20 Ocak 2011 Perşembe

Video: Wozniacki'den Mesaj Var


Evet. 0:45 itibari ile Wozniacki'nin yere yigdigi tenisci Woz'un eski raketini kullaniyor
ve elbisesi de eski elbisesine benziyor veya aynisi. Yani Woz "Simdiki halim eski halimi yener." diyor. (Etti mi dohuz?)

19 Ocak 2011 Çarşamba

Dunyanin En Monoton Adami

Nadal'in blogundan;

"I did something today that to be very honest with you, I’d never done before.
I had practice this morning not too early (11am) and then decided to go to the beach and have lunch with my team at a restaurant there, next to the sea. Most of my fans know I love the sea and I today it was a nice day and we decided to go there."

Kisa ozeti;

"Sizlere durust olmam gerekirse bugun daha once hic yapmadigim bir sey yaptim... 11'de antreman yaptiktan sonra deniz kenarinda, sahilde yemek yedim!"

Evet... Nadal bugunku blogunu bu heyecan verici oykuye ayirmis. Ne diyecegimizi bilemedik, ama bence biraz asiriya kacmis. Daha teklikesiz aktiviteler yapmali bence turnuva devam ederken.

Avustralya Acik'ta Ucuncu Gun

Avustralya Acik'ta kadinlarda tablonun ust tarafinda, erkeklerdeyse alt tarafindaki oyuncularin mucadele ettigi 3. gunu geride biraktik.

5 setlik maclar bugun de eksik olmadi. Verdasco-Tipsarevic maci beklendigi gibi final setine gitti ve kazanan Verdasco oldu. Bir baska 5 setlik mac bagimlisi Almagro ise sakatlik sonrasi eski formuna donmeye calisan Igor Andreev'i maglup etti. Bir baska onemli mac, benim beklentimin aksine final setine gitti ve boylelikle Simon beni utandirmis oldu. Setleri yakin gecen bir mac olmasini bekliyordum ama boyle uzamasini beklemiyordum acikcasi. Simon sakatliktan donen bazi isimlerle birlikte turnuvanin gizli seri basi oyuncularindan biriydi. 2 tur macini Federer ile oynamasi onun icin buyuk sanssizlik oldu. Gunun bir baska cekismeli gecmeye aday macinda Berdych Kohlschreiber'i 4 sette gecti. Monfils Gil'i yine 4 sette gecerken, Nishikori ilk turda supriz yapan Mayer'i yine 4 sette gecti. Iyi isler yapabilecegi dusunulen Fish ise ilk setini 6-1 aldigi macin diger setlerini 3-6 kaybederek Robredo'ya elendi. Federer'in 3. turda rakibi olacak olan Malisse ise rakibi Montanes'i 3 sette cok rahat gecti. Federer'in 3. tur maci da ilk tur maci kadar antreman havasinda gecmeyebilir. 3 veya 4 sette biter ancak setlerin yakin olmasini bekleyebiliriz zira Malisse'nin enerjisi kalmis gibi gorunuyor.

Kadinlar tarafinda ise 3 macta sakatlik drami yasandi. Schiavone ve Venus sakatlik sorunu yasadiklari maclarda rakiplerini zorlanarak da olsa gectiler. Bartoli ise turnuvada ust uste 16. oyununu kazandiktan sonra cok talihsiz bir sakatlik yasadi ve turnuvaya veda etti. Wozniacki King'i, Henin ise Baltacha'yi cok rahat gectiler. Dikkat ceken bir baska sonuc ise Niculescu'nun Pironkova'yi elemesi oldu. Gunun suprizi ise Wickmayer'i 6 oyun vererek malup eden Sevastova'dan geldi. Bunlar disinda seri basi isimlerden onemli bir kayip yasanmazken, Avustralya'nin sevgilisi Dokic Zahlavova'ya 2 sette yenilerek turnuvaya veda etti.

Video: "Aynisinin Venus'lusu"

18 Ocak 2011 Salı

Avustralya Açık: 3. Gün Programı

Federer-Simon, Wawrinka-Dimitrov ve Verdasco-Tipsarevic maçlarına dikkat... (üzerine tıklayınca büyüyor)

Veda




Vahşi Oyun? Set Kırdırmak? Ben Neredeyim?

