2 Aralık 2013 Pazartesi

15 Kasım 2013 Cuma

WTF Şampiyonu Djokovic!

(Edit yazısı yazmam gerekmeyince paslandım tabi...)

Beklenen oldu ve şampiyon Djokovic oldu. Böylelikle US Open sonrası maç da kaybetmemiş oldu.

Djokovic için sezonun geneline baktığımız zaman kritik anlarda eksik kaldığını görüyoruz. Kritik anlar Avustralya Açık geri kalan tüm slamlerdeki elenişleri. Özellikle de Wimbledon finalinde nasıl o kadar silik oynadığını anlayamadım.

Sezon sonunda çok parlak bir görüntü çizse de sezon sonu tablsunda Federer'in 2013'e yayılan gel-gitleri, Nadal'ın klasik sonbahar formsuzluğu ve hiç ortada olmayan bir Andy Murray var. Djokovic'in sezon sonu performansı takdire şayan da olsa dört slamin ikisinde "yok" sayabileceğimiz Nadal'ın hala sezonu önde kapaması oldukça ilginç. Hatta bu satırları yazarken tekrar bir hesap da yaptım ve Djokovic'in nasıl iki numara olduğunu hala tam anlayamıyorum.Tenis çok enteresan, betonlar falan...

Nadal muhtemelen çok da beklentisi olmadan geldiği turnuvadan yanılmıyorsam 1000 puan daha alıp evinin yolunu tuttu. Hep Nadal'ın sezon sonunu kazanmak için en iyi şansı olduğu söyleniyor US Open şampiyonu olduğu yıllarda yapılan turnuvalarda ama bence Nadal emekliliğe yaklaşınca bir yıl yemeyip içmeyip buna konsantre olacak bence. Veya US Open'dan tamamen ümidini kestiği bir yıl. Şu an hala enerjisi varken slamleri ön planda tutuyor gibi bir hali var.

Sonuç olarak aslında her iki tarafın da istediğini aldığı bir turnuva oldu. Djokovic AO'daki en önemli potansiyel rakiplerinin tamamını yendi bu turnuvada. Müthiş bir ivme ve özgüven yakaladı. Nadal neredeyse Roland Garros'a kadar bir numarada kalmayı garantiledi gibi; ki onun için ilk 2'de kalmak bile oldukça yeterli kura avantajı açısından. Sezonun yoğun puan topladığı bölümünde kayıplar yaşasa bile sonbahar performansının yardımı ile Wimbledon'a kadar iki numaradan da aşağı inmez herhalde.

Önümüzdeki sezon başında da Murray devreye girene kadar Nadal-Djokovic çekişmesi olacak gibi. Burada önemli olan hangi Nadal'ı izleyeceğimiz; US Open'dak konsantrasyonuna ulaşabilmesi için önümüzdeki 2 ay yeterli olacak mı, en büyük soru bu...

10 Kasım 2013 Pazar

Final: Nadal-Djokovic...

...ve Verdasco/Marrero ile Bryanlar arasında. Kim derdi ki Verdasco WTF'da final görecek??

Daha Djokovic-Wawrinak maçı oynanmadı ama olur da Wawrinka finale çıkarsa "Yüzyılın Editi" diye ayrı bir başlık açıp seve seve kendimi düzeltirim.

Gruplardan çıkanlar çok şaşırtıcı olmadı. Sadece Djokovic grubunda Delpo-Federer çekişmesi vardı ki Federer tecrübesini koyup aldı. Del Potro'da bri şeyler eksik, 72354563. kez söylüyorum ama USO şampiyonluğunda şans ona çok yardım etti. Djokovic aşırı baskın olmamakla birlikte gerekeni yaparak puan kayıpsız yarı finali gördü. Burada Wawrinka zorlamaz diye düşünüyorum. Öte yandan bu yıl slamlerde hep önde geçtiği 5 setlik maçları verdi Djokovic'e. Sorunu nefesinin yetmemesi mi yoksa güveninin yetmemesi mi göreceğiz. Bence ikincisi.

