31 Aralık 2013 Salı

Video: Dev Hizmet


Teşekkür seslerini duyar gibiyim :)

29 Aralık 2013 Pazar

Sezon Başlıyor!

Erkeklerde sezonun başlama alameti olan Mubadala turnuvası yapıldı ve kazanan Djokovic oldu.

Djokovic Tasonga'yı, Ferrer de Nadal'ı yenerek finale çıktı. Üçüncülük maçını Nadal aldı.

Federer daha büyük kafalı raketle ve Brisbane'de başlıyor sezona. Şartlat kupa kazanmaya oldukça uygun, en büyük ikinci seribaşı Nishikori. Ben raket değişikliğine rağmen iyi sonuç alır diyorum. Zemin sevdiği zemin, hazırlanma zamanı da buldu. Yazın bile sevmediği toprak zeminde hazırlanamamasına ve yorgun olmasına rağmen aşırı kötü sonuçlar almamıştı. Federer'in vatandaşı Wawrinka da Hindistan'a gitmiş. En önemli ikinci seribaşı Youzhny. Bu iki turnuva görece rahat turnuvalar, İsviçrelilerin şansı yüksek.

Asıl kıyamet yine Doha'da kopuyor. İlk 10'dan beş isim var burada, ilk 4'ten bir tek Djokovic gelmemiş. Ben burayı Murray alır diyorum; Pat Cash Nadal'ın sağlık durumunun çok da iyi olmadığını yazmış zaten. Ama Nadal'ın finale kadar önü de açık gibi. Hem teklerde hem çiftlerde ilk turda Rosol ile eşleşmesi komik bir tesadüf olmuş. Ben Nadal bu yıl Doha'yı atlatacak zannedip sevinmiştim, bence sezona turnuva oynayarak başlaması büyük hata. Bir iki gösteri maçından sonra ilk turda ritm yakalamayı denemeli bence. Ama sanırım Avustralya Açık'tan çok da beklentisi yok.

Bayanlarda Brisbane ve Shenzhen turnuvaları var. Birsbane'de 1-2 gün önce gösteri maçı yapan Serena ve Azarenka var. Kadınlarda Doha'nın muadili görevi gören bu turnuvaya iyileşmiş olan Sharapova da katılmış. İlk 10'dan beş isim var yine, Wozniacki omuz sakatlığı nedeni ile çekilmese altı olacaktı bu rakam. Shenzhen kurasında dikkatimi çeken tek şey Li-Zvonareva ilk tur eşleşmesi. Yapılır mı bu sakatlıktan dönen insana? Burada diğer ilk ondan olan isim Errani, sonra hop diye 35. sıradaki Zakopalova'ya atlıyor seribaşı listesi. Bir Brisbane değil yani...

28 Aralık 2013 Cumartesi

Foto: Short Shorts Are Short


Daha ne kadar kısaltacaklar merakla bekliyoruz. Kariyerinin başlarında kapri 
giyen adam jübilesini tanga ile yapacak bu gidişle..

Raketini Kapan Gelsin

Çalıştırıcı hareketliliklerini aktarırken pas geçtiğim bir detay vardı; Federer'in Edberg ile antrenman yapması. Geçici gözüktüğünden üzerinde durmamıştım ama önce Edberg'in "Federer ile çalışmak bir onur, çok isterim koçu olmak" yorumu geldi, sonrasında ise Federer ve Edberg'in 10 aylık işbirliği haberi.

Eski şampiyonlarla çalışmak her en kadar bir dönem modası da olsa ben bu modanın altında eski rekabetlerin canlanıyor olmasının da yattığını düşünüyorum. Raketini astığı yerden alan eski rakiplerinin karşısına çıkıyor. Ortada bir "Benim çocuğum senin çocuğunu döver" durumu mutlaka var bence. Kare as sayılan dörtlüden üçü şu an eski şampiyonlarla çalışıyor. İstisna tabi ki bebekliğinden beri çalıştırıcısını değiştirmeyen Nadal.

Ben bu durumun az da olsa olumsuz bir yanı olduğunu düşünüyorum. Çocuğunu yarıştıran ebeveyn kafasıyla baskı yaratırlarsa ve kendi egolarını öne geçirirlerse çalıştırıcı olarak da başarılı olamazlar bence.


