16 Şubat 2010 Salı

Yine Murray...

Gün geçmiyor ki Andy Murray ile ilgili olumsuz bir haber daha medyaya yansımasın... Bu akşam Eurosport'un internet sitesine Murray'nin, bu hafta Marsilya'da oynanan turnuvadan çekilmesiyle ilgili bir haber girildi. Konu ise, Murray'nin turnuvaya adını yazdırıp, son anda turnuvadan çekilmesi...

Şimdi, bu alışık olduğumuz bir olgu. Her zaman top 10 oyuncuları, ekstra dinlenmek için bu tarz ufak turnuvalardan çekilebiliyorlar. Özellikle Federer'in bunu sıkça yaptığına aşinayız. Ama, Murray'nin Marsilya'dan çekilirken yaptıkları, veryansın eden turnuva direktörünü haklı çıkartan cinsten. Murray, geçen sene de bu turnuvaya adını yazdırmış, yine son anda çekilme kararı almıştı. Bu sene yine adını yazdırdı ve turnuva direktörü Jean-Francois Caujolle'ye göre, 1 hafta önce Murray, bir çiftler oyuncusu olan kardeşi Jamie ile birlikte turnuvada çiftlerde oynamak istediğini söyleyip wild-card rica etmiş, Caujolle de bu wild-card'ı vermiş. Sadece birkaç gün önce tam 5 tane otel odası istemiş ve bu isteği de yerine getirilmiş. Ve son anda Murray, dinlenmek istediği için turnuvadan çekildiğini belirtmiş. Tabii turnuva direktörü Caujolle, röportajın sonunda biraz da kuyruk acısıyla, Murray ATP'den ceza almalı diyerek biraz abartmış ama söyledikleri doğruysa, büyük oranda haklı olduğunu söyleyebiliriz...

Bu hafta açıklanan yeni sıralamada Murray 4 numaraya düşerken, Nadal 3 numaraya yükseldi ayrıca. Dipnot olarak bu bilgiyi de geçelim...

14 Şubat 2010 Pazar

Federer Etiyopya'da




Haftanın Finalleri

ATP'de 3, WTA'de 2 olmak üzere, bu hafta toplam 5 turnuva vardı. Hepsinde final eşleşmeleri belli oldu, hatta bir tanesinde şu an final karşılaşması oynanıyor. Kısaca değinelim...

Haftanın en prestijli turnuvası olan ve Marsel İlhan'ın da mücadele ettiği ABN AMRO Rotterdam'da final karşılaşması İsveçli Robin Soderling ve 2. turda 6-4'lük iki setle Marsel İlhan'ı mağlup eden Mikhail Youzhny arasında oynanacak. Youzhny'nin yarı finalde dün Djokovic'e karşı oynadığı ve 2 tie-break sonucunda kazandığı maçın büyük bölümünü izledim. Oyunundan etkilendiğimi söyleyebilirim. Geçtiğimiz sezon US Open sonrası Tokyo'da bir final oynamıştı uzun aradan sonra, şimdi bir kez daha final oynayacak. Zamanında kendisinden çok büyük şeyler beklenen bir oyuncuydu, şimdi artık 27-28 yaşında ve grand slam'lerde büyük başarılar kazanması (yarı final, final gibi) çok zor gözüküyor; ama bu onun iyi performans gösterdiğinde bu tarz turnuvaları kazanmasına engel değil. Yarı finaldeki rakibi olan Djokovic'in kendi standartlarının altında kalması da büyük etkendi tabii, Youzhny'nin bu final başarısında. Finalin diğer ismi Soderling ise, ilk turda Serra'ya kaybettiği ilk setin ardından, rakiplerine set vermedi. Ayrıca, çeyrekte Benneteau ve yarıda Davydenko'ya karşı çok iyi maçlar çıkarttı. Geçtiğimiz sene yakaladığı çıkış sırasında kendisinin hep abartıldığını düşünüyordum, ki bu seneye de Chennai ve Avustralya Açık'ta ilk tur yenilgileriyle başlamıştı. Lakin bu Rotterdam turnuvası onun kendine gelmesi açısından önemliydi. Ben hala kendisinin top 10 oyuncusu olduğunu düşünmüyorum, ama İsveçli'nin 'indoor hard' kortlarda turdaki en iyi oyunculardan biri olduğunu gerçeğini de kabul etmek gerekiyor.

San Jose'de 1 ve 2 numaralı seribaşları Andy Roddick ile Fernando Verdasco finalde karşılaşacak. İki oyuncu da yarı final maçlarını 3 sette kazanabildiler ve özellikle Roddick, vatandaşı Sam Querrey karşısında çok zorlandı. İlk seti 6-2 kaybettikten sonra, art arda 2 tie-break kazandı Roddick ve finale çıkmayı güçlükle başarabildi. Roddick'in maç boyunca tek bir servis kırma şansı dahi yakalayamadığını da söyleyelim. Verdasco ise, Avustralya Açık'ta Novak Djokovic'e karşı ilginç bir psikolojiyle oynayan Denis Istomin'i mağlup etti 3 sette. Istomin'in ilk ATP Tour yarı finali oldu bu. Ama ben kendisinde gelecek vaat eden önemli bir profil göremiyorum.

Toprak kortta düzenlenen Costa da Sauipe'de Lukasz Kubot fırtınası vardı hafta boyunca. Klasmanın 56 numarası olan 28 yaşındaki Polonyalı, hem teklerde hem de çiftlerde finale yükselme başarısını gösterdi. Ve bunu çok ama çok zor şekilde yapmayı başardı. Neden mi? Perşembe günü yağmur dolayısıyla Brezilya'da hiçbir maç oynanamadı. 2. tur maçını o gün oynayacak olan Kubot'ın maçı, haliyle cuma gününe kaldı. Cuma sabahı önce 2 numaralı seribaşı Albert Montanes'i 6-2 6-2 ile geçti Kubot. Ardından çiftler çeyrek finalini partneri Marach ile 6-3 6-1 kazandı. Son olarak da akşam seansında tekler çeyrek finali maçını oynadı ve İtalyan Fognini'yi 6-3 6-1 ile geçmeyi başardı. 1 günde 3 maç ve kaybettiği oyun sayısı sadece 12... Gerçekten inanılmaz. Cumartesi gününe, cumadan kalan 3 maçın yorgunluğuyla giren Kubot, tekler yarı finalinde Andreev'e karşı ilk seti 6-2 kaybetmesine rağmen, maçın geri kalanında çok iyi bir oyun ortaya koyarak maçı 3 sette almayı başardı. Yine arkasından çiftler yarı finali için korta çıktı ve onu da 2 sette kazanmayı başardı. Kubot'un tekler finalindeki rakibi, turnuvanın 1 numaralı seribaşı Juan Carlos Ferrero olacak. Dünyanın eski 1 numarası olan Ferrero, dün 30. yaş gününü kutladı Carlos Berlocq'a karşı kazandığı çeyrek final maçı sonrası. Ferrero, cuma gününü Kubot'dan farklı olarak tek maçla geçti ve dün de wild-card'la yarı final gören Ricardo Mello karşısında fazla kortta kalmadan kazandı. Favori Ferrero kağıt üzerinde, ama buralara kadar ne şekilde geldiği ortada olan Kubot'un kazanması da sürpriz olmayacaktır. Çiftler finalinde ise, Kubot/Marach çifti, 2 numaralı seribaşı olan Cuevas/Granollers çiftine karşı mücadele edecekler.

