İspanya-İsviçre: İlk gün Wawrinka-Almagro ve Ferrer-Chiudinelli maçları var. Almagro, bu sene Avustralya Açık'ta iyi performans gösterdi; toprak kort oyunu da, sert kort oyunundan daha iyi ve bu seri, toprak kortta olacak. Ferrer, son 2 haftada üst üste 2 final oynadı ve birini kazanmayı başardı. İspanya'nın gerçekten çok geniş bir kadrosu var. Nadal, Verdasco, Ferrero gibi isimler yokken bile, böylesine iyi bir kadroyu çıkartıp masanın üstüne koyuyorlar. İsviçre'de Wawrinka elinden geleni yapmaya çalışacaktır tabii ama İspanya'nın kazanmasını engelleyebileceğini düşünmüyorum.
Tahmin: 4. maçta İspanya
Fransa-Almanya: Serinin salon sert kortta oynanacak olması önemli avantaj Fransızlar için. Fransa'nın kadrosu da son derece iyi durumda. Tsonga ve Monfils zaten üst seviye oyuncular. Takımı tamamlayan Llodra ve Benneteau da 2 hafta önce salon sert kortta oynanan Marsilya turnuvasında final oynadılar karşılıklı ve çiftleri de birlikte kazandılar. Almanya'da Kohlschreiber'ın sağı solu hiç belli olmuyor. Monfils'in de bir sakatlık sıkıntısı bulunuyor ayrıca; tam performansını vermekte zorlanabilir. Ama Tsonga ve Benneteau/Llodra çiftinin Almanya'ya izin vermeyeceğini düşünüyorum kendi evlerinde.
Tahmin: 4. maçta Fransa
Rusya-Hindistan: Rusya'da Nikolay Davydenko dün akşam kadrodan çıkartıldı; yerine Andreev kadroya dahil edildi. Hindistan'ın tekler kadrosu Devvarman ve Bopanna'dan oluşuyor. Bu ikisinin Youzhny ve Andreev'e karşı maç kazanması gerçekten çok çok zor. Çiftlerde Leander/Paes galibiyet getirecektir Hintlilere.
Tahmin: 4. maçta Rusya
İsveç-Arjantin: İsveç kadrosunun yıldızı Robin Soderling tabii. Onu, eski toprak Joachim Johansson destekleyecek. Arjantin'de önemli eksiklikler olduğunu söylemiştik Del Potro, Monaco, Nalbandian gibi. Ancak dün akşam gelen haberlere göre - ki resimler de düştü zaten - Nalbandian, İsveç'e geldi oynamak için. Bugünkü maç programında gözükmüyor ama Arjantin son güne 3-0 geride girmezse mutlaka sahne alacağını düşünüyorum Soderling'e karşı. Çiftlerde Mayer/Zeballos çiftiyle Arjantin'i favori olarak görüyorum. Salon sert kortta Soderling, her ne kadar son zamanlarda çok yoğun tempoda mücadele vermiş olsa da, maç bırakmaz bence Zeballos, Mayer, Schwank gibi isimlere. Tabii, sakatlıktan arınmış bir Nalbandian ile pazar günü oynamak durumunda kalırsa, o zaman işler değişebilir. Bu seri, bence ilk turun en çekişmeli serisi olacak ve Johansson'un çıkaracağı sürpriz bir galibiyetle seriyi İsveç tarafına çekeceğini öngörüyorum.
Tahmin: 5. maçta İsveç
Hırvatistan-Ekvador: Salon sert kortta Karlovic ve Cilic, Lapentti kardeşlere maç bırakmaz. Ekvador, Dodig/Veic ikilisine karşı çiftler maçını kazansa bile son güne son derece yıpranmış şekilde çıkacak; zira Ekvador'da diğer iki oyuncunun oynaması beklenmiyor. Hırvatistan, çiftler maçını kaybedebilir dediğim gibi ama seriyi çok zorlanmadan kazanırlar.
Tahmin: 3. maçta Hırvatistan
Sırbistan-ABD: Bu seri de, güzel tenis ve çekişme vadeden serilerden biri. ABD kadrosu her ne kadar toprağa uygun olmasa da, Davis Kupası'nın havası her zaman farklı oluyor ve bu bir etki yaratacaktır şüphesiz. İlk gün Djokovic ile Querrey'nin oynayacağı maç belirleyici olacak diye düşünüyorum. Çiftlerde Bryan kardeşler favori bence, her ne kadar Sırbistan'da dünyanın 1 numarası Nenad Zimonjic bulunsa da. ABD'nin büyük servisçileri toprakta ne kadar iyi oynayacak, bu serinin belirleyici noktası bu...
Tahmin: 5. maçta Sırbistan
Belçika-Çek Cumhuriyeti: Belçika takımı formsuz oyunculardan oluşuyor. Rochus kardeşler, Malisse ve Darcis... Çek Cumhuriyeti, geçen senenin finalisti ve geçen seneki kadrolarını aynı şekilde koruyorlar. Maçların Belçika'da olacak olması bir avantaj olacak tabii Belçikalılar adına. Stepanek bu sene çok formsuz ama takımın diğer tekler silahı Berdych, hiç fena sayılmaz. Çiftlerde de Lukas Dlouhy gibi bir kozları var. Rahat bir eşleşme olmayacaktır Çekler için, ama yine de bir şekilde kazanacaklardır diye düşünüyorum.