24 Aralık 2013 Salı

23 Aralık 2013 Pazartesi

Tenis Para Kazandırmayan Bir Spordur...

...ve bu nedenle düşük seviyedeki oyuncularda doping ve şike olayları sıkça görülür.

Bunun son örneği İspanyol oyuncu Olaso oldu. Şikeden 5 yıl ceza almış, son 18 ayı uslu bir çocuk olursa affedilebilirmiş. Raketini assa da olur bence.

Stakovsky'nin bir röportajını çevirip yayınlamıştık burada. Orada kendisi uzun uzadıya anlatıyordu; ilk 100 dışındaki oyuncuların tenisten para kazanma şansı yok.

Türk oyunculara bakıp değerlendirme yapmamak lazım, bizim oyuncularımız yabancı oyuncuları kıskandırır şekilde devletten destek alıyorlar. Yol-konaklama bedelleri karşılanıyor, çalıştırıcı maaşları ödeniyor. Normalde tenisçiler çalıştırıcı maaşlarına kadar kendileri ödüyorlar ve elemelerde veya ilk turlarda elendiklerinde yol ve konaklama bedellerini bile karşılayamıyorlar aldıkları paralar ile. Bu durumda da şaşırtıcı olmayan bir şekilde alt sıralardaki tenisçilerin gelirlerini artırmak için "alternatif" yollara başvurduklarını görüyoruz.

Suçu önlemenin en kolay yolu suç işleme isteğini ortadan kaldırmaktır. Bu tenisçilerin pek çoğu geçimlerini sağlayabilecek kadar para kazanıyor olsalar bu tarz yollara başvurmazlar diye düşünüyorum. Para getirmeyen pek çok spor dalı var (bilardonun çeşitli dalları gibi) ancak tenisteki kadar adaletsiz bir para dağılımı başka sporlarda var mıdır bilemiyorum. Turnuva şampiyonuna verilen ödülün beşte biri elemlerden itibaren diğer katılımcılara dağıtılsa sporcular en azından para kazanmış olarak turnuvadan ayrılabilirler sanırım. Ki para kazanmaya da hakları var; elemelere gelen sporcular da turnuvanın izlenirliğine katkıda bulunuyorlar. Bu sporculara adete lütufta bulunulmuş gibi davranılıp hak ettikleri kazancın sağlanmaması bana anlaşılır gelmiyor.

Tensi para kazandırmayan bir spor, tenisçilik de para kazandırmayan bir meslek. Başka hangi meslekte olursanız olun, o meslekte dünyanın en iyi ilk 100'üne girdiğinizde para kazanmayı bırakın, zengin de olursunuz. Ama tenisten para kazanabilmek için dünyanın en iyi ilk 100'ünde olmak bile yetmiyor.

Wozniacki Tekrar Babolat'ta

Wozniacki bundan iki sene önce Babolat'ı bırakıp Yonex'e geçmişti. Kendisini de en son 2 yıl önce bir numarada görmüştük.

"Çalışıyorsa dokunma" demişler. Gerçi çalışıp çalışmadığı da tartışma konusuydu. Özellikle slam düzeyinde yetersiz kalması çokça eleştiriliyordu. ama bana kalırsa Wozniacki potansiyelini en iyi şekilde ortaya koyuyordu o dönemde. Belki tek yapabileceği değişiklik tur turnuvalarından enerji tasarrufu yaparak slamlere daha konsantre bir şekilde gitmesi yönünde olabilirdi ama ancak fiziği ve tarzına bakarak bir iki gömlek üst bir oyun beklemek de haksızlık olurdu bence.

Wozniacki Yonex'e geçtikten sonra net bir düşüş yaşadı. Kendisi de "daha fazla güç" istediğini ve bu nedenle Babolat'a geçtiğini söylemiş. Başka markaların söz konusu olmaması neyi istediğini bildiğini düşündürüyor; veya ikinci bir riski göze almıyor.

Bu arada bu yıl birazcık sansasyonel hareketlerde bulunan babası 2014'te de kendisini yakından takip edecekmiş. Patlamış mısırımı da aldım bekliyorum...