Haber şu. Zaten çok kısa haber ama ben yine de dikkat çekmek istediğim yeri kopyalıyorum:

"2008 Melbourne şampiyonu maça kötü başlarken, 2 kez servis kullanırkençift hata yaptı ve 1 set kırdırdı. Maça servis kırdırarak başlayan Rus raket daha sonra kendini toparlayarak vahşi bir oyun ortaya koydu ve ilk seti 25dakikada bitirdi."

Bu haberlerin hangi şartlar altında ve nasıl yazıldığını gerçekten merak ediyorum. Yalnız şu "set kırdırdı" ifadesi sadece buraya özgü değil. Gerek normal tenis, gerekse masa tenisi oynarken, oynadığım rakiplerimden, arkadaşlarımdan az "set kimdeydi ya, unuttum?" ifadesini az duymadım. İşin ilginci "o set değil, servis" demenize rağmen, 1000 defa demenize rağmen, hala servis yerine set demeleri... Neyse bu konuda güzel anılarım yok, kapatalım konuyu. Vahşi!

Avustralya Açık'ta İkinci Gün: Kadınlar

Sondan başlayalım. Clijsters maçından. Bir kanalda Ivanovic-Makarova maçında yarım set oynanırken, Clijsters Safina'yı 44 dakikada korta yığdı. Bir oyun bile mi verilmez arkadaş, insaf! Birkaç oyuna baktım, malum öte yanda çok daha heyecanlı maç vardı ve Safina'nın çok ham olduğunu söylemem gerek. Hiç hazır görmedim. Clijsters ise bildiğimiz gibiydi, burada bir yere kadar yine çok rahat gelecek gibi gözüküyor. Üstelik önündeki en önemli tehditlerden biri olan Ivanovic de erken veda etti.

Hazır laf gelmişken o maçtan bahsedelim madem. İlk 1.5 set itibariyle Ivanovic'in rahat oynadığı, kazanacağı bir maç gibi görünüyordu ama setin sonlarına doğru Ivanovic'in servisi bir türlü kıramamasıyla maç ortaya geldi, Ivanovic 5-4 gerideyken kötü bir servis oyunu oynayınca son sete gidildi. Yine çok büyük bir telaş durumu yoktu ama son set de 3-3 4-4 5-5 diye gitmeye başlayınca "acaba Ana eleniyor mu?"ya geldi durum. 0-40'tan çevirdiği ve 4 maç puanı kurtardığı oyunun arkasından "şimdi kırar servisi kazanır" dedim ama yok. Makarova tutundu servisine, üstüne Ivanovic servisinde bir maç puanı daha harcadı. Maç ilerledikçe vuruşları daha da güçlenen Makarova, gittikçe daha cesur oynamaya başladı. Karşıda kötü bir Ivanovic yoktu ama Makarova gerçekten iyi oynadı. Sonunda altıncı maç puanını değerlendirerek günün en büyük sürprizlerinden birine imzayı attı.

Bir başka garip maç gecenin erken saatlerinde Kimiko Date Krumm ile Agnieszka Radwanska arasındaydı. Üç sette kazandı sakatlıktan dönen Radwanska ve son sette double break'ten geri geldi. Yalandan sakatlık molaları falan da çevirdi orada ama ne olursa olsun oradan vermemeliydi maçı Kimiko. Bu arada maçta raket de koptu. Evet evet, raket bildiğiniz ikiye ayrıldı. Maçı izleyememiş ya da olayı görememiş olanları şuraya alalım. Radwanska'nın bakışları harika...

Bunlar dışında Jankovic, Stosur, Pavlyuchenkova, Zvonareva falan filan set vermeden kazandı. Kirilenko, Oprandi karşısında son seti 8-6 alarak ikinci tura yükseldi, ki bu kadar zorlanması iyiye işaret değil. Muhtemelen en geç üçüncü turda Pavlyuchenkova'ya ruhunu teslim edecektir...