Tahmin: 4. maçta Çek Cumhuriyeti
Şili-İsrail: Şili'de geçtiğimiz hafta sonu yaşanan üzücü depremden sonra, bu serinin akıbeti belli değildi. Önce seri daha ileri bir tarihe ertelendi dendi, ama bu ertelenen tarih pek uzak olmadı. Diğer 7 seri bugün başlayacak iken, bu seri de sadece 1 gün sonra, cumartesi başlayacak. Şili'de Gonzalez ve Massu; İsrail'de Sela ve Levy. Toprak kortta Gonzalez'in maç bırakacağını sanmıyorum. Çiftlerde Erlich/Ram ikilisi sebebiyle, favorim İsrail. Şili'nin diğer oyuncusu Nicolas Massu, aslında Sela ve Levy'e karşı toprakta en azından 1 galibiyet çıkaracak kapasiteye sahip; ama o da geçen seneden bu yana berbat bir form düzeyinde seyrediyor. Yaşlılığın etkileri olsa gerek... Ama öte yandan Sela ve Levy de çok iyi oyuncular değiller ve istikrarsızlıklarıyla tanınıyorlar. Geçen sene Davis Cup'ta önemli sürprizlere imza atmışlardı; ama bu kez zor gibi...
Tahmin: 5. maçta Şili
5 Mart 2010 Cuma
3 Mart 2010 Çarşamba
Kısa Bir Kim Röportajı
Kim Clijsters, geçtiğimiz hafta sonu Madison Square Garden'da düzenlenen 1.2 milyon dolar ödüllü hazırlık turnuvasında raket sallamıştı. İlk maçında Svetlana Kuznetsova'yı yenen Clijsters, final maçında Venus Williams'a mağlup oldu. Tabii, hepsinden önemlisi 300 bin doları cebe indirdi. Bu turnuva sırasında tennis.com yazarı Bill Gray, Clijsters'ı yakalamış ve ufak bir röportaj yapmış, daha çok Kim'in özel yaşamına dönük olarak...- Ne zamandır New Jersey'da yaşıyorsun?
- 2009 Amerika Açık'tan önce geldim. Kızım Jada'nın farklı dünyalardan akrabaları olduğunu bilmesi gerektiği hissine kapıldık (Kim Clijsters'ın eşi olan Brian Lynch New Jersey'li ve New Jersey'da yaşıyor normalde). Ve, birlikte New Jersey'nin güneyinden ilk evimizi - 3 banyolu, geniş bahçeli - aldık. Brian'ın zaten burada çok güzel bir evi var. Güzel, çünkü Jersey plajlarına çok yakın. Fakat, o evin bahçesi gerçekten çok küçük. Sonuçta, Jada'nın oynayabilmesi için başka bir yerden daha büyük bahçeli bir evi tercih ettik.
- New Jersey, senin yeni evin olacak diyebilir miyiz?
- Şimdilik evet. Birkaç hafta daha buradayım. Avrupa'daki turnuvalar için hala ev olarak Belçika'yı kullanıyorum, kullanacağım. Ama, buraya da sert kort sezonu için, yılın belli kesimlerinde döneceğim elbette. Mart'ta Miami için, Ağustos'ta Cincinnati için ve tabii Eylül'de Amerika Açık için...
- Jada'ya, senin Amerika Açık zaferinden sonra tasarlanan Kim Clijsters barbi oyuncağından alındı mı doğum gününde? (27 Şubat Jada'nın doğum günüydü)
- Hayır, zaten vardı. Ama annem ona sıradan bir barbie oyuncağı aldı doğum gününde. Brian ve ben de ona resim yapması, boyaması için bir şeyler aldık. Zira şimdiden yaratıcı olmaya başladı.
- Senin için tasarlanmış bir barbie oyuncağı mı (ki zaten bu yapıldı), yoksa bu yıl Laureus Spor Ödülleri'nde "yılın geri dönüşü" ödülünü kazanmak mı? (bu dalda Lance Armstrong ve Brett Favre de yarışıyor)
- Gerçekten, karar vermek çok zor. Laureus, spor ödüllerinin oscarı gibi... Ama, bir tercih yapmam gerekirse barbiyi seçerdim, çünkü Jada şimdi onlarla oynuyor ve büyüdüğünde bunun ne kadar özel bir şey olduğunu anlayabilecek.
- Amerika Açık zaferinden sonra ailelere yönelik ürünlerden sana bir sponsorluk benzeri teklif geldi mi? Mesela Volvo ürünü için sen çok doğal ve uygun bir aday olarak görünüyorsun.
- 2009 Amerika Açık zaferinden sonra sponsorların ilgisi, 2005'teki Amerika Açık şampiyonluğum sonrasından daha fazlaydı. Ama aileye yönelik şeyler değildi bunlar. Volvo veya başka biri değildi... En azından bizim bir iletişimimiz olmadı onlarla.
- Serena'nın MSG'deki hazırlık turnuvasından sakatlığı sebebiyle çekilmesi hakkında ne düşünüyorsun?
- Üzücü. Onunla yardım için yaptığımız harika maçlar vardı. Onu çok seviyorum. Çok eğlenceli bir kız...
5 dakikada bunlar çıkmış sadece. Olsun, hiç fena sayılmaz...
2 Mart 2010 Salı
Tommy Haas 6 Ay Yok
Erkekler tenisinin her zaman en önemli renk ve yeteneklerinden biri olan Alman Tommy Haas'ın sakatlık haberi düştü son dakika olarak Alman haber ajanslarına. Kalçasından önemli bir problemi bulunan Haas, gireceği ameliyatın ardından 6 ay kortlardan uzak kalacak, ki bu da Roland Garros ve Wimbledon'ı kaçırması anlamına geliyor. Amerika Açık'a yetişmesi bile şüpheli.
Birkaç hafta önce burada Nalbandian acaba bitiyor mu diyorduk; o Nalbandian sakatlığı atlattı ve Indian Wells ile Miami'de wild-card sayesinde mücadele edecek. Bu sefer aynı şeyi Tommy Haas için düşünüyorum. 32 tenis için zaten fazla olan bir yaş, üstüne bu 6 aylık aradan sonra, zaten geçen yıl Wimbledon'dan bu yana formu giderek düşen Haas için gelecek çok parlak değil. 2012 Londra'ya kadar oynamasını umuyorum en azından...
