Kırmızı Grup: Williams, Radwanska, Kvitova, Kerber
Beyaz Grup: Azarenka, Li, Errani, Jankovic
Şimdi sırayla bir kırmızı gruptan, bir de beyaz gruptan tenisçi alalım... Aldık mı? Şimdi bunları eşleştirelim... Eşleştirdik mi? Kazananlara bakalım.... Li-Radwanska hariç geri kalanları kırmızıdakiler alır diyebiliriz, ki Li eşleşmesi için de %60 Radwanska alır derim ben.
Böyle de dengesiz bir dağılım olmuş. İyi haber Kerber-Serena-Kvitova eşleşmeleri süper olacak, en az 3 iyi maç çıkar kırmızı gruptan bence. Beyaz grup çok çok sönük kalacak bence. Bu yıl parasızlıktan finaller hariç sadece Cuma'ya bilet alabildim, bu üçlüden ikisini maç yaparken görmezsem ağlarım sanırım. Şansıma da Cuma günü iki beyaz grup maçı olma ihtimali yüksek, çünkü Salı günü programı Azarenka-Errani, Serena-Kerber, Kvitova-Radwanska şeklinde.
Cuma gününe kırmızı gruptan ölü maç yerine "çeyrek final" maçı çıkma şansı yüksek, umarım öyle olur...
21 Ekim 2013 Pazartesi
20 Ekim 2013 Pazar
7 Ekim 2013 Pazartesi
6 Ekim 2013 Pazar
Şampiyon Djoko!
Pekin’de düzenlenen ATP 500 turnuvasının finalinde gülen taraf Rafael Nadal’ı mağlup eden Novak Djokovic oldu. Djokovic, bu galibiyete rağmen dünya 1 numarasını Nadal’a kaybetmekten kurtulamadı.
Maça servisle başlayan Djokovic, 2. oyunda bulduğu ilk fırsatta Nadal’ın servisini kırarak 2-0 öne geçti. Setin geri kalanında her iki taraf da servislerine rahatça tutununca, setin skoru 6-3 ile Djokovic lehine oldu. İkinci sette de tablo değişmedi. Nadal’ın ilk servis oyununda 3 tane oyun puanını karşılayan Sırp raket, yakaladığı ilk servis kırma fırsatını değerlendirerek sette 1-0′lık üstünlüğü yakaladı. 2-0′da, bir kez daha servis kırmak için yakaladığı fırsatlardan yararlanamasa da, Djokovic setin geri kalanında sıkıntı yaşamayarak, bu seti de 6-4 aldı ve maça noktayı koydu.
Maç boyunca kendi servis oyunlarında 6 oyununu tek bir puan dahi vermeden “love game” ile alan Djokovic, maçın toplamında servisinde sadece 6 puan kaybetti. Nadal hiçbir Djokovic servisinde 40′ı göremedi ve baştan sona özellikle kendi servis oyunlarında üstün bir oyun ortaya koyan bugünün 1, yarının dünya 2 numarası Djokovic, haklı bir galibiyete imzasını atarak Pekin’deki üst üste 4. şampiyonluğunu kazandı.
Nadal’ın ise bu sene sert kortlardaki yenilmezlik serisi böyle sona ermiş oldu. Nadal’ın geçtiğimiz seneki Miami turnuvası da dahil olmak üzere 29 maçlık sert kort yenilmezlik serisi bulunuyordu.
Yarın başlayacak Şangay Masters turnuvasında Nadal dünya 1 numarası, Djokovic dünya 2 numarası olarak boy gösterecek olsa da, kuralar dün çekildiği için Djokovic bu turnuvada olduğu gibi 1 numaralı seribaşı olarak boy gösterecek. Djokovic, geçtiğimiz sene Şangay finalinde Murray’i yenerek şampiyonluğa ulaşırken, Nadal ise sakatlığı sebebiyle turnuvaya katılamamıştı.
5 Ekim 2013 Cumartesi
Rafa 1 Numara
Berdych bugün ilk sette 2-4 gerideyken çekilince Nadal "yine" finale çıkmış ve böylelikle 1 numara olmuş oldu.
