15 Haziran 2015 Pazartesi

ATP'nin Ünlüleri Ne Yapıyor?

Djokovic: En son gördüğümüzde "Hayat ve Roland Garros'un Anlamı" temalı kitabının içeriği hakkında toprak zemine bakarak düşünüyordu. Bu adamdan Wimbledon'da pek bir şey beklemeyin. Kader kavramını sorguluyor şu an, geleceğinin kendi elinde olup olmadığını düşünüyor. Kendince Roland Garros'u kazanmak için en önemli şeyi yapıp Nadal'ı yendi ama sonuç yine hüsran.

Federer: ATP'nin en  keyfi yerinde tenisçisi. Duble ikiz projesinden sonra iyice rahatlamış. Gerçi daha ikinci set ikizleri tam da göremedik ama neyse. "Gittiği yere kadar" mottosu ile katıldığı turnuvalarda kaybedene kadar motive, kaybedince de önündeki turnuvalardan ziyade önündeki aktivitelere bakma modunda. Bu aktiviteler maç izlemek olur, turizm olu, Wawrinka'ya fanboyluk yapmak olur... Alacağını almış zaten, keyif yapıyor işte. Hayat Fedoş'a güzel.

Murray: "Benim slam sayım ile Wawrinka'nınki nasıl eşit olur lan??" diye düşünürken görülmüş en son. Mauresmo ile maç kazanma istatistiği açısından yakaladığı başarı malesef slam sayısına yansımıyor. Hatta kupa sayısına da yansımıyor. Adam 2009'un Wozniacki'si gibi bir şey oldu iyice. Puan var, rakamlar iyi ama sonuç yok. Lendl döneminde daha az maç kazansa da daha kazanma odaklıydı.

Nadal: Sezon başından beri biri toprak, öteki çimde olmaz üzere iki tane gazoz kupası kazandı. Gerçi son kazandığı "Sarı Mercedes" için gazoz şık bir benzetme değil ama anladınız siz beni. Çıtayı düşüre düşüre Fırat seviyesine indi. Bu yılki en büyük şansı Roland Garros mağlubiyetinin bomba etkisi yaratmaması. en büyük ikinci şansı da Djokovic'in kazanamaması; zira Djokovic kazansa bu sefer mikrofonları uzatıp "Toprağın yeni kralı Djokovic mi sence?"tipinde, dünyanın en anlamsız soruları listesinin zirvesini zorlayacak bir soru ile muhatap olacaktı. Onun yerine insanlar Wawrinka şampiyonluğu sonrası "Hayat ne tuhaf, vapurlar falan.." diye düşünürken gitti arabayı kaptı. Sıralamada 10. sırada olduğu için berbat bir kuranın yardımı ile iyi de oynasa 4. turda yenilebilir. Ama iyi haber bu ona sadece 90 puan kaybettirir ve sezonun ikinci yarısında alabileceği çok puan var.

Warinka: "Şşşşt çaktırma..." ekolünden bu da. Murray kadar slami var ama hala üzerinde baskı yok. Neden? Çünkü istikrarlı değil. Dolayısı ile hiç bir slame de "gümbür gümbür" gelip beklenti oluşturmuyor. Karambolde çıkıp kapıyor bir kupa, sonrası yine eski Wawrinka. "Bir daha ki fırsatta görüşürüz."

Cilic: Neden Cilic?? Çünkü hala kendisinde bulunan bir son slam şampiyonu ünvanı var. Yaaa, unuttunuz bile değil mi? US Open sonası sakatlanıp sahneden çekildi. Ama Del Potro kadar infial uyandırmadı kazanması, o nedenle Cilic üzerinde de baskı yok. Bir sonraki slami kazanırsa da şaşırmayın, ilk turunda elense de şaşırmayın.

Nishikori: Geleceğin Wawrinka'sı. Biraz daha çalışması lazım ama.

Berdych: Konuştuğumuza değmez.

Ferrer: İşçi yaaa.. İşçi de kalacak. Gerçek bir emekçi, saygımız sonsuz. Ama beklentimiz sonlu.

Raonic: Arada saçmalasa da en efendi tipli gençlerden. Tomic/Dimitrov faydasızlarından ayrı bir yeri var. Ama slam kaznaması rakiplerine bağlı.


