelebilecek bir rakip ve 2009'daki epik maçın da rövanşı olacak olmasıyla hoş bir tebessüm yaratacak. Ama sonra en azından çeyrek finale kadar yolu açık gibi görünüyor. Orada Wawrinka sürpriz yaşamadan gelse bile, Wawrinka'yı çok iyi olmadığı bir günde yenebilir. Nadal'ın çeyrek final yapmasını bekliyorum. Onun dışında Wawrinka'nın çeyreğinde yaşanacak şeyler, yarı final şansını belirleyecektir.
Son bölümde Murray ve Ferrer var. Ferrer 8 numara olarak girdi ve 4.tura kadar şakkka gibi bir kurası var yine. Bu kuralarla dünyalığını yaptı istikrar reyis, daha ne diyeyim? Murray içinse nimet gibi kura. Birkaç tehlike yaratabilecek bir rakip var ama Nishi/Berd/Rafa üçlüsünün yanında bariz zayıf ve ona en kolay lokma eşleşme olan Ferrer'i yarısına çekti. Murray'nin burada hıyarlık etmeyip yarı final yapması lazım.
Tahminim Djokovic-Murray finali ve Djokovic şampiyonluğu. Ne sandıydınız?
Turnuvaya ne kadar hazır oldukları şüpheli olan Serena ve Sharapova aynı çeyrekte ve tehlikeli rakipler onları bekliyor. Bencic, Kuznetsova, Giorgi ve Wozniacki gibi serseri mayınlar var. Ben ikisinden birinin çeyrek finale gelemeyeceğini düşünüyorum.
Diğer çeyrekte Radwanska-Kvitova var ki Kvitova baya iyi kura çekmiş. E ama onun da fit olmadığını biliyoruz? Radwanska erkenden Bouchard, Vinci, Stosur gibi isimlerle oynayabilir ama çok hazır görünüyordu. Erken sürpriz yaşamazsa yarı final için güzel bir şansı var.
3.çeyrekte Kerber-Muguruza var da asıl favori Azarenka. İlk iki turda zayıf rakiplerle karşılaşıyor Azarenka ki, sıcaklara alışıp turnuvaya adapte olması açısından avantaj. 4.turda Muguruza ile eşleşmesi var. Olursa devlerin aşkı büyük olur misali maç olur bam güm. Üst tarafta Kerber'in kurası fena değil. Sezona da iyi başladı. Çeyrek finale gelir muhtemelen.
Son bölüm Venus-Halep. Halep'in özellikle ilk 3 turu epey rahat. Çeyrekte de her ne kadar formda olsa da yaşı itibariyle oraya kadar gelemeyecek olması az bir ihtimal olmayan Venus... Halep büyük turnuva stresine yakalanmazsa yarı finale yürür buradan.
Tahminim ?-Azarenka finali ve Azarenka şampiyonluğu.
14 Ocak 2016 Perşembe
Avustralya'da Bizimkiler Ne Yaptı?
Hiç iyi şeyler yapamadılar ya. (başlığa cevap usulü yazı, iyiymiş)
Aslında beklentim de vardı baya. İpek ve Marsel formsuzdu ama ilk turda kendilerinden de formsuz rakipleri yenebileceklerini düşünüyordum. Favori taraflardı zaten. Ama Marsel de İpek de ilk seti çok rahat kazandıkları maçları kaybettiler.
Ana tabloya kalmasını beklediğim Çağla'nın yarattığı hayal kırıklığı daha büyük oldu. O da ilk seti aldıktan sonra kaybetti ve epey garip bir istatistik çıkmış oldu ortaya. Çağla son sette çift break dezavantajından döndü ama sonunu getiremedi. Keza İpek ve Marsel de son sette geriden gelip sete ortak olup sonunu getiremediler. Her açıdan çok benzer mağlubiyetler aldık.
Marsel'in durumu birkaç aydır iyi gözükmüyor bu arada. Şubat sonu gibi de Dubai'de koruyacağı puanları çok fazla. 110 puan kaybedecek oradan. Bu yüzden sezonun geri kalanında ilk 100'e girmesi kolay olmayacak. En azından Roland Garros ve Wimbledon'da eleme oynayacağı kesin gibi.
İpek için kesin bir şey söylemek zor zira hala gelişim sürecinde. Ama bu yıl 20 yaşını dolduracak ve rüştünü ispatlayıp birkaç iyi galibiyet ve top 100 yapması gerekiyor ona da. (ya da top 100'e baya yaklaşmak) Yapabilir bunu, zaten hali hazırda ilk 150'nin kapısında ama oyununu geliştireceği seviye çok belirsiz. Büyük patlama yapıp ilk 100 hedefine hiç beklemediğimiz bir anda ulaşabileceği gibi, NBA misali bir çaylak duvarına toslayıp ilk 200 dışına da çıkabilir.
