HIS FACE IS THE BEST FACE pic.twitter.com/DpAs8XydGa
18 Eylül 2014 Perşembe
9 Eylül 2014 Salı
Video: Granollers'den Nadal Ruhu
Aslında puandaki hemen hemen her vuruş güzel,
özellikle Marc Lopez'in drop shot'ı ve sonrası
özellikle Marc Lopez'in drop shot'ı ve sonrası
Gurur Duyma Zamanı 2
Hem erkeklerde sürpriz bir şampiyon çıktı, hem de kadınlarda sürpriz olmayan bir şampiyon çıktı...
Serena US Open şampiyonluğunu ilan etti Pazar günü. Bu benim açımdan şaşılacak bir sonuç değil, çünkü bu turnuva daha ziyade son iki yıldır İstanbul'da izlediğimiz sezon sonu şampiyonaları izlenimini verdi bana. Serena'nın konsantrasyonu iyiydi ve inisiyatif alacak oyuncu yoktu. Wozniacki ilerlemenin sinyallerini verse de final için iddialı olacağı tartışmalıydı. Hatta kendisi bile US Open için hedefini final olarak koymuştu; şu aşamada şampiyonluk onun için çok ileri bir adım olurdu. Ve beklendiği gibi finalde bir adım geride kaldı; Serena 6-3'lük iki set ile kupayı kazandı.
Ve Cilic... Silik'im, minik zürafam... İlk parlamaya başladığı yıllarda kendisine Del Potro'dan da çok güveniyordum, çok iş yapacaktı benim siliğim... Ancak neden hala inatla yazmaya devam ettiğini anlamadım Eurosport blogcusu Simon Reed'in laneti çarptı; 2009 sonunda Reed Cilic'in Del Potro'dan daha büyük yıldız olacağını yazdı. Bu lanetin etkisiyle çocuğumun başına gelmeyen kalmadı zaten, en fazla yarı finale gidebildi slamlerde. Ancak aynen karşılaştırıldığı Del Potro gibi yıldızların sönük kaldığı bir US Open'da bulduğu ilk fırsatı müthiş değerlendirdi ve kupayı kazandı. Nishikori'nin kaderi ise Wozniacki gibi oldu. Umulmadık zor maçları aldıktan sonra finalde enerjisi kalmadı ve o da 6-3'lük setlerle maçı kaybetti.
Serena US Open şampiyonluğunu ilan etti Pazar günü. Bu benim açımdan şaşılacak bir sonuç değil, çünkü bu turnuva daha ziyade son iki yıldır İstanbul'da izlediğimiz sezon sonu şampiyonaları izlenimini verdi bana. Serena'nın konsantrasyonu iyiydi ve inisiyatif alacak oyuncu yoktu. Wozniacki ilerlemenin sinyallerini verse de final için iddialı olacağı tartışmalıydı. Hatta kendisi bile US Open için hedefini final olarak koymuştu; şu aşamada şampiyonluk onun için çok ileri bir adım olurdu. Ve beklendiği gibi finalde bir adım geride kaldı; Serena 6-3'lük iki set ile kupayı kazandı.
Ve Cilic... Silik'im, minik zürafam... İlk parlamaya başladığı yıllarda kendisine Del Potro'dan da çok güveniyordum, çok iş yapacaktı benim siliğim... Ancak neden hala inatla yazmaya devam ettiğini anlamadım Eurosport blogcusu Simon Reed'in laneti çarptı; 2009 sonunda Reed Cilic'in Del Potro'dan daha büyük yıldız olacağını yazdı. Bu lanetin etkisiyle çocuğumun başına gelmeyen kalmadı zaten, en fazla yarı finale gidebildi slamlerde. Ancak aynen karşılaştırıldığı Del Potro gibi yıldızların sönük kaldığı bir US Open'da bulduğu ilk fırsatı müthiş değerlendirdi ve kupayı kazandı. Nishikori'nin kaderi ise Wozniacki gibi oldu. Umulmadık zor maçları aldıktan sonra finalde enerjisi kalmadı ve o da 6-3'lük setlerle maçı kaybetti.
Saçma sapan bağırmalı sevinme
Konuşunca karizmatikleşen adam
7 Eylül 2014 Pazar
Fileye Gitmek-Gidememek
Artık delirme noktasına geldim... Lütfen önce 4:36'daki puanı izleyin...
Fileye gidilecek zamanlar;
- Rakip arkaya itilmişse
- Rakip açığa savrulmuşsa
- Rakip drop shot göndermişse (mecburen)
- Rakibin topu hem kısa hem de yüksek düşmüşse (tertemiz vole fırsatı)
Fileye gidilmeyecek zamanlar;
-Rallinin orta yerinde, yukarıdaki şartlar gerçekleşmemişken
-Servis attıktan hemen sonra, rakibin vuruşunu hissetmeden
Videoda da 4:36'dan hemen sonra gitme ve gitmemeye uygun iki örneğin ilkinde puanın Federer'e, ikinci de de tabi ki Cilic'e gittiğini görüyoruz.