Rafa da görece kolay grubundan kayıpsız çıktı. En fazla zorlayacak isim kağıt üzerinde Ferrer idi ama çokoprens üst üste 7 hafta tenis oynayamadı ve kırıldı. Berdych bile ondan iyi görüntü çizdi ki Rafa'dan tek set alan o oldu. Ama bunda az da olsa Nadal'ın kendi parmağını kesmiş olmasının payı vardır. Düne kadar sol elindeki bir parmağı sarılıymış, ekmek keserken kesmiş zeki. Bugün de maç sonunda yayın kablolarına dolanmış; biri bu çocuğu kendisinden korusun artık.

Final bence yakın geçer, ibre tabi Djokovic'tan yana ama anahtar etken Nadal'ın motivasyonu olur diyorum.

7 Kasım 2013 Perşembe

3 Kasım 2013 Pazar

WTF? Londra...

Bu hafta son masters turnuvası da oynandı ve kazanan Djokovic oldu.

Böylece Djokovic US Open sonrası girdiği her turnuvayı kazanarak epeyce bir birikim yaptı. Shanghai ve Paris'te yarı finale çıkan Nadal, finale çıkmasına alışanları şaşırtsa da bu benim için pek geçerli değil. Aynen Serena'daki gibi bir bitmişlik vardır diye düşünüyorum. Londra'ya da çok ışık saçarak gitmiyor zaten.

Londra grupları Nadal-Ferrer-Berdych-Warinka ve Djokovic-Del Potro-Federer-Gasquet şeklinde. İkinci gruptaki her isim geri kalan üçlüden en az birine bakıp "Üfff yaa, bu niye benim grubumda?" diyordur. Nadal'ın grubu da adeta ona 1 numarayı altın tepside sunuyor ama Nadal alabilir mi göreceğiz. Nadal'ın kazandığı ve Djokovic'in kaybettiği grup maçları toplamı 2 ettiğinde Nadal vazosunu alıyor.

Ben gruplarda Nadal, Ferrer, Djokovic ve Federer'e şans veriyorum. Federer iyi bir ivme yakaladı, Del Potro'yu yeni yendi, Wawrinka zaten fazla sorun olmaz. Ferrer ve Djokovic taze iki finalist ve Ferrer şapşalın teki olmasa bugün kupayı bile alabilirdi. Nadal ner ne kadar Ferrer maçında kilitlenip kaldıysa da en azından Berdych ve Gasquet maçlarında sürpriz yapmaz diyorum.

WTA'nın kırmızı grubunda faci çöküş yaşadığım için burada da Djokovic grubunun maçları hakkında atıp tutmayacağım. Bekleyelim görelim...

WTA İstanbul Hakkında Görüşler

-Beklediğim gibi sönük bir organizasyon değildi, geçen yıldan çok daha iyiydi, özellikle sponsor katılımı.
-Seyirci katılımı daha azdı, seyirci Serena odaklıydı. Bunu tenise yoğun ilgi duyan daha genç kitlenin parayı denkleştirip tüm günlere bilet alamamasına bağlıyorum.
-Kırmızı grupta dağ fare doğurdu. Hiç zevkli maç yoktu neredeyse, bir tek Kerber-Kivi maçı belki biraz...
-İlk defa İstanbul'da gruplarda çekilen olmadı.
-Errani'yi canlı izleyince Ferrer'i canlı izlemiş kadar oluyorum; servis atarken girdiği şekiller bile aynı.
-Li kaybederken çok ters oluyor.
-Serena ben maçları 1. kategoriden izlediğimde iyi oynayamıyor.
-Serena yarı final ve final maçlarında geçen seneki Li maçındaki gibiydi, özellikle de Jankovic maçında. Ama finalde durumunu kabullenmiş gibiydi, yine bitikti ama kafaca daha rahattı.
-Basın tarafına kimin oturtulacağını iyi seçmeleri gerekirdi. Flaşı sürekli açık tutan densizler vardı. Oraya şu veya bu şekilde seçilerek oturtulan kişilerin en basit kuralları da bilmesi gerekir.
-Seyirci yine muhteşemdi, izleyen pek çok tenisseverin hislerine tercüman olacak tepkiler verdi.
-Geçen yılki "bakan şov" yerine bu yıl yapılan eğlenceli organizasyon çok daha iyiydi. Belki de olimpiyatları bu yüzden alamamışızdır?
-Hak eden kazandı.