Bu açıdan en istikrarlı olmasını beklediğim Çağla. 3-5 ay koruyacak doğru düzgün puanı yok. 1-2 iyi turnuva çıkartarak ben onun Roland Garros ya da Wimbledon (ikisi birden de olabilir) slam'lerine ilk 100 biletini alıp direkt katılacağını düşünüyorum. Bu öngörüyü de böyle not düşmüş olalım.
Not: Avustralya Açık'ta asıl merakla beklediğimiz ana tablo kuraları bu gece TSİ 02.00'da çekiliyor.
Aslında beklentim de vardı baya. İpek ve Marsel formsuzdu ama ilk turda kendilerinden de formsuz rakipleri yenebileceklerini düşünüyordum. Favori taraflardı zaten. Ama Marsel de İpek de ilk seti çok rahat kazandıkları maçları kaybettiler.
Ana tabloya kalmasını beklediğim Çağla'nın yarattığı hayal kırıklığı daha büyük oldu. O da ilk seti aldıktan sonra kaybetti ve epey garip bir istatistik çıkmış oldu ortaya. Çağla son sette çift break dezavantajından döndü ama sonunu getiremedi. Keza İpek ve Marsel de son sette geriden gelip sete ortak olup sonunu getiremediler. Her açıdan çok benzer mağlubiyetler aldık.
Marsel'in durumu birkaç aydır iyi gözükmüyor bu arada. Şubat sonu gibi de Dubai'de koruyacağı puanları çok fazla. 110 puan kaybedecek oradan. Bu yüzden sezonun geri kalanında ilk 100'e girmesi kolay olmayacak. En azından Roland Garros ve Wimbledon'da eleme oynayacağı kesin gibi.
İpek için kesin bir şey söylemek zor zira hala gelişim sürecinde. Ama bu yıl 20 yaşını dolduracak ve rüştünü ispatlayıp birkaç iyi galibiyet ve top 100 yapması gerekiyor ona da. (ya da top 100'e baya yaklaşmak) Yapabilir bunu, zaten hali hazırda ilk 150'nin kapısında ama oyununu geliştireceği seviye çok belirsiz. Büyük patlama yapıp ilk 100 hedefine hiç beklemediğimiz bir anda ulaşabileceği gibi, NBA misali bir çaylak duvarına toslayıp ilk 200 dışına da çıkabilir.
Bu açıdan en istikrarlı olmasını beklediğim Çağla. 3-5 ay koruyacak doğru düzgün puanı yok. 1-2 iyi turnuva çıkartarak ben onun Roland Garros ya da Wimbledon (ikisi birden de olabilir) slam'lerine ilk 100 biletini alıp direkt katılacağını düşünüyorum. Bu öngörüyü de böyle not düşmüş olalım.
Not: Avustralya Açık'ta asıl merakla beklediğimiz ana tablo kuraları bu gece TSİ 02.00'da çekiliyor.
10 Ocak 2016 Pazar
"Bizden Geçti Artık Evladım"
Dün Doha'da Nadal finalde dağıldı. Bugün de Federer, Raonic karşısında hiç varlık gösteremedi. Biri 35, diğeri 30 yaşını dolduracak olan efsaneler daha sezonun ilk haftasından "bizden geçti artık evladım" dediler de diyebiliriz.
Djokovic'in turnuva performansının üstüne çıkacağını tahmin etmiştim. Geçen yıl da çünkü bu tarz turnuvalarda gerek gördüğünde vitesi artırmasını biliyordu. Nadal beklediğimden de kötü oynayınca, rahatın da ötesi bir galibiyet oldu. Geçen seneki karşılaşmalarından çok bir fark yoktu. Yorumlanacak da pek bir şey yok. Arada dağlar kadar fark var ve Djokovic yeryüzüne inmediği sürece Nadal'ın hiçbir şekilde şansı yok.
Federer-Raonic finalinin sonucu epey sürpriz oldu. Raonic turnuvada iyi görüntü çizmişti. Sağlamdı bir hayli ama Federer'in tam istediği tür bir eşleşme. Aralarındaki maçlarda da şu ana kadar hiç zorlanmamıştı Federer. Ama bu kez rüzgar tersten esti. Raonic servisini kırdırmadığı gibi, her iki sette de Federer'in servisini kırarak rutin bir galibiyet aldı. Federer maçtan sonra kortta ağır kaldığını, backhand'inin çok kötü olduğunu ve rahat hareket edemediğini söyledi.
Haftanın diğer turnuvasında ise Wawrinka finalde Coric'i set kaybetmeden yenerek şampiyonluğa uazandı.
Kıssadan hisse, bu halleriyle ne Federer ne de Nadal, bir hafta sonra başlayacak Avustralya Açık'ta Djokovic'e rakip olamazlar. Geçen seneki Roland Garros'ta Wawrinka çıktığı seviyeyi yakalayamazsa onu yenecek başka bir oyuncu da görünmüyor orada.