Nadal şu dakikadan sonra kontağı kapatsa bile Djokovic'in 1 numarayı alabilmesi için Paris'i kazanması ve tabi ki geçen sene kazandığı herşeyi (ki bu geri kalan herşey oluyor) yine kazanması lazım. Bunun olmadığı durumda Nadal Mart'a kadar bir numara.
"Neden?" derseniz, bunun iki sebebi var. En önemlisi tabi ki Nadal'ın koruyacak puanının olmaması. İyice sermezse AO'dan falan mutlaka biraz puan çıkartıp arayı açacaktır. Ama açmasa bile Djokovic'in mucizeye ihtiyacı var. Zaten biz de o nedenle "En az Mart'a kadar" diyoruz. Bir başka neden de daha ufak bir ayrıntı; Nadal'ın Vina Del Mar puanları şu an sayılmıyor. Sayılmamasının nedeni abartı sayıda küçük turnuvada oynamış olması. Yani Nadal seneye Vina Del Mar'ı atlasa da koşup duruma bakmaya gerek yok. Hem zaten onları oynamasa da gider Miami'yi oynar, oradan biraz puan alır falan filan.
Yani Mart'a kadar bir numarayı biliyor gibiyiz. Uzun süredir ilk defa böyle ön ödemeli kampanyayla bir numara olan birini görüyoruz, değişik oldu.
Nadal şu dakikadan sonra kontağı kapatsa bile Djokovic'in 1 numarayı alabilmesi için Paris'i kazanması ve tabi ki geçen sene kazandığı herşeyi (ki bu geri kalan herşey oluyor) yine kazanması lazım. Bunun olmadığı durumda Nadal Mart'a kadar bir numara.
"Neden?" derseniz, bunun iki sebebi var. En önemlisi tabi ki Nadal'ın koruyacak puanının olmaması. İyice sermezse AO'dan falan mutlaka biraz puan çıkartıp arayı açacaktır. Ama açmasa bile Djokovic'in mucizeye ihtiyacı var. Zaten biz de o nedenle "En az Mart'a kadar" diyoruz. Bir başka neden de daha ufak bir ayrıntı; Nadal'ın Vina Del Mar puanları şu an sayılmıyor. Sayılmamasının nedeni abartı sayıda küçük turnuvada oynamış olması. Yani Nadal seneye Vina Del Mar'ı atlasa da koşup duruma bakmaya gerek yok. Hem zaten onları oynamasa da gider Miami'yi oynar, oradan biraz puan alır falan filan.
Yani Mart'a kadar bir numarayı biliyor gibiyiz. Uzun süredir ilk defa böyle ön ödemeli kampanyayla bir numara olan birini görüyoruz, değişik oldu.
3 Ekim 2013 Perşembe
1 Ekim 2013 Salı
Malisse ve Nalbandian Bırakıyor
Nalbandian omzu ameliyata iyi cevap vermediğinden, Malisse ise muhtemelen yaşı kemale erdiğinden tenisi bırakıyorlar.
Nalbandian özellikle gençliğinde oldukça potansiyelli görünmesine rağmen kağıt üstünde beklendiği kadar başarılı bir isim olamamıştı. En belirgin özellikleri (bana göre) tertemiz çalışan ve müthiş açılar yakaladığı çift el backhandi ve Davis Cup aşkı. Son yıllarda bir sakat, bir sağlıklı şeklinde gidip gelerek oynuyordu zaten. Geçen sezonda da başarılarından ziyade siniri dikkat çekmişti; sağa sola savurduğu raket ve tekmelerle kort kenarındakileri yaralama riskine maruz bırakıp puan cezası aldığı, hatta diskalifiye edildiği olmuştu.