22 Aralık 2013 Pazar

Bir Kısım Çalıştırıcı Hareketleri

Erkeklerde de sezon sonu turnuvasının tamamlanması, Davis Cup'ı bir kez daha Çeklerin (ıyyyhhh) almasıyla tenis dünyası derin bir sessizliğe gömüldü (başka bir deyişle doktora çalışmalarım yoğunlaştı)...

Sezon sonu tatilinde tenisçilerin abuk subuk mayolu ve portre fotoğraflarının yayınlanması, Rafael Nadal "Eeeeh, başlarım sert zemin merakınıza, ben toprağa gidiyorum" demese yıldız tenisçileri göremeyecek Güney Amerika ülkelerinde düzenlenen gösteri maçları haricinde fazla hareketlilik olmuyor. Hep diyorum para biriktirelim burada da gösteri maçı yapsınlar diye ama dinleyen yok... İlla uyuşturucu işine mi girmemiz lazım??

Neyse efendim gösteri turnuvaları ve tatiller haricinde insanı en bir heyecanlandıran sezon sonu aktivitesi çalıştırıcı hareketlilikleri oluyor. Aslında her nevi transfer dönüyor bu bir aylık süreçte, çiftler oyuncuları yeni takımlar kuruyor, bazı oyuncular ülke bile değiştiriyor...

En çok dikkat çeken değişiklik Boris Becker'in Vajda'yı kenara iterek Djokovic'in çalıştırıcısı olması. Becker demiş ki, "Djokovic kendini Nadal ve Murray'in gerisinde hissediyordu.." Banttan yayınlanan maçı canlı zannedip maça 1 gün sonra tweet ile yorum yapan adamla kendini nasıl "ileride" hissedecek gerçekten merak ediyorum. Becker ile Djokovic'in tarzları da kesinlikle benzeşmiyor; biri file önü kuşu öteki geri çizgide esnedikçe esniyor. Hadi desek ki Becker Djokovic'e file önü oyunu konusunda yardım edecek; onun yaptığı şey yardım olmaz iteleme olur bence. Annacone Federer'i servis voleye zorladı ve bu ancak 2 yıl işe yaradı. Hatta bana sorarsanız hiç yaramadı. Patlamış mısırımı aldım bekliyorum, Avustralya Açık'ta çok şenlikli bir Djokovic görebiliriz.

Bugün duyduğum ve beni derinden sarsan bir ayrılık ise Ferrer-Piles ayrılığı... Her ikisini de ayrı ayrı seviyorum, sanırım taktiksel değil zorunlu bir ayrılık olmuş bu... Piles yakın zamanda babasını kaybetti, aile ile ilgili bir vicdan muhasebesi yapıp çoluk-çocuğa daha fazla zaman ayırmak istemiş olabilir. Bari Ferrer'i iyi birine emanet etse.. Francisco Roig uygundur mesela.

Değişiklik olmasa da bir "mola" Serena'dan geldi. Tatilde Patrick yerine babası ile çalışmış. Sezon başında Patrick yine Serena'nın yanına döner. Ben bu değişikliği Serena'nın çok yoğun bir sezon geçirmiş olmasına ve evinde dinlenmek istemesine bağlıyorum.

Sharapova da Sven Groeneveld ile anlaşmış. Seles'in boombastic yıllarındaki çalıştırıcısı oluyor kendisi. Sharapova da gösteri maçları ile kortlara dönmüş, biraz kaslanmış gördük kendisini. Olumlu bir ivme verir bence bu çalıştırıcı değişikliği ancak kariyerinde bir dönüm noktası olmaz diyorum.

Federer de raket denemelerine geri dönmüş. Önce bu saatten sonra ne değişikliği dedim ama sonra düşününce mantıklı geldi. Daha büyük kafa bir raketin oyununu nasıl etkileyeceğini görmesi için bence gayet uygun bir zaman. Zaten yazın da iyi sonuçlar alamasa da aşırı abuk subuk sonuçlar da almamıştı; takip etmekte fayda var.

2 Aralık 2013 Pazartesi

15 Kasım 2013 Cuma

WTF Şampiyonu Djokovic!