İlgilenenler için sırayla finallerin HD olarak geniş özetleri:
Djokovic'in turnuva performansının üstüne çıkacağını tahmin etmiştim. Geçen yıl da çünkü bu tarz turnuvalarda gerek gördüğünde vitesi artırmasını biliyordu. Nadal beklediğimden de kötü oynayınca, rahatın da ötesi bir galibiyet oldu. Geçen seneki karşılaşmalarından çok bir fark yoktu. Yorumlanacak da pek bir şey yok. Arada dağlar kadar fark var ve Djokovic yeryüzüne inmediği sürece Nadal'ın hiçbir şekilde şansı yok.
Federer-Raonic finalinin sonucu epey sürpriz oldu. Raonic turnuvada iyi görüntü çizmişti. Sağlamdı bir hayli ama Federer'in tam istediği tür bir eşleşme. Aralarındaki maçlarda da şu ana kadar hiç zorlanmamıştı Federer. Ama bu kez rüzgar tersten esti. Raonic servisini kırdırmadığı gibi, her iki sette de Federer'in servisini kırarak rutin bir galibiyet aldı. Federer maçtan sonra kortta ağır kaldığını, backhand'inin çok kötü olduğunu ve rahat hareket edemediğini söyledi.
Haftanın diğer turnuvasında ise Wawrinka finalde Coric'i set kaybetmeden yenerek şampiyonluğa uazandı.
Kıssadan hisse, bu halleriyle ne Federer ne de Nadal, bir hafta sonra başlayacak Avustralya Açık'ta Djokovic'e rakip olamazlar. Geçen seneki Roland Garros'ta Wawrinka çıktığı seviyeyi yakalayamazsa onu yenecek başka bir oyuncu da görünmüyor orada.
İlgilenenler için sırayla finallerin HD olarak geniş özetleri:
9 Ocak 2016 Cumartesi
İlk Haftanın Finalleri
Tenis sezonu bereketiyle geldi. Ama zaten Doha kurasını gördüğümüzde o bereketin gelmesi bir hayli olası gözüküyordu. Nadal'ın yolundaki Ferrer de ilk turda kaybedince işler Nadal için kolaylaştı ve geçen seneki gibi sürprize izin vermediği turnuvada finale geldi.
Nadal'ın Marchenko karşısında oynadığı yarı final maçının geniş özeti:
Djokovic kağıt üstünde rahat gibi gözükse de Mayer ve Berdych maçlarında oynadığı tenisle vasatı aşamadı. Ama hiçbir şekilde soru işareti ya da şüphe uyandıran bir durum değil bu. Nihayetinde sezonun ilk haftası ve sadece 250 puanlık bir turnuva.
Final bugün 17.00'da başlayacak ve Eurosport'tan yayınlanacak. İki oyuncu da henüz hazır görünmedi ama elbette favori, geçen sene de olduğu gibi Djokovic. Hatta ikinci viteste gittiği turnuvada ne olursa olsun final maçını ciddiye alıp performansını artıracağını düşünüyorum. Nadal ise aşağı yukarı turnuva seviyesinde oynayacaktır.
Wawrinka için işler Chennai'de yolunda gidiyor. Sıkıntı yaşamadan yarı finale geldi ve Benoit Paire ile karşılaşacak. Diğer yarı finalde Coric-Bedene eşleşmesi var.
Brisbane'de ise 1 numara Roger Federer bu sabah Thiem karşısında şov yaptı. Çeyrek finalde Dimitrov'a set kaybetmişti Federer ama yarı final maçı beklediğinden bile kolay geçti. Finalde ise rakibi yarı finalde Tomic'i eleyen Raonic olacak.
Kadınlarda Auckland'i finalde Goerges'i geçen Sloane Stephens kazandı ve sezona sağlam bir giriş yapmış oldu. Shenzhen'de ise Kvitova'nın ilk turdan çekilmesiyle tek favori olarak kalan Radwanska hiç zorlanmadan kupaya uzanmasını bildi. Birazdan Brisbane'de Azarenka-Kerber finali başlayacak ki, haftanın en güzel maçı olabilir kadınlar tarafında...
Nadal'ın Marchenko karşısında oynadığı yarı final maçının geniş özeti:
Djokovic kağıt üstünde rahat gibi gözükse de Mayer ve Berdych maçlarında oynadığı tenisle vasatı aşamadı. Ama hiçbir şekilde soru işareti ya da şüphe uyandıran bir durum değil bu. Nihayetinde sezonun ilk haftası ve sadece 250 puanlık bir turnuva.
Final bugün 17.00'da başlayacak ve Eurosport'tan yayınlanacak. İki oyuncu da henüz hazır görünmedi ama elbette favori, geçen sene de olduğu gibi Djokovic. Hatta ikinci viteste gittiği turnuvada ne olursa olsun final maçını ciddiye alıp performansını artıracağını düşünüyorum. Nadal ise aşağı yukarı turnuva seviyesinde oynayacaktır.