Bu hafta WTA'deki 2 turnuvadan 1'i olan Paris'te finalde Dementieva ile Safarova karşı karşıya gelecek. Dementieva, yarı finalde Oudin karşısında, Safarova da Pennetta karşısında ilk seti kaybettikten sonra maçlarını kazanmayı başardılar. Finale yükselmeyi başaran iki oyuncu da sevdiğim, beğendiğim oyuncular. Öğleden sonrası için iyi bir alternatif, bu final maçını izlemek. Hafta boyunca turnuvayı yayınlayan Eurosport, final maçını da veriyor tabii...

Yazının başında, şu an final maçı oynanıyor dediğimiz turnuvada, Pattaya City'de, turnuvanın 1 numaralı seribaşı olan Vera Zvonareva ilk seti 6-4 ile kazanmış durumda, Tamarine Tanasugarn karşısında. Haftanın en arka planda kalan turnuvasıydı diyebiliriz sanırım bu turnuva için. Genç umutlardan Sesil Karatantcheva yarı final oynadı burada, o dikkat çekiciydi. İpek'in eski çiftler partneri Shvedova yine diğer bir yarı finalistti, ki Zvonareva'ya karşı oynadığı yarı finalde set almayı da başardı.

Haftanın finalleri;

Rotterdam / Robin Soderling-Mikhail Youzhny
San Jose / Andy Roddick-Fernando Verdasco
Costa da Sauipe / Juan Carlos Ferrero-Lukasz Kubot
Paris / Elena Dementieva-Lucie Safarova
Pattaya City / Vera Zvonareva-Tamarine Tanasugarn (Zvonareva 6-4 3-2*)

24 Ocak 2010 Pazar

23 Ocak 2010 Cumartesi

Kolya'nın Zor Dakikaları

Q. If you had to marry another Russian tennis player, who would it be?

NIKOLAY DAVYDENKO: Marry?

Q. Get married, like husband and wife.

NIKOLAY DAVYDENKO: If I married another tennis player? Man or woman? (Laughter.). I have already wife. I have my beautiful wife. I don't want to have any ‑‑

IRINA DAVYDENKO: I hear you.

NIKOLAY DAVYDENKO: She's here.

Q. Sorry about that. (Laughter.)

Avustralya Açık 4. Tur Tahminleri

Federer-Hewitt
Verdasco-Davydenko
Djokovic-Kubot
Tsonga-Almagro
Roddick-Gonzalez
Cilic-Del Potro
Murray-Isner
Karlovic-Nadal

Serena-Stosur
Zvonareva-Azarenka
Wozniacki-Li
Schiavone-Venus
Henin-Wickmayer
Petrova-Kuznetsova
Bondarenko-Zheng
Kirilenko-Safina

Casey Dellacqua'nın Dönüşü - Venus'ün Yürüyüşü

Avustralyalı turnuva organizatörlerinin Rod Laver Arena'ya kendi vatandaşlarının maçlarını koymayı sevdiğini biliyoruz. Bernard Tomic, Lleyton Hewitt, Sam Stosur ve Jelena Dokic gibi isimler hemen hemen bütün maçlarını turnuvadan elenene kadar Rod Laver Arena'da - hatta zaman zaman akşam seansında - oynuyorlar. Teniste seyirci desteğinin gittikçe daha fazla önem arz etmeye ve öne çıkmaya başladığı son yıllarda, bu uygulama Avustralyalı oyuncuların işine geliyor tabii.

Yaklaşık yarım saat önce sona eren maçta Avustralya'da sürpriz yenilgilerine alışık olduğumuz Venus Williams, Avustralyalı'ların Jelena Dokic'ten sonraki ikinci "Comeback Queen"leri olan Casey Dellacqua ile Rod Laver Arena'da karşılaştı. Turnuva öncesinde çok iyi hazırlandığını söyleyen Venus'ün boşuna konuşmadığını turnuva ilerledikçe görmeye devam ediyoruz. İlk turda Lucie Safarova karşısında sürpriz bir mağlubiyet alması beklenirken 6-2 ve 6-2'lik iki setle rakibini turnuvanın dışına itmişti. Yine ikinci turda Sybille Bammer'i iki sette çok fazla zorlanmadan geçmeyi başarmıştı. Son olarak 3. turda kendisini zorlaması beklenen Casey Dellacqua'yı 6-1 ve 7-6'yla geçmeyi başardı. Geçen sene burada Carla Suarez Navarro'ya 2. turda kaybeden Venus'ün bu sene burada iyi kurasıyla da birlikte yarı finale çıkması olası görünüyor.

Casey Dellacqua'nın da hakkını vermek lazım tabii. 1-2 senelik bir aranın ardından geri dönüşü çok sağlam oldu. Yaşının da çok geç olmadığını göz önüne alırsak, en azından bıraktığı noktaya geri dönme ihtimalinin olduğunu söyleyebiliriz. Avustralya Açık'a aldığı wild-card'ı da bedavadan almadığını ekleyelim. Avustralya Tenis Federasyonu'nun düzenlediği "AO Play-off Wild-Card" turnuvasını kazandı Olivia Rogowska gibi önemli bir ismi mağlup ederek. Fizik olarak bazı sorunları gözüküyor. Onları halledebilirse ve servisini de biraz daha etkili bir hale getirebilirse WTA Tour'da mücadele ederken görebiliriz yine Dellacqua'yı. Kadınlarda seribaşıların süpürge misali neredeyse oyun bile vermeden tur geçtikleri bir günde biraz olsun çekişme ve heyecan yaşattığı için de ayrıca teşekkürler İtalyan asıllı Avustralyalı'ya...

Djokovic'in Şansı

Az önce sona eren 3. tur maçında Novak Djokovic, Özbek rakibi Denis Istomin'i 6-1, 6-1 ve 6-2'lik setlerle çok rahat geçerek 4. tura yükseldi. Djokovic'in 4. turdaki rakibi ise, Polonyalı Lukasz Kubot olacak. Kubot, 3. turda Mikhail Youzhny ile oynayacaktı; ancak Youzhny sakatlığı sebebiyle maça çıkmayınca walkover ile tur atladı Polonyalı raket.