Del Potro Yine Ameliyat Oluyor



Adamın rutini oldu artık. Tendon gibi veya menisküs gibi kan dolaşımının riskli olduğu dokulara ameliyat yapmak bildiğim kadarı ile riski çünkü var olan doku da bir miktar kaybolabiliyor. Menisküs dejenerasyonunun dikilmemesi gibi mesela. Kese dike çocukta tendon bırakmadılar. Yalnız çocuk dedim de ilk sakatlandığında 21 yaşındaydı ama şu an 27'ye geldi o da.


11 Nisan 2015 Cumartesi

Timea Bacsinszky Röportajı

Bloga uzun süredir ne ben ne de kirpi ağırlık veremiyoruz ve siz, okuyucular olarak bunun bizden de çok farkındasınızdır. 2 yıldan beri çok düzensiz aralıklarla olmasına rağmen blogu çoğu zaman güncel tutan kirpi oldu ve ona özverisi için açıktan teşekkür etmek istiyorum.

Son girişi yapan ben olmuşum burada, 1 ay olmuş yaklaşık. Güney Afrika serisinin preview'ini yaptık, efsane bir seri kazandık. Sonra Indian Wells ve Miami geçti. Geçen senenin tekrarı şeklinde Novak Djokovic şampiyonlukları izledik. Kadınlarda da çok sürpriz yoktu. Sharapova kötü görüntü çizmesine rağmen Halep ve Serena, yılın en fit ve sağlam oyuncuları olarak birer şampiyonluk çıkarttılar ve buna sürpriz bir sonuç demek çok da mümkün olmaz.

Burada yazının konusundan sapıp daha da fazla uzatmak istemiyorum ama kısaca şu 1 ayın özetini de üstünkörü bir şekilde geçmeden de olmazdı açıkçası. Blog'da yeni bir konsept yaratarak tenise dair uzun ve detaylı yazıların çevirilerini yapmayı planlıyorum İngilizce'den. Bunun yanısıra inşallah başlayan toprak sezonunda da blogu güncel tutmak ve sağlam yazılarla süsleyerek yıllar öncesine bir comeback yapmak - en azından benim - tenise dair hedefim oldu. Tenis blogları bir bir döküldü maalesef ve tenise dair piyasada yayında olan tek dergi de Tenis Dünyası. Bunun dışında - haberleri saymıyorum - içerik zenginliği anlamında, güzel bir sofra sunan tenise dair bir site ya da blog göremiyorum. Lafı daha da fazla uzatmadan bu hedefteki ilk yazı olan Timea Bacsinszky yazısıyla - daha doğrusu röportajıyla - başlayalım bakalım.

-----------------------------------------------------------------------------

Üst üste 13 tane olmak üzere 2015 yılında toplamda kazandığı 21 maçla göze çarpan İsviçreli Timea Bacsinszky, Lets Talk Tennis'in sorularını yanıtladı.

En son kimden imza istedin?

Çok uzun zaman oldu. Birkaç yıl önce Biel'deki bir otoparkta Roger Federer ile tanıştım. Ama ondan imza isteyemedim. Pierre Paganini'yi (Federer'in fitness antrenörü) gönderdim ve imzasını alıp o bana getirdi!

Aklıma başka bir tane daha geldi şimdi. 2007 yılında Amerika Açık'ta ayakkabılarım sorunluydu. Martina Hingis, bana bir çift ayakkabı ödünç verdi. Maçtan sonra onları geri gönderdim ancak ertesi gün tekrar aynı ayakkabılar soyunma odamda duruyordu. Martina, kendisinde yeteri kadar ayakkabı olduğu için onların bende kalması gerektiğini düşünmüş. Daha sonra gidip o ayakkabıları ona imzalatmıştım.

En son ne zaman başkasıyla karıştırıldın?

Geçen Acapulco'da oldu. Isınmak için ip atlıyordum. Birisi gidip antrenörüm Dimitri'yi Maria Sharapova olup olmadığımı sormuş. Ona çok güldüm. O hayrana çok teşekkür ediyorum ama ben o kadar büyük değilim. (gülüyor)

En son ne zaman bir başka oyuncuyla otel odasında birlikte kaldın?