Wawrinka için işler Chennai'de yolunda gidiyor. Sıkıntı yaşamadan yarı finale geldi ve Benoit Paire ile karşılaşacak. Diğer yarı finalde Coric-Bedene eşleşmesi var.
Brisbane'de ise 1 numara Roger Federer bu sabah Thiem karşısında şov yaptı. Çeyrek finalde Dimitrov'a set kaybetmişti Federer ama yarı final maçı beklediğinden bile kolay geçti. Finalde ise rakibi yarı finalde Tomic'i eleyen Raonic olacak.
Kadınlarda Auckland'i finalde Goerges'i geçen Sloane Stephens kazandı ve sezona sağlam bir giriş yapmış oldu. Shenzhen'de ise Kvitova'nın ilk turdan çekilmesiyle tek favori olarak kalan Radwanska hiç zorlanmadan kupaya uzanmasını bildi. Birazdan Brisbane'de Azarenka-Kerber finali başlayacak ki, haftanın en güzel maçı olabilir kadınlar tarafında...
8 Ocak 2016 Cuma
Safarova Avustralya Açık'ta Yok
Dünkü yazıda Avustralya Açık'ın kadınlar tarafında ne kadar eksik ve renksiz geçebileceğinden bahsetmiştik. Geçen yıl Fransa Açık'ta oynadığı finalden sonra istikrarlı bir şekilde korta bile çıkamayan Lucie Safarova'dan kötü haber çok gecikmeden geldi.
Kötü haber dediğimi de turnuvadan çekilmesi sanmayın. Öyle olsa neyse ama ciddi olma ihtimali olan bir hastalık sebebiyle çekilmiş. Hastalığına "Akut Romatizmal Ateş" deniyor. Genelde 5-15 yaş arası çocuklarda görülmesine rağmen istisnai şekilde Safarova'yı bulmuş bu hastalık. Hastalığın ne olduğuna dair çok teknik terim olduğu için bulduğum en derli toplu bir kaynaktan copy/paste usulüyle özet geçiyorum:
"Akut romatizmal ateş (ARA) sıklıkla eklemleri ve kalbi, daha az sıklıkla merkezi sinir sistemi, deri ve derialtı dokusunu tutan sistemik bir hastalıktır. Dünyanın her yerinde görülen bu hastalık özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çocukluk çağındaki edinsel kalp hastalığının en sık nedeni olarak insan sağlığını tehdit etmektedir."
Kötü haber dediğimi de turnuvadan çekilmesi sanmayın. Öyle olsa neyse ama ciddi olma ihtimali olan bir hastalık sebebiyle çekilmiş. Hastalığına "Akut Romatizmal Ateş" deniyor. Genelde 5-15 yaş arası çocuklarda görülmesine rağmen istisnai şekilde Safarova'yı bulmuş bu hastalık. Hastalığın ne olduğuna dair çok teknik terim olduğu için bulduğum en derli toplu bir kaynaktan copy/paste usulüyle özet geçiyorum:
"Akut romatizmal ateş (ARA) sıklıkla eklemleri ve kalbi, daha az sıklıkla merkezi sinir sistemi, deri ve derialtı dokusunu tutan sistemik bir hastalıktır. Dünyanın her yerinde görülen bu hastalık özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çocukluk çağındaki edinsel kalp hastalığının en sık nedeni olarak insan sağlığını tehdit etmektedir."
Grigor Dimitrov Durmuyor
Başlığın tenisle ilintili olmasını umut ederdim ama elbette alakası yok. Bir süredir birlikte olduğu Maria Sharapova'dan geçtiğimiz kasım ayında ayrılan Dimitrov, yeni sevgili yapmakta hiç gecikmemiş.
Uzun süre F1 pilotu Hamilton ile birlikteliği ile bilinen Nicole Scherzinger, Dimitrov'un 5821. sevgilisi olmaya hak kazanmış. 24 yaşındaki Dimitrov, o kadar fazla sevgili değiştirdi ki, kendisi de hiç 24 yaşındaymış gibi gelmiyor artık. Bir de Sharapova'yı terk edip, kendisinden 13 yaş büyük birisiyle birlikte olması magazinsel anlamda daha da büyük tepkiler vs. getirdi sağda solda.
Buradan Scherzinger'e sesleniyorum: Ablacım, yaş farkını geçtim, önemli değil de, don değiştirir gibi sevgili değiştiren ve hala bariz bir şekilde ergen kafasında olan biriyle senin ne işin var ya? Kaç kurtar kendini diyeceğim de, o sana tekmeyi vurur 3 aya kalmaz. SBT.
(Bilerek iddialı konuştum. Ben yazdım şimdi, mucize olur, bunlar uzun süre birlikte olup ayrılmazlar da, biz de bir süre Dimitrov'un saçma magazin haberlerinden kurtuluruz. Amin.)