İlk turda Gimeno-Traver, ikinci turda Chiudinelli, üçüncü turda Istomin ve arkasından 4. turda Kubot. Bu 4 oyuncunun hepsinin ATP Tour'daki sıralamasının ortalamasını alınca ortaya 81 gibi bir rakam çıkıyor, ki bu 4 raketten hiçbirisi ilk 50'de bile değil. 3 tanesi 50-100 arasında, bir tanesi - ki o Istomin oluyor - 105. basamakta.

2 saat kadar sonra başlayacak akşam seansında Tsonga da kaybederse Djokovic'in çeyrek final kurası da epey kolaylaşacak.

Peki Djokovic, bu lokum gibi kurasıyla rahat rahat ilerlerken diğer önemli raketler kimlerle oynuyor ilk 4 turda, bir de ona bakalım.

Federer, ilk turda Andreev ile oynadı ki nasıl bir oyuncu olduğu malum, Federer'i nasıl zorladığını da gördük. İkinci turda Hanescu belki Federer'i zorlayamadı ama o da kötü oyuncu değildir. 3. turdaki Montanes, sert kortta kötü bir oyuncu, bu turdaki kurasını şanslı sayabiliriz Federer'in. 4. turdaki rakip ise, Hewitt-Baghdatis ikilisinden biri olacak, ki ne kadar zorlu olduğunu da sanırım söylememe gerek yok. Çeyrek finalde de Verdasco-Davydenko galibi Federer'i bekliyor olacak. Tabii, Federer 4. turda bir kaza yaşamazsa.

Nadal, ilk iki turda kolay rakiplerle oynarken, 3. turda bir seribaşının oynayabileceği en zor oyunculardan birisine karşı, Kohlschreiber'e karşı oynadı. 4. turdaki rakibi Ivo Karlovic, sadece servisiyle var olan bir oyuncu olsa da, servisi kendi ortalamasının da üstüne çıktığı zaman, top 10 oyuncularının bile canını sıkabilecek kapasiteye sahip. Çeyrek finaldeki olası rakip ise, Andy Murray...

Dünyanın 1 ve 2 numarası nispeten zorlu ve taşlı yollardan geçerken, 3 numaralı Novak Djokovic uzun zamandan beri süregelen grand slamlerdeki kura şanssızlığını bu turnuvayla yenmiş gibi duruyor. Yenmek bir yana, görüntüyü tersine bile çevirdiğini söyleyebiliriz...

19 Ocak 2010 Salı

Eh be NTV Spor...

Onur Akmeriç sürekli yazıyor NTVSpor.net'in hatalarını ama en son yazdığında, bir daha da yazmayacağım demişti. Şimdi, Marsel İlhan'ın 2. tura yükselmesiyle ilgili siteye koydukları haberi okudum da, yazmadan duramadım. Haber şurada;


Evet, Marsel tiebreak'e giden (!) son seti 7-5 kazandı. Bir de "gill Simmons" çekilmese, halimiz niceymiş...

Ayıp denen bir şey var yahu, yeter...

17 Ocak 2010 Pazar

İpek'ten Değişiklik

İpek Şenoğlu, bu yıla partner değiştirerek Letonyalı Dekmeijere ile girmişti. İlk 2 hafta Dekmeijere ile beraber oynadıkları turnuvalarda ilk turdan elendiler. Ben, Dekmeijere haberi geldiğinde kötü bir seçim olduğunu düşünmüştüm zaten ve eğer Avustralya Açık'a da onla beraber girerse ilk turda eleneceklerinden emindim. Ancak, son anda bir sürpriz geldi İpek'ten. Bu sabah çiftler kuraları belli oldu ve tabloda İpek'in partneri Yaroslava Shvedova olarak gözüküyor. Geçtiğimiz sene Shvedova ile birlikte güzel başarılara imza atmıştı İpek, lakin Shvedova'nın teklere odaklanacağını belirtmesi üzerine takım bozulmuştu. Shvedova, teklerde gerçekten de potansiyeli olan ve gelecek vaat eden bir oyuncu. İpek ile çiftler partneri olduğu sırada da iyi sonuçlara imza atmıştı teklerde, US Open ilk turunda Jankovic'i elemeyi başarmıştı misal. Ancak, teklere konsantre olmak için çiftleri bırakan Shvedova, teklerde sürekli kaybetmeye başladı. Bunun daha kötü bir seçim olmuş olduğunu görecek ki, İpek ile beraber çiftler oynamaya geri dönmüş. Veya, sadece 1 turnuvalığınadır bu, biz yanılıyoruzdur. Orasını bilemiyorum.

Kurada İpek/Shvedova ikilisi hiç de fena bir kura çekmemiş. İlk turda 12 numaralı seribaşı ile oynayacaklar, ama geçerlerse 2. turda seribaşı olmayan bir takımla karşılaşacaklar. Onu da geçerlerse 3. turda rakip büyük ihtimalle Petrova/Stosur çifti olacak ve onlara karşı herhangi bir şansları olmayacak. Eğer Shvedova gerçekten isteyerek İpek'le oynayacaksa 3. tur yapacaklarını söyleyebilirim, fakat bu iş İpek'in ısrarı, ricası ile olduysa işler değişebilir. Tabii, her ne olursa olsun bize İpek'e başarılar dilemek düşer...

15 Ocak 2010 Cuma

Avustralya Açık 2010 - Erkekler Kurası


Evet, kuralar çekildi, elemelerden gelen oyuncular da yarın sabah belli olunca tüm eşleşmeler belli olacak. Seribaşıları üzerinden değerlendireyim.

Federer, ilk turda Andreev ile oynuyor. Fena oyuncu değildir, ama Federer'e zorluk çıkartabileceğini zannetmiyorum. İkinci turda Victor Hanescu muhtemel rakip, 3. turda ise gelebilecek 4 isim de birbirine çok yakın güçteler ve hepsi de Federer için çok hafif oyuncular. 2 ve 3. turları, ilk turdan da kolay geçmesi muhtemel yani Federer'in. 4. turda 3 olasılık bulunuyor. Hewitt, Baghdatis veya Simon. Baghdatis, yaşadığı büyük düşüşün ardından geçtiğimiz sezonun ortalarından itibaren çok hızlı bir şekilde kendini toplamayı başardı, dün iyi bir oyunla Hewitt'i de mağlup etti Sydney'de. Burada da 3. turda Hewitt ile oynaması söz konusu. Simon'u da göz ardı etmemek lazım tabii. Bu 3 oyuncu da iyi oyuncu, ama Federer'i zorlayacak tipte oyuncular değiller.