Bir Federer'in olur olmaz fileye atlamaları, bir de Nadal'ın filenin 50 cm gerisinden fileye taktığı toplar... İkisinin de oynadığı tenise bu tip yazılım hatalarını yakıştıramıyorum.
Fileye gidilecek zamanlar;
- Rakip arkaya itilmişse
- Rakip açığa savrulmuşsa
- Rakip drop shot göndermişse (mecburen)
- Rakibin topu hem kısa hem de yüksek düşmüşse (tertemiz vole fırsatı)
Fileye gidilmeyecek zamanlar;
-Rallinin orta yerinde, yukarıdaki şartlar gerçekleşmemişken
-Servis attıktan hemen sonra, rakibin vuruşunu hissetmeden
Videoda da 4:36'dan hemen sonra gitme ve gitmemeye uygun iki örneğin ilkinde puanın Federer'e, ikinci de de tabi ki Cilic'e gittiğini görüyoruz.
Bir Federer'in olur olmaz fileye atlamaları, bir de Nadal'ın filenin 50 cm gerisinden fileye taktığı toplar... İkisinin de oynadığı tenise bu tip yazılım hatalarını yakıştıramıyorum.
İpek Soylu Çift Kızlar Şampiyonu!

Previous
Next
Ne dicegimi bilmiyorum... Us Open Ciftler Sampiyonlugu... Cok mutluyum
pic.twitter.com/RRmTiCmVRx
pic.twitter.com/RRmTiCmVRx
İpek ve partneri Teichmann
"Zaman Gurur Duyma Zamanıdır Şimdi..."
Eminim yarı final eşleşmeleri belli olduğunda hepiniz benim "Erkeklerde sürpriz şampiyon çıkacak" tahminime gülmüşsünüzdür. Buradan bana gülenlere sesleniyorum...
Şimdi ben size gülüyorum :)
Şaka bir yana erkek yıldızların formuyla bu sonucun alınacağı belliydi. Bu tablo sezonun sonu itibarı ile daha da iyiye gitmez bence. Sonbahar dönemi Cilic-Nishikori eşleşmesinden çıkan taze şampiyon ve formda olan sürpriz isimler ekseninde geçer. Düşük bir ihtimalle de taze kan Rafa kendini gösterebilir. Ama bu çok düşük bir ihtimal.
Şimdi ben size gülüyorum :)
Şaka bir yana erkek yıldızların formuyla bu sonucun alınacağı belliydi. Bu tablo sezonun sonu itibarı ile daha da iyiye gitmez bence. Sonbahar dönemi Cilic-Nishikori eşleşmesinden çıkan taze şampiyon ve formda olan sürpriz isimler ekseninde geçer. Düşük bir ihtimalle de taze kan Rafa kendini gösterebilir. Ama bu çok düşük bir ihtimal.
2 Eylül 2014 Salı
US Open Nereye Koşuyor?
Erkeklerle başlayım.
Çılgın bir çeyrek finalimiz var; Murray-Djokovic. Djokovic daha rahat gelmiş görünüyor ama bu yıl tablo "Kim bu adamlar ve buralara nasıl gelmişler?" dediğim insanlarla dolu. Bautista Agut 17 nolu seribaşı olmuş mesela, Federer ile 4. tur oynayacak. Tablo Murray'in 8 numara olmasından ve Rafa'nın komple olmamasından etkilenmiş. Wawrinka ve malesef Simon'a elenmiş olan çokoprensimiz Ferrer'in olduğu taraflarda sıkışma var; Anderson-Cilic, Nishikori-Raonic ve Ferrer-Simon gibi erken tur maçları gördük. Tablonun alt katında Thiem'in sıyrılıp çıkması dikkat çekiyor. Thiem Lacko-Gulbis-Lopez gibi çok da kolay olmayan bir yoldan gelmiş ve Berdych ile oynayacak. Turnuva başından beri enerjisi ile dikkat çeken Monfils ise Dimitrov ile oynuyor. Federer bugün üst üste ikinci maçına çıkacak ve yorgun bir Granollers'e set vermiş olmasını çok olumlu bulmuyorum. Zaten Murray veya Djokovic'ten birinin erken eleneceği de hesaba katılırsa turnuva sürpriz şampiyona açık denilebilir.
Kadınlarda ise Azarenka ve Serena dışında iddialı görünen pek kimse yok. Aşağıdaki tabloda belirtilen Bouchard dahil sosyetik genç sarışınların tamamı elendi. Bencic veya Peng yarı finalist olacak alt tarafta, o bölümdeki en güçlü isim Rory McIlroy öncesi performansını yakalayan Wozniacki. Serena ve Azarenka yarı finali izlenesi olabilir. İkisi de tam formda değil ama, bana güvenip de uykunuzdan olmayın. Bence kadınlarda sürpriz şampiyon çıkma olasılığı daha düşük, genelde patlama yapan gençler dışındaki underdog isimler ileri turlarda baskıyı kaldıramıyor çünkü.