7 Ocak 2016 Perşembe
Yıldızsız Bir Avustralya Açık?
Başlığı görünce korkmayın. En azından erkek tenisini sevenlerin korkmasına gerek yok. Djokovic, Nadal, Federer, Murray'e bir şey olmadı. Tipsarevic ve Haas gibi uzun süredir sakat olan veteranlar Avustralya Açık'tan çekildiklerini açıkladılar ama bu üzücü olduğu kadar sıradan da bir hal aldığı için kimsenin umurunda olacağını sanmıyorum. Hatta hadi Tipsy neyse de, Haas'ın artık yaşından başından ve yuvaya başlama yaşına gelmiş kızından falan utanıp bunca sakatlık sonrası tenisi bırakması daha hayırlı olabilir.
Asıl fırtına ise kadınlarda kopacak gibi maalesef. Zaten 2005'ten beri ciddi şekilde erkek tenisinin yükselişi ve kendilerinin de düşüşüyle birkaç seviye altta kalan kadınlarda, bir slam turnuvasının uzun zaman sonra, kendi standartlarına göre bile çok renksiz geçme ihtimaliyle karşı karşıyayız dostlar.
Durumu şu anki top 10'u tek tek sıralayarak anlatayım ki, işin ciddiyeti iyice anlaşılsın.
1- Serena Williams - Hopman Kupası ilk maçına çıkmadı. İkinci maçın ikinci setinde maçı bıraktı.
2- Simona Halep - Brisbane'de oynayacaktı ama hiç korta çıkmadan turnuvadan çekildi.
3- Garbine Muguruza - Halep ile durumu birebir aynı.
4- Maria Sharapova - E bu da aynı.
5- Agnieszka Radwanska - Bunda sorun yok. Shenzen'de fena da başlamadı hatta. Ama ne kadar star?
6- Petra Kvitova - Shenzen'de ilk seti kaybettikten sonra ilk tur maçından çekildi.
7- Venus Williams - Liste revire döndü ama 36'lık Venus sağlam. Nasıl ters köşe ama, hehe?
8- Flavia Pennetta - Fabio Fognini ile evlenme planları yapıp tenisi bıraktı. (iç geçirme efekti)
9- Lucie Safarova - Sydney'den çekildi, ki o turnuva haftaya. Baya ciddi olabilir.
10- Angelique Kerber - İstikrar abidesi Alman, listenin sıkıntısız 3. ve son ismi.
Zaten ilk 4'ten iki kişiyi, üstüne Safarova'yı kaybetsen turnuva baya yara alır ki, şu kara tabloda olmayacak bir ihtimal gibi de durmuyor hiç... 10 gün geçe, hayrola diyelim artık.
Asıl fırtına ise kadınlarda kopacak gibi maalesef. Zaten 2005'ten beri ciddi şekilde erkek tenisinin yükselişi ve kendilerinin de düşüşüyle birkaç seviye altta kalan kadınlarda, bir slam turnuvasının uzun zaman sonra, kendi standartlarına göre bile çok renksiz geçme ihtimaliyle karşı karşıyayız dostlar.
Durumu şu anki top 10'u tek tek sıralayarak anlatayım ki, işin ciddiyeti iyice anlaşılsın.
1- Serena Williams - Hopman Kupası ilk maçına çıkmadı. İkinci maçın ikinci setinde maçı bıraktı.
2- Simona Halep - Brisbane'de oynayacaktı ama hiç korta çıkmadan turnuvadan çekildi.
3- Garbine Muguruza - Halep ile durumu birebir aynı.
4- Maria Sharapova - E bu da aynı.
5- Agnieszka Radwanska - Bunda sorun yok. Shenzen'de fena da başlamadı hatta. Ama ne kadar star?
6- Petra Kvitova - Shenzen'de ilk seti kaybettikten sonra ilk tur maçından çekildi.
7- Venus Williams - Liste revire döndü ama 36'lık Venus sağlam. Nasıl ters köşe ama, hehe?
8- Flavia Pennetta - Fabio Fognini ile evlenme planları yapıp tenisi bıraktı. (iç geçirme efekti)
9- Lucie Safarova - Sydney'den çekildi, ki o turnuva haftaya. Baya ciddi olabilir.
10- Angelique Kerber - İstikrar abidesi Alman, listenin sıkıntısız 3. ve son ismi.
Zaten ilk 4'ten iki kişiyi, üstüne Safarova'yı kaybetsen turnuva baya yara alır ki, şu kara tabloda olmayacak bir ihtimal gibi de durmuyor hiç... 10 gün geçe, hayrola diyelim artık.
Haase'nin Rafa Sevgisi
Nadal, Doha'da ilk turu set vererek geçtikten sonra dün oynadığı 2. tur maçında Robin Haase'ye karşı daha ikna edici performans ortaya koydu ve korttan 6-3/6-2'lik galibiyetle ayrıldı.