Biraz İstatistik
ATP bilgi ve istatistikleri gurusu Greg Sharko, ATP'nin resmi sitesine yazdığı yazıda güzel istatistikler çıkartmış. Sadece WTA'de 1 turnuvayla geçilen bu haftada yazacak pek bir şey bulamadığımdan, burada paylaşmak istedim o istatistikleri.
Roger Federer, Indian Wells ve Miami'yi aynı yılda kazanmayı başaran tek aktif tenisçi. Üstelik bunu 2005 ve 2006 yıllarında, üst üste yapma başarısını göstermiş. Andy Murray ve Novak Djokovic ise, bu iki turnuvada aynı yılda bir şampiyonluk ve bir final görebilen diğer aktif oyuncular. 1985'ten bu yana bu turnuvaları aynı yıl içerisinde kazanabilmiş diğer isimler; Andre Agassi, Marcelo Rios, Pete Sampras, Michael Chang, Jim Courier.
Şu anda dünyanın 3 ve 4 numaralı çiftler oyuncuları olan Bryan kardeşler, geçtiğimiz hafta Delray Beach'te zafere ulaşırken, çift olarak kariyerlerinde 600. galibiyetlerini alarak büyük bir işe imza koydular. Aktif oyuncular arasında çiftlerde en az 500 maç kazanmış oyuncular; Daniel Nestor, Mark Knowles, Mike Bryan, Bob Bryan, Mahesh Bhupathi, Martin Damm ve Leander Paes.
2010 sezonunun ilk 2 ayı geride kalırken en çok maç kazanan oyuncu 17 rakamıyla Hırvat Marin Cilic. 2. sırada 15 galibiyetle Andy Roddick, 3. sırada ise 14 galibiyetle İspanyol Juan Carlos Ferrero bulunuyor.
Santiago, Costa do Sauipe, Buenos Aires ve Acapulco turnuvalarından oluşan 1 aylık Latin Amerika toprak kort sezonunda Ferrero 14-1'lik maç kazanma/kaybetme oranına ulaşırken, bu alanda da rekoru ele aldı. Santiago'ya katılmayan Ferrero, Costa do Sauipe ve Buenos Aires'i üst üste kazanırken, Acapulco'da da final oynama başarısını gösterdi. 2001'den yana bu 4 turnuva bu tertip içerisinde düzenleniyor ve o tarihten bu yana bu 4 turnuvadan 2 şampiyonluk artı 1 final çıkartan başka tenisçi yok. 2001'de Gustavo Kuerten, 2005'te Gaston Gaudio, 2008'de Nicolas Almagro ve 2009'da Tommy Robredo bu 4 turnuvalık mini toprak kort sezonundan 2 şampiyonluk çıkartmayı başarmışlar.
27 Şubat 2010 Cumartesi
Sıkıntı Var
Arjantin Davis Cup takımı, bir dahaki hafta World Group ilk turunda İsveç ile karşılaşacak. Ancak, bir hayli sıkıntılılar. Del Potro, bundan birkaç hafta önce sakatlandığını açıkayıp Dubai ve Davis Cup'ı kaçıracağını belirtmişti. Geçtiğimiz hafta sonu Buenos Aires'te sakatlanan Nalbandian'ın da Indian Wells ile birlikte dönebileceği haberini aldık. Son olarak dün Acapulco'da oynayan Juan Monaco, Juan Carlos Ferrero ile oynadığı yarı final maçı sırasında sakatlanıp, ilk seti 7-5 kaybettikten sonra maçı bıraktı. Sakatlığı ciddi ve Davis Cup'ta oynayamayacağı kesinleşti.Arjantin takımı bu 3 şok üzerine, saçları dökülen erkek travmasına girmiş olabilir. Tabir-i caizse kel kaldılar zira. İsveç deplasmanında Horacio Zeballos, Leonardo Mayer, Eduardo Schwank ve Juan Monaco ile mücadele edeceklerini belirtmişlerdi, Del Potro ve Nalbandian'ın sakatlıkları sonrası. Şimdi, Monaco da çıktı takımdan. Onun yerine girecek isim kesin değil ama büyük ihtimalle Juan Ignacio Chela olacak. Bu gelişmeler sonrası 1.30'dan İsveç banko kuponlara tavsiye edilir.
24 Şubat 2010 Çarşamba
Davis Cup: İrlanda-Türkiye
5-7 Mart tarihleri arasında, bu senenin ilk Davis Cup mesaisini yapacak tenisçiler. Türkiye, geçen yıl yükseldiği Europe/Africa Group II'de ilk tur maçında İrlanda ile karşılaşacak, İrlanda'nın başkenti Dublin'de. Ev sahibi İrlanda, kort seçimini de kendisi yaptı tabii. Maçlar, kapalı halı kortta oynanacak. Cuma günü TSİ 18.00, cumartesi günü TSİ 16.00, pazar günü TSİ 15.00'da başlayacak maçlar. Saatler, maçları izlemek için uygun, lakin bir Türk televizyonunun maçları yayınlayacağını sanmıyorum. Aslında TRT'nin falan alıp yayınlaması gereken maçlar bunlar, neden özen göstermiyorlar, bilmiyorum. İrlanda'da bu maçı çekecek yayıncı kuruluş vardır elbet; çok mu zor ufak bir paraya onla anlaşmak? Altı üstü 5 maç oynanacak şurada, ki ilk 3 maçta bile bitme ihtimali var turun... Neyse. Kadrolar şöyle;
İrlanda: Louk Sorensen, Conor Niland, James McGee, Barry King
Türkiye: Marsel İlhan, Haluk Akkoyun, Barış Ergüden, Anıl Yüksel
İrlanda'da Sorensen ve Niland, en önemli oyuncular. İkisi de top 300'de yer alıyor. Sorensen, Avustralya Açık'ta elemelerden gelip 2. tur oynamıştı hatta bu sene, dikkat etmek lazım yani... Diğer oyuncularını tanımıyorum.