Federer'in çeyrek final kurası ise fazlasıyla zor: Verdasco veya Davydenko. Açıkçası Federer'in bulunduğu ilk çeyreğin alt tarafı, Federer'in tarafına göre çok daha zorlu. Ernests Gulbis ve Carlos Moya gibi oyuncular da bu bölümde. Davydenko, geçtiğimiz sezon yarı finalde Federer, finalde de Del Potro'yu mağlup ederek Sezon Sonu Şampiyonası'nı kazanmıştı, bu sezona da Doha'da şampiyonlukla başladı. Üstelik, yarı finalde Federer, finalde Nadal'ı mağlup ederek. Tartışmasız turun en formda oyuncusu, ama onun sorunu da 5 setlik maçlarda. Davydenko'nun 3. ve 4. turlarda top 50'deki ortalama üstü oyunculara 5 setlik kaybettiği çok fazla maç var grand slam CV'sinde. Üstelik burada 4. turda, geçtiğimiz yılın yarı finalisti ve flaş ismi Verdasco ile oynama ihtimali bulunuyor. Açıkçası, buradan gelecek isim çok fazla yıpranmazsa, Federer ile başa baş oynayabilir, zira Federer'in formu da pek iyi değil.

Federer-Davydenko'nun bulduğu çeyreğin galibi Djokovic-Soderling'in bulunduğu çeyreğin galibiyle oynuyor. Djokovic'in bu turnuvada en iyi kurayı çektiğini kesinlikle söyleyebilirim. Federer-Davydenko-Verdasco gibi isimlerden sadece birisiyle çarpışacak. Kendi çeyreğinde kağıt üstünde en büyük rakibi olarak gözüken Soderling de yıla çok kötü başladı ve dün Kooyong'da oynadığı hazırlık turnuvasında maçı yarıda bıraktı sakatlığından ötürü. Mutlaka, Avustralya Açık'ta olacaktır ama sağlığı ve formu soru işareti. Zaten, kumaş ve yetenek olarak da bulunduğu yeri hak etmediğini düşünüyorum. Bir top 10 oyuncusu değil yani benim gözümde. Djokovic'in ilk iki tur kurası son derece kolay. 3. turda Jeremy Chardy olası rakibi. Yetenekli oyuncu ve Djokovic ile oynadığında izleyenlere iyi bir maç vaat edebilir, ama Djokovic'i zorlamasını mümkün görmüyorum fazla. 4. turda ise, çok fazla olasılık görünüyor Djokovic için. Youzhny, Gasquet, Robredo, belki Ginepri... İlk turdaki Youzhny-Gasquet maçı tartışmasız ilk turun en büyük maçı. Gasquet, sezona çok iyi başladı, Sydney'deki turnuvada yarı finale kadar yükseldi ve turnuvada oynadığı bütün maçları izlememe dayanarak, şampiyonluk favorisinin o olduğunu düşünüyorum Sydney'de. Çok konsantre ve istekli görünüyor, yeteneği üzerinde tartışmak zaten komik olur. Kendi adıma en büyük isteklerimden biri Djokovic-Gasquet maçı. Kesinlikle turnuvanın en zevkli maçlarından biri olur. Soderling'in 4. turda Tsonga'ya kaybedeceğini, dolayısıyla çeyrek finalde 2008 finalini oynayan iki isim olan Djokovic ve Tsonga'yı izleyebileceğimizi düşünüyorum.

Del Potro, bu hafta açıklanan sıralamada 5 puan farkla önüne geçti Murray'nin ve 4. sıraya yerleşti sıralamada. Dolayısıyla, burada çeyrek finalde Federer-Nadal-Djokovic ile oynamaktan kurtulmuş oldu. Lakin, US Open'dan bu yana sürekli sakatlanıp duruyor, o da dün Soderling gibi Kooyong'daki turnuvada maçını yarıda bıraktı sakatlanıp, ki Soderling'in maçı bırakması daha çok tedbir amaçlı iken, Del Potro'nun durumu daha ciddi gibi gözüküyordu. Ben, onun burada final-şampiyonluk göreceğini zannetmiyorum açıkçası... Kurası da kolay değil. 2. turda James Blake ve 4. turda Cilic ile oynama ihtimali bulunuyor. Ben, Del Potro'nun çeyrek finale gelmeden eleneceğini düşünüyorum diyerek, ilk büyük iddiamı ortaya atayım şöyle. Del Potro'nun çeyreğinde diğer yarıda ise Roddick bulunuyor. Onun ilk 4 tur kurası bence Del Potro'nunki de dahil olmak üzere, en zor ilk 4 tur kurası. İlk turda Thiemo De Bakker ile oynayacak, ki 2006 Wimbledon junior şampiyonu ve geleceğinden çok ümitli olunan bir isimdir. Gerçi 88 doğumlu ve şu ana kadar çıkış yapmaması hayal kırıklığı yarattı ama geçtiğimiz senenin ortalarından itibaren büyük bir fırlama yaptı ve epey gerilerden gelip top 100 yapmayı başardı. Bu seneye de Chennai'de çeyrek final oynayarak başladı. Tabii ki, Roddick'i eleyebileceğini düşünmüyorum ama ilk 8 seribaşından birisi eğer set kaybedecekse ilk tur maçında, buna en yakın isim Roddick diye düşünüyorum. 2. turda çok büyük ihtimalle Thomaz Bellucci ile oynayacak, ki o da benim en favori ve en sevdiğim oyunculardan biridir. Geçtiğimiz yıl müthiş bir patlama yaptı. Şöyle de anlatabiliriz onun durumunu. US Open'da ana tabloyu son anda kaçırıp 1 numaralı seribaşı olarak elemelere girmişti; şimdi ise, ana tabloda seribaşı olmayı sadece 2 oyuncuyla kaçırdı. Dünya sıralamasının 34 numarasında ve bir seribaşının 2. turda oynayabileceği en zor birkaç rakipten biri kesinlikle. En iyi olduğu kort toprak kort açık ara, ve geçen yıla kadar sert kortta berbattı, ama oradaki performansını da biraz toparladı, Roddick'i zorlama potansiyeli bulunuyor. Hatta, eğer Roland Garros olsa, Bellucci'yi maçın favorisi bile gösterebilirdim.

Ve geldik Nadal ve Murray'nin bulunduğu son çeyreğe... Uzun zamandır ilk 4'ün içinde yer alan Murray, bu hafta 5 puan farkla yerini Del Potro'ya bıraktı. Kura öncesi Murray'nin hangi oyuncunun çeyreğine düşeceği en büyük tartışma konusuydu. Şanssız isim, Nadal oldu. Murray'nin şu ana kadar gereğinden fazla pompalandığını ve abartıldığını düşünsem de, çok iyi oyuncu olduğunu kabul etmek gerekiyor. Nadal, 2. turda Leonardo Mayer ile karşı karşıya gelebilir, ki Mayer de potansiyelli gençlerden biridir. 3. turda Kohlschreiber-Isner, 4. turda Stepanek-Karlovic, Nadal'ın olası rakipleri. Dürüst olmak gerekirse, seribaşı oyuncular arasında en kolay ilk 4 tur kuralarından biri Nadal'ınkiler. Murray'nin çeyreği ise en kolayı kanımca. İlk 3 tur rakiplerinde tehlikeli bir oyuncu yok. 4. turda tehlikeli sayılabilecek Monfils de sakatlık ile boğuşuyor, 4. tura geleceği, gelse de Murray karşısında neler yapabileceği şüpheli. Dolayısıyla, Nadal-Murray çeyrek finali, en tahmin edilebilir çeyrek final eşleşmesi şu anda...