Sıradan bir maçı komik kılan eylem ise Haase'den geldi. Görüntünün başında da görebildiğiniz gibi Nadal maç puanında servis atarken seyirciler tezahürat işini abartıyor. 35. saniyede "Vamos Rafa" diye işin suyunu çıkaran ise rakibi Haase'den başkası değil! Ama seyircinin tepkisine gülen Nadal, Haase'nin sözünden sonra mimik oynatmadan servisini atıyor ve çok şık bir vuruşla maça noktayı koyuyor.
Avenger lakabını taktığım Djokovic ise seriye bağladı. 6-2, 6-2, 6-2, 6-2 ile çeyrek finale geldi. O cephede değişen bir şey yok. Yalnız Ferrer'in elenmesiyle Nadal'ın final yolu kolayladı. İstese bile kaçamaz gibi artık Djokovic'ten.
Avenger lakabını yeni taktım, şimdi düşündüm. Bence çok da güzel oldu. Ne dersiniz? :(
4 Ocak 2016 Pazartesi
Başlıyor
Teniste sezon arası sadece bir ay olabilir ama Amerika Açık sonrası Asya turnuvalarının biraz angarya hissettirmesi, genel olarak sezon sonu turnuvasının istisnalar hariç beklentiyi karşılamaması o ara daha uzunmuş gibi hissettiriyor. Tarihin en iyi 7-8 oyuncusundan 3'ü aynı dönemde oynayınca onların yarışını en büyük arena olan slam turnuvalarında görmek istiyoruz. Çünkü orası masaya koyacakları şeyleri sakladıkları alan oluyor.
Avustralya Açık öncesi hazırlık turnuvaları arasında bir Masters turnuvası yok belki ama muhtemelen verilen aranın da etkisiyle, slam öncesi oynanan hazırlık turnuvaları niteliğindeki turnuvalar arasında en zevk aldığım bunlar oluyor. Belki biz burada donup eve tıkışmışken bilgisayar ve televizyon ekranında o Avustralya'nın sıcağı bize hoş geliyordur, kim bilir?
Sezon öncesi oynanan Abu Dhabi'deki Mubadala turnuvası resmi bir turnuva olmasa da her zaman iyi bir veri olmuştur oynanan tenis seviyesi açısından. Geçen sene orada Murray'e 0-6 2-6 ile kaybeden Nadal, gerçekten berbat bir Avustralya Açık geçirmişti. Bu sene ise daha zayıf rakipler vardı. Ferrer ve Raonic'i mağlup ederek kupaya uzandı. Dramatik bir değişim yoktu elbette ama geçen senenin sonunda yakaladığı mini ritmi devam ettirdi diyebiliriz özetle.
Asıl sınav ise Doha'da olacak onun için. Kuralar çekildi ve burada 1 numaralı seribaşı Novak Djokovic. Şöyle bir karar aldım ki, bu insan görünümlü canavar, herhangi bir turnuvada finalden önce kaybedene kadar (gözümle görmem lazım) onun kurasını yorumlamayacağım. Sonuçta burada amme hizmeti yapıyoruz, elimizi daha değerli şeylere yoralım, değil mi?
Nadal ise yarı finale kadar rahat gelir gibi. (sezonun ilk jinx'i hayırlı uğurlu olsuuuun) Yarı finalde olası bir Ferrer eşleşmesi gözüküyor. Ferrer küçük turnuvaları sever. Olur da oynarlarsa gününde götürebilir burada Rafa'yı. Rafa da finalde Djokovic ile karşılaşmamak için çok sıkmayabilir kendisini. (Nadal fanı olduğumuz bilinmese bu postun altına oluk oluk "Rafa haterı!!" yorumları akardı, neyse ki o açıdan sıkıntımız yok)
Brisbane'de daha iyi bir kura var. Federer, Nishikori, Cilic ve Raonic ilk 4 seribaşı arasında yer alıyor. İlk turda Simon-Dimitrov eşleşmesi var diyeyim, oradan hesap edin. Federer favori ama yabana atılmayacak çok isim var denk getirdiğinde onu yenebilecek.
Chennai'da klasik bir şekilde Wawrinka turnuvaya liderlik ediyor. Paire, Bautista, Anderson gibi nispeten düşük profilli isimler var. Zaten Chennai'deki turnuva her zaman Brisbane ve Doha'ya göre sönük kalmıştır. Wawrinka'nın ilk turda elenebileceği gibi rahatça şampiyon da olabileceği bir tablo. Anderson ve Bautista istikrarlı isimler olduğu için burada en kötü yarı finale kadar gelirler tahminimce.