Bizim en büyük kozumuz Marsel olacak tabii. Sanıyorum, diğer iki tekler maçını da Haluk Akkoyun oynayacaktır. Çiftlerde de Haluk/Barış diye tahmin ediyorum. Anıl Yüksel, ilk kez milli takıma seçildi ve maç yapması pek olası değil bana göre. Maçlar 5 set üzerinden oynanacak, onu da belirtelim.
Marsel, Sorensen ve Niland'ı mağlup ederse şansımız var bence. Çekişmeli bir seri bekliyor ve 3-2'lik İrlanda galibiyeti tahmin, 3-2'lik Türkiye galibiyeti temenni ediyorum...
Bu Çocuk Adam Olmayacak
Vallahi olmayacak, billahi olmayacak. Andy Murray, bugün Dubai'deki ilk tur maçında Sırp raket Janko Tipsarevic'e 7-6, 4-6, 6-4'le kaybederek turnuvaya erken veda etti. Maçı izlemedim, ama okuduklarıma göre yine çok pasif bir Murray varmış kortta. Tipsarevic de iyi oynamış, onu da kaçırmayalım. Sürekli dediğim gibi, Murray cesur oynamak zorunda bir şeyler başarmak istiyorsa. 23 yaşını dolduracak bu yıl ve hala ortada bir grand slam şampiyonluğu yok. Akranı olan Novak Djokovic'ten daha yetenekli olduğunu düşünüyorum; ama o Djokovic, 2 sene önce grand slam kazanmışken, Murray oynadığı 2 grand slam finalinde, üstelik aynı adama karşı set bile kazanamadı...Dubai'de diğer sürpriz sonuç Tsonga'nın Ljubicic'e 2 sette kaybetmesi. Acapulco'daki toprak kort turnuvasında oynayan Memphis finalistleri Querrey ve Isner, ilk tur maçlarında Gonzalez ve Greul'e mağlup oldular. İlgili bir haber okumadım, ama öyle tahmin ediyorum ki, bir dahaki hafta Sırbistan-Amerika Davis Cup maçı toprak kortta oynanacağı ve bu iki oyuncu da Davis Cup'ta Amerika'nın 2 tekler oyuncusu olduğu için, toprakta maç pratiği kazanmak istediler sanırım. Özellikle Querrey, Fernando Gonzalez'e yenildiği maçta, epey bir zorlamış rakibini... Gulbis, Memphis yarı finalinden sonra Delray Beach'te de 2. turu gördü. Hiç de fena başlamadı yıla; aldığı sonuçlar bir yana, oynadığı oyun ve daha da önemlisi sağlamlaştırdığı konsantrasyonu umut vadediyor. Ben hala kendisinden büyük şeyler beklemiyorum; ama geçen seneki Gulbis'ten daha iyi bir Gulbis göreceğimize eminim bu yıl. Costa do Sauipe ve Buenos Aires'te üst üste 2 şampiyonluk kazanan 30'luk Ferrero, dinlenmeden geldiği Acapulco'da da ilk maçını 1 saatte bitirdi. İkinci turda Andreev ile oynayacak. Yenilir bence artık...
22 Şubat 2010 Pazartesi
7. Hafta Kazananları
Juan Carlos Ferrero, şaşırtmaya devam ediyor. Geçen hafta Costa do Sauipe'yi kazanan 30 yaşındaki Ferrero, bu hafta Buenos Aires finalinde 3 sette David Ferrer'i devirdi (5-7 6-4 6-3). İsmini unutmaya başlamıştım açıkçası, iyi hatırlattı kendini üst üste 2 şampiyonlukla. Roland Garros için şimdiden "dark horse" oldu bence İspanyol. Ferrer de bu sezona iyi başlayan oyunculardan, ama bir türlü şampiyonluk tadamadı hala. Geçtiğimiz hafta da Johannesburg'da yarı finalde Stephane Robert'e yenilerek fırsat tepmişti.
Memphis'te kazanan Sam Querrey oldu. Geçtiğimiz sezonun sonundan beri sakatlık sorunları yaşıyordu 22 yaşındaki Amerikalı, kendi ülkesinde kazandığı bu şampiyonluk iyi gelecektir ona. Finalde, 2. finalini oynayan John Isner'ı mağlup etti 6-7(3), 7-6(5), 6-3'lük setlerle. İlk sette Isner, sette 6-5 üstün durumdayken Querrey'in servisinde iki set puanı kaçırdı, sonrasında tie-break'te, tek bir servis puanını bile vermeden seti kazandı. İkinci setin ortasında Isner, bir servis kırma şansı kaçırdı. Tie-break'te ilk sette olduğu gibi minibreak'i buldu Isner, 5-2 öne geçti. 5-4'te kendi iki servisini üst üste kaybetti, sonra da tie-break'i... O andan sonra, ilk 2 sette rakibine servis kırma puanı bile oynatmayan Isner oyundan düştü, servisini iki kez kırdırarak kariyerinin ikinci şampiyonluğunu kılpayı kaçırdı.