Çılgın bir çeyrek finalimiz var; Murray-Djokovic. Djokovic daha rahat gelmiş görünüyor ama bu yıl tablo "Kim bu adamlar ve buralara nasıl gelmişler?" dediğim insanlarla dolu. Bautista Agut 17 nolu seribaşı olmuş mesela, Federer ile 4. tur oynayacak. Tablo Murray'in 8 numara olmasından ve Rafa'nın komple olmamasından etkilenmiş. Wawrinka ve malesef Simon'a elenmiş olan çokoprensimiz Ferrer'in olduğu taraflarda sıkışma var; Anderson-Cilic, Nishikori-Raonic ve Ferrer-Simon gibi erken tur maçları gördük. Tablonun alt katında Thiem'in sıyrılıp çıkması dikkat çekiyor. Thiem Lacko-Gulbis-Lopez gibi çok da kolay olmayan bir yoldan gelmiş ve Berdych ile oynayacak. Turnuva başından beri enerjisi ile dikkat çeken Monfils ise Dimitrov ile oynuyor. Federer bugün üst üste ikinci maçına çıkacak ve yorgun bir Granollers'e set vermiş olmasını çok olumlu bulmuyorum. Zaten Murray veya Djokovic'ten birinin erken eleneceği de hesaba katılırsa turnuva sürpriz şampiyona açık denilebilir.
Kadınlarda ise Azarenka ve Serena dışında iddialı görünen pek kimse yok. Aşağıdaki tabloda belirtilen Bouchard dahil sosyetik genç sarışınların tamamı elendi. Bencic veya Peng yarı finalist olacak alt tarafta, o bölümdeki en güçlü isim Rory McIlroy öncesi performansını yakalayan Wozniacki. Serena ve Azarenka yarı finali izlenesi olabilir. İkisi de tam formda değil ama, bana güvenip de uykunuzdan olmayın. Bence kadınlarda sürpriz şampiyon çıkma olasılığı daha düşük, genelde patlama yapan gençler dışındaki underdog isimler ileri turlarda baskıyı kaldıramıyor çünkü.
1 Eylül 2014 Pazartesi
30 Ağustos 2014 Cumartesi
Kadın Tenisinde Son Durum
It's still week one at the #USOpen but only 3 of the top 8 women remain. #bbctennis pic.twitter.com/EKQUCeQwNR
26 Ağustos 2014 Salı
US OPEN DEĞERLENDİRMESİ VE ABD'DEKİ SPOR KÜLTÜRÜNÜN US OPEN'A ETKİSİ
Teniste yılın son Grand Slami olan Amerika Açık başladı.
Peki nedir bu Amerika ya da alışılagelmiş ifadesiyle US Open?
Dilerseniz öncelikle US Openın diğer Grand Slamlerden farkını, tenisçiler için ne anlam ifade ettiğini ve Abd’deki spor kültüründen nasıl etkilendiğini irdeleyelim.
Us Open yılın son Grand Slami olması sebebiyle sporcuların büyük bir kısmı için sezonu kurtarma şansı anlamına geliyor. Avustralya Açık gibi sezonun hemen başında olmadığından dolayı herkes başarıya ve tenise aç olmuyor. Bu da sezonu kötü geçiren oyuncular için bir fırsat sunabiliyor. Ayrıca Roland Garros ve Wimbledon gibi herkesin formunun en üst seviyesini hedeflediği bir döneme de denk gelmiyor. Ayrıca sezonun o bölümündeki kadar yoğun bir takvim de olmuyor. Bu da oyuncular hem fiziksel hem de mental anlamda kendilerini hazırlamaları için büyün fırsat sunuyor. Tenisin zirvesindeki oyuncular elbette diğer sporculardan çok daha üstün olsalar da onlar da belli bir yorgunluk ve doyum hissi yaşayacaklardır. Bu da bu Grand Slamde olağan şüpheli olarak nitelendirebileceğimiz oyuncuların ön plana çıkmasını sağlayabilir.
Özellikle dünya sıralamasında 5. ile 20. sıralar arasında yer alan isimlere çok daha fazla dikkat edilmeli. Şimdilik teknik olarak böyle bir değerlendirme yapıp yazının başındaki sorulara cevap aramaya devam edelim. Us Open oyuncular için büyük bir sportif mücadelenin yanı sıra birçoğu için bir vitrin anlamı da taşımakta. Amerika’daki spor düzeninin bir getirisi olarak sporcuların çok büyük bir kısmı burada bir sporcu olarak değil bir star olarak karşılanacak. Tribünler tenisi sportif bir etkinlikten çok bir eğlence ve zaman geçirme aracı olarak görecekler. Bu sporun ve tenisin doğasına aykırı bir şey olsa da özellikle 80’li yıllarla beraber tüm dünyada meydana gelen endüstriyel spor akımının başlangıcıyla beraber bu durum kaçınılmaz olarak görülüyor. Tenisin de dünyadaki en endüstriyel sporlardan biri olduğunu söylemek mümkün.(Sponsorluk anlaşmaları ve ödül miktarları da bunun bir göstergesi.)