Kadınlarda Auckland'de Venus Williams ve Ivanovic var. Chennai için dediğimiz burada geçerli. Bu aslında çok sevimli bir turnuva ama Brisbane'a göre düşük puanlı olduğu için hep yetim kalıyor. Brisbane'de bütün ağır toplar var neredeyse. Sharapova, Muguruza, Halep, Kerber, Vinci vs... Serena Williams yok bir tek, ki o da Hopman Kupası oynuyor Jack Sock ile birlikte.
Shenzen'de ise 1 numaralı seribaşı Agnieszka Radwanska. 2 numarada da Kvitova var. Onun dışında bu da Auckland gibi düşük profilli.
TÜRK OYUNCULAR NEREDE?
Çağla bu hafta Shenzen'de eleme oynadı. İlk turu rahat geçse de ikinci turda 1 numaralı seribaşı Shvedova'ya takıldı. Sezonu Dubai'de şampiyon olarak kapatmıştı. 2 hafta önce de Ankara'daki 50 binlik turnuvada final oynadı. Avustralya Açık'ta eleme tablosunda yüksek sıralardan seribaşı olacak ve iyi bir kura çekmesi olası. İlk slam ana tablosu gelsin artık da, o da biz de rahatlayalım.
İpek ise Auckland'de eleme oynadı. O da Çağla gibi ilk turu geçip ikinci turda elendi. Seribaşı olmama ihtimali yüksek onun Avustralya Açık'ta. Ama zaten yeni eleme oynamaya başlıyor, çok da baskıya gerek yok henüz.
Marsel ise bu akşam Doha'da ana tablo maçına çıkacak. Sıralaması ana tabloya yetmiyordu ama wild-card aldı. Katarlılar her sene burada saçma sapan oyuncularına wild-card veriyorlardı ve onlar da 30 dakika civarında 0-6 0-6 kaybediyorlardı. (abartmıyorum, açın bakın) Bu sene o gereksiz wild-card'ı bir kişiye vermişler. Diğerleri Jaziri ve Marsel'e gitmiş. İşte Ortadoğu'nun aradığı Büyük İslam Birliği.
Marsel'in maçı merkez kortun son maçı. Eurosport 2'de canlı olacak. Andrey Kuznetsov'a karşı oynuyor ki, geçen sene yenmişti onu. Ortada maç. Eğer bir şekilde 2 maç kazanırsa çeyrek finalde Nadal ile oynayabilir.
Şimdilik bu kadar. Bu sene güncellemeler çok sık gelecek. Şimdi kıçıkırık bir blog için yemin edip günaha girmek istemiyorum ama vallahi sık gelecek bak!
Görüşmek üzere, tenisle kalın!
(Yazıda kullanan şarkı Nadal hayranlarına özel sezon öncesi gazı depolamak için. Başka türlü bitmez bu sezon.)
25 Aralık 2015 Cuma
Video: Babalar, Geyikler...
Merry Christmas from @tennis_jarkag, @NickKyrgios, @RafaelNadal, @cilic_marin, @MirzaSania and @Charlymoya!
https://t.co/hY2kDu1i88
— IPTL (@iptl) December 25, 2015
23 Aralık 2015 Çarşamba
(Dönemedi)
Söderling ile ilgili geçen hafta "Bu sezon dönüyormuş" lafları çıkmıştı... bugün emeklilik açıklaması geldi.
Zaten dönse de "Nadal'ı Roland Garros'ta yenmek"in üzerine bir şey koyamayacağı gibi, soğuk nevale kişiliğine uymayacak şekilde madara da olurdu diye tahmin ediyorum.
Ayrıca kendisi top işine girmişti en son. Tenis dünyasına en büyük katkısı da topların logosudur bence. Her kim tasarlamışsa, bu şahsın yanında Federer'in logosunu tasarlayan diz çöküp tövbe eder diyorum.
Zaten dönse de "Nadal'ı Roland Garros'ta yenmek"in üzerine bir şey koyamayacağı gibi, soğuk nevale kişiliğine uymayacak şekilde madara da olurdu diye tahmin ediyorum.
Ayrıca kendisi top işine girmişti en son. Tenis dünyasına en büyük katkısı da topların logosudur bence. Her kim tasarlamışsa, bu şahsın yanında Federer'in logosunu tasarlayan diz çöküp tövbe eder diyorum.
17 Aralık 2015 Perşembe
Roger Federer ve Çılgın Takvimi
Roger Federer, bugün resmi sitesinden 2016 takvimini yayınladı.
Normalde pek haber ehemmiyeti olan bir şey değil ama bu epey ilginç bir takvim gördüğünüz gibi. Sezonu zaten kendisine göre yoğun bir takvimle açan Federer, araya bir de Rotterdam eklemiş. Ancak asıl sürpriz Indian Wells'ten sonra Roland Garros'a kadar 2 ay boyunca tek bir turnuvaya dahi katılmayacak olması.