Malisse deyince de aklıma bir video altında gördüğüm "Bir de beyni olsa..." yorumu geliyor. Yine fiziksel olarak potansiyeli var gibi görünen ancak bunu korta yansıtamayan bir isim. Zaten sıralamada da epeyce iner çıkardı kendisi; kah iyi bir seri yakalar, kah yerlerde sürünürdü. 2009'da dopingle ilgili takip kuralına uymadığından 1 yıl ceza alması gündeme gelmiş ve "Bu yaştan sonra bir yıl bırakırsam tekrar dönemem ki?" diye ağlamıştı. Gerek cezanın fazlalığı konusundaki genel kanı, gerek de bazı oyuncuların verdiği desteklerin yardımı ile bu ceza uygulanmayınca dört yıl daha tenis oynayabildi. Kendisinin bir de Dolgo ile birlikte aldığı bir Indian Wells çiftler şampiyonluğu vardır ki, kariyerini bu alanda yönlendirse sanırım daha başarılı olurdu.
Yolları açık olsun.
Nalbandian özellikle gençliğinde oldukça potansiyelli görünmesine rağmen kağıt üstünde beklendiği kadar başarılı bir isim olamamıştı. En belirgin özellikleri (bana göre) tertemiz çalışan ve müthiş açılar yakaladığı çift el backhandi ve Davis Cup aşkı. Son yıllarda bir sakat, bir sağlıklı şeklinde gidip gelerek oynuyordu zaten. Geçen sezonda da başarılarından ziyade siniri dikkat çekmişti; sağa sola savurduğu raket ve tekmelerle kort kenarındakileri yaralama riskine maruz bırakıp puan cezası aldığı, hatta diskalifiye edildiği olmuştu.
Malisse deyince de aklıma bir video altında gördüğüm "Bir de beyni olsa..." yorumu geliyor. Yine fiziksel olarak potansiyeli var gibi görünen ancak bunu korta yansıtamayan bir isim. Zaten sıralamada da epeyce iner çıkardı kendisi; kah iyi bir seri yakalar, kah yerlerde sürünürdü. 2009'da dopingle ilgili takip kuralına uymadığından 1 yıl ceza alması gündeme gelmiş ve "Bu yaştan sonra bir yıl bırakırsam tekrar dönemem ki?" diye ağlamıştı. Gerek cezanın fazlalığı konusundaki genel kanı, gerek de bazı oyuncuların verdiği desteklerin yardımı ile bu ceza uygulanmayınca dört yıl daha tenis oynayabildi. Kendisinin bir de Dolgo ile birlikte aldığı bir Indian Wells çiftler şampiyonluğu vardır ki, kariyerini bu alanda yönlendirse sanırım daha başarılı olurdu.
Yolları açık olsun.
29 Eylül 2013 Pazar
Malezya'da şampiyon Sousa!
Portekizli Joao Sousa büyük sürprize imza attı ve Kuala Lumpur'da kariyerinin ilk finalinde ilk şampiyonluğuna uzandı. Finalde mağlup ettiği rakibi Benneteau idi. Dün burada Benneteau bir aksilik olmazsa artık kazanır dedik ama daha önce oynadığı 8 finali kaybetmiş birinin aksilik yaşamaması biraz zor bir ihtimalmiş, onu anlamış olduk.
İlk seti rahatça 6-2 aldıktan sonra lanet kırılıyor mu dedik... İkinci sette de 5-4 öndeyken Sousa servisinde maç puanı buldu Fransız. Çok güzel bir vuruşla filenin önüne geldi ama Sousa'nın forehand passing shot'u çivi gibi çizgiye oturunca Benneteau kaderine güldü. Arkadan servise tutunup hemen servis kıran Sousa, Benneteau'nun 10-15 dakikalık o sersemliğini hiç affetmedi, ki son sete de hemen servis kırarak girdi. Daha sonra yaptığı tek şey kendi servisine tutunmak oldu ve 6-4 ile seti alarak maçı bitirdi.
Bu sene zaten Ağustos ayında yükselişe geçti Sousa. Ülkesinde bir challenger aldı, sonra US Open'da 3. tur gördü. Geçen hafta Rusya'da yarı final derken burada da şampiyonluk geldi. İşin ilginç yanı hiç potansiyelli gözükmezken ve 24 yaşına geldikten sonra ATP'ye böylesine sert ve hızlı bir şekilde girmiş olması bence. Bu sonuçla Sousa ilk 60'a girmeyi garantiledi. İlk 50 ihtimali de var.