Çok uzun zaman oldu. 2010 yılında İsviçre Kulüpler Şampiyonası'nda Maelle Kocher ile aynı odada kaldım. Çok iyi biri ve birlikte epey eğlendik diyebilirim. Turda ise bu oda paylaşma işi en son 2007'de oldu sanırım. Eski antrenörüm bana yemenin ve uykunun çok önemli olduğunu söylemişti. Bu yüzden mümkün olduğu her zaman tek kişilik odada kalırım. Özel hayat bir tenis oyuncusu için ayrıca önemlidir.

En son ne zaman hediyelik eşya aldın?

Acapulco'dan 20 tane falan papağanlı anahtarlık aldım. Onları İsviçre'de anneme, arkadaşlarıma, yeğenlerime falan dağıtacağım. Her gittiğim yerden böyle ufak tefek şeyler toplamaya gayret ediyorum. Genelde buzdolabına yapıştırmak için mıknatıslı şeyler alıyorum. Yani eğer birisi bana hediyelik eşya almak istiyorsa, bunu tavsiye edebilirim. (gülüyor)

En kötü seyahat tecrübeni ne zaman yaşadın?

2010 yılında Los Angeles'ten Miami'ye giderken. İki kere uçağın yolcu kısmında yangın çıktı. Ufak hadiselerdi ama gerçekten uçakta büyük panik yaşandı. Neyse ki sağsalim yere indik.

En son ne zaman bir oyuncudan övgü dolu sözler aldın?

Son olarak kazandığım arka arkaya iki turnuva için başta Aleksandra Krunic olmak üzere birçok oyuncudan tebrik aldım. Geçen senenin sonundaki ITF Kreuzlingen turnuvasında onunla uzun uzun konuşma fırsatım olmuştu. Geri dönüş yaptıktan sonra sıralamada yükselmenin ne kadar zor olduğundan bahsetmiştik. Acapulco'yu kazanmamın ardından bana sarıldı ve "Konuşmamızı hatırlıyor musun? Bu harika bir şey, senin adına çok sevindim" dedi. Indian Wells'te de hem Monterrey'de hem de Acapulco'da mağlup ettiğim Lesia Tsurenko beni tebrik etti. Bunları rakiplerinizden duymak çok sevindirici bir şey. Çok sık olan bir durum değil. Bu sefer de kibar ve düşünceli mesajları, sözleri için ben diğerlerine teşekkür etmek istiyorum!

En son ne zaman bir tenis maçını skorboard'dan takip ettin?

Geçen hafta Davis Kupası'nı. Bütün maçları takip ettim ve bir gün neredeyse kahvaltıyı kaçırıyordum. Neredeyse imkansızı başarmak üzere olan beylere tebriklerimi gönderiyorum. (İsviçre, Roger Federer ve Stan Wawrinka'dan yoksun olduğu seride Belçika karşısında seriyi son maça taşımayı başarmıştı) Özellikle Henri'yi performansı için tebrik ediyorum. İnanılmazdı. (Henri Laaksonen serideki iki maçını da kendinden yüksek sıralamadaki Belçikalı oyunculara karşı kazanmasını bildi) Çok yorucu ve yoğunluklu bir seriydi.

Ipod'unda hiç yüzüne bakmadığın şarkıcılar, gruplar var mı?

Birkaç yıl önce Ipod'umda duran ve o zaman çok iyi olduğunu düşündüğüm bir Justin Bieber şarkısı vardı. Artık öyle düşünmüyorum. Backstreet Boys'un iki şarkısı var. Arkadaşlarım yanımda değilse hiç dinlemediğim şarkılar. Britney Spears şarkıları var hala ama yakında onları sileceğim.

Acapulco ve Monterrey şampiyonluklarını nasıl kutladın?

Acapulco zaferinden sonra Dimitri ve Andreas ile yemek yedik. İkisi de birer bardak şarap içtiler. Ben ertesi sabah uçağım olduğu için içmedim. Güzel bir hatıra oldu.

Monterrey'de ise otele gece 03.30 gibi dönmüştük. 10 dakika dışarıda yalnız vakit geçirdim. Hava soğuktu ama bana iyi geldi. Güzel bir Massive Attack şarkısı dinledim. Sonra hızlıca odama gidip eşyalarımı topladım. Saat 5 gibi havaalanında olmamız gerekiyordu. İsviçre'ye döndüğümüzde düzgünce kutlayacağız sanırım. Güzel bir ortam yapıp arkadaşlarımızı davet ederiz. Gerçekten heyecanla bekliyorum.