(Edit yazısı yazmam gerekmeyince paslandım tabi...)

Beklenen oldu ve şampiyon Djokovic oldu. Böylelikle US Open sonrası maç da kaybetmemiş oldu.

Djokovic için sezonun geneline baktığımız zaman kritik anlarda eksik kaldığını görüyoruz. Kritik anlar Avustralya Açık geri kalan tüm slamlerdeki elenişleri. Özellikle de Wimbledon finalinde nasıl o kadar silik oynadığını anlayamadım.

Sezon sonunda çok parlak bir görüntü çizse de sezon sonu tablsunda Federer'in 2013'e yayılan gel-gitleri, Nadal'ın klasik sonbahar formsuzluğu ve hiç ortada olmayan bir Andy Murray var. Djokovic'in sezon sonu performansı takdire şayan da olsa dört slamin ikisinde "yok" sayabileceğimiz Nadal'ın hala sezonu önde kapaması oldukça ilginç. Hatta bu satırları yazarken tekrar bir hesap da yaptım ve Djokovic'in nasıl iki numara olduğunu hala tam anlayamıyorum.Tenis çok enteresan, betonlar falan...

Nadal muhtemelen çok da beklentisi olmadan geldiği turnuvadan yanılmıyorsam 1000 puan daha alıp evinin yolunu tuttu. Hep Nadal'ın sezon sonunu kazanmak için en iyi şansı olduğu söyleniyor US Open şampiyonu olduğu yıllarda yapılan turnuvalarda ama bence Nadal emekliliğe yaklaşınca bir yıl yemeyip içmeyip buna konsantre olacak bence. Veya US Open'dan tamamen ümidini kestiği bir yıl. Şu an hala enerjisi varken slamleri ön planda tutuyor gibi bir hali var.

Sonuç olarak aslında her iki tarafın da istediğini aldığı bir turnuva oldu. Djokovic AO'daki en önemli potansiyel rakiplerinin tamamını yendi bu turnuvada. Müthiş bir ivme ve özgüven yakaladı. Nadal neredeyse Roland Garros'a kadar bir numarada kalmayı garantiledi gibi; ki onun için ilk 2'de kalmak bile oldukça yeterli kura avantajı açısından. Sezonun yoğun puan topladığı bölümünde kayıplar yaşasa bile sonbahar performansının yardımı ile Wimbledon'a kadar iki numaradan da aşağı inmez herhalde.

Önümüzdeki sezon başında da Murray devreye girene kadar Nadal-Djokovic çekişmesi olacak gibi. Burada önemli olan hangi Nadal'ı izleyeceğimiz; US Open'dak konsantrasyonuna ulaşabilmesi için önümüzdeki 2 ay yeterli olacak mı, en büyük soru bu...

10 Kasım 2013 Pazar

Final: Nadal-Djokovic...

...ve Verdasco/Marrero ile Bryanlar arasında. Kim derdi ki Verdasco WTF'da final görecek??

Daha Djokovic-Wawrinak maçı oynanmadı ama olur da Wawrinka finale çıkarsa "Yüzyılın Editi" diye ayrı bir başlık açıp seve seve kendimi düzeltirim.

Gruplardan çıkanlar çok şaşırtıcı olmadı. Sadece Djokovic grubunda Delpo-Federer çekişmesi vardı ki Federer tecrübesini koyup aldı. Del Potro'da bri şeyler eksik, 72354563. kez söylüyorum ama USO şampiyonluğunda şans ona çok yardım etti. Djokovic aşırı baskın olmamakla birlikte gerekeni yaparak puan kayıpsız yarı finali gördü. Burada Wawrinka zorlamaz diye düşünüyorum. Öte yandan bu yıl slamlerde hep önde geçtiği 5 setlik maçları verdi Djokovic'e. Sorunu nefesinin yetmemesi mi yoksa güveninin yetmemesi mi göreceğiz. Bence ikincisi.