Tüm bu koşullar birleşince Us Open’ın önemi bir kat daha artıyor çünkü burada elde edilecek bir başarı(özellikle Amerikalı sporcular için) sponsor ve para olarak sporculara geri dönebilir. Ayrıca diğer Grand Slamlerde olduğu gibi kort dışı etkenlerin çok hakim olduğu bir Grand Slam değil Us Open bu da sürpriz ihtimalini arttıran bir durum. Örnek vermek gerekirse Avustralya Açık’ta başarılı olmak için hava koşullarıyla, Roland Garros’da başarılı olmak için seyircilerle Wimbledon da başarılı olmak için zeminle mücadele etmek zorundasınız. Us Open’da ise bu etkenler bu kadar baskın olmuyor.
Us Open’ı, tenis severler ve tv izleyicileri için özel kılan etkenlerin başında Pete Sampras-Andre Agassi rekabeti geliyor. Hayatı boyunca sadece birkaç tenis maçına denk gelen insanlar bile bu iki sporcudan ve rekabetlerinden haberdarlar. Peki bu durum nasıl oluyor? Bu rekabetin temelini oluşturan Grand Slam Us Open oldu. Bununla beraber iki tenisçinin Abd vatandaşı olması, medyanın etkisi ve sponsorların ilgisi dünya üzerindeki herkesin bu rekabetten ve bu tenisçilerden haberdar olmasını sağladı. Abd spor kültürünün temelini oluşturan star yaratma ve starları tüm dünyaya pazarlama alışkanlığı Us Open sayesinde bu şekilde vücut buluyordu.
Bu yılki turnuvayı değerlendirmek gerekirse,son şampiyon Rafael Nadal’ın olmaması Novak Djokoviç’i en büyük favori konumuna taşıyor ancak son dönemde Djokovic’in özel hayatındaki gelişmeler onun bu turnuvaya yoğunlaşmasını engelleyebilir. Cincinnatti Masters’ta pek iyi bir görüntü çizmedi. Bu koşullara bakıldığında Federer ön plana çıkabilir ve bence bu turnuvanın da en büyük favorisi çünkü bu yıl Grand Slamler’deki kötü performansını kırmak isteyecektir. Bunun dışında Raonic,Gulbis,Kyrgios ve Dimitrov sürpriz yapabilecek en az çeyrek finale yükselmelerini bekleyebileceğimiz olağan şüpheliler.
Tenisin bir eğlence gösterisi değil bir spor olduğunu hissettiğimiz bir Grand Slam olması dileğiyle.
Us Open yılın son Grand Slami olması sebebiyle sporcuların büyük bir kısmı için sezonu kurtarma şansı anlamına geliyor. Avustralya Açık gibi sezonun hemen başında olmadığından dolayı herkes başarıya ve tenise aç olmuyor. Bu da sezonu kötü geçiren oyuncular için bir fırsat sunabiliyor. Ayrıca Roland Garros ve Wimbledon gibi herkesin formunun en üst seviyesini hedeflediği bir döneme de denk gelmiyor. Ayrıca sezonun o bölümündeki kadar yoğun bir takvim de olmuyor. Bu da oyuncular hem fiziksel hem de mental anlamda kendilerini hazırlamaları için büyün fırsat sunuyor. Tenisin zirvesindeki oyuncular elbette diğer sporculardan çok daha üstün olsalar da onlar da belli bir yorgunluk ve doyum hissi yaşayacaklardır. Bu da bu Grand Slamde olağan şüpheli olarak nitelendirebileceğimiz oyuncuların ön plana çıkmasını sağlayabilir.
Özellikle dünya sıralamasında 5. ile 20. sıralar arasında yer alan isimlere çok daha fazla dikkat edilmeli. Şimdilik teknik olarak böyle bir değerlendirme yapıp yazının başındaki sorulara cevap aramaya devam edelim. Us Open oyuncular için büyük bir sportif mücadelenin yanı sıra birçoğu için bir vitrin anlamı da taşımakta. Amerika’daki spor düzeninin bir getirisi olarak sporcuların çok büyük bir kısmı burada bir sporcu olarak değil bir star olarak karşılanacak. Tribünler tenisi sportif bir etkinlikten çok bir eğlence ve zaman geçirme aracı olarak görecekler. Bu sporun ve tenisin doğasına aykırı bir şey olsa da özellikle 80’li yıllarla beraber tüm dünyada meydana gelen endüstriyel spor akımının başlangıcıyla beraber bu durum kaçınılmaz olarak görülüyor. Tenisin de dünyadaki en endüstriyel sporlardan biri olduğunu söylemek mümkün.(Sponsorluk anlaşmaları ve ödül miktarları da bunun bir göstergesi.)
Tüm bu koşullar birleşince Us Open’ın önemi bir kat daha artıyor çünkü burada elde edilecek bir başarı(özellikle Amerikalı sporcular için) sponsor ve para olarak sporculara geri dönebilir. Ayrıca diğer Grand Slamlerde olduğu gibi kort dışı etkenlerin çok hakim olduğu bir Grand Slam değil Us Open bu da sürpriz ihtimalini arttıran bir durum. Örnek vermek gerekirse Avustralya Açık’ta başarılı olmak için hava koşullarıyla, Roland Garros’da başarılı olmak için seyircilerle Wimbledon da başarılı olmak için zeminle mücadele etmek zorundasınız. Us Open’da ise bu etkenler bu kadar baskın olmuyor.