Benneteau ise ATP tarihinde en çok maç kazanıp da turnuva kazanamayan oyuncu klasmanında 2. sıradaki yerini, zirveye taşımak için kararlı bir adım daha atmış oldu.
İlk seti rahatça 6-2 aldıktan sonra lanet kırılıyor mu dedik... İkinci sette de 5-4 öndeyken Sousa servisinde maç puanı buldu Fransız. Çok güzel bir vuruşla filenin önüne geldi ama Sousa'nın forehand passing shot'u çivi gibi çizgiye oturunca Benneteau kaderine güldü. Arkadan servise tutunup hemen servis kıran Sousa, Benneteau'nun 10-15 dakikalık o sersemliğini hiç affetmedi, ki son sete de hemen servis kırarak girdi. Daha sonra yaptığı tek şey kendi servisine tutunmak oldu ve 6-4 ile seti alarak maçı bitirdi.
Bu sene zaten Ağustos ayında yükselişe geçti Sousa. Ülkesinde bir challenger aldı, sonra US Open'da 3. tur gördü. Geçen hafta Rusya'da yarı final derken burada da şampiyonluk geldi. İşin ilginç yanı hiç potansiyelli gözükmezken ve 24 yaşına geldikten sonra ATP'ye böylesine sert ve hızlı bir şekilde girmiş olması bence. Bu sonuçla Sousa ilk 60'a girmeyi garantiledi. İlk 50 ihtimali de var.
Benneteau ise ATP tarihinde en çok maç kazanıp da turnuva kazanamayan oyuncu klasmanında 2. sıradaki yerini, zirveye taşımak için kararlı bir adım daha atmış oldu.
28 Eylül 2013 Cumartesi
Siz olsanız.....?
Her sene bu dönemlerde ortaya çıkan muhabbettir... "Asya sezonu çekilmiyor, canım, izlenmiyor.", "Saat farkı var bir kere.", "Oyuncular da yorgun oluyor pek sallamıyor.", "Bu Paris turnuvasında yine mi Nadal yokmuş, Djokovic 2. turda mı elenmiş, Federer yine kazanacak desene..." gibi klasik klişeleri dinler dururuz...
Genel olarak sorun aslında bana kalırsa ne saat sorunudur ne de yorgunluktur... Avustralya Açık'ın saatleri daha ters? Senenin eeeen sonunda olan Davis Kupası'nda oyuncular kendilerini yırtıyorlar? Yani bunlardan çok US Open sonrası top oyuncuların bence motivasyonunu kaybetmesidir esas olan... Ama yine de bu konuda çeşitli önlemler alınıp, çeşitl düzenlemeler de yapılabilir. Takvim zaten her sene bu aralar tartışma konusu olur. 2 sene önceye kadar Aralık'ta biten sezon mesela, Kasım'a çekildi artık.
Şimdi başlıktaki soruya gelelim... Siz olsanız nasıl bir takvim yapardınız? Sezonun kilit noktaları olan grand slam ve masters'ları nasıl düzenlerdiniz? Eylül'den sonra ortaya çıkan "sezon sonu sendromunu" engellemenin bir yolu var mıdır az da olsa? Fikirlerini bekliyoruz yorum bölümüne efendim. :)
Genel olarak sorun aslında bana kalırsa ne saat sorunudur ne de yorgunluktur... Avustralya Açık'ın saatleri daha ters? Senenin eeeen sonunda olan Davis Kupası'nda oyuncular kendilerini yırtıyorlar? Yani bunlardan çok US Open sonrası top oyuncuların bence motivasyonunu kaybetmesidir esas olan... Ama yine de bu konuda çeşitli önlemler alınıp, çeşitl düzenlemeler de yapılabilir. Takvim zaten her sene bu aralar tartışma konusu olur. 2 sene önceye kadar Aralık'ta biten sezon mesela, Kasım'a çekildi artık.