Benim final tahminim, Djokovic-Murray... Djokovic de şampiyonluk favorim kura avantajı sebebiyle. Federer'in uzun bir aradan sonra yarı final görmeden elenebileceği - çeyrek finalde - bir turnuva olabilir. Davydenko, grand slam baskısını kaldırmayı başarabilirse bir sürprize imza atabilir. Geçtiğimiz yılın ikinci yarısını kötü geçiren ama yeni yılda oynadığı 2 turnuvada daha hazır ve fit bir görüntü veren Nadal'ın da Murray'i geçerse final oynama ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca, her yıl Avustralya Açık erkeklerde sürpriz bir oyuncu olur. Bu yıl o oyuncu Marin Cilic olacaktır tahminimce...

11 Ocak 2010 Pazartesi

ITF Şaşırma!

Genelde tenisçilerin profillerine bakmak için ATP ve WTA'in kendi sitelerini tercih ederim, ki sanıyorum herkes de öyle yapıyordur. Ama, ITF (Uluslararası Tenis Federasyonu) sitesine de ihtiyaç duyuluyor, future turnuvaları için. ATP'nin sitesinde yalnızca ATP Tour ve challenger turnuvalarıyla ilgili bilgiler bulunuyor, future'lar için ITF'in şuradaki sitesini ziyaret etmeniz gerekiyor.

Biraz önce bu sitede dolaşırken, garip şeylere rastladım. Şunlar gibi;


Hadi, Melanie Oudin ve Maria Jose Martinez Sanchez'in fotolarını bulamadınız böyle bir şey yaptınız diyelim, ki böyle bir şey mümkün değil tabii, yüzlerce fotoğrafı bulunabilir bu iki oyuncunun... Peki şu kızcağıza yaptığınıza ne demeli, aramanıza bile gerek yok yani fotoğraflarını, kendisi karşınıza çıkar zaten... Kimden mi bahsediyorum? Tabii ki de bundan;


Ah ITF ah, çekeceğin var!

10 Ocak 2010 Pazar

İlk Haftanın Özeti

2010 sezonunun ilk haftası Auckland, Chennai, Doha ve Brisbane'deki turnuvalarla geçildi. Açıkçası çoğu kişi sezonun kapanışıyla açılışının bir olduğunu, sadece 2 haftalık bir ara olduğunu söylese de, bana fazla geldi 2-3 gün tenis maçı izlemeyince eski arşivlere dalan biri olarak. Ama neyse ki, başladık yeni sezona ve ilk grand slam için de gün sayıyoruz. Avustralya Açık'ın eleme kuraları bize göre salı sabah saatlerinde belli olacak, ki ona ayrıyetten değineceğiz zaten. Şimdi, haftanın turnuvalarına bakalım.

Eurosport, Brisbane'de Justine Henin'in koşusunu ve Doha'da ilk turdan itibaren 10'dan fazla maç sundu bize. Gerisi için livestream'lerde gezintiye çıktık. Hatta, Chennai için doğru düzgün bir livestream bile olmadığından, hiç maç izleyemedim oradan. Yukarıda yazdığımız sıralamaya göre gidip Auckland ile başlayalım. Auckland'de final 1 numaralı seribaşı Flavia Pennetta ve 3 numaralı seribaşı, wild-card'lı Yanina Wickmayer arasında oynandı. Hafta boyunca çok iyi ve rahat maçlara imza atan bu ikilinin final maçı beklenen çekişmeyi vermedi. Wickmayer, rakibine sadece 4 oyun vererek iki sette zafere ulaştı. Sharar Peer benim açımdan en dikkat çeken oyuncuydu Auckland'de. İsrailli oyuncu özellikle geçtiğimiz sezonun son grand slam'i olan Amerika Açık'ın ardından çok iyi form tutarak 2 turnuva kazanmıştı, bu sezona da iyi başladı. Avustralya Açık'ta sürpriz isimlerden biri olabilir.

Chennai'de ise final bugün oynandı Wawrinka ile Cilic arasında ve son şampiyon Cilic, bu turnuvayı ikinci kez üst üste kazandı İsviçreli'yi 2 tiebreak sonucunda yenerek. Geçen sezon top 50'nin en kötü oyuncusu olarak kabul ettiğim Dudi Sela ise, yarı final gördü burada. Geçen sezonun sonunu çok iyi getiren Janko Tipsarevic de diğer yarı finalistti. Bu ikilinin dışında dikkat çeken üçüncü oyuncu ise, 21'lik Thiemo De Bakker oldu. 2006'nın junior Wimbledon şampiyonu, bir türlü büyük patlamasını yapamamıştı, ama bu yıl onun için çok iyi başladı. Chennai'de çeyrek final gördü ve çeyrek finalde de Tipsarevic'e karşı 7-5'lik setlerle kaybetti. Üstelik, ilk sette 4-1, ikinci sette de 5-3 öndeyken... Bu yıl onun için kırılma yılı olabilir, zira 88'li ve artık yaşı geçiyor...

Brisbane'da Justine Henin, Nadia Petrova ve Ana Ivanovic'i mağlup ederek geldiği finalde vatandaşı Kim Clijsters'a şimdiden sezonun en iyi maçlarından biri olmayı garantileyen bir maçla kaybetti. Mükemmel bir ilk set oynayan ve Henin'in zayıf servislerinden 2 servis kırma çıkaran Clijsters, ilk seti 6-3'le kazandı. İkinci sette de görüntü aynı şekilde devam ederken, Clijsters 4-1'lik üstünlüğü yakaladı iki break farkla. Sonrasında ortaya Henin'in direnci çıktı. Art arda 3 kez Clijsters'ın servisini kırdı ve müthiş bir oyunla Clijsters'ı baskı altına aldı. Final setine de bu moralle 3-0 başlayan Henin, maçı alıp götüreceği yerde duraksadı, kötü bir servis oyunu sonucu servisini kırdı ve maçtan kopan Clijsters'ı tekrar maça ortak etti. 5-4'te Clijsters'ın servisinde 2 şampiyonluk puanı yakalayan Henin bu fırsatları da tepince tie-break'e gidildi. Tie-break'in başında Kim fırtınası vardı. 4-0'la başladı Clijsters ve 6-3'te 3 maç puanı yakaladı. Önce kendi iki servisindeki maç puanlarını kaçırdı, sonra da rakibinin servisindeki maç puanını. 6-6'ya geldi durum ve saha değişimi yapılırken psikolojik olarak ipler Henin'in elinde gözüküyordu ama tenis öyle değişken bir oyun ki, bütün oyunun momentumu bir aksiyon sonucu bile değişebiliyor. Onlardan biri oldu bu noktada, Henin çift hata yaptı ve Clijsters kendi servisinde bir kez daha maç puanı yakaladı ve bu kez affetmeyerek şampiyonluğa ulaştı. Maçtan birkaç saat sonra açıklama yapan Henin, sol ayağındaki sakatlık sebebiyle Sydney'den çekildiğini açıkladı. Açıkçası sakatlık sorunu olduğunu zannetmiyorum, çok büyük bir ihtimalle bu kadar yorucu bir finalden sonra üstüne bir de Sydney'de oynayarak, Avustralya Açık'a yıpranmış şekilde girmek istedi. Hak da vermek lazım, daha yeterli seviyede fit değil efsane.