Us Open’ı, tenis severler ve tv izleyicileri için özel kılan etkenlerin başında Pete Sampras-Andre Agassi rekabeti geliyor. Hayatı boyunca sadece birkaç tenis maçına denk gelen insanlar bile bu iki sporcudan ve rekabetlerinden haberdarlar. Peki bu durum nasıl oluyor? Bu rekabetin temelini oluşturan Grand Slam Us Open oldu. Bununla beraber iki tenisçinin Abd vatandaşı olması, medyanın etkisi ve sponsorların ilgisi dünya üzerindeki herkesin bu rekabetten ve bu tenisçilerden haberdar olmasını sağladı. Abd spor kültürünün temelini oluşturan star yaratma ve starları tüm dünyaya pazarlama alışkanlığı Us Open sayesinde bu şekilde vücut buluyordu.
Bu yılki turnuvayı değerlendirmek gerekirse,son şampiyon Rafael Nadal’ın olmaması Novak Djokoviç’i en büyük favori konumuna taşıyor ancak son dönemde Djokovic’in özel hayatındaki gelişmeler onun bu turnuvaya yoğunlaşmasını engelleyebilir. Cincinnatti Masters’ta pek iyi bir görüntü çizmedi. Bu koşullara bakıldığında Federer ön plana çıkabilir ve bence bu turnuvanın da en büyük favorisi çünkü bu yıl Grand Slamler’deki kötü performansını kırmak isteyecektir. Bunun dışında Raonic,Gulbis,Kyrgios ve Dimitrov sürpriz yapabilecek en az çeyrek finale yükselmelerini bekleyebileceğimiz olağan şüpheliler.
Tenisin bir eğlence gösterisi değil bir spor olduğunu hissettiğimiz bir Grand Slam olması dileğiyle.
18 Ağustos 2014 Pazartesi
Nadal US Open'da Yok
Evet sevgili okurlar yine güzel haberlerle karşınızda değiliz.
Nadal'ın zamanlaması felaket olan sakatlığı kendisine 4000 puana mal oldu. Bence bu saatten sonra kırsın dizini otursun evinde, zaten sonbaharda puan toplayamıyor. Boşu boşuna debeleneceğine 2013 gibi bir sezon hedefleyerek kendine dikkat etmeli.
Bu hafta US Open Series kapsamındaki slam harici turnuvalar tamamlandı. Kadınlarda Serena iki şampiyonluk ve bir yarı final ile öne çıkan isim. Serena ile ilgili şöyle bir istatistik verelim, 2011'deki dönüşünden beri 25 kupası ve 17 yenilgisi var. Her türlü acaip tepkiyi vermekte özgürsünüz...
Federer'de bir final bir şampiyonluk ile çok iyi bir grafik çizdi. Murray ve Djokovic iyi sinyaller vermiyor. Her ikisi de Kanada'da şampiyon Tsonga'ya elendi ama Cincinnati'de Djokovic Robredo'ya elenerek ne kadar güvenilmez olduğunu gösterdi biraz. Murray'in durumu yine daha iyi, en azından yine şampiyona kaybetti.
"US Open, wide open" diyebiliriz. Sürpriz şampiyona hazır olun bence. Federer iki yıl aradan sonra masters kazanmış oldu ama enerjisi finale kadar götürür mü emin değilim. Nadal'ın çekilmesi onun için büyük avantaj. Bu arada Nadal 2005 Roland Garros zaferinden beri 5. kez slam kaçırıyor. Arkadaşımızın hala nasıl olup da masters şampiyonlukları istatistiğinde zirvede olduğunu anlamak mümkün değil.
Nadal'ın zamanlaması felaket olan sakatlığı kendisine 4000 puana mal oldu. Bence bu saatten sonra kırsın dizini otursun evinde, zaten sonbaharda puan toplayamıyor. Boşu boşuna debeleneceğine 2013 gibi bir sezon hedefleyerek kendine dikkat etmeli.
Bu hafta US Open Series kapsamındaki slam harici turnuvalar tamamlandı. Kadınlarda Serena iki şampiyonluk ve bir yarı final ile öne çıkan isim. Serena ile ilgili şöyle bir istatistik verelim, 2011'deki dönüşünden beri 25 kupası ve 17 yenilgisi var. Her türlü acaip tepkiyi vermekte özgürsünüz...
Federer'de bir final bir şampiyonluk ile çok iyi bir grafik çizdi. Murray ve Djokovic iyi sinyaller vermiyor. Her ikisi de Kanada'da şampiyon Tsonga'ya elendi ama Cincinnati'de Djokovic Robredo'ya elenerek ne kadar güvenilmez olduğunu gösterdi biraz. Murray'in durumu yine daha iyi, en azından yine şampiyona kaybetti.