Marsel Kaybetti

Sürpriz çıkmadı, Marsel ilk tur maçında Youzhny'e mağlup oldu 2-6 3-6 6-7(5)'lik setlerle. İlk set ezici şekilde üstündü Youzhny. İkinci setin başında iki servis kırma puanı kurtaran Marsel bir sonraki oyunda 0-40'ı yakaladığı ve toplamda beş servis kırma puanı gördüğü oyunu alamayınca büyük fırsat kaçtı. 4-3'te servisini kırdırdı ve seti kaybetti. Son set servis kırma olmadan tiebreak'e geldi. Tiebreak'te de 6-5'e kadar iki oyuncu da servisinde kalmayı başardı. Burada kendi servisinde ilk puanı kaybeden Marsel maçı da kaybetti. İkinci ve üçüncü sette şansları vardı ama olmadı.

Bu sonuçla Marsel, turnuva sonrası açıklanacak sıralamada ilk 100'ün dışına çıkacak.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Avustralya Açık: İkinci Gün Programı

Program şurada.

Rod Laver Arena'da ilk maçta Zvonareva ile Bammer karşı karşıya geliyor. Arkadan Nadal korta çıkıyor. Sonra benim canlı izlemek için büyük merakla beklediğim Lauren Davis var. Sam Stosur karşısında olacak. Akşam seansı ise tek kelimeyle müthiş ama izleyip izleyemeyeceğim henüz kesin değil maalesef... Clijsters-Safina ve Hewitt-Nalbandian maçları, ilk tur maçlarından çok daha fazlası.

Hisense'de ilk maçta Tomic, Chardy ile oynuyor. Orada olacak bir gözümüz de. Murray, Soderling ve Tsonga da büyük kortlarda sahne alacak isimler. Gençlerden Berankis 6 numaralı kortun son maçında Matosevic karşısında. Bu maç da kendi adıma merakla beklediğim maçlardan, yayın kortunda olması güzel. Marsel ise daha önce de yazdığımız gibi 13 numaralı kortta. Yayın kortu değil benim bildiğime göre ama son dakikada bir şey çıkarsa hoş olur tabii, bekleyip göreceğiz...

Video: Kubot Sevinci


Olasi sakatlik: kasikta cekme

Avustralya Acik'ta Ilk Gun

Avustralya Acik'in sevmedigim bir ozelligi is gunlerinde takip edilemiyor olusu. Calisan insanlar gece 2'de izlemeye baslayip sabahlayamiyorlar. Gece seansindaki maclar da zaten mesaiye kurban gidiyor. Bu nedenle ornegin bugun benim az da olsa bakabildigim tek mac Federer-Lacko maci oldu. Russell uykusundan fedakarlik edip bir suru mac izlemeye calisiyordu son 2 haftadir ama ondan da haber yok. Boyut degistirdiginden supheleniyorum.

Ilk gunun dikkat ceken sonuclarina bakalim once erkekler tarafinda. Melbourne'den yukselen patlama sesi Davydenko'dan geldi, zira kendisi bugun ilk turda Florian Mayer'e yenildi. Hem de 4 set gibi oyle aman aman cekismeli olmayan bir macla. Hani Mayer genc yetenek sinifinda olsa anlariz. Gerci Mayer Avustralya'da basarili turnuvalar da cikartti ama Davydenko'da Doha'daki oyunuyla formunu yakaladigi izlenimini vermisti.

Bunun disindaki maclarda seri basi isimler zorlanmadan kazandilar. Hatta o derece ki Berdych bile ve (aman tanrim!) Verdasco bile rakiplerini cok rahat geride biraktilar. Oyle ki surekli aksiran, tiksiran, sicaktan bayilan Djokovic bile rakibine sadece 5 oyun birakti. Kurali bozan seri basi oyuncular da vardi tabi. Monfils'in de Bakker ile yaptigi mac 5 sete gitti ve Monfils 0-2'den dondu. Hem sakatligi oldugundan hem de de Bakker azimsanacak bir isim olmadigindan mazur gorulecek bir skor. Toprak uzmani Montanes'in Brown ile (sac), Fish'in Hanescu ile yaptigi maclar 5 sete gitti. Denk guclerin savasi seklinde gecen Kohli-Kamke macini ise Kohli 5 sette kazandi. Bunun haricinde Davydenko gibi elenen bir baska curuk seri basi Querrey oldu. Querrey 5 sette Kubot'a elendi. Grigor Dimitrov ise bazi True Grand Slam okurlarinin en iyi cikis yapan oyuncu sectigi Golubev'i eledi. Herkesi topluca Dimitrov'a gicik olmaya davet ediyorum.