Erkeklerde haftanın en önemli turnuvası olan Doha'da şampiyonluk Nikolay Davydenko'ya gitti. 3 numaralı seribaşı olan ve çeyrek finalden sonra oldukça zorlu rakiplerle, zorlu maçlar oynayan Davydenko, Avustralya Açık için iddialı olduğunun mesajını verdi. Önce çeyrek finalde servis ustası Ivo Karlovic'i iki tiebreak sonunda geçti, ki Karlovic'ten bir maç içinde 2 tiebreak almak kolay iş değildir. Sonrasında yarı finalde turnuvanın ve dünyanın 1 numarası Roger Federer'i 6-4'lük iki setle ve oyunu baştan sona domine ederek mağlup etti. Tablonun diğer tarafında bulunan Rafael Nadal ise çerez maçlar sonucunda finale kadar yükseldi. Sırasıyla Bolelli, Starace, Darcis ve Troicki'yi mağlup eden İspanyol, bu maçların hiçbirinde set vermedi rakiplerine ve hiçbir sette de 4 oyun ve daha fazlasını kaybetmedi. Finalde bizleri çok güzel bir maçın beklediği kesindi. Ama, ilk sette inanılmaz bir dominasyon gösteren Nadal bagelle aldı seti ve maçın çabuk biteceğinin sinyalini verdi. Ne var ki, olaylar daha farklı gelişti... İkinci setin başıyla birlikte kendi servislerine tutunmaya başlayan Davydenko, setin ortalarında bir de Nadal'ın servisini kırdı ve 5-4'te set için servis atar konuma geldi. 40-15'i yakalayan Davydenko bu oyunda toplam 3 set puanını kaçırdı ve arkasından serivisini kırdırdı. Tiebreak'e iyi başlayan taraf Davydenko oldu 4-1 ile. Nadal sonrasında toparlandı ve 6-5 öne geçti ve kendi servisinde maç puanını yakaladı. Şansının da yardımıyla return'ü iyi yere düşen Davydenko maç puanını çevirdi ve sonrasında 7-6 öne geçerek kendi servisinde set puanı yakaladı. Ancak Nadal yine rakibinin servisindeki 2 puanı alarak kendi servisinde maç puanı şansı yakaladı. İyi servisle oyuna girdi Nadal ve temiz bir winner'la maçı bitirme şansı varken, boş kort yerine Davydenko'nun üstünü seçti ve iyi reaksiyon gösteren Davydenko bu puanı da çevirdi. Tüm bu ikramların ardından Davydenko 9-8'de yakaladığı set puanını harcamayarak setleri eşitledi.

Son sete iyi başlayan taraf Nadal oldu. 1-1'de Davydenko'nun servisini kırdı ve kendi servisini de alarak 3-1 öne fırladı. Kontrolü eline alan Nadal, Davydenko'nun servisinde 2 servis kırma şansı daha yakaladı, ama Davydenko'nun iyi servisleri ve Nadal'ın hataları üst üste gelince Davydenko 3-2'yi yakaladı. Arkasından kontrolü kaybeden Nadal servisini kırdırıp 4-3 geriye düştü ve 5-4'te maçta kalmak için servis atarken rakibine 2 maç puanı şansı verdi. Davydenko, Nadal'ın yaptığı gibi bu ikramı reddetmedi ve ilk maç puanını değerlendirerek şampiyonluğa ulaştı. İki tarafın da iyi tenis oynadığını söylemek mümkün, ama konsantrasyon açısından Nadal daha sorunlu olan taraf olunca, maç Davydenko'ya gitti. Kariyeri boyunca en büyük silahı konsantrasyon olan Nadal'ın, pek çok maçı geriden gelip aldığını biliyoruz. Ama daha önemli bir şey var Nadal adına, o da şu: Nadal, hiçbir zaman açık ara öne geçtiği veya önemli avantajlar yakaladığı maçı rakibine bırakmaz, konsantrasyonunu kaybetmez, heyecanına yenik düşmez. Kendi servisinde maç puanı yakalayıp da kaybettiği son maç 2004 veya 2005'te Nalbandian'a karşı oynadığı bir maçtı. Ondan yana böyle bir şeyle ilk kez karşı karşıya kaldı. Özgüveninde bir sıkıntı var sanırım kötü geçirdiği son 5-6 ay sebebiyle ve bu onun oyun içinde kafasını da etkiliyor. Davydenko maçında ilk seti temiz bir şekilde 6-0 aldıktan sonra, Davydenko'nun ikinci sette servis oyunlarını almaya başlamasıyla birlikte oyununda düşüş yaşandı. Yine final setinde çok büyük bir avantaj yakalamasına rağmen 2 servis kırma puanını kaçırmasının ardından iyi oynayan Nadal, ritmini kaybetti. Davydenko bile maç sonu açıklamasında "6-0'lık ilk set sonrasında açıkçası kazanamayacağımı düşündüm, ancak ikinci setle birlikte geri döndüm ve Nadal'ın da bazı hatalarıyla birlikte maçı kazanmayı başardım." diyor...

Bu haftaki turnuvalarla ilgili söyleyecekler bu kadar...

2. Hafta Turnuvaları

Yeni sezonun ilk haftasını bu sabah oynanacak olan Brisbane ve Chennai erkekler finalleriyle kapatıyoruz. Özellikle Doha ve Brisbane'de bolca dikkat çeken şey vardı. Mutlaka değineceğiz önümüzdeki postlarda, ama önce önümüzdeki haftaya göz atalım bir.

Sydney, Hobart ve Auckland'de turnuvalar var Avustralya Açık öncesi son haftada. Sydney'de joint - yani hem erkek hem kadınlarda - Auckland'de erkekler ve Hobart'ta kadınlar turnuvası bulunuyor. Ana tablo kuraları 4 turnuva için de çekildi, kısaca değinelim.