"US Open, wide open" diyebiliriz. Sürpriz şampiyona hazır olun bence. Federer iki yıl aradan sonra masters kazanmış oldu ama enerjisi finale kadar götürür mü emin değilim. Nadal'ın çekilmesi onun için büyük avantaj. Bu arada Nadal 2005 Roland Garros zaferinden beri 5. kez slam kaçırıyor. Arkadaşımızın hala nasıl olup da masters şampiyonlukları istatistiğinde zirvede olduğunu anlamak mümkün değil.
30 Temmuz 2014 Çarşamba
Rafa Amerika'da Yok
En azından bir kısmında yok...
Dün antrenmanda sağ el bileğini sakatlayan Rafa Kanada ve Cincy Masters turnuvalarından çekildiğini açıklamış. Doktorlar 2-3 hafta dinlenmesi gerektiğini söylemişler.
Şimdi önümüzde iki ihtimal var. Ya gerçekten 2-3 hafta dinlenip Amerika Açık'a gelecek, ya da ha bugün ha yarın derken biz yine Doha'ya kadar bekleyeceğiz.
Şu an ilk ihtimal daha kuvvetli gibi görünüyor. Benim sakatlıklarla ilgili "Ne kadar ani gelişirse o kadar çabuk iyileşir" gibi saçma bir teorim var. Genelde tenisçileri uzun süre yatıran sakatlıklar uzun zamanın birikimiyle oluşuyor. Nadal bu turnuvaları atlayıp Amerika Açık'a gelirse tabi ki tam randımanla başlayamaz. Bu gibi bir durumda da ilk tur rakipleri çok önemli olacaktır. İlk 3 tur çok önemli, atlatırsa her şey olabilir. Sağ elinden sakatlanması da bir avantaj, forehand çalışmaya devam edebilir (Einstein detected).
İkinci ihtimalde ise sezonu kapatabilir. Nadal zaten US Open sonrası gayrıresmi olarak sezonu kapattığından çok da önemi olmaz sonuçlar açısından. Yani en azından kazanabileceği kupaları kaçıracağını düşünmüyorum.
Allah onun toprak performansına zeval vermesin de...
Dün antrenmanda sağ el bileğini sakatlayan Rafa Kanada ve Cincy Masters turnuvalarından çekildiğini açıklamış. Doktorlar 2-3 hafta dinlenmesi gerektiğini söylemişler.
Şimdi önümüzde iki ihtimal var. Ya gerçekten 2-3 hafta dinlenip Amerika Açık'a gelecek, ya da ha bugün ha yarın derken biz yine Doha'ya kadar bekleyeceğiz.
Şu an ilk ihtimal daha kuvvetli gibi görünüyor. Benim sakatlıklarla ilgili "Ne kadar ani gelişirse o kadar çabuk iyileşir" gibi saçma bir teorim var. Genelde tenisçileri uzun süre yatıran sakatlıklar uzun zamanın birikimiyle oluşuyor. Nadal bu turnuvaları atlayıp Amerika Açık'a gelirse tabi ki tam randımanla başlayamaz. Bu gibi bir durumda da ilk tur rakipleri çok önemli olacaktır. İlk 3 tur çok önemli, atlatırsa her şey olabilir. Sağ elinden sakatlanması da bir avantaj, forehand çalışmaya devam edebilir (Einstein detected).
İkinci ihtimalde ise sezonu kapatabilir. Nadal zaten US Open sonrası gayrıresmi olarak sezonu kapattığından çok da önemi olmaz sonuçlar açısından. Yani en azından kazanabileceği kupaları kaçıracağını düşünmüyorum.
Allah onun toprak performansına zeval vermesin de...
9 Temmuz 2014 Çarşamba
ATP İstabul Open
"Gözümle görmeden inanmam" diyenleri şuraya alalım.
Twitter'da görüşlerimi biraz özetledim. Biraz daha toparlayalım burada şimdi...
Öncelikle turnuvanın Roland Garros öncesi 250'lik toprak turnuvası olmasını olumsuz karşılıyorum. Roland Garros öncesi Munich ve Portekiz'deki Oieras turnuvaları ile aynı hafta. RG öncesi zaten biri zorunlu olmayan 3 adet masters turnuvası ve bir de Barcelona'daki 500'lük turnuva var. Barcelona'daki 500'lük turnuva zaten puan avantajı nedeniyle tüm önemli toprak oyuncularını cezbediyor. İstanbul'daki turnuva en fazla toprakta fazla iyi olmayan veya RG'den fazla bir şey beklemeyen ama toprak öncesi ısınmak isteyen oyuncuları cezbedebilir.
Haberlere bakınca Federer gibi oyuncularla görüşüldüğü yazıyor. Federer bence mantıklı bir isim, kendisi önceki sezonlarda da 1-2 maç için 250'lik turnuvalara gitmiş bir oyuncudur. Ama onun dışında Nadal'ın gelebileceğini yazabilecek kadar uçan gazeteler olmuş ki kendilerine müstehzi bir şekilde gülüyorum.
İstanbul turnuvasına katılmak arka arkaya 3 hafta turnuva oynamak demek iddialı isimler için. Bu 3 turnuvanın sonuncusu ile RG arasında 1 hafta var. Dinlenmek için yeterli bir süre değil. İstanbul başlangıçta iyi oyuncular için antrenman, iddiasız isimler için de "Ne koparsam kar" turnuvası olacaktır.