Şimdi başlıktaki soruya gelelim... Siz olsanız nasıl bir takvim yapardınız? Sezonun kilit noktaları olan grand slam ve masters'ları nasıl düzenlerdiniz? Eylül'den sonra ortaya çıkan "sezon sonu sendromunu" engellemenin bir yolu var mıdır az da olsa? Fikirlerini bekliyoruz yorum bölümüne efendim. :)
Bangkok ve Kuala Lumpur'da Final Zamanı
Bangkok ve Kuala Lumpur'da bu hafta 2 tane ATP 250 turnuvası oynanıyor. Asya sezonunun açılışını yapmış olduk bu turnuvalarla.
Bangkok'da aslında Andy Murray oynayacaktı ama ameliyattan sonra çekildi. Hatta sezon sonu finallerinden de çekilmesi söz konusu. Bu zaten bir süredir dillendirilen bir ihtimal... Onun yerine Berdych, Tayland'da turnuvanın başını çeken isim oldu.
Yarı final karşılaşmalarında top 4 seribaşı karşılaştı. Sürprizsiz bir turnuvaydı Malezya'nın aksine. Yarı finaller ise epey çekişmeli geçti. Berdych, geçen hafta Metz'i Tsonga'yı yenerek kazanan Simon'a karşı ilk seti tiebreak'te kaybettikten sonra, kendini toparladı ve maçı son sette 7-5 ile aldı. Diğer yarı final maçında Raonic de aynı şekilde Gasquet'e karşı ilk seti verdikten sonra geri döndü. Raonic maçında ilginç olan olay Gasquet'nin ikinci ve üçüncü set toplamında 10'dan fazla servisinde puan kaybetmemesine rağmen, sette kalma servislerinde aniden 0-40'a düşmesi oldu. İki sette de 2 kere arka arkaya lovegame yaptığı servis oyunlarının ardından servisini patır patır kırdırdı. Tecrübesiz de değil ki, neyin heyecanıysa artık... Final yarın Berdych ile Raonic arasında olacak. Berdych bir aksilik olmazsa kazanacaktır.
Malezya'da ise daha zayıf bir turnuva ve sürprizler vardı bolca. Bu yazın sürpriz Portekizli Joao Sousa, bayrağı Federico Gil ve Rui Machado'dan almış gibi görünüyor. Amerika Açık'ta elemelerden gelip 3. tura kadar yükseldikten sonra geçen hafta da St. Petersburg'da yarı final oynamıştı. Bu hafta da turnuvanın belki de tek dikkat çeken ismi David Ferrer'i, ki kendisi şu aralar çok formsuz, çeyrek finalde 6-2/7-6 ile geçti. Bugün de yarı finalde Jürgen Melzer'i 3 sette geçerek kariyerinin ilk ATP finaline ulaştı. Rakibi, daha önce oynadığı 7 finalin hepsini kaybeden Julien Benneteau olacak. Benneteau da Wawrinka gibi kaliteli bir ismi set vermeden eledi yarı finalde. Final için tecrübeli ve oyun olarak üstün olan Benny bence favori olan taraf. 32 yaşında artık bu fırsatı bir daha kolay kolay da bulamayabilir, o yüzden yarın desteğim de onundur. Ama eğer korta çıkınca aklına kaybettiği o finaller gelirse Sousa tecrübesiz mecrübesiz affetmeyip, o fırsatı değerlendirir ve üzer bizim Fransız'ı.
Bangkok'da aslında Andy Murray oynayacaktı ama ameliyattan sonra çekildi. Hatta sezon sonu finallerinden de çekilmesi söz konusu. Bu zaten bir süredir dillendirilen bir ihtimal... Onun yerine Berdych, Tayland'da turnuvanın başını çeken isim oldu.