Auckland'de ilk 4 seribaşı, ilk turu bye geçiyor. Turnuvada 1 numaralı seribaşı İspanyol Tommy Robredo. Geçen sezonun sonunda bu turnuvada adını en tepede görünce, herkes benim gibi "Robredo ve 1 numaralı seribaşı, hmm" diye düşünmüştür şöyle bir. Tabii, sıralamaya bakılıyor, onun üstündeki bir oyuncu katılmıyorsa turnuvaya 1 numaralı seribaşı olabilir, oluyor, ama her şeye rağmen Robredo gibi bir oyuncunun bir ATP Tour turnuvasında 1 numaralı seribaşı olması, olabilmesi garip. Gelgelelim, içinde bulunduğu durumu ilginç bulduğumuz Robredo bu sezona çok iyi başladı. Maria Jose Martinez Sanchez ile birlikte oynadıkları 12 maçın sadece 1'ini kaybederek Hopman Cup'ı kazandılar, ki o kaybedilen tek maç da finalde Martinez Sanchez'in Laura Robson'a kaybettiği maçtı. Robredo 4'te 4 yaptı ve en önemlisi, finalde ilk seti 6-1 kaybettiği Andy Murray karşısında geriden gelerek maçı almayı bildi. Auckland'de de sonuna kadar ilerleyebilir Robredo, zira kurası kaymaklı ekmek kadayıfı tadında. Finale kadar karşılaşabileceği en ciddi rakipler Juan Carlos Ferrero ve John Isner olarak gözüküyor. Şuradaki Isner'ı bile zorlayarak çıkarabildim ancak. Tabii elemelerden gelecek 4 oyuncu da Robredo'nun tarafına düşecek, daha o oyuncular belli değil, onu belirtelim.

Tablonun alt tarafında ise çok güzel bir eşleşme var diyesim geliyor, ama diyemiyorum maalesef. Bahsettiğim eşleşme ilk turdaki Kohlschreiber-Nalbandian eşleşmesi. Bu turnuvaya göre tartışmasız çok iyi eşleşme, ama Kohlschreiber'ın Hopman Cup'taki rezil hali, Nalbandian'ın izleyebildiğim 2 hazırlık maçındaki fit hali, bu maçın bana ağır bir Nalbandian dominasyonunda geçeceğini söylüyor. Bu maçın galibini de Bellucci-Chiudinelli maçının galibi bekleyecek, ki çekişme açısından en fazla tatmin edici eşleşme benim adıma ilk turda bu eşleşme. İki oyuncunun da özellikle geçen seneki oyunlarını çok tutmuştum ve özellikle 22 yaşındaki Bellucci'den ileride daha önemli işler yapmasını bekliyorum. 2 numaralı seribaşı David Ferrer, ikinci turda Chardy-Clement galibiyle oynuyor. Yine Nicolas Almagro, Jürgen Melzer ve Sebastien Grosjean gibi oyuncular da tablonun alt tarafında dengeleri değiştirebilecek kapasiteye sahip. Grosjean'ın adı geçmişken, kendisinin Avustralya Açık için Fransa Federasyonu'ndan wild-card'ı kaptığını da not geçelim.

Sydney'in erkekler tarafında Auckland'de olduğu gibi ilk 4 numaralı seribaşı ilk turu bye geçiyor. 1 numaralı seribaşı Gael Monfils'in, çeyrek finalde Richard Gasquet ile oynama şansı var, ki Monfils bu hafta Brisbane'de yarı finalde ilk finalist Radek Stepanek'e, Gasquet de ikinci finalist Roddick'e çeyrekte mağlup oldu. 3 numaralı seribaşı Stanislas Wawrinka da Monfils-Gasquet ikilisinin tarafında. Başka da tehlikeli olabilecek bir isim görünmüyor tablonun üstünde. Alt tarafta 4 numaralı seribaşı Lleyton Hewitt'in çeyrek finalde Marcos Baghdatis ile oynama ihtimali söz konusu. 2 numaralı seribaşı Tomas Berdych'in de çeyrekte Sam Querrey ile oynama ihtimali bulunuyor. Auckland'de olduğu gibi Sydney'de de tablonun alt tarafı biraz daha karışık ve zorlu görünüyor.

Sydney kadınlarda ise, dünyanın ilk 2 sırasında yer alan Serena Williams ve Dinara Safina ilk turu pas geçiyorlar. Kura sonucu ikinci turda Serena-Justine maçı gözüküyordu, ama Justine sol ayak sakatlığı sebebiyle Avustralya Açık'a kadar dinlenmek istediğini söyleyip çekilince o eşleşme bozuldu. Belki Serena rahat bir nefes almıştır, bilemeyiz. Fakat yine de zorlu bir kuraya sahip Serena, ki öyle olması da doğal, zira burada Venus Williams hariç bütün ilk 10 oyuncuları yer alıyor. Erkeklerde zirvedeki oyuncular ya Kooyong Open'daki özel turnuvada oynuyorlar bu hafta, ya da boş geçiriyorlar haftayı Nadal ve Federer gibi. Grand slamlerde erkeklerin oynadığı 5 setlik maçların etkisi büyük tabii bu tercihte. Serena'nın kurasına dönelim. İkinci turda Martinez Sanchez ve çeyrek finalde Vera Zvonareva ile karşılaşma olasılığı bulunuyor Serena'nın. Yarı finalde de Caroline Wozniacki, Jelena Jankovic ve Flavia Pennetta en kuvvetli ihtimaller. Tablonun alt tarafında bulunan Dinara Safina'ya ise, ikinci turda Agnieszka Radwanska, çeyrek finalde de Elena Dementieva kuraları görünüyor. Yarıda da Kuznetsova, Azarenka ve Lisicki en güçlü adaylar Safina için. Tabii, önce Safina'nın oraya kadar gelmesi gerekecek, o ayrı.

Son olarak Hobart'a değinelim. Sydney'e göre çok çok daha zayıf bir kura mevcut tabii Hobart'ta. 1 numaralı seribaşı Anabel Medina Garrigues, ki geçtiğimiz senenin prestiji en düşük turnuvalarından olan İstanbul Cup'ta bile yanılmıyorsam 3 numaralı seribaşıydı. 8 seribaşı da dahil olmak üzere, tüm oyuncular birbirine yakın seviyede, dolayısıyla bir veya birkaç şampiyonluk adayı göstermek mümkün değil. Benim içimden geçen ve desteklediğim ise, 5 numaralı seribaşı genç İspanyol Carla Suarez Navarro. Geçtiğimiz yılki Avustralya Açık'a Venus'u devirerek damga vurmuştu ve sonrasında da çeyrek finale kadar yükselmişti. Ne var ki, o grand slam sonrasında patlamasını sürdüremedi. Turnuvalarda sürekli birkaç maç kazanıp elendi. Sıralamada hala ilk 50'de tabii ama yetersiz böyle bir yetenek için. En son geçtiğimiz hafta Auckland'de Pennetta'ya karşı oynadığı oyunla hayal kırıklığına uğradım. Avustralya Açık'taki puanlarını korumasını ümit ediyorum, ama bu pek kolay gözükmüyor...

4 turnuvada da ana tablo maçları bu gece itibariyle başladı bile. Genel olarak bakıldığında kadınlar Sydney dışında düşük profilli turnuvalar olsa da, Avustralya Açık öncesi çoğu raket hakkında fikir edinmek için son şans olacak bu, dolayısıyla önemli...