Çiftler ve karışık çiftler için hayalindeki partner kim?

Kadınlarda kesinlikle Kim Clijsters. Onu çok iyi bulurdum. Çok eğlenirdik, buna eminim. Justine Henin de harika bir partner olurdu. Erkeklerde ise Roger. Stan da güzel olurdu ama. Ne dersin, Rio Olimpiyatları için sorsam mı acaba ona? Nadal ile de oynamak isterdim. Tam bir defansif duvar.

İngilizce'ye çevirisi için Mark Nixon'a teşekkürler...

2 Mart 2015 Pazartesi

Davis Kupası: Rakibimiz Güney Afrika

Davis Kupası'nda Avrupa/Afrika 2. Grup'ta Cuma günü başlayacak mücadelede Mersin'de Güney Afrika'yı konuk ediyoruz. Korkmayın, Kevin Anderson oynamıyor!

Açıklanan kadrolara bakıldığında bizim çocuklar bir değil, birkaç adım önde gözüküyor. Hem sıralama bazında avantajlıyız hem form durumu açısından hem de ev sahibi avantajı. Daha önce birkaç kez bu aşamada mücadele edip maç kazanamamıştık, bu sefer büyük bir sürprize imza vermezsek bu işi olduracak gibiyiz.

Kadrolar şu şekilde, lafı çok da uzatmadan...

Türkiye: Marsel İlhan, Cem İlkel, Barış Ergüden, Anıl Yüksel
G.Afrika: Fritz Wolmarans, Tucker Vorster, Ruan Roelofse, Raven Klaasen

Güney Afrika, çiftlerde açık favori Klaasen etkisiyle. Klaasen 29 numarada çiftlerde, Roelofse ile partner olmasını bekliyoruz. Bizde büyük olasılıkla Cem-Anıl ya da Barış-Anıl olacaktır. Geçen hafta Mısır'daki ITF turnuvasında Cem ile Anıl şampiyon oldu ama teklerde çok büyük ihtimalle Cem oynayacağı için Haluk Akkoyun/Dominik Hrbaty ikilisi Cem'i dinlendirip Barış'ı da koyabilirler nitekim Klaasen varken çok büyük şansımız yok çiftlerde.

Teklerde ise Marsel zaten özgüvenli geliyor. Belindeki sorun ciddi değilse, ki değil gibi gözüküyor, Wolmarans ve Vorster gibi ilk 400 içinde olmayan oyuncuları Mersin'de set vermeden yenmesi gerekiyor. Bu direkt olarak hanemize 2 puan yazılması demek. Çiftleri kaybetsek bile Cem'in ya da oynaması halinde Barış'ın alacağı bir galibiyet işi bitirecektir. Son haftalarda formda olan Cem'in zor da olsa ilk maçta Wolmarans'ı geçeceğini düşünüyorum ben. 4.maçta da Marsel'in noktayı koyarak 3-1 ile turu Türkiye'ye getireceği kanaatindeyim.

İmkanı olanlar, özellikle Mersinli tenisseverler gidip Marsel'in hatrına desteklesin takımımızı. Marsel'in olduğu yaşta Marsel'den daha iyi yere gelen Cem'e de dikkat etsinler, 5 sene sonra Marsel'in olduğu yerde olması gayet olağan zira.

Çağla'ya kötü kura

Bu hafta WTA'da 2 turnuva var. Ufak turnuvalar ikisi de. Birisi Monterrey'de diğeri ise Kuala Lumpur'da. Dünyanın iki diğer ucu desek yeridir. İkisi de düşük puanlı turnuvalar ve baba isimler yok. Kuala Lumpur'da 1 numara Wozniacki, Monterrey'de ise Ivanovic, oradan hesap edin işte.

Kuala Lumpur'da temsilcimiz Çağla Büyükakçay da var. Çağla geçen sene burada 2 galibiyet alıp çeyrek finale çıkmıştı ve Türk tenisi için tarihi bir haftaya imza atmıştı. Bu sene de puanlarını koruyup ilk 100 içerisine girmesi için çok kritik bir turnuva ama işi zor zira ilk turda 4 numaralı seribaşı Jarmila Gajdasova'yı çekti. Gajdasova sezona epey iyi başladı. KL'de kortlar da hızlı zaten ve iyi servis-forehand kombinasyonuna sahip, hızlı kortu seven Gajdasova için bu avantaj olacak. Çağla'nın kazanması için gerçekten sağlam bir maç çıkarması gerekiyor. Eğer bu zorlu engeli atlatırsa 2. turda Kumkhum ya da elemelerden gelen biriyle oynayacak, ki bu daha kolay lokma gözüküyor diyebilirim.