Yarı final karşılaşmalarında top 4 seribaşı karşılaştı. Sürprizsiz bir turnuvaydı Malezya'nın aksine. Yarı finaller ise epey çekişmeli geçti. Berdych, geçen hafta Metz'i Tsonga'yı yenerek kazanan Simon'a karşı ilk seti tiebreak'te kaybettikten sonra, kendini toparladı ve maçı son sette 7-5 ile aldı. Diğer yarı final maçında Raonic de aynı şekilde Gasquet'e karşı ilk seti verdikten sonra geri döndü. Raonic maçında ilginç olan olay Gasquet'nin ikinci ve üçüncü set toplamında 10'dan fazla servisinde puan kaybetmemesine rağmen, sette kalma servislerinde aniden 0-40'a düşmesi oldu. İki sette de 2 kere arka arkaya lovegame yaptığı servis oyunlarının ardından servisini patır patır kırdırdı. Tecrübesiz de değil ki, neyin heyecanıysa artık... Final yarın Berdych ile Raonic arasında olacak. Berdych bir aksilik olmazsa kazanacaktır.
Malezya'da ise daha zayıf bir turnuva ve sürprizler vardı bolca. Bu yazın sürpriz Portekizli Joao Sousa, bayrağı Federico Gil ve Rui Machado'dan almış gibi görünüyor. Amerika Açık'ta elemelerden gelip 3. tura kadar yükseldikten sonra geçen hafta da St. Petersburg'da yarı final oynamıştı. Bu hafta da turnuvanın belki de tek dikkat çeken ismi David Ferrer'i, ki kendisi şu aralar çok formsuz, çeyrek finalde 6-2/7-6 ile geçti. Bugün de yarı finalde Jürgen Melzer'i 3 sette geçerek kariyerinin ilk ATP finaline ulaştı. Rakibi, daha önce oynadığı 7 finalin hepsini kaybeden Julien Benneteau olacak. Benneteau da Wawrinka gibi kaliteli bir ismi set vermeden eledi yarı finalde. Final için tecrübeli ve oyun olarak üstün olan Benny bence favori olan taraf. 32 yaşında artık bu fırsatı bir daha kolay kolay da bulamayabilir, o yüzden yarın desteğim de onundur. Ama eğer korta çıkınca aklına kaybettiği o finaller gelirse Sousa tecrübesiz mecrübesiz affetmeyip, o fırsatı değerlendirir ve üzer bizim Fransız'ı.
Djokovic-Wawrinka?
Pekin'in çiftler ana tablosu. Tablonun en alt tarafında sürpriz iki isim bizi bekliyor: Wawrinka ve Djokovic. Bu sene büyük rekabet içine giren bu ikilinin çiftler oynama kararını tam çözemedim. Yakın arkadaş desen değil, aynı ülke vatandaşı desen değil. Geçen sene sponsorluk dalgası sebebiyle Çin'de Federer, Zhang ile oynamıştı çiftlerde birlikte. Öyle bir şey de demek zor bence. İstek kimden kime gitti merak etmiyor değilim vallahi.
Yalnız kurada baya şanssızlarmış ayrıca, o da dikkatten kaçmasın. Bhupathi-Lindstedt 2 numaralı seribaşı ve Djokovic ile Wawrinka (özellikle Djokovic) iyi bir çiftler oyuncusu olmadığı için bu turu geçmeleri pek kolay olmayacak. Neyse belki smaç vurmayı öğrenir Djoker. (fanları kızmasın ama bu espriyi yapmak için daha uygun bir haber olamazdı eheh)
Yalnız kurada baya şanssızlarmış ayrıca, o da dikkatten kaçmasın. Bhupathi-Lindstedt 2 numaralı seribaşı ve Djokovic ile Wawrinka (özellikle Djokovic) iyi bir çiftler oyuncusu olmadığı için bu turu geçmeleri pek kolay olmayacak. Neyse belki smaç vurmayı öğrenir Djoker. (fanları kızmasın ama bu espriyi yapmak için daha uygun bir haber olamazdı eheh)
Tokyo: Şampiyon Kivi!
http://www.youtube.com/watch?v=rcszlH56J2A
Maçın geniş özeti burada. Dengesizlik de son nokta olmuş maç. İlk seti rahat alan Kvitova, sonra bagel yapan Kerber, sonra son sette 4-0 öne geçen Kvitova falan derken maçı zar zor bitirebilmiş Kivican.