20 Aralık 2009 Pazar

Lindahl ve Dellacqua Ana Tabloda

Bu hafta Avustralya Tenis Federasyonu'nun, kazanana Avustralya Açık için ana tablo wild-card'ı verdiği play-off turnuvası oynandı. Turnuva, sadece Avustralyalı oyuncuların yer alabildiği yerel bir turnuvaydı tabii. Erkeklerde ve kadınlarda 16 oyuncu wild-card için mücadele verdi. Önce, 4 tane 4'erli gruba ayrıldı oyuncular, sonra gruplarında ilk 2 sırayı yer alanlar; çeyrek final, yarı final ve final olmak üzere yolun sonuna ulaşmak için savaştılar.

Erkeklerde, 1 numaralı seribaşı Brydan Klein grup aşamalarında turnuvaya veda etti. Greg Jones ve John Millman gibi sağlam oyuncular yarı finale kadar yükselme başarısını gösterdiler. Finalde ise, 2 numaralı seribaşı Nick Lindahl ile 4 numaralı seribaşı Bernard Tomic karşılaştı. Tomic, 18 yaşında ve Avustralya'nın gelecek adına büyük ümitler beslediği bir oyuncu. Daha önce junior'larda 2 grand slam kazanma başarısını gösterdi. Ayrıca geçtiğimiz sene Avustralya Açık'a wild-card ile katılıp, 2. tura yükselmeyi başarmıştı. 5 set üzerinden oynanan finali Lindahl, 5 maç puanı kurtararak, 6-7(8), 6-1, 4-6 7-6(8) ve 6-3'lük setlerle kazanmayı bildi.

Kadınlarda 1'den fazla öne çıkan oyuncu vardı şampiyonluk için. Alicia Molik, Casey Dellacqua, Olivia Rogowska gibi... Molik grup aşamalarını çok rahat geçti lakin çeyrek finalde turnuvaya veda etti. Dellacqua ve Rogowska ise, grup aşamalarında aynı gruba düştüler. Maçı, 7-6(9) ve 6-0'lık setlerle Dellacqua kazanmayı başardı. Rogowska, grubunda oynadığı ikinci maçı da kaybetmesine rağmen, son maçını kazanarak, set averajıyla grubu 2. sırada tamamladı. İşte, bu gruptan çıkan Dellacqua-Rogowska ikilisi, çeyrek ve yarı finalde rakiplerini geçerek finalde tekrar karşı karşıya geldiler. İlk seti 6-1 ile kazanan Rogowska ikinci sette de 5-2'yi yakaladı. 5-3'te maç için servis atarken servisini kırdı. 5-5'te servisini kırdırıp, 6-5 geriye düştü, ancak Dellacqua set için servis atarken servis kırmayı başardı. Rogowska, tie-break'te 3 kez maç puanı yakalamasına rağmen bunları değerlendiremedi ve tie-break'i aynı grup maçında olduğu gibi 11-9 ile kaybetti. Sonrasında son seti de 6-3 ile kazanan eski top 50 oyuncusu Casey Dellacqua ana tablo biletini kaptı. İyi bir geri dönüş onun adına. Ama izleyebildiğim maçlarında en çok fiziği dikkatimi çekti. Fazla kiloları çok net belli oluyor ve bir an önce - mesela Avustralya Açık'a kadar - kendisine bir fitness antrenörü bulup bu sorununu halletmesi gerekiyor.

İki 18 yaşındaki genç oyuncu, maç puanları kaçırıp yenilmelerine rağmen, wild-card için şanslarını hala koruyorlar. Hatta şans korumanın ötesinde, wild-card almaları kesin gibi. Bu yüzden onlar adına büyük bir sorun gözükmüyor, mental güç açısından kötü sinyal veren bu maçlar dışında...

Avustralya Açık ana tablosunda 8 tane wild-card'lı oyuncu olacak. Kontenjan dağılımı şu şekilde;

1. Australian Open Play-off Winner
2. USTA Play-off Winner
3. Asian Tennis Federation
4. Federation Française de Tennis
5. Tournament Director
6. Tournament Director
7. Tournament Director
8. Tournament Director

Genel tabloya bir kez daha bakalım bu veriler eşliğinde. Erkeklerde; Avustralya Açık play-off şampiyonu Nick Lindahl wild-card'ı aldı. USTA (Amerikan Tenis Federasyonu) play-off şampiyonu Ryan Harrison, wild-card'ı kesinleştiren ikinci isim. Asya wild-card'ı ise, ana tabloya sıralaması yetmeyen ve ana tablo dışında kalıp da en iyi sıralamada bulunan Asya kıtasına mensup bir oyuncuya veriliyor. Bu da, şu anki görüntüde Somdev Devvarman olacak. Fransa Tenis Federasyonu, wild-card'ı kime verdiğini 2 hafta sonra açıklayacak. Çok fazla aday var ama en öne çıkanlar Josselin Ouanna ve Guillaume Rufin. Benim gönlüm Rufin'den yana, ama Ouanna'nın alacağını düşünüyorum. Geriye kalan 4 wild-card spotu ise, turnuva direktörü tarafından Avustralyalı oyunculara dağıtılacak. Bernard Tomic ve Brydan Klein'ın kesinlikle alacağını düşünüyorum. Geriye kalan 2 wild-card'ın ise John Millman ve Greg Jones'a gideceği inancındayım.

Kadınlar tarafına göz atalım. USTA play-off şampiyonu CoCo Wandevegh'in wild-card'ı kesin. Aynı şekilde Avustralya Açık play-off şampiyonu Casey Dellacqua'nın da. Asya wild-card'ı ise Sesil Karatantcheva'ya gidecek. Fransa wild-card'ı erkeklerde olduğu gibi burada da şu an için belirsiz. Normali, 93 doğumlu büyük yetenek Kristina Mladenovic'in almasıdır bu wild-card'ı, ama o eleme oynamak istediğini açıkladı tecrübe kazanmak adına. Bu wild-card da iki hafta sonra açıklanacak. Geriye kalan 4 spot, erkeklerde olduğu gibi, turnuva direktörü tarafından kendi vatandaşlarına dağıtılacak. Birinin zaten Justine Henin'e verildiği onaylandı. 2 ve 3. wild-card'ların da Olivia Rogowska ve Alicia Molik'e gideceği çok açık. Son wild-card hala şüpheli. Genç yeteneklerden öne çıkan Monica Wejnert var aday olarak. Onun haricinde tur sıralamasında 110. basamakta bulunan ve ana tablo için önündeki 6 oyuncunun çekilmesini bekleyen Jarmila Groth'a verilebilir wild-card. Tabii, bir de Yanina Wickmayer var. Lakin, turnuva direktörü Wickmayer'e wild-card verilmesi konusunda pek ümitvar konuşmadı. Kısacası, son wild-card'ın kime gideceği hala belirsiz kadınlarda...

Geri sayıma devam ediyoruz. 28 gün kaldı...