Peki turnuva buradan iyi yerlere gidebilir mi? Bence evet. Tesislere çok yatırım yapılacağı söyleniyor, eğer seyirci desteği de olursa takvim itibarı ile masters bile olacak potansiyel var. buradaki tek dezavantajımız coğrafi olarak toprak bölgesine biraz uzak kaçmamız olabilir.
Türkiye için başlangıçta daha verimli bir toprak turnuvası Wimbledon sonrası olabilirdi. Ama ben olsam turnuvayı daha cezbedici yapmak adına Ege'de bir yere alırdım. Temmuz ayında beton bölgesinde turnuva yapma fikri bana çekici gelmiyor. Plaj festivali tadında bir Temmuz turnuvası hem oyuncular hem de izleyiciler için daha çekici olabilirdi.
Twitter'da görüşlerimi biraz özetledim. Biraz daha toparlayalım burada şimdi...
Öncelikle turnuvanın Roland Garros öncesi 250'lik toprak turnuvası olmasını olumsuz karşılıyorum. Roland Garros öncesi Munich ve Portekiz'deki Oieras turnuvaları ile aynı hafta. RG öncesi zaten biri zorunlu olmayan 3 adet masters turnuvası ve bir de Barcelona'daki 500'lük turnuva var. Barcelona'daki 500'lük turnuva zaten puan avantajı nedeniyle tüm önemli toprak oyuncularını cezbediyor. İstanbul'daki turnuva en fazla toprakta fazla iyi olmayan veya RG'den fazla bir şey beklemeyen ama toprak öncesi ısınmak isteyen oyuncuları cezbedebilir.
Haberlere bakınca Federer gibi oyuncularla görüşüldüğü yazıyor. Federer bence mantıklı bir isim, kendisi önceki sezonlarda da 1-2 maç için 250'lik turnuvalara gitmiş bir oyuncudur. Ama onun dışında Nadal'ın gelebileceğini yazabilecek kadar uçan gazeteler olmuş ki kendilerine müstehzi bir şekilde gülüyorum.
İstanbul turnuvasına katılmak arka arkaya 3 hafta turnuva oynamak demek iddialı isimler için. Bu 3 turnuvanın sonuncusu ile RG arasında 1 hafta var. Dinlenmek için yeterli bir süre değil. İstanbul başlangıçta iyi oyuncular için antrenman, iddiasız isimler için de "Ne koparsam kar" turnuvası olacaktır.
Peki turnuva buradan iyi yerlere gidebilir mi? Bence evet. Tesislere çok yatırım yapılacağı söyleniyor, eğer seyirci desteği de olursa takvim itibarı ile masters bile olacak potansiyel var. buradaki tek dezavantajımız coğrafi olarak toprak bölgesine biraz uzak kaçmamız olabilir.
Türkiye için başlangıçta daha verimli bir toprak turnuvası Wimbledon sonrası olabilirdi. Ama ben olsam turnuvayı daha cezbedici yapmak adına Ege'de bir yere alırdım. Temmuz ayında beton bölgesinde turnuva yapma fikri bana çekici gelmiyor. Plaj festivali tadında bir Temmuz turnuvası hem oyuncular hem de izleyiciler için daha çekici olabilirdi.
6 Temmuz 2014 Pazar
Wimbledon Ardından
İşim gereği 2 hafta yurt dışında olunca ne doğru dürüst tenis izledim ne de bloga bakabildim. Toparlamaya çalışalım bakalım...
Önce kadınlar... Wimbledon son 10 yıldır "Ya Williamslar alır, ya sürpriz olur" tadında ilerleyecekti, eğer Kvitova olmasaydı. Kvitova Wimbledon şampiyonluk adayı olarak bu iki ismin yanına yazılabilecek tek isim bence. Sharapova'nın son 10 yıldır bu turnuvada ilk 10'dan birini yenemediğini ve Venus'un de bu yılın şampiyonunu elemeye en yaklaşan isim olması beni böyle düşünmeye itiyor.
Evet, Kvitova'yı elemeye en çok Venus yaklaştı ve sanırım kadınlar tarafındaki en iyi maç da buydu. Serena ise bir tenisçide benim gördüğüm en ağır virütik vakalardan birini yaşayınca bu yıl etkisiz kaldı. Çekildiği çiftler maçına sırf "Teklerde elenince çiftleri salladı" demesinler diye çıktı herhalde.
Maçtan sonra iki günde geldiği hal şu;
Sharapova ise ilk 10'daki gençler saçmalamadığı müddetçe ikinci bir Wimbledon'ı çok zor kazanır. Ondan ziyade Bouchard, Lisicki hatta Kerber gibi isimlerin şansı daha fazla. İş istikrarda bitiyor tabi. Kvitova istikrarlı olduğu müddetçe kimseye şans tanımaz. 2011 sonrası fitness ve hareketliliğine odaklanmıştı; bu yıl daha hareketliydi geri çizgide. Sonuç olarak 2011'den bile iyi oynadı. İstanbul'da etkili oyununu yakından izlemiş biri olarak diyebilirim ki onun etkili oyununa ve vuruşlarına kadın-erkek herhangi bir tenisçi nasıl çözüm bulabilir bilemiyorum.