Bu sonuçla sene sonunda İstanbul'a gelmek için baya önemli bir avantaj yakaladı Kvitova. Zaten 2011 şampiyonu olarak da İstanbul'un son senesinde olmasa bence olmazdı. Ve Stephens falan filan yerine en azından Azarenka, Serena gibi isimlere karşı biraz olsun karşı koyma şansının her zaman daha fazla olduğunu düşünüyorum olağanüstü dengesizliğine rağmen. 2012'nin başında kariyer zirvesi yaptıktan sonra bu yılı böyle geçirmesi üzdü ama bu yıl böyle eriyip gitti. Umarım seneye o 2011 formuna geri döner de seneye çılgın bir yıl izleyebiliriz kadınlarda. Umut fakirin ekmeği...
Maçın geniş özeti burada. Dengesizlik de son nokta olmuş maç. İlk seti rahat alan Kvitova, sonra bagel yapan Kerber, sonra son sette 4-0 öne geçen Kvitova falan derken maçı zar zor bitirebilmiş Kivican.
Bu sonuçla sene sonunda İstanbul'a gelmek için baya önemli bir avantaj yakaladı Kvitova. Zaten 2011 şampiyonu olarak da İstanbul'un son senesinde olmasa bence olmazdı. Ve Stephens falan filan yerine en azından Azarenka, Serena gibi isimlere karşı biraz olsun karşı koyma şansının her zaman daha fazla olduğunu düşünüyorum olağanüstü dengesizliğine rağmen. 2012'nin başında kariyer zirvesi yaptıktan sonra bu yılı böyle geçirmesi üzdü ama bu yıl böyle eriyip gitti. Umarım seneye o 2011 formuna geri döner de seneye çılgın bir yıl izleyebiliriz kadınlarda. Umut fakirin ekmeği...
Marsel, Nadal ile oynayabilir!
Marsel, bugün Pekin elemelerinde Kubot'u 3-6/6-3/7-6(4) ile geçmiş. Maçı takip edemedim ama söylenene göre son set tiebreak'inde mini-break dezavantajıyla 3-4 gerideyken üst üste 4 puan almayı başarmış. Geçen sene de Marsel aynı turda Kubot'u aynı turnuvada yenmeyi başarmıştı. Güzel bir tesadüf oldu.
Yarın Marsel, ana tablo için elemelerin 1 numarası Yen Hsun Lu ile oynayacak. Rakip oldukça zorlu ve formda. Turnuva Asya'da olduğu için bir nevi evinde de sayılabilir Tayvanlı oyuncu ama yine de Marsel'in şansı yok değil.
İşin en alengirli tarafı ise, Marsel'in kazanması halinde Nadal ile karşılaşmak için %25 şansının olması! Ana tabloya 4 tane elemelerden gelen oyuncu kalacak ve ilk turda Nadal, elemelerden gelen biriyle karşılaşıyor. Yarın Marsel kazanırsa, Türk tenisi için tarihi bir maça tanıklık etme şansımız matematiksel olarak %25. Tabii Marsel'in yarınki maçı kazanma ihtimalini de hesaba katarsak o ihtimal %10'lara falan da düşüyor. Ama şimdilik orasını karıştırmayın. :)
Yarın Marsel, ana tablo için elemelerin 1 numarası Yen Hsun Lu ile oynayacak. Rakip oldukça zorlu ve formda. Turnuva Asya'da olduğu için bir nevi evinde de sayılabilir Tayvanlı oyuncu ama yine de Marsel'in şansı yok değil.