21 Şubat 2015 Cumartesi

Video: Kendini Evinde Gibi Hissetmek


Hikayenin tamamı;

19 Şubat 2015 Perşembe

Rio Open

Avustralya Açık'ta rezil bir maç sonucunda Berdych'e yenilen Nadal, bu hafta Rio'da geri döndü. 500 puanlık bir toprak turnuvası hem puan toplaması hem de form tutması adına iyi bir seçim. 2 yıl önce comeback yaptığında da Vina del Mar - Rio - Buenos Aires gibi bir üçleme yapmıştı ve o sırada form yakalamıştı.

Dün Bellucci ile oynadı. İzleyemedim ama 2 sette kazanmasına rağmen özellikle ilk sette hiç tatmin edici bir performans ortaya koyamamış Rafa. Bu gece de 00.30'da vatandaşı Carreno Busta ile oynayacak. Bellucci'den hallice bir rakip, Rafa'yı zorlayacağını sanmam ama Rafa'nın oyununu görebilmek için izlenecek bir maç. Bu gece oturup izlerim herhalde uykuma mağlup olmayarak!

Turnuva zayıf turnuva demiştik. 2 numara Ferrer. Onun dışında vasat toprakçı dolu. Büyük sürpriz olmazsa Nadal-Ferrer finali izleriz ve şu form durumlarında Ferrer'in kazanması da hiç şaşırtmaz.

Maçları Sports TV yayınlıyor bu arada, oradan izleyebilirsiniz.

21 Ocak 2015 Çarşamba

Centilmenlik Nedir, Ne Değildir?




Videoda görüldüğü üzere art niyetli olduğu her halinden belli melun bir izleyici tam Rafa servis atacakken deli gibi bağırıyor. Zaten o dakikaya kadar canı burnuna gelmiş Nadal da surat yapıyor doğal olarak. Aslında burada zaten puan tekrarı olmalı ki seyircilerin manyaklıklarının önüne az da olsa geçilsin.

Smyczek ise olması gerekenin olması için inisiyatif alıyor ve servis tekrarı istiyor. Güya kendisine yardımcı olmaya çalışan seyirciye de kapakların en güzelini takıyor. 

Tebrik ediyoruz.

19 Ocak 2015 Pazartesi

18 Ocak 2015 Pazar

Avustralya Açık Başlıyor

Erkek Tarafı

İlk 4'ün dağılımı: Djokovic-Wawrinka ve Nadal-Federer
Ne yapacağı belli olmaz: Nadal, Murray, Wawrinka
Sürpriz yapabilir: Kei Nishikori, Kevin Anderson, Alexandr Dolgoloplov
Hiç güvenilmez: Ernests Gulbis, Grigor Dimitrov
Bu ilk tur maçı izlenir: Marsel-Warinka, Nishikori-Almagro, Nadal-Youzhny, Lu-Federer

Kadın Tarafı
İlk 4'ün dağılımı: Serena-Kvitova ve Halep-Sharapova
Ne yapacağı belli olmaz: Azarenka, Ivanovic, Sharapova
Sürpriz yapabilir: Stephens, Navvaro, Pliskova, Townsend
Hiç güvenilmez: Jankovic, Petkovic, Makarova
Bu ilk tur maçı izlenir: Azarenka-Stephens, Pennetta-Giorgi, Townsend-Wozniacki

18 Kasım 2014 Salı

3 Kasım 2014 Pazartesi

2 Kasım 2014 Pazar

Run Caroline Run!

Embedded image permalink





Dünyanın bir yerinde sezon sonrası Caroline Wozniacki New York Maratonu'nu 3:26 ile bitirip Boston Maratonu'na hak kazanırken, Grigor Dimitrov yedek olarak sezon şampiyonasına gitmeye burun kıvırıyordu. Bunu gören David Ferrer de "Ben giderim yedek olarak, ne var yani?" demişti.

20 Ekim 2014 Pazartesi