Marsilya'da seribaşı olmayan Michael Llodra, finalde Julien Benneteau'yu 2 sette geçti. Geçen sene burada finali vardı Llodra'nın. Zaten genelde Fransa'daki turnuvalarda iyi oynayan, ama diğer ülkelerde pek bir şey ortaya koyamayan bir oyuncudur Llodra. Servis vole oyununu şu an turda en iyi icra edenlerden birisi, izlemesi zevkli... Bu arada finali oynayan bu ikili, çiftleri de kazandılar birlikte. Llodra için bir ilk sanırım bir ATP turnuvasında hem tekler hem çiftler şampiyonluğu. Bu ikilemeyi onun açısından özel yapan bu. Benneteau için de teselli olmuştur mutlaka.
Kadınlara geçelim. Haftanın en erken tamamlanan turnuvasıydı Dubai. Cumartesi akşamı oynandı final, geçen senenin şampiyonu Venus Williams, finalde Azarenka'yı 2 sette geçti, ki bundan geçtiğimiz yazımızda da bahsetmiştik. Tekrar oluyor bu bir nevi. Onun için uzatmanın bir gereği yok...
Memphis'in kadınlar ayağının galibi Maria Sharapova oldu. Rus tenisçi, kariyerinin 21. tekler şampiyonluğunu finalde elemelerden gelen Sofia Arvidsson'u 6-2 ve 6-1'lik setlerle geçerek kazandı. Arvidsson'un buraya kadar yükselmesine şaşırdığımı söylemeliyim. Yanılmıyorsam 2 sene önce falan Pemra'ya yenilmişti kendisi. Tabii amacım "işte Pemra'nın yendiği raket Sharapova ile final oynarken, Pemra yerinde sayıyor!11!1" demek falan değil, yanlış anlaşılmasın. :)
Şüphesiz haftanın en zayıf turnuvası olan Bogota'da, ev sahibi Mariana Duque Marino götürdü kupayı. Marino'nun ev sahibi sıfatı sadece doğduğu ülkenin Kolombiya olmasından kaynaklı değil, doğduğu şehir bile Bogota. Katmerli ev sahibi diyebiliriz yani kendisi için. "Henüz 20 yaşında" diyesim geliyor, ama artık 20 yaş - özellikle kadınlar turunda - erken sayılan bir yaş değil. Tabii, yine de atılmış önemli bir adım bu. Roland Garros junior finali oynamış, toprakta önemli şeyler başarma potansiyeli olan bir oyuncu. İlk tur şampiyonluğu bu. Klasmanda 142. sırada ama bu şampiyonlukla muhtemelen ilk 100'e girecek. Önümüzdeki 2 ayda toprak kort sezonunda buna yakın birkaç sürpriz turnuva performansı çıkartıp, Roland Garros'ta ana tablo biletini alabilir. İzlemeyi merakla bekliyorum bu oyuncuyu. Bu arada, geçtiğimiz hafta Kolombiya'da düzenlenen challenger turnuvasında finalde bir başka potansiyelli genç Polona Hercog'a 3 sette kaybettiği bir maç var. Sezon başında da iki challenger turnuvasında iki yarı finali var. Tek turnuvalık bir patlama gibi gelmedi bana açıkçası. Bekleyip göreceğiz artık...21 Şubat 2010 Pazar
Richard Gasquet Chat Odası
Richard Gasquet, bu hafta Buenos Aires'te oynadı. Turnuvaya ilk turda veda etti, ama konumuz o değil. Hafta içinde, kaybettiği bu maçtan sonra Gasquet bilgisayarın başına geçti ve internet üzerinden, chat formatıyla kendisine gelen soruları kısa cevaplarla yanıtladı. Ben hepsini okudum, gerçekten çok uzun ve gereksiz sorular, tekrarlar var. Bir bölümünü kesip, Türkçeleştirip buraya koyuyorum.Fan - Buenos Aires'te oynamak nasıl bir duygu, Richard?
Gasquet - Çok güzel. 6 yıl önce de buraya gelmiştim, bir kez daha gelmek istiyordum. Ama ne yazık ki, ilk turda kaybettim. Tabii, bir kez daha geleceğim.
F - Federer sence gelmiş geçmiş en iyi oyuncu mu? 2005 yılında onu yendiğinde nasıl hissettin?
G - Tabii ki, en iyisi. Onu yenmiş olmak harika bir duygu.
F - Bir partiye gidecek olsan, turdaki hangi oyuncuyu davet ederdin? (hangisi bu tarz şeylere yatkın manasında)
G - Safin.
F - Profesyonel oyuncular yıllarca her gün tenis oynamaktan gerçekten keyif alıyorlar mı?
G - Harika bir yaşam tarzı, oyuncular olarak çok eğleniyoruz. Bu kalabalıklar önünde oynamak bir rüya.
F - Gelecek sene yine gelecek misin buraya?
G - Sanırım, evet.
F - Rafael Nadal ile ilişkin nasıl?
G - Onu çocukluğumdan bu yana tanıyorum. Harika birisi, çok nazik... Gerçekten iyi bir adam.
F - 15 yaşında Squillari'yi yendiğinde ne hissettin? Mutluluk, baskı? Ayrıca, backhand'i sana kim öğretti?
G - Mutluluk tabii. Fransızların beklentisi sebebiyle baskı sonradan geldi. Backhand'i babam öğretti, ama stili özel bir çabayla yakalamadım, doğal vuruş.
F - Arjantinli yeni bir antrenör ile anlaştın. Onunla ne üzerine çalışacaksınız?
G - Fransızlardan biraz farklı, Arjantinli olması sebebiyle. İlginç birisine benziyor. Bu yıl göreceğiz neler olacağını...
F - WADA'nın yeni doping kuralı konusunda ne düşünüyorsun? Oyuncuların belirttikleri yerde olma zorunluluğu...
G - Nadal ile aynı düşünüyorum.
F - Merhaba Richard, neden 30 yıldır bir Fransız oyuncu grand slam kazanamadı sence?
G - Çünkü çok zor!
F - Çimde de toprakta da iyi oynuyorsun. Hangisini tercih edersin?