İşin en alengirli tarafı ise, Marsel'in kazanması halinde Nadal ile karşılaşmak için %25 şansının olması! Ana tabloya 4 tane elemelerden gelen oyuncu kalacak ve ilk turda Nadal, elemelerden gelen biriyle karşılaşıyor. Yarın Marsel kazanırsa, Türk tenisi için tarihi bir maça tanıklık etme şansımız matematiksel olarak %25. Tabii Marsel'in yarınki maçı kazanma ihtimalini de hesaba katarsak o ihtimal %10'lara falan da düşüyor. Ama şimdilik orasını karıştırmayın. :)
22 Eylül 2013 Pazar
Hafta Şampiyonları
Bu haftanın şampiyonları Simon, Zhang, Radwanska vee Gulbis!
Zhang görece zayıf tablolu Guangzhou turnuvasını kazandı. Burada Cirstea bir, Cornet iki nolu seri başı isimlerdi. Haftanın sürprizi elemelerden finale kadar gelen, çiftlerde eski dünya bir numaralarından Vania King oldu.
Seul ise Radwanska ve Kirilenko'lu kadrosuyla daha göz doldurucuydu. Burada dikkat çekenler Us Oepn'da feleğin sillesini ilk turda yeyip burada yarı final gören Schiavone, çeyreğe giden Kimiko ve 92'li İspanyol Arruabarrena oldu. Arruabarrena'nın şu anki sıralaması düşük ama ileride ilk 50'de salınan bir oyuncu olabilir gibi.
Fransa'da US Open'ı pas geçen Tsonga ve Gilles Simon ağır konuklardı. Bu iki isme rağmen sönük ve Fransız ağırlıklı tablodan sürpriz çıkmadı ve ağır konukların finalinden Simon galibiyetle ayrıldı. bir parlayıp çabuk sönen Kamke de burada çeyrek gördü bu arada. Tsonga'yı da çeyrekte epeyce zorlamış.
Haftanın en şenlikli turnuvası St Petersburg'daydı. Gulbis'in viykleyen ayakkabıalrı ve Fognini'nin tripleri haftaya damga vurdu. Fognini'nin maç oyununda maçı bırakması, Gulbis'in Agut maçında ayakkabılarının sesi ile zaman zaman kasten rakibi sinir etmesi falan derken bu rengarenk turnuvanın galibi finalde Garcia-Lopez'i yenen Gulbis oldu. GGL geçen hafta İstanbul'daydı ama istediğini alamadı, Kukushkin şampiyon oldu hatırlarsanız.
Zhang görece zayıf tablolu Guangzhou turnuvasını kazandı. Burada Cirstea bir, Cornet iki nolu seri başı isimlerdi. Haftanın sürprizi elemelerden finale kadar gelen, çiftlerde eski dünya bir numaralarından Vania King oldu.
Seul ise Radwanska ve Kirilenko'lu kadrosuyla daha göz doldurucuydu. Burada dikkat çekenler Us Oepn'da feleğin sillesini ilk turda yeyip burada yarı final gören Schiavone, çeyreğe giden Kimiko ve 92'li İspanyol Arruabarrena oldu. Arruabarrena'nın şu anki sıralaması düşük ama ileride ilk 50'de salınan bir oyuncu olabilir gibi.
Fransa'da US Open'ı pas geçen Tsonga ve Gilles Simon ağır konuklardı. Bu iki isme rağmen sönük ve Fransız ağırlıklı tablodan sürpriz çıkmadı ve ağır konukların finalinden Simon galibiyetle ayrıldı. bir parlayıp çabuk sönen Kamke de burada çeyrek gördü bu arada. Tsonga'yı da çeyrekte epeyce zorlamış.
Haftanın en şenlikli turnuvası St Petersburg'daydı. Gulbis'in viykleyen ayakkabıalrı ve Fognini'nin tripleri haftaya damga vurdu. Fognini'nin maç oyununda maçı bırakması, Gulbis'in Agut maçında ayakkabılarının sesi ile zaman zaman kasten rakibi sinir etmesi falan derken bu rengarenk turnuvanın galibi finalde Garcia-Lopez'i yenen Gulbis oldu. GGL geçen hafta İstanbul'daydı ama istediğini alamadı, Kukushkin şampiyon oldu hatırlarsanız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