21 Ekim 2013 Pazartesi

WTA Sezon Sonu Kuraları

Kırmızı Grup: Williams, Radwanska, Kvitova, Kerber
Beyaz Grup: Azarenka, Li, Errani, Jankovic

Şimdi sırayla bir kırmızı gruptan, bir de beyaz gruptan tenisçi alalım... Aldık mı? Şimdi bunları eşleştirelim... Eşleştirdik mi? Kazananlara bakalım.... Li-Radwanska hariç geri kalanları kırmızıdakiler alır diyebiliriz, ki Li eşleşmesi için de %60 Radwanska alır derim ben.

Böyle de dengesiz bir dağılım olmuş. İyi haber Kerber-Serena-Kvitova eşleşmeleri süper olacak, en az 3 iyi maç çıkar kırmızı gruptan bence. Beyaz grup çok çok sönük kalacak bence. Bu yıl parasızlıktan finaller hariç sadece Cuma'ya bilet alabildim, bu üçlüden ikisini maç yaparken görmezsem ağlarım sanırım. Şansıma da Cuma günü iki beyaz grup maçı olma ihtimali yüksek, çünkü Salı günü programı Azarenka-Errani, Serena-Kerber, Kvitova-Radwanska şeklinde.

Cuma gününe kırmızı gruptan ölü maç yerine "çeyrek final" maçı çıkma şansı yüksek, umarım öyle olur...

20 Ekim 2013 Pazar

Video: Videorenka


RedFoo'nun yeni klibi. Azarenka'yı görme uğruna katlanır mısınız bilmem.

7 Ekim 2013 Pazartesi

Video: FeZerer


Şirin! (Vol-2)

6 Ekim 2013 Pazar

Şampiyon Djoko!

Pekin’de düzenlenen ATP 500 turnuvasının finalinde gülen taraf Rafael Nadal’ı mağlup eden Novak Djokovic oldu. Djokovic, bu galibiyete rağmen dünya 1 numarasını Nadal’a kaybetmekten kurtulamadı.
Maça servisle başlayan Djokovic, 2. oyunda bulduğu ilk fırsatta Nadal’ın servisini kırarak 2-0 öne geçti. Setin geri kalanında her iki taraf da servislerine rahatça tutununca, setin skoru 6-3 ile Djokovic lehine oldu. İkinci sette de tablo değişmedi. Nadal’ın ilk servis oyununda 3 tane oyun puanını karşılayan Sırp raket, yakaladığı ilk servis kırma fırsatını değerlendirerek sette 1-0′lık üstünlüğü yakaladı. 2-0′da, bir kez daha servis kırmak için yakaladığı fırsatlardan yararlanamasa da, Djokovic setin geri kalanında sıkıntı yaşamayarak, bu seti de 6-4 aldı ve maça noktayı koydu.
Maç boyunca kendi servis oyunlarında 6 oyununu tek bir puan dahi vermeden “love game” ile alan Djokovic, maçın toplamında servisinde sadece 6 puan kaybetti. Nadal hiçbir Djokovic servisinde 40′ı göremedi ve baştan sona özellikle kendi servis oyunlarında üstün bir oyun ortaya koyan bugünün 1, yarının dünya 2 numarası Djokovic, haklı bir galibiyete imzasını atarak Pekin’deki üst üste 4. şampiyonluğunu kazandı.
Nadal’ın ise bu sene sert kortlardaki yenilmezlik serisi böyle sona ermiş oldu. Nadal’ın geçtiğimiz seneki Miami turnuvası da dahil olmak üzere 29 maçlık sert kort yenilmezlik serisi bulunuyordu.
Yarın başlayacak Şangay Masters turnuvasında Nadal dünya 1 numarası, Djokovic dünya 2 numarası olarak boy gösterecek olsa da, kuralar dün çekildiği için Djokovic bu turnuvada olduğu gibi 1 numaralı seribaşı olarak boy gösterecek. Djokovic, geçtiğimiz sene Şangay finalinde Murray’i yenerek şampiyonluğa ulaşırken, Nadal ise sakatlığı sebebiyle turnuvaya katılamamıştı.