G - Çim.
F - En çok hatırladığın galibiyetin kime karşıydı ve onu özel yapan neydi?
G - Federer'e karşı aldığım galibiyet, çünkü o Federer.
F - Federer'in bir özelliğini alma şansın olsa, neyini alırdın?
G - Forehand'ini!
F - Kariyerinde önümüzdeki hedefin, planın nedir?
G - İlk 10'a dönmek istiyorum. Zor, ama yapabilirim.
F - Sarkozy, Yahudi mi?
G - Sanmıyorum!
F - Kış Olimpiyatları'nı takip ediyor musun?
G - Fazla değil, daha çok Şampiyonlar Ligi ve Lyon'u takip ediyorum.
F - Daha önce PSG taraftarı olduğunu söylemiştin?
G - Evet, öyleyim. Ama, PSG Şampiyonlar Ligi'nde yok!
F - Bir bütün olarak ele aldığında favori turnuvanın hangisi olduğunu söyleyebilirsin?
G - Roland Garros ve US Open.
F - Kendininki dışında, turdaki en iyi backhand sence kimde?
G - Gaston Gauido'da.
F - Ne tür müzik seversin?
G - Coldplay'i severim.
F - Kendine yardımcı olması açısından oynadığın maçların video kasetlerini izler misin?
G - Bazen... Eğer iyi oynadıysam!
F - Video oyunları oynuyor musun? Ne oynuyorsun?
G - Evet, futbol oyunları. PES oynuyorum.
F - Şu ana kadar karşılaştığın en farklı Arjantinli raket?
G - Nalbandian.
F - Ne zaman bırakacaksın?
G - Söylemek zor, ama 10 yıl daha oynamayı ümit ediyorum.
F - Seni her zaman destekleyen taraftarlarına ne söylemek istersin? (aynen böyle çevirisi vallahi)
Russell - Türk'sün dimi?
F - Yeni antrenörünle hangi dilde anlaşıyorsun?
G - Frenchglish!
F - Arjantin kadını hakkında ne düşünüyorsun?
G - İyi şeyler. (terbiyesiz herif!)
F - Backhand winnerların mı, seks yapmak mı?
G - Cevaplamak gerçekten çok zor!
F - Del Potro hakkında ne düşünüyorsun?
G - Bir numaraya çıkabilir.
F - Turdaki en iyi arkadaşın?
G - Monfils.
F - Favori oyuncun kim?
G - Favori oyuncum yok teniste. Futbolda var, Zidane.
F - Roland Garros'u bu yıl kim kazanır?
G - Nadal.
F - Çocukken favori oyuncun kimdi?
G - Sampras.
F - Çocuk sahibi olmayı düşünüyor musun?
G - Bunun için önce bir kız lazım!
Çevirmeye gerek duymadığım sorular oldu. Şu haliyle bile uzun sayılır açıkçası. Afiyet olsun.
Serena Çekildi
Avustralya Açık 2010 şampiyonu Serena Williams, Paris ve Dubai'nin ardından 1 Mart gecesi Madison Square Garden'da oynamayı planladığı hazırlık maçından da çekildi. Serena, eğer çekilmemiş olsaydı, Kim Clijsters ile karşı karşıya gelecekti. Serena'nın yerine Ana Ivanovic turnuvaya dahil edildi ve Clijsters ile o oynayacak. Gecenin diğer maçında ise, Venus Williams ve Svetlana Kuznetsova karşı karşıya gelecek.Avustralya Açık sonrası henüz maç oynayamadı Serena. Sorunu sol bacağındanmış yazılanlara göre. Zaten, Avustralya Açık sırasında bacaklarının durumu pek sağlıklı gözükmüyordu (bkz. yukarıdaki resim). Tahmin ediyorum, mart ayındaki Miami ve Indian Wells masters turnuvaları ile birlikte geri dönecektir Serena.
20 Şubat 2010 Cumartesi
Kule İkinci Finalinde
Bu haftanın turnuvalarında yavaş yavaş sona geliniyor artık. Erkeklerde ve kadınlarda 3'er turnuvayla geçildi takvimin 7. haftası. An itibariyle, bazılarında finaller belirlendi, bazılarında da yarı finaller oynanıyor...Memphis'ten başlayalım. Bu senenin başında Auckland'de ilk ATP finalini oynayan ve ilk ATP şampiyonluğunu kazanan John Isner, Memphis'te kariyerinin ikinci finaline yükseldi. Güzel kurası da ona yardımcı oldu. Çeyrek finalde Karlovic'i 2, yarı finalde de Petzschner'i 3 sette geçti. Tabii bunlar küçümsenecek oyuncular değil, ama Memphis'in 500 puanlık bir turnuva olduğunu göz önüne alırsak gayet makul rakipler. Isner'ın finaldeki rakibini belli edecek maç ise şu anda oynanıyor, Ernests Gulbis ve Sam Querrey arasında. Gulbis, bu turnuvadaki yarı finaliyle, 2006'dan bu yana ilk ATP yarı finalini gördü. Querrey ise, çeyrek finalde geçen hafta San Jose'de çok yakın geçen maçta kaybettiği Roddick'i burada 3 sette devirmeyi başardı. İlk seti 6-3 Querrey kazandı. İkinci sette de servis kırma avantajı Amerikalı tenisçide.