Erkeklerde ise beklenen bir final oldu. Ama önce Rafa'yı aradan çıkartalım :)
Sezon başında yaptığım tahminleri doğruladı Rafa. Toprakta az oynaması çime olumu yansır dedim, 2-3 tur daha dayandı bu sene. Ama yetmez. Israrla söylüyorum, çeyreği görebilmesi için Monte Carlo ve Barcelona'dan vazgeçmesi lazım. Ve yine ısrarla hatırlatıyorum, Wimbledon kazandığı iki yılın birinde Hamburg'da ilk turda çekilmiş, diğerinde de Barcelona'ya hiç katılmamıştı. Daha az toprak maçı dizlerinin adaptasyonunu olumlu etkiler ve servis karşılamada avantaj sağlar. Bu yıl Nadal'a kura da yardım etmedi; oynamayı sevmediği isimlerle eşleşti hep. Ama şans her zaman yanında olmayacak, hazırlıklı olması gerekir. İki çift laf da Krygos'a gelsin; yetenekli çocuk, ama abartmadan önce bekleme taraftarıyım. Nadal ondan önce Rosol ve Darcis'e de elenmişti.
Sezon başında yaptığım tahminleri doğruladı Rafa. Toprakta az oynaması çime olumu yansır dedim, 2-3 tur daha dayandı bu sene. Ama yetmez. Israrla söylüyorum, çeyreği görebilmesi için Monte Carlo ve Barcelona'dan vazgeçmesi lazım. Ve yine ısrarla hatırlatıyorum, Wimbledon kazandığı iki yılın birinde Hamburg'da ilk turda çekilmiş, diğerinde de Barcelona'ya hiç katılmamıştı. Daha az toprak maçı dizlerinin adaptasyonunu olumlu etkiler ve servis karşılamada avantaj sağlar. Bu yıl Nadal'a kura da yardım etmedi; oynamayı sevmediği isimlerle eşleşti hep. Ama şans her zaman yanında olmayacak, hazırlıklı olması gerekir. İki çift laf da Krygos'a gelsin; yetenekli çocuk, ama abartmadan önce bekleme taraftarıyım. Nadal ondan önce Rosol ve Darcis'e de elenmişti.
Murray geçen yılın şampiyonu olarak çeyreğe kadar geldi ve çeyrekte fena patladı. Ama bence yine de iyi yolda, sakatlık sonrası geldiği RG'ta epey yorulmuştu. US Open'da sağlam bir performans bekliyorum.
Federer finale kadar, biraz da kurasının yardımı ile oldukça iyi geldi. Aslında finalde de çok kötü değildi ama lütfen, çok rica ediyorum biri şu adamı file önü konusunda uyarsın. İyi ki Federer fanı değilim, yoksa puanın ilk vuruşundan sonra "Ya Allah!" diye fileye koşup her passing shot yediğinde ömrümden 5 yıl giderdi. 15 yıldır profesyonel tenis oynayan adamın u hatayı hala ısrarla yapmasını aklım almıyor.
Djokovic Cilic hariç zorlanmadan finale geldi. Finali çok daha rahat bitirebilirdi ama o eski mental gücünden eser olmadığını çok net gördük. Ayrıca Federer'in en önemli zayıf noktası ayağının dibine düşen toplarken ve Djokovic'in oyun tarzı Federer'i bu konuda zorlamaya müsaitken, hem de çim zeminde neden bunu yeterince denemedi anlayamadım. Federer'den fazla hatalı oynadı finali bence, maç esnasında twitter'dan verdiğim taktiği uygulayıp son sette maç için servis atmadan işi bitirmese rahatlıkla kaybedebilirdi de.
Bu şampiyonluk Djokovic'in mental gücüne nasıl etki eder? Pek fazla etki etmez bence. 2 yıl sonra finale çıkan bir Federer'den maçı zor sökmesi, son slam mağlubiyetlerini tattıran Nadal ve Murray ile karşılaşmaması hala kapanmayan hesaplar olarak duracak. Bana göre durum onun için 2011'den farklı. O zaman uzunca süre slam kazanamamanın yükünü attığından kanatlanmıştı, ama şimdi zaten kazanması beklenirken kazanamayan adam durumunda. Yani bu Wimbledon aslında ondan beklenen ve zaten yapması gereken bir şey gibi daha çok. Aynen Nadal'ın 2011'de kazandığı RG gibi; şu veya bu şekilde kazanmış olmak genel mental durumu çok fazla etkilemez diyorum.
İlginç ve hem kadın hem erkeklerde gençlerin biraz daha ön plana çıktığı bir Wimbledon izledik. Kuşaklar arası fark azalıyor. Ama kazananı şimdilik tecrübe belirliyor hala...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Joely



Ahmed Hilal ⛅ A⁷
İpek Soylu 