Miami ve Monte Carlo'yu pas geçmesi sürpriz değil ama Roland Garros öncesi Madrid ve Roma'da oynaması beklenirdi. Sürpriz olsa olsa bunların da birinden vazgeçmesi olurdu ama öyle bir program yapmış ki, off-season'dan daha uzun bir off-season yaratmış kendisine orada Federer. Elbette bir amacı var bunun: Wimbledon ve Olimpiyatlar.
Bilhassa 30 yaşından sonra takvim konusunda özel ayarlamalar yapan Federer, son birkaç senedir rekabetçi olamadığı Roland Garros'u bu kararıyla artık neredeyse tamamen gözden çıkardığını en azılı hayranlarına bile gösteriyor. Ama bunu yaparak hedeflediği şey elbette Wimbledon ve Olimpiyatlar'da şansını artırmak.
Verdiği uzun aradan sonra ritim bulabilmeyi kolaylaştırmak adına da çim sezonuna Stuttgart'ı da eklemiş, ki bu da hedefi doğrultusunda epey mantıklı bir hareket. Zaten çim sezonundan sonra yoğun bir takvimi olan Federer için burada bir de Olimpiyatlar ekleniyor.
Sonrasında ise programında bir değişiklik yok ama genele bakıldığında tarihsel anlamda da başarısız olduğu turnuvaları elerken, bolca kupa kaldırdığı yerleri tercih etmiş. Rotterdam ve Stuttgart'ta eğer Djokovic olmazsa - ki olmayacak %99 - favori olacak ve 750 puan toplama fırsatı demek. Miami'yi pas geçerek Indian Wells'e enerjisini akıtabilir vereceği 2 aylık arayı da göz önünde bulundurarak. Sezon başında oynadığı Brisbane yine küçük turnuvalar arasında şampiyonluk kazandığı yerlerden birisi. Yani Federer, Roma ve Madrid gibi toprak masters'larını pas geçerken puan olarak bunları kazanma ihtimali çok yüksek olan 250 ve 500 puanlık turnuvalarla telafi etme yoluna gidecek ki, bence çok akıllıca adımlar.
Buradaki tek soru işareti, daha önce hiç vermediği kadar uzun bir ara - 2 ay - vermesinin onu nasıl etkileyeceği...
Normalde pek haber ehemmiyeti olan bir şey değil ama bu epey ilginç bir takvim gördüğünüz gibi. Sezonu zaten kendisine göre yoğun bir takvimle açan Federer, araya bir de Rotterdam eklemiş. Ancak asıl sürpriz Indian Wells'ten sonra Roland Garros'a kadar 2 ay boyunca tek bir turnuvaya dahi katılmayacak olması.
Miami ve Monte Carlo'yu pas geçmesi sürpriz değil ama Roland Garros öncesi Madrid ve Roma'da oynaması beklenirdi. Sürpriz olsa olsa bunların da birinden vazgeçmesi olurdu ama öyle bir program yapmış ki, off-season'dan daha uzun bir off-season yaratmış kendisine orada Federer. Elbette bir amacı var bunun: Wimbledon ve Olimpiyatlar.
Bilhassa 30 yaşından sonra takvim konusunda özel ayarlamalar yapan Federer, son birkaç senedir rekabetçi olamadığı Roland Garros'u bu kararıyla artık neredeyse tamamen gözden çıkardığını en azılı hayranlarına bile gösteriyor. Ama bunu yaparak hedeflediği şey elbette Wimbledon ve Olimpiyatlar'da şansını artırmak.
Verdiği uzun aradan sonra ritim bulabilmeyi kolaylaştırmak adına da çim sezonuna Stuttgart'ı da eklemiş, ki bu da hedefi doğrultusunda epey mantıklı bir hareket. Zaten çim sezonundan sonra yoğun bir takvimi olan Federer için burada bir de Olimpiyatlar ekleniyor.
Sonrasında ise programında bir değişiklik yok ama genele bakıldığında tarihsel anlamda da başarısız olduğu turnuvaları elerken, bolca kupa kaldırdığı yerleri tercih etmiş. Rotterdam ve Stuttgart'ta eğer Djokovic olmazsa - ki olmayacak %99 - favori olacak ve 750 puan toplama fırsatı demek. Miami'yi pas geçerek Indian Wells'e enerjisini akıtabilir vereceği 2 aylık arayı da göz önünde bulundurarak. Sezon başında oynadığı Brisbane yine küçük turnuvalar arasında şampiyonluk kazandığı yerlerden birisi. Yani Federer, Roma ve Madrid gibi toprak masters'larını pas geçerken puan olarak bunları kazanma ihtimali çok yüksek olan 250 ve 500 puanlık turnuvalarla telafi etme yoluna gidecek ki, bence çok akıllıca adımlar.
Buradaki tek soru işareti, daha önce hiç vermediği kadar uzun bir ara - 2 ay - vermesinin onu nasıl etkileyeceği...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