Marsilya'da bu hafta epey renkli ve keyifli bir turnuva oldu izleyebildiğim kadarıyla. Fransız oyuncuların yoğun ilgisi vardı. Monfils, Tsonga, Benneteau, Simon, Llodra, Rufin, Serra, Ouanna, Recouderc, Guez, Clement ve Roger-Vasselin gibi ağır bir kadrosu vardı Fransızların. Eh haliyle, yarısı Fransız olan turnuvanın finalinin 2 Fransız arasında oynanacak olmasına şaşmamalı. Şaşılması gereken nokta, bu iki Fransız'ın Monfils, Tsonga ve Simon gibi oyuncular olmaması... Geçen yıl burada final oynayan Llodra, üst üste ikinci finaline ulaştı Marsilya'da. Rakibi Benneteau olacak. Llodra çeyrek finalde turnuvanın 1 numarası Soderling'i yendi. Benneteau ise, çeyrekte Monfils, yarıda Tsonga'yı eledi. Eğer Tsonga, Benneteau'yu yenmeyi başarabilseydi, geçen seneki finalin tekrarı olacaktı.
Buenos Aires'ten Nalbandian'ın çekildiği haberini vermiştik. O çekilmeyle birlikte Albert Montanes, maç oynamadan yarı finale yükselmiş olmuştu. Diğer çeyrek finallerde de bir sürpriz olmadı. Ferrero, Ferrer ve Monaco maçlarını kazanarak yarı finale yükseldiler. Yarı finalin ilk maçı şu an Ferrero ile Monaco arasında oynanıyor. Geçen hafta Costa do Sauipe'yi kazanan Ferrero, yarı finalde ilk seti 6-2 ile alarak rahat bir galibiyet sinyali verdi. Lakin ikinci sette 5-2'lik Monaco üstünlüğü bulunuyor, 3 setlik bir maç olacaktır muhtemelen. İkinci yarı finalde Montanes ve Ferrer karşı karşıya gelecek. Ferrer'in bu maçı, üstüne de şampiyonluğu kazanacağını düşünüyorum.
Kadınlarda, ufak turnuvadan başlayalım, yani Bogota'dan. Öncelikle, 1 numaralı seribaşısı Gisela Dulko olan turnuvanın, WTA Tour takvimindeki olayını çözemedim. Challenger turnuvalarında falan 1 numaralı seribaşı olamayan raketler burada seribaşı. Zahlahova, Kerber gibi... 2 numaralı seribaşı Carla Suarez Navarro burayı kazanır artık diyordum, ilk turda elendi. Ona dair ümitlerim de yok artık. Arada birkaç sürpriz galibiyet çıkarsın, onlarla mutlu olurum. 1 numara Dulko, yarı finalde Kerber'e iki sette kaybetti. Kerber'in finaldeki rakibi ise yarı finalde turnuvanın 8 numaralı seribaşısı olan Parra Santonja'yı mağlup eden 20 yaşındaki Mariana Duque Marino. Marino, Bogota doğumlu, yani burası onun evi, onun finale çıkmasına yardımcı olmuştur muhakkak. Yaşı da geç sayılmaz, belki daha yakından tanıma fırsatı buluruz kendisini ileride.
Bu hafta erkekler turnuvasına da sahiplik eden Memphis'in kadınlar ayağında ise, finalde Maria Sharapova ile Sofia Arvidsson oynayacak. Sharapova turnuvanın 1 numaralı seribaşı ve finale kadar zorlanmadan çıktı. Arvidsson, turnuvanın çeyrek finalinde 2 numaralı seribaşı ve ev sahibi Melanie Oudin'i çok rahat geçti. Arvidsson'un elemelerden geldiğini de ekleyelim. Etkileyici bir hafta İsveçli için, ama Amerika için evi diyebileceğimiz Sharapova'nın kolay bir şekilde kupaya ulaşması kuvvetli ihtimal gibi gözüküyor.
Haftanın en prestijli turnuvası ise Dubai'deydi. İlk 10'dan 8 oyuncunun olduğu turnuvada şampiyonluk, geçen sene olduğu gibi yine Venus Williams'a gitti. Finalde Vika Azarenka'yı 2 sette mağlup etti Amerikalı. Burada dikkat çeken 3 farklı nokta daha vardı; Pavlyuchenkova'nın çeyrek final, Sharar Peer'in yarı final oynaması. İkisinin biletini de Venus'ün kestiğini belirtelim ayrıca. Özellikle, Peer'in bu turnuvada yaşadıkları tenis gündeminin ana konusuydu hafta boyunca. Geçen sene turnuvaya katılmak için vize alamayan Peer, bu sene özel davetle geldi buraya, maçlarını da güvenlik sebebiyle merkez kort dışında oynadı sürekli. Yarı finalde Venus ile "court 2"de oynadı mesela. İki bakış açısı var karara; birincisi, Dubai'daki turnuva yetkilileri Peer'e bir mesaj gönderiyor, sen gelmek istersen buraya, biz de sana bunları yaparız gibisinden. İkincisi, bir mesaj amacı yok, sadece merkez kortta yaşanabilecek tatsız olaylara ve protestolara karşı Peer korunmak istendi. Ancak, güvenlik önlemleri sadece bununla sınırlı değildi. Peer, verdiği röportajda 20-25 korumayla dolaştığını söyledi. Peer'in coach'u da yazdığı blog'da, Peer ile otellerinin ayrıldığını yazdı. Güvenlik önlemlerini anlayabiliyorum ve hak verebiliyorum. Ama, bunu yaparken amaçlanan neydi, onu kestirmek çok kolay değil. İlk ihtimal, çoğu kişiye daha yakın geliyor tabii, ama ben ortada kaldım... Son dikkat çeken şeyse, elemelerden gelen Regina Kulikova'nın oynadığı çeyrek finaldi. İlk turda Kirilenko, ikinci turda Voegele'ye toplamda 6 oyun verdi sadece Kulikova. Üçüncü turda da çok uzun bir maçın ardından 3 sette Kuznetsova'yı yendi. Çeyrek finalde ise, Agnieszka Radwanska karşısında ilk seti aldı, ama gerisi gelmeyince rüya sona erdi...