Bayanlarda ise gectigimiz haftalardan gelen supriz beklentilerini karsilamayan bir gun gecirildi. Ilk turun en "yazik" denilen eslesmesi Wickmayer-Groth macinda gulen taraf Wickmayer oldu ve Groth'un bu turnuvada supriz yapabilecegini tahmin eden pek cok kisinin boynu bukuk kaldi. Hayranlarinin son haftalarda "Elendi...Simdi elenecek...Ay bakamiyacagim.." diyerek parmaklarinin arasindan seyrettigi Wozniacki ise ilk turda rahat bir galibiyet aldi Dulko karsisinda. Mirza Henin'den ilk seti koparsa da kalan setlerde cekismeye neden olamamis. Avustralya'ya kapali kutu olarak gelen Venus ise ilk macini rahat kazanmis Errani karsisinda. Sempati guzeli Dokic de rahat tur atlayanlardan. Rezai'nin Zahlavova'ya elenmesi ve Hantuchova'nin Kulikova'ye elenmesi disinda seri basi isimlerden elenen olmadi bugun. Son haftalarin sempati toplayan ismi Mattek-Sands Rus'a yenilirken, adasi Arantxa Parra Schiavone'yi zorlamayi basarmis.

Yine erkekler tarafina donersek blogda daha once yukselise gececeginden bahsettigimiz Benoit Paire ilk turda Cipolla'yi yenmis. Yukselise gececegi ongorulen Harrison ise ilk tur macini Istanbul Challenger sampiyonu ve son haftalarin dikkat ceken ismi Mannarino'ya karsi 3 sette kaybetmis. Baska bir genc isim Brands, Stakhovsky'e kolaylikla gecilirken, genc falan olmayan ancak son 8-9 ayda pek cok kisinin sempatisini kazanan Mahut da ilk macini kendinden beklenmeyecek bir bicimde 3 sette noktalamis.

Ilk gun icin rapor simdilik bu kadar. Toplu sonuclarda bayanlar maclari icin suraya, erkekler maclari icin ise buraya tiklayabilirsiniz.

Simdi diyebilirsiniz ki bir Federer maci izlemissin bari ondan bahset. Soyle soyleyeyim; Federer macin basindan itibaren cok cok iyi oynadi ve Lacko hic bir sey yapamadi. Birinci set boyle, ikinci set de oyle derken uyunacak az bir miktar uykum vardi hala, uyudum ben o yuzden. Macin nasil devam edip nasil bitecegi belliydi acikcasi cunku Lacko bir turlu tehdit olusturamadi. Uyumakta hakliydim. Pisman degilim.

Video: Rally For Relief

Marsel 13 Numaralı Kortta

Avustralya Açık'ta salının programı açıklandı. Marsel ilk maçını Youzhny ile 13 numaralı kortta oynayacak. Bildiğim kadarıyla maalesef bu kort yayın kortu değil ve maçı izleyemeyeceğiz. Maç korttaki ilk maç olarak oynanacak ve TSİ 02.00'de başlayacak. Her ne kadar umudumuz az olsa da başarılar Marsel'e...

Avustralya Açık: Peri Masalları

Avustralya Açık'ın başlamasına ben bu postu yazarken dakikalar var... Hafta içinde Eurosport TR için Avustralya'da son yıllardaki peri masallarını konu alan ufak bir yazı dizisi hazırladık. Zaten yakından takip edenlerin bildiği şeyler bunlar ama turnuva tam başlamadan önce bir nostalji (ne kadar nostalji olursa artık...) olarak buyrun efendim:


Şölen başlasın!