5 Ekim 2013 Cumartesi

Rafa 1 Numara

Berdych bugün ilk sette 2-4 gerideyken çekilince Nadal "yine" finale çıkmış ve böylelikle 1 numara olmuş oldu.

Nadal şu dakikadan sonra kontağı kapatsa bile Djokovic'in 1 numarayı alabilmesi için Paris'i kazanması ve tabi ki geçen sene kazandığı herşeyi (ki bu geri kalan herşey oluyor) yine kazanması lazım. Bunun olmadığı durumda Nadal Mart'a kadar bir numara.

"Neden?" derseniz, bunun iki sebebi var. En önemlisi tabi ki Nadal'ın koruyacak puanının olmaması. İyice sermezse AO'dan falan mutlaka biraz puan çıkartıp arayı açacaktır. Ama açmasa bile Djokovic'in mucizeye ihtiyacı var. Zaten biz de o nedenle "En az Mart'a kadar" diyoruz. Bir başka neden de daha ufak bir ayrıntı; Nadal'ın Vina Del Mar puanları şu an sayılmıyor. Sayılmamasının nedeni abartı sayıda küçük turnuvada oynamış olması. Yani Nadal seneye Vina Del Mar'ı atlasa da koşup duruma bakmaya gerek yok. Hem zaten onları oynamasa da gider Miami'yi oynar, oradan biraz puan alır falan filan.

Yani Mart'a kadar bir numarayı biliyor gibiyiz. Uzun süredir ilk defa böyle ön ödemeli kampanyayla bir numara olan birini görüyoruz, değişik oldu.

3 Ekim 2013 Perşembe

Video: Yakın Plan Potro


Şirin!

Video: Roddick'ten Djokovic Üzerine


Ben bunlar arasında taraf olmam. Yesinler birbirlerini.

1 Ekim 2013 Salı

Malisse ve Nalbandian Bırakıyor

Nalbandian omzu ameliyata iyi cevap vermediğinden, Malisse ise muhtemelen yaşı kemale erdiğinden tenisi bırakıyorlar.

Nalbandian özellikle gençliğinde oldukça potansiyelli görünmesine rağmen kağıt üstünde beklendiği kadar başarılı bir isim olamamıştı. En belirgin özellikleri (bana göre) tertemiz çalışan ve müthiş açılar yakaladığı çift el backhandi ve Davis Cup aşkı. Son yıllarda bir sakat, bir sağlıklı şeklinde gidip gelerek oynuyordu zaten. Geçen sezonda da başarılarından ziyade siniri dikkat çekmişti; sağa sola savurduğu raket ve tekmelerle kort kenarındakileri yaralama riskine maruz bırakıp puan cezası aldığı, hatta diskalifiye edildiği olmuştu.

Malisse deyince de aklıma bir video altında gördüğüm "Bir de beyni olsa..." yorumu geliyor. Yine fiziksel olarak potansiyeli var gibi görünen ancak bunu korta yansıtamayan bir isim. Zaten sıralamada da epeyce iner çıkardı kendisi; kah iyi bir seri yakalar, kah yerlerde sürünürdü. 2009'da dopingle ilgili takip kuralına uymadığından 1 yıl ceza alması gündeme gelmiş ve "Bu yaştan sonra bir yıl bırakırsam tekrar dönemem ki?" diye ağlamıştı. Gerek cezanın fazlalığı konusundaki genel kanı, gerek de bazı oyuncuların verdiği desteklerin yardımı ile bu ceza uygulanmayınca dört yıl daha tenis oynayabildi. Kendisinin bir de Dolgo ile birlikte aldığı bir Indian Wells çiftler şampiyonluğu vardır ki, kariyerini bu alanda yönlendirse sanırım daha başarılı olurdu.

Yolları açık olsun.