19 Şubat 2010 Cuma
Haiti İçin Bir Kez Daha
Avustralya Açık'ın başlangıcından bir gün önce Rod Laver Arena'da, Roger Federer önderliğinde "Hit for Haiti" adı verilen ve kısa bir süre önce büyük bir felaket yaşayan Haiti'ye destek verme amacı güden yardım organizasyonu, bu kez daha da şaşalı bir şekilde 12 Mart'ta boy gösterecek.Rod Laver Arena'da Novak Djokovic, Rafael Nadal, Roger Federer, Andy Roddick, Serena Williams, Samantha Stosur oynamıştı dönüşümlü olarak. O maç bir çiftler maçı olarak planlanmıştı ve maçta da neredeyse hiç efor sarf etmemişti oyuncular, kendilerini haklı olarak yormamak için. Bu kez Indian Wells turnuvası sırasında 12 Mart'ta "Hit for Haiti" organizasyonu düzenlenecek. Oynayacak olan isimler ise -sıkı durun- Roger Federer, Rafael Nadal, Pete Sampras ve Andre Agassi... Tabii, bu yardım organizasyonu yine turnuva sırasında düzenleneceği için özellikle Federer ve Nadal, kendilerini yormayacaklardır. Genelde, bu tarz özel maçlarda yarı ciddiyet-yarı geyik gibi güzel bir karışım olur ama turnuva münasebetiyle tahminimce tamamen geyik olacaktır oynanacak maç veya maçlar. O konuda da henüz bir bilgi yok zaten, karşılıklı mı oynayacaklar, yoksa bir çiftler maçı mı yapacaklar... Belli değil bunlar. Sampras ve Agassi'yi karşılıklı izlemek isterim ama, kendilerini yorma gibi bir tasaları olmadan güzel puanlar izletebilirler...
Nalbandian Ümitsiz Vaka
Geçen senenin tamamını sakatlıkla geçirdikten sonra, bu senenin başında geri dönüş planları yapan 30 yaşındaki Arjantinli raket David Nalbandian, Auckland'de yapacağı geri dönüşü de sakatlığı sebebiyle ertelemişti. Avustralya Açık'ta oynamayan Nalbandian, sezonun başlangıcından yaklaşık 1.5 ay sonra bu hafta kendi ülkesindeki turnuvada, Buenos Aires'te oynadı. Daha doğrusu oynuyordu...
İlk turda İtalyan Potito Starace'yi 2 sette devirmeyi başaran Nalbandian, ikinci turda Gimeno-Traver karşısında 3 sette kazanabildi (final setinde tie-break'i 9-7 ile aldı). Çeyrek finalde cuma günü Albert Montanes karşısına çıkacaktı ki, yaklaşık 1 saat önce Arjantin kaynaklı bir tenis sitesinden Nalbandian'ın turnuvadan çekildiği haberi geldi. Nalbandian'ın sakatlığı ciddi olsa gerek ki, aynı haber Nalbandian'ın Indian Wells'ten önce dönemeyeceğini de söylüyor. Son zamanlarda Nadal'ın kariyeri bitiyor mu geyikleri dönerken, Nalbandian kaçırılıyor. 2000'li yıllarda her daim zirveye oynayan ve grand slam'lerde önemli başarılar elde eden, 2005'te Shanghai'daki Masters Cup finalinde Roger Federer'i 5 setlik epic bir maç sonrası yenen, Latin Amerika'nın en önemli tenis figürlerinden David Nalbandian'ın sonu sanki geliyor gibi. Umarım ben yanılırım da, en azından birkaç sene daha izleyebiliriz bu adamı...
Marsel'in 2 Aylık Programı
- ATP Dubai 500 (22-28 Şubat, elemelerden)
- Davis Cup (İrlanda'ya karşı, 5-7 Mart)
- Bosna-Hersek Challenger (8-15 Mart, ana tablodan seribaşı olarak)
- Miami Masters (22 Mart-4 Nisan, elemelerden)
- ATP Houston 250 (5-11 Nisan, elemelerden)
- Monte Carlo Masters (12-18 Nisan, elemelerden)
Not: Bosna-Hersek'teki challenger'de seribaşı olması; Miami, Houston ve Monte-Carlo'da eleme oynaması %100 değil şu an için, ama çok büyük ihtimal olduğu için öyle yazdım...
Bir Can Üner Röportajı
Birkaç gün önce Sports-Central'da Mert Ertunga köşesinde, Marsel İlhan'ın antrenörü olan Can Üner ile bir röportaj - tabii İngilizce - gerçekleştirdi. Marsel'in kişiliğini, coach'u Can Üner ile ilişkisini, gelecekteki hedeflerini görmek, anlamak açısından gayet güzel bir röportaj. Şuradan göz atabilirsiniz yazı-röportaja;
Mert Ertunga'yı tanımayanlar da olabilir, kısaca özetleyelim. Kendisi eski bir profesyonel Türk tenis oyuncusu. Davis Cup'ta çok defa oynamış, tenisi bıraktıktan sonra da Davis Cup takımının kaptanlığını yapmış, daha sonra da Amerika'da okul takımlarında görev yapıp, defalarca ödüller toplamış, Türk tenisinin değerli isimlerinden biri. Fazla göz önünde olmadığından bilinmiyor Erhan Oral veya Can Üner gibi. Bu iki isimle aynı jenerasyondan zaten.
Şu röportaj üzerine söylemek istediğim şeyler var aslında, ama uzun zamandır Marsel ile ilgili daha geniş çapta bir şeyler yapmak var kafamda. Uzun bir yazı dizisi tarzı... Ama o iş için birazcık insider bilgilere ihtiyaç olduğu için hala kağıt üzerindeki bir proje olarak duruyor. Üzerine düşeceğim ama mutlaka en kısa zamanda...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)