Rafa da görece kolay grubundan kayıpsız çıktı. En fazla zorlayacak isim kağıt üzerinde Ferrer idi ama çokoprens üst üste 7 hafta tenis oynayamadı ve kırıldı. Berdych bile ondan iyi görüntü çizdi ki Rafa'dan tek set alan o oldu. Ama bunda az da olsa Nadal'ın kendi parmağını kesmiş olmasının payı vardır. Düne kadar sol elindeki bir parmağı sarılıymış, ekmek keserken kesmiş zeki. Bugün de maç sonunda yayın kablolarına dolanmış; biri bu çocuğu kendisinden korusun artık.

Final bence yakın geçer, ibre tabi Djokovic'tan yana ama anahtar etken Nadal'ın motivasyonu olur diyorum.

7 Kasım 2013 Perşembe

3 Kasım 2013 Pazar

WTF? Londra...

Bu hafta son masters turnuvası da oynandı ve kazanan Djokovic oldu.

Böylece Djokovic US Open sonrası girdiği her turnuvayı kazanarak epeyce bir birikim yaptı. Shanghai ve Paris'te yarı finale çıkan Nadal, finale çıkmasına alışanları şaşırtsa da bu benim için pek geçerli değil. Aynen Serena'daki gibi bir bitmişlik vardır diye düşünüyorum. Londra'ya da çok ışık saçarak gitmiyor zaten.

Londra grupları Nadal-Ferrer-Berdych-Warinka ve Djokovic-Del Potro-Federer-Gasquet şeklinde. İkinci gruptaki her isim geri kalan üçlüden en az birine bakıp "Üfff yaa, bu niye benim grubumda?" diyordur. Nadal'ın grubu da adeta ona 1 numarayı altın tepside sunuyor ama Nadal alabilir mi göreceğiz. Nadal'ın kazandığı ve Djokovic'in kaybettiği grup maçları toplamı 2 ettiğinde Nadal vazosunu alıyor.

Ben gruplarda Nadal, Ferrer, Djokovic ve Federer'e şans veriyorum. Federer iyi bir ivme yakaladı, Del Potro'yu yeni yendi, Wawrinka zaten fazla sorun olmaz. Ferrer ve Djokovic taze iki finalist ve Ferrer şapşalın teki olmasa bugün kupayı bile alabilirdi. Nadal ner ne kadar Ferrer maçında kilitlenip kaldıysa da en azından Berdych ve Gasquet maçlarında sürpriz yapmaz diyorum.

WTA'nın kırmızı grubunda faci çöküş yaşadığım için burada da Djokovic grubunun maçları hakkında atıp tutmayacağım. Bekleyelim görelim...

WTA İstanbul Hakkında Görüşler

-Beklediğim gibi sönük bir organizasyon değildi, geçen yıldan çok daha iyiydi, özellikle sponsor katılımı.
-Seyirci katılımı daha azdı, seyirci Serena odaklıydı. Bunu tenise yoğun ilgi duyan daha genç kitlenin parayı denkleştirip tüm günlere bilet alamamasına bağlıyorum.
-Kırmızı grupta dağ fare doğurdu. Hiç zevkli maç yoktu neredeyse, bir tek Kerber-Kivi maçı belki biraz...
-İlk defa İstanbul'da gruplarda çekilen olmadı.
-Errani'yi canlı izleyince Ferrer'i canlı izlemiş kadar oluyorum; servis atarken girdiği şekiller bile aynı.
-Li kaybederken çok ters oluyor.
-Serena ben maçları 1. kategoriden izlediğimde iyi oynayamıyor.
-Serena yarı final ve final maçlarında geçen seneki Li maçındaki gibiydi, özellikle de Jankovic maçında. Ama finalde durumunu kabullenmiş gibiydi, yine bitikti ama kafaca daha rahattı.
-Basın tarafına kimin oturtulacağını iyi seçmeleri gerekirdi. Flaşı sürekli açık tutan densizler vardı. Oraya şu veya bu şekilde seçilerek oturtulan kişilerin en basit kuralları da bilmesi gerekir.
-Seyirci yine muhteşemdi, izleyen pek çok tenisseverin hislerine tercüman olacak tepkiler verdi.
-Geçen yılki "bakan şov" yerine bu yıl yapılan eğlenceli organizasyon çok daha iyiydi. Belki de olimpiyatları bu yüzden alamamışızdır?
-Hak eden